Etohum.tv

En Son Videolar


Arama






4 Kasım 2010 Dragon’s Den’in yapımcısı- İdil Belli

Yer: İstanbul

Tarih: 04/11/2010

Konuşmacılar: İdil Belli

Şirket: Dragon’s Den

Konu:  İdil Belli ile keyifli bir sohbet

KISALTMALAR

BB: Burak BÜYÜKDEMİR
İB: İdil BELLİ
S1 / S2 / S3 / S4 / S5 / S6 / S7 : Soru soran kişiler için tanımlanmış değişkenler.

Hazırlayan: Mehmet Tashanligil

 

BB:Dragon’s Den’i Türkiye’ye getirme fikri nereden ve neden doğdu? Dragon’s Den Dünya’da ilk nasıl gelişmiş, ilk çıkışı nasıl?

İB:Dragon’s Den aslında Japonya’da 2000 yıllarında çıkmış bir fikir. İlk olarak Japonya’da yapıldığında adı da Tigers of Money, Dragon’s Den değil. Japon yatırımcıların bilinmeyen gizli bir mekana gerçekten bir fiil paralarla gidip kendilerine gelen iş fikirlerini anında değerlendirip, çoğunu sen git buradan harakiri yap deyip, bir kısmına da bir fiil orada (Japonya’da söz akittir) paraları vererek iş kurdukları, başlattıkları, ortak oldukları bir proje.

BB:Neden bilinmeyen bir yer bu arada?

İB: Herhalde nakit paralar ve belki gizli konuşmalar ve büyük yatırımcılar var diye, bilemiyorum, belki televizyon için yaratılmış bir mizansen o. Bizim ki de bir mahzen gibi gözüküyor ama biz stüdyoda çekiyoruz İngiltere gibi. Ben bunu seyrettim, 2002 senesiydi, hayran oldum, yani harika bir fikirdi bence. Ben işletme okudum her zaman yeni fikirlere, yeni işlerin kurulmasına hep ilgi duymuşumdur. Ama o zaman çok erkendi, Türkiye’de böyle bir projeyi ekrana taşıyamazdık. Yani kimseye bunun birileri tarafından izlenecek bir televizyon programı olduğunu, olacağını anlatamazdık. Ayrıca ne yatırımcı ne de girişimci bulabilirdik o dönemde. Amerikalılar da benim baktığım gibi bakmışlar projeye, haliyle Dünya’daki birçok insan gibi. Sonny projeyi sahiplendi ve proje ilk olarak Japonya’dan sonra İngiltere’de hayata geçti. Şimdi Bloomberg’de yayınlanan BBC versiyonları, esas olarak bundan 8 sene önce yayına başladı. Ardından Dünya’da birçok ülkeye yayıldı. Girişimciliği bir anlamda popüler hale getiren takdir gören bir program haline geldi. Geçen sene ilk defa bunca sene sonra, programı manage eden, yani yöneten de bir Amerikalı şirket olmasına rağmen, Amerika’da ancak geçen sene biraz krizin de etkisiyle ABC’de yayına girdi, oradaki adı da Shark Tank. Onlar da bu sene ikinci sezonlarını çekiyorlar, yakında yayınlanmaya başlayacak. Amerika, Nijerya, İsrail, Rusya ve aklınıza gelebilecek her ülkede Dragon’s Den’ler çekildi. Bizim için de doğru zaman ancak bu sene oldu. Açıkçası biraz bu işler zamanlama ve doğru partnerler ile oluyor. Bloomberg doğru bir partner oldu bizim için. İş dünyasına yönelik bir kanal, belli bir ciddiyeti olan bir kanal, projeleri reyting uğruna harcamayan bir kanal. Bu tarz kanalların Türkiye’de yayın hayatına başlaması, girişimciliğin öneminin anlaşılması, girişimciliğin gündeme gelen bir konu olmasıyla biz de bu sene bu projeyi hayat geçirme şansını elde ettik.

BB:Kanalın buna ikna olma süreci zor oldu mu? Çünkü bu tür programlar yığın kitlere, herkese hitap etmiyor, daha çok ekonomi hatta girişimcilikle ilgili kitleyi etkiliyor buradaki programlar. Bloomberg’in bunu şey yapması da çok önemli bence, çünkü girişimcilik algısı bakımından da burada yaratılan birçok vaka var demin gördüğümüz gibi. Orada alınacak dersler var aslında, girişimcinin konuyu bilmemesi birinci alınacak ders. Yatırımcının en çok baktığı şey bu, ikinci bir girişimci de böyle geliyorsa gene alamama şansının büyük olduğunu gösteriyor bu. Girişimcileri nasıl seçiyorsunuz?


İB:
Girişimcileri geniş bir panelle seçmeye çalışıyoruz ama o panele gelene kadar girişimciler belli aşamalardan geçiyorlar. Bu aşamalardan bir tanesi tabii ki yazılı bir başvuru. İnternetteki sayfamızdan yapılan bir başvuru. Orada projenin ne kadar iyi anlatıldığı, ne tarz dökümanlarla desteklendiği çok dikkat çekici bir unsur oluyor. Devamında bir telefon görüşmesi yapılıyor, telefon görüşmesinde girişimci konuya ne kadar hakim, projenin ya da işin neresinde, bundan sonra sunum yapabilmesi için gerekli olan bilgilere ya da materyale, donanıma sahip mi anlamaya çalışıyoruz, o aşamaları geçen girişimcilerle yüz yüze görüşme yapılıyor, o yüz yüze görüşme ayrıca kameraya da kaydediliyor. Bizim karar veren komitemiz çok geniş, hem kanal hem biz prodüksiyon tarafında olmakla beraber bize destek veren Cem Bey var MCBBS yönetim danışmanlığı firması, onların görüşleri, ayrıca bir ekonomist, mali müşavir, editörümüz farklı açılardan değerlendiriyorlar projeleri. Tekrar tekrar izlenerek oradaki kişiler bir sıralamaya sokuluyor, yani çok fazla “hayır bu kişi olamaz” denmiyor oraya kadar gelmişse artık kişi. Ama belli bir yelpaze ve belli bir ağırlıkta gitmesi gerekiyor çekimlerin o yüzden sıraya konuluyor. Bu yüzden de pek çok kişi seçilmediğini zannediyor, geri dönüş olmadığını zannediyor, bizim herhalde Ağustos ayında görüştüğümüz kişilerden ancak daha gelecek hafta çekime gelenler var.

BB:Başvuru sayısı sanırım çok yüksek?

İB:
Başvuru sayısı genel bir televizyon programına göre çok yüksek, evet.

BB:Bütün başvuranlar sonuç olarak İstanbul’a geliyorlar değil mi?

İB:
Evet, Türkiye’nin her yerinden hem ön elemeler için hem de tabii ki çekimler için İstanbul’a gelmeleri gerekiyor.

BB:Şimdiye  kadar kaç yatırım oldu bu arada?

İB:Şu ana kadar 6 yatırım oldu birinci sezonda, ikinci sezonun ilk çekim gününde sadece 1 günde 3 tane oldu, toplam yatırım 9. Bu arada birinci sezon yatırım miktarı bir milyonu geçmişti, tahmin ediyorum bir milyon yüz bin civarında. Sadece ikinci sezon ilk gün dokuz yüz bin liralık yatırım çıktı.

BB:O zaman çok iyi adaylar geliyor olmuş olması lazım.

İB:Öyle denk geldi, evet.

BB:Peki sizin Türkiye’deki girişimcilik ekosistemi ve kültürü konusundaki düşünceleriniz neler? Yani Türkiye’de uzun süredir kendi girişiminizi ve şirketinizi kurarken yaşadığınız sorunlar, işin ilginci Dragon’ların hepsinin hikayesi farklı, hepsi girişimci ve birinci kuşak girişimci. Ve sizin seçim kriterleriniz arasında bu da var sanırım. Onların hikayelerini de aslında kısa kısa yayınlıyorsunuz programda. Sizin görüşünüz nedir? Türkiye’deki girişimciye bakış açısı, zorluklar, buradaki girişimcilerin de daha sonra karşılaşacakları problemler neler Türkiye’deki ekonomide.

İB:Benim, mesela şahsen girişimcilik hikayem çok büyük zorluklar içermiyor, açıkçası çok büyük, yani böyle heyecanlı bir hikaye de içermiyor, yani böyle bir tane enteresan fikir buldum, şirketi kurdum, sonra sattım, büyüttüm, süper vs. gibi bir hikaye değil. Çok sıradan bir hikaye, aslında şıklardan yanlış olanları eleyip kalanlardan ilerlenilen, öyle gelişen bir hikaye. Yani ne olmak istemediğimi bilip onları eledikçe artık bana kalan seçeneklerden çıkardığım mecburi sonuçlardı. Televizyon seyretmeyi çok seviyordum mesela. Bütün bu süreçleri geçtikten sonra, üniversiteden mezun olduktan 8 sene sonra televizyonun gerisinde gerçekten büyük bir sektör olduğunu idrak ettim ve bu alanda bir şeyler yapmak istedim. İşte, bir şirkete girdim ve kendimce en fazla deneyime sahip olabileceğim, bana en fazla tecrübeyi kazandıracak bir şirketti bu. Yani bir kanalda basamakları çıkarak yönetici olmak değil, daha yine girişimcilik tarafında kendime bir şeyler yapmak alanında ve hard-working, yani gerçekten çalışmayla bir takım ortaya çıkan ufak tefek fırsatları değerlendirerek oluşmuş bir girişimcilik oldu. O noktanda sonra da gelişti, kendini korudu ama ben hiçbir zaman çok büyük riskler almadım ve şirketimi çok büyük yerlere taşımadım. Onun yerine daha ziyade, çok istikrarlı ve sürekliliği olan bir iş yürütmeye çalıştım. Bence Türkiye’de bu çok önemli, aslında sadece Türkiye’de değil, bütün Dünya’da önemli. Yani küçük ve orta ölçekli işletmelerin hepsine gerçekten başarılı girişimcilik hikayeleri olarak yaklaşmak ve bunu mümkün olduğunca yaygınlaştırmak bir ülkenin ekonomisine büyük katkı sağlayacak bir unsur diye düşünüyorum.

BB:Yurtdışı ile kıyasladığımızda Türkiye’deki girişimcilik sistemi nasıl durumda sizce?

İB:Bayağı geride, yani sistemden öte kültür olarak bakarsanız: şimdi benimde çocuklarım çok küçük, yabancı bazı programları seyrettiklerinde görüyorum. Dünyada ilk defa kulaklarını soğuktan korumak için, ne deniyor ona bilmiyorum hani kulaklarını kapatırsınız ya, onu keşfeden çocukmuş, bu mesela çok büyük paralar kazanmış çünkü kulakları çok üşürmüş. İşte çizgi filmler bunları anlatıyor çocuklara ve diyor ki sen neyi keşfedeceksin, sen neyi icat edeceksin, sen neyi başaracaksın? Bir kere yurtdışında böyle bir kültür var, yani çocukları teşvik eden girişimci olmaya, bir şeyler üretmeye ve belki de özgüvenlerini ortaya çıkmaya teşvik eden bir kültür var. Bizde bu biraz eksik. Daha farklı bir kültürden geliyoruz, oradan başlıyor her şey bence.

BB:Peki Dragon’s Den yayına girdikten sonra tepkiler nasıl oldu? Yani hem yatırımcılar, hem girişimciler hem de seyirciler açısından?

İB:Çok farklı tepkiler oldu, çok övgüler geldi. İlk defa televizyonlarda zevkle izleyeceğimiz bir program oldu, her şeyden çok farklı bir program oldu, girişimcilik adına çok hoş bir şey oldu tarzında övgüler geldi. Dragon’s Den tabii çok bilinen bir marka olduğu için ve farklı versiyonları internetten ya da Bloomberg’den izlendiği için o versiyonlarla karşılaştırmalar çok oldu, o karşılaştırmalardaki bakış açısı ile bize geri dönen eleştiriler oldu. Onları da mümkün olduğunca elekten geçirerek programa daha katkısı olabilecek biçime getirmeye çalıştık.

BB:Peki 1. sezonda kaç bölüm çekildi?

İB:12 bölüm olacak.

BB:2. sezon da ocak ayında mı başlayacak?

İB:Evet, aralık ortasına denk geliyor, belki ocak ayının başında.

BB:Dragon’s Den çıktıktan sonra diğer rakip kanallarda da buna benzer programlar yapılmaya başlandı sanırım?

İB:Daha da olabilir. Şimdi bir tane NTV planlamasına koydu, yani Dünya’da zaten Dragon’s Den ile birlikte çok rastlanılmış bir durum bu, birçok yabancı dragon, kendileri farklı girişimcilik programları yapmışlar, hatta bunun daha popüler eğlence versiyonları e-entertainment da bile diyeyim size, farklı farklı kanallarda yapıldı. Yani bu da programın aslında güzel bir matematiği, başarılı bir kimyası olduğunu gösterir. Ben isterim Türkiye’de mümkün olduğunca fazla olsun. Böylece girişimcilik gerçekten olabildiğince daha geniş kitlelere yayılsın daha fazla insan motive olsun motive olurken de biraz geriye dönsün kendine baksın ne yapmak istediğini doğru planlasın ona göre çaba göstersin ve sonuca ulaşsın.

BB:Kadın girişimcilerin sayısı az…

İB:Çok az, gerçekten çok az. Ona üzülüyoruz, ve kadın girişimcileri davet ediyoruz. Kadın girişimcilerin sayısının az olmasıyla birlikte henüz yatırım alan bir kadın girişimci de yok.

BB:Bir sebebi var mı bunun?

İB:Yok, hayır yani oran olarak az olunca, haliyle az oluyor. Yani sonuçta bir sezonda 6 yatırım çıktıysa aşağı yukarı 120 tane iş görülmüştür herhalde, onların arasından çıkmıştır bu. Bunların içinde kadın az olduğunu düşünürseniz…

BB:Bir kota koyuyor musunuz mesela kadın için daha fazla, ayrımcılık yapıyor musunuz?>

İB:Yapıyoruz, gerçekten pozitif bir ayrımcılık yapıyoruz, kadınlara ve engelli girişimcilere pozitif ayrımcılık yapmak istiyoruz ve yapmaya çalışıyoruz.

BB:Bu aslında bir sonraki şeyleri de pozitif etkileyecektir. Peki yatırım yapılan girişimlerin durumunu takip ediyor musunuz?

İB:
Ediyoruz, her gelişmeyi mümkün olduğunca takip ediyoruz. Sadece bilgi olarak değil, kamerayla da takip ediyoruz ve onların hepsini sezon sonunda uygun bir vakitte izleyiciye de takip bölümü olarak montajlayıp yayınlayacağız.

BB:Nasıl gidiyor bu arada takip ettikleriniz arasında, büyüyen, satışlarını arttıran var mı?

İB:Süreçler çok kısa, yani siz de biliyorsunuz sonuçta bir şirketin kurulması ya da bir ortaklığın yapılması gerçekten uzun vakitler alan bir süreç. Yani ortada bir şirket varsa bunun hesaplarının incelenmesi, anlaşmalarının yapılması, due deligions dediğimiz süreç minimum 6 ay olabilir çok daha uzun sürelere gidebilir. Ama biz çok şanslı çıktık, mesela projelerden bir tanesi anlaşmasını tamamladı ve işler hale geldi diğerleri de bu süreçte ilerliyor. 1, 2’sinde zorluk olduğunu hissediyoruz, belki aşılabilecek belki aşılamayacak, göreceğiz. Ve hepsinin hem gidişatını hem de sonucunu aktarmaya çalışacağız, biraz da o yüzden mümkün olduğunca geç yayınlamak istiyoruz bu takip sürecini ki daha fazla veri ile yayınlayalım.

BB:İngiltere’deki örneği baz alırsak, onlarda yatırım yapılıp başarıya ulaşmış girişimci sayısı veyahut miktarı belli mi? Veyahut ulaşılmış ciro. Böyle rakamlar var mı?

İB:Hayır, açıklamıyorlar. Yani program sırasında yayınlananların bir istatistiği çıkarılabilir. Herkes görüyor yani eline bir kalem kağıt alıp hesaplayabilir. Ama gerisi artık o kişilerin özeline giriyor, özel iş yaşantısına giriyor, ne kadar kar ettiler, ne sonuçlar elde ettiler kısmında açıklanmış veriler yok açıkçası.

BB:Peki deminki soru gibi örneğin programda çok pozitif yatırım yapma kararı alınmış ama program sonrasında aslında programda sunulan veyahut girişimcinin anlattığı gibi olmadığı keşfedilen durumla olabiliyor mu?

İB:Olabiliyor tabii olabiliyor. Biz elimizden geldiğince inceliyoruz projeleri ama her daim olabiliyor bunlar. Biz şirketin incelemesi başladığında 1 sene sonra bile bir takım beklenmedik unsurlar çıktığında çok büyük firmalar ortaklıktan vazgeçebiliyorlar, bizde de olabiliyor ama şu ana kadar çok kesin net bir durum yok.

 

BB:Ben salona da döneceğim, sorularınız varsa alabiliriz?

S1:Benim 2 tane sorum olacak, birincisi sonuçta bu yarışmanın 2 amacı var. Benim hayal ettiğim amaçlarından 2 tanesinden birisi girişimcilik konusunun Türkiye’de özendirilmesi. İkinci bir nokta da girişimcilerin, bu dragon olarak tanımladığımız kişilerin bir iş fikrini düşünürken ki mantalitelerinin öbür insanlara örnek olarak gösterilmesi. Benim ilk sorum, bu programları, -yani kişilerin öğrenme şekilleri farklı ve alışkanlıkları da farklı- televizyon olmasının yanı sıra internetten de bunları yayınlıyor musunuz?

İB:Şu an için yayınlanmıyor ama ileri de yayınlanabilir.Yani bir dünya markası olması nedeniyle belli bir takım hukuk planlamaları var. Full episodeları şuan için internette yayınlamıyoruz.

S1:Programla ilgili olarak bir sorum daha var, hani kişiden kişiye değişiyor ben evde televizyon izlemiyorum, internette bir şekilde bu programların mesela ….. diye bir şey var, videoların transkriptleri yanlarında yayınlanıyor, mesela örnek olarak transkriptleri yayınladığınızda istediğiniz şu bölümleri izleyebilirsiniz diye kullanıcının ilgisini çekebileceği şeklinde bir fonksiyonalite olabilir mi?

İB:Olabilir, güzel bir öneri. Daha biz yolun başındayız bu tarz şeyleri değerlendiririz. İnşallah daha farklı böyle online versiyonlarını çıkarmak, mesela girişimcilerin projelerini video olarak yollaması, izleyicilerin onları rank etmesi mesela değerlendirmesi, oranda çıkan en iyi projelerin en yüksek not alan en çok talep alan projelerin dragonlara, yatırımcılara yollanması gibi şeyler düşünüyoruz. İnşallah zaman içinde yapılacak.

S2:Yatırım aramaya gelen girişimciler arasında internet girişimcilerin oranı nedir?

İB:Tam yüzde olarak söyleyemeyeceğim ama beklediğimizden az.

S2:Peki yatırımcıların internet girişimcilerine bakış açısı hakkında bir şey sorarsak?

İB:Benim de bildiğim kadarıyla Etohum toplantılarında da Nevzat Bey sürekli dile getiriyor, daha çok internet fikri daha çok internet projesi istiyor. Çok pozitif ve talepkar bir yaklaşım var.

S2:Peki yatırımcıyı nasıl seçiyorsunuz?

İB:Yatırımcıların seçilmesindeki kriterler şunlardı: Hepsi şu anki bulundukları noktaya kendi emekleri ve herhangi bir aile desteği ya da miras diyeyim almadan gelmiş kişiler, hepsinin alanları birbirinden farklı, hepsi farklı iş alanlarında çok farklı tecrübeler edinmişler, başarılı ve başarısız oldukları işler var geride. Hepsi aslında başarmış insanlar, yani hepsi sizin bizim gibi insanlar. Yani onlar nasıl yapmışlar, neleri yanlış neleri doğru bakıp görüp örnek alabileceğimiz kişiler. Ve hepsi farklı sektörlerden ve hepsi bir çok sektöre yatırım yapmak isteğiyle geldi.

S2:Peki oranda yatırım almayan bir fikrin dışarıdan bir yatırımcının ilgi göstermesi konusunda yine size mi ulaşılması gerekiyor?

İB:Eğer ulaşılabiliyorsa girişimciye ulaşılıyor, ulaşılabiliyorsa kanala ulaşılıyor. Biz girişimcilere soruyoruz bunu daha önce herhangi bir negatif yaklaşımınız oluyor mu diye, daha bize yok aman diyen çıkmadı. Haliyle çok farklı yerlerden çok güzel talepler geliyor, bir araya getiriyoruz insanları. Sonuçta amaç orada bir fikrin doğması, bir işin gelişmesi, bir ortaklığın olması, program içinde de olabilir dışında da olabilir

.

S3:1. yılda hangi sektörlere yatırım yapıldı? 2. soru pozitif ayrımcılık yapılıyor diyorsunuz ama bunda ticari bir kaygı var mı programın? Yoksa sosyal sorumluluk olarak mı?

İB:Pozitif ayrımcılık kadınlara yapıyoruz ben Kadiger üyesiyim, kadın girişimcilerin her zaman desteklenmesi ve önlerinin açılması taraftarıyım. Mümkün olduğunca bu yüzden kadın girişimcilerimize olanak sağlamaya çalışıyoruz ama bu her gelen kadın girişimciyi ekrana taşıyoruz anlamına gelmiyor, maalesef elemek zorunda olduğumuz çok sayıda kadın girişimci de oldu şuana kadar.

S3:Burada ticari başarı mı sizin için ön koşul, yani bire sekiz yapmak mı? Onu tam kafamda çözemedim.

İB:Yani tabii ki yatırım alacak bir işin karlı olduğunun ortada olması çok önemli bir faktör, bir yatırımcı ancak karlı gördüğü işe yatırım yapar. Ama biz ona karar veren taraf değiliz.

S3:Ama yatırımcılarda ticari bir kaygı var o zaman?

İB:Tabii, yatırımcıların ticari bir kaygısı var, Tamamıyla var. Yatırımcılar bu programa kendi şahsi birikimleri, kendi şahsi paralarıyla geliyorlar.

S3:Bir de 1. sezonda hangi sektörlerde girişim kabul edildi?

 

İB:Şu ana kadar gördükleriniz, bir tuğla yatırımı ve pilates stüdyomuz var, henüz yayınlanmamış olduğumuz internetimiz, bir bardak meyvamız var, veterinerlik ürünleri ve led ….. var.

BB:Arkadaki soruya geçmeden önce ben bir şey sormak istiyorum, yatırımcılar daha çok yüzdesel olarak diğer ülkelerden farklı anlamda çoğunluğa gitmek istiyorlar. Neden böyle bir tavır var? Ben bunu anlamakta güçlük çekiyorum. Çünkü çoğunluk demek şirketin onların olması demek, yani yatırım değil de şirketin sahibi oluyorlar.

İB:Aslında daha fazla risk, daha fazla sorumluluk, daha fazla iş yükü alıyorlar üzerlerine. Çoğunlukla mecbur kalıyorlar. Bilmiyorum, İngiltere’deki rakamlara o gözle baktınız mı 500.000 £ daha hiç istenmedi, 250.000 £ yapılan en büyük yatırım. Şirket değerlemeleri Türkiye’de yapılmış şirket değerlemelerinin onda biri falan. Şimdi Türkiye’de oraya gelen girişimcilerin çoğu ne kadar bu konuyu onlara açıklamaya çalışsak da -çünkü sonuçta kararlarını etkilemek istemiyoruz biz sadece açıklamaya çalışıyoruz- bir pazarlık marjı bırakarak geliyorlar. Türkiye’de pazarlık vazgeçilmez bir şey. Yatırımcılar da mecburlar hesaplarını kitaplarını yapıyorlar, ya bu işe yatırım yapacaklar, ya da hayır diyecekler. Çünkü oradaki rakamın altında bir para öneremezler. Bu tek kuralımız, başka hiçbir kural yok. Yani oraya çıkan kişi 200.000 TL istediyse ve ona 100.000 TL teklif ediliyorsa el sıkışamadan ayrılıyor. O yüzden 200.000 TL’yi tamamlamak için tek oynayabildikleri, tek pazarlık yapabildikleri yer hisse. O yüzden mecburen daha büyük hisselere hesap kitap yapıyorlar.

BB:Peki fiyatlara neden pazarlık yapamıyorlar? Gerçek hayatta bu böyle değildir.

 

İB: Şimdi bu televizyon programı olma kısmında gelen, gerçek hayattan bu programı ayıran tek unsur, tek kriter. Biz de ona uymak zorundaydık ve uyduk. Programda belki daha akıllıca bir sunum ve akıllıca bir fiyatlandırma yapmayı gerektiriyor. Bu inşallah bizim girişimcilerimize de yansır ve böyle ilerler bundan sonrakiler. Birde izleyicinin olayı takip etmesini biraz kolaylaştırıyor. Yani orada bir taraftan fiyat bir taraftan hisse pazarlığı var, o şu kadarsa bu kadar, bu kadarsa şu kadar olursa, yani biz zaten 1 saatlik işten 4 dakika montaj çıkarıyoruz, maksimum 10 dakika, anlatamayız bunu izleyiciye, seyrettiremeyiz. Orada bir şeyin sabit kalması lazım ki kolaylaşsın iş.

BB:Yani o zaman aslında sorun girişimcilerde?

İB:Yani çoğunlukla öyle. Sorun demek buna, bilemiyorum..

BB:Çünkü yurtdışında izlediğimizde % 20’lerde 30’larda seyrediyor oran olarak.

İB: Yani bir şekilde o zaman içerisinde dengeye oturur. Bir taraftan da hepiniz biliyorsunuz ki Türkiye’de birçok halk, birçok aslında unsur biraz hissedeki majorlükle ilgili de bir konu yani benim bu keysler için değil  ama genelde Türkiye’deki şirket ortaklıklarındaki hukuki yapılanmayla ilgili bir eleştirim olsun bu. O da zorlayıcı bir unsur bence, bir taraftan belki herkes sonu da düşünüyor olabilir.

S4:Bu projelerin, onaylanan projelerin aksiyona dönüşü ne kadar sürede oluyor? Çünkü buraya gelen arkadaşların çoğu genellikle internet ile alakalı, internette zaten oradaki yatırımcılara o fikri satacak kadar açık açık bir sunumla o fikri analiz edip sunduktan sonra, sonuçta bu rogaramda yayınlanıyor ve birçok kişi bunu izliyor. Buraya başvurmadan önce şöyle bir şey yapabiliyor muyuz, yani karşılıklı sözleşme yapıp biz bu iş fikrimi sattıktan sonra eğer yatırım alırsak bu yatırım yazılımı yapılıp finalize edilip ortaya çıktıktan sonra siz bu programı yayınlayabilir misiniz diye biz sizinle bir pazarlık yapabiliyor muyuz? Çünkü internet fikrinin böyle bir korunmasızlığı var, yani bir sürü insanın yazılım şirketi var ve bir sürü parası olan insan var ve iyi bir fikri programda deşifre ettikten sonra biz adamla ortak olup bu işi yapana kadar çoktan gidebilir. Yani böyle bir şey var mı?

İB:Yani siz o fikri ne kadar küçük çerçevede tutmaya çalışırsanız çalışın 5 kişi arasında paylaşsanız bile ve o 5 kişiden bir tanesinin kötü bir amacı var ise gider onu başkasına anlatır, yapar. Önemli olan orada özellikle bence internette de bir fikir bir sürü insanın aklına geliyor, nasıl yapıldığı, nasıl uygulandığı. Biz sadece internet için değil her proje için böyle bir söz veremiyoruz, sonuçta bu bir televizyon programı. Eğer onu hisseden biri varsa belki katılmamayı tercih eder. Ama hemen bir örnek vereyim mesela Car ….. bir internet sitesi projesiydi, daha da yapılmamıştı yayınlandı yatırım almadı ve yayından sonra dışarıdan bir yatırımcı buldu. Yani böyle de bir farklı pozitif örnek var önümüzde.

S4: Son bir sorum, genelde belli rakamlar mesela 200 lira karşılığında %20 hisse almak istiyorum dedi diyelim yatırımcılar, hiç bu 9 tane başarılı olan yatırım alan arkadaşlardan itiraz eden oldu mu? Yani ben 200 lira için bu şirketin %30’unu vermem şeklinde reddeden oldu mu?

İB: Oldu, bir teklif hisse çok yüksek bulunduğu için tamamen reddedildi, bunu zaten bir yatırım diye saymadım, yatırımlar arasında değildi. 4 kişiden ya da 3 yatırımcıdan teklif aldı ve reddedildi. Pazarlık da oldu, yani %5 ve %10 oranlarında geriye çekilip el sıkışılan işler de oldu.

BB:Yatırımcılar çok sert tepkiler veriyorlar, ben ondan biraz şikayetçiyim. Bu programın yapısından mı kaynaklanıyor?

İB:Kesinlikle, orada yatırımcıları siz tanıyorsunuz biliyorsunuz, hiçbiri aktör değiller. Eğer onlara şöyle davranın böyle davranın dersek, bunu yapabilecek hamurda insanlar değiller, dersek de yapamazlar zaten bambaşka problemlerle karşılaşırız. Siz buna benzer süreçler yaşıyorsunuz belki. Sabah 7’de oturuyorlar akşam 7’ye kadar önlerine birbirinden değişik farklı işler geliyor. Hepsine en az 45 dk. 1.30 saat vakit ayırıyorlar. Hiçbiri hakkında en ufak bir bilgileri dahi yok. Yani şimdi kim gelecek o örtünün altından, kim çıkacak bilmiyorlar bunu. Orada soruları ile bunu anlamak, analiz etmek, herkese aynı sabrı göstermek, bir şeyi kaçırmamak için herkese aynı ilgiyi göstermek zorundalar. Sizin burada 4 dakikada, 10 dakikada seyrettiğiniz işler için bayağı bir vakit harcıyorlar. Gün sonuna kadar çok yoruluyorlar. Ve rol yapmadıkları için yeri geldiğinde tepkileri daha ateşli, belki daha tartılmamış ve son derece doğal çıkabiliyor. Yani herkes, öyle bir durumda ben olsaydım Allah bilir neler derdim diyebilir. Ve yurtdışı versiyonlarına göre bizim yatırımcılarımız gerçekten nazik, olaylara kişisel yaklaşmamaya çalışıyorlar. Ben İngiltere’de de çekimlere gittim, inanın siz de İngiliz versiyonlarını seyrediyorsunuzdur, altyazılarda bile görülüyor hakarete varan şeyler var. Projelere ben hayatımda ne senin kadar ne projen kadar salak iş görmedim deyip yolladıkları durumlar oluyor. İnanın yurtdışı versiyonlarına göre biz daha sakin ve masum değerlendirmeler yapıyoruz.

S5:Bizler daha çok internet projeleri yapıyoruz, aslında internet projelerinde çok büyük maliyetler gerekmiyor,  büyük işler başarılabiliyor. Bizler daha çok pazarlama, işte kurumsallaşma, markalaşma konularında sıkıntılar yaşıyoruz, bu konularda destek almamız gerekiyor. Bizim gibi küçük girişimcilere bir kaç ipucu verebilir misiniz?

İB: Programla ilgili olarak mı? Programa başvuru aşamasında, başarı elde edebilmek için mi katılırsanız?

S5:Bizim  gibi küçük girişimciler gerçek hayatta hangi yolları izlemesi gerekiyor?

İB: Çok geniş bir konu bu tabii o kadar çok şey var ki söylenebilecek, yaptığınız işe inanmak onu zevkle yapmak en birinci şey. Bence hiçbir işe, hiç kimse, aa çok iyi bir iş buraya girersem şuradan şu kadar para kazanırım diye düşünerek girmemeli, herkes gerçekten o işe harcadığı vaktin karşılığını tatmin olarak geri alacağı işlere mümkünse girmeli. Bu bir farklılık yaratıyor bence. Ondan sonra yaptığınız işle ilgili sürekli kendinizi geliştirmek, yenilikleri sürekli takip ediyor olmak, bir noktada sırtını dayayıp bu kadar yeter demek değil de daha ileriye götürmek için çaba sarf etmek, ufak tefek tiyolar olsun diyeyim.

S6:Bir girişimci adayı geldi, projesini açıkladı. Dakika bir gol bir, berbat. Her şey yatırımcılar açısından berbat. Sonra o fikrin arkasında kalarak o verdiği cevaplardaki tutarlılıkla kendi lehine çevirdiği oluyor mu? Bu tür şeyler yaşanıyor mu? Siz şahit oldunuz mu?

İB: Şöyle oluyor, daha çok kişisel olarak olabiliyor. Yani proje ve fikir berbatsa o orada düzelmez, düzelemez. Bazı girişimciler çok heyecanlı oluyor, söylemeleri gereken birçok şeyi söylemiyorlar. Sonra sorularda çıkıyor o, ya bunu söyleseydin kardeşim ya, ne kadar iyi bir bilgiymiş bu. Benim ürünüm A+B’yi yapıyormuş, o B birden bire olayı değiştirmiş tarzı olaylar olabiliyor aslında.  Yani sunum çok önemli o yüzden.

S7:Hem yabancı formatta hem Türkiye formatında kıyafetler sabit, bunun ardından özel bir hikaye var mı?

İB:Şöyle bir durum var, bizim yatırımcılarımız takdir edersiniz ki bu işi gönüllü yapıyorlar. Başka yaptıkları işleri var, burada yatırım yaptıkları işlere bile çok vakit harcıyorlar. Hepsi çok yoğun insanlar. Onların böyle cımbızla zor zor aynı gün boş oldukları günleri buluyoruz. 2 tane kasım ayında, 3 tane aralıkta gibi. O gün onlara mümkün olduğunca fazla girişimci sunmaya çalışıyoruz. Haliyle onları daha sora montajlamak durumundayız. Bunlar da bir devamlılık arz etmeli. O yüzden bütün sezon boyunca yatırımcılarımız aynı kıyafetle oraya gelmeye mecbur kılıyoruz. Çok sıkılıyorlar hep aynı kıyafeti giymekten hem kendilerini görmekten, ama böyle yapmak zorundayız.


government,politics news,politics news,politics
Tarih: 04/11/2010 | Kategori: Etohum toplantıları, etohum.tv | Yazan: Mehmet Tashanligil
Etiketler: , , Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz.
Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.

Yorum Yapın