Burak Büyükdemir: Bu haftaki konuğumuz kariyerGENÇ. Gördüğünüz gibi üç tane genç arkadaştan oluşuyor. Önlerine kariyeri koydular, kariyerGENÇ oldu, çok kötü bir espri oldu. Nurettin geçen sene Efikrim yarışması birincisi. Efikrim yarışması da, aslında üniversiteler arasındaki ilk Etohum’un tohumuydu. Nurettin orada çok sıkı jüriye beyin avcısı projesini anlattı. Onu çok da yordular, ben jüride olduğum için hatırlıyorum.
Bazı sorular sordular ve bazılarının cevabını net bilemiyordu. Bugün bence cevabını biliyor birçok sorunun. Çünkü şirketi kurdular, fikir aşamasından geçti ve birebir günlük hayatta da eminim ki bu soruların daha zorları çıkıyor. Tamam artık, başlayabiliriz o zaman. Bugün kendilerinden kariyerGENÇ’in hikayesini dinleyeceğiz. Daha sonra, henüz yolun başındalar, neler yapacaklarını anlatacaklar. Sizlerden de soru cevapla esasında katkınız olursa, çok daha eğlenceli ve onları aydınlatmış olursunuz. Çünkü yarı yolda neler olacağını sizin sorularınızla onlar da görebiliyor olabilirler. Onlar da şimdiden düşünüyor olabilirler. Ben sözü Nurettin’e bırakıyorum. Sonra da soru cevap kısmında mikrofonu geri alacağım.
Nurettin Özdoğan: Hoş geldiniz diyelim öncelikle. Aslında burası bizim yuvamız çünkü Burak Hoca düzenliyor Etohum’u. Etohum’dan önce de Efikrim yarışmasına katılmıştık biz. Orada çekişmeli bir şekilde birinci olmuştuk. Projeyi aslında üçüncü sınıfta hayata geçirecektik ama tam emin değildik o projeye Fransız modelli bir kariyer portalıydı yine kariyerle ilgili bir şeydi. Dünyada pek örnekleri yoktu, Türkiye’de tutup tutmayacağını bilmiyorduk.
Çok emin değildik, Çağlar Bey’e bile sormuştuk onu. Çağlar Bey bile tam anlayamamıştı. Önemli insanlar yanımızda oldular ama onlar da pek anlayamamıştı. Biz de tabii daha farklı modeller denemeye başladık ve gençlere yönelik, dünyadaki gençlere yönelik, özellikle üniversite öğrencilerine yönelik kariyer portallarının çok olduğunu, başarı öykülerinin çok olduğunu gördük. Almanya’da 13 tane vardı, Romanya’da bile iki tane vardı ama bu kadar genç nüfusun olduğu, gençleri işe alım yaptığı bir ülke olan Türkiye’de hiç yoktu. Biz bu anlamda ilk yapalım dedik. Çok detaylı tüm modelleri inceledik. Biraz Türkiye’ye uyarladık o modelleri. Farklı uygulamalar denedik, hem teknolojik anlamda, hem de tasarım anlamında ve o şekilde biz kasım ayında başladık buna. Yani o zaman yabancı bir danışmanlık şirketinde çalışıyordum. Aynı zamanda yazarlık yapıyordum. Danışmanlık şirketi de dünyanın en büyük danışmanlık firmalarından biriydi. İnsan kaynakları şirketiydi. Oradan da böyle bir ihtiyaç duyulduğunu görüyordum yani açıkçası. Gençtik aslında, masanın hem genç tarafındaydık, hem de insan kaynaklarının politikalarını, hassasiyetlerini biliyorduk. Türkiye’nin böyle bir ihtiyacı olduğunu aslında görmüştük. Arkadaşlarım da anlatacaklar muhakkak, onlar da birçok staj yapıyordu, iş alıyordu. Onlar da iş almayı bıraktılar ve kasım ayında bir projeye başladık.
İlk başta bir yatırımcı arayışında bulunduk. 4 ayrı iş planı hazırladık. İş planı hazırladıktan sonra bayağı bir yerle konuştuk. En sonunda Sina Bey’le tanıştık. Sina Afra’yla. O bize çok inandı. Haydi çocuklar dedi ve başlayalım dedi. O şekilde bize çeşitli imkanlar tanıyarak bizim başlamamızı sağladı. Sonra şirket kurduk, çeşitli teknolojik tarafta, hem de iş tarafında çok ciddi hazırlıklar yaptık. Yaklaşık bir ay önce siteyi açtık. Bir ay bir gün olmuş pardon. Devam ediyoruz şimdi. Bunun iki tarafı var. Hem üniversiteliyi, genç ve yeni mezunlar, hem de öbür tarafı var olayın. Şirketler, biz genç yeteneklerle şirketleri buluşturmaya çalışıyoruz.
Birçok şirketle görüştük, birçok şirketle imzalar attık ve bu şirketler de bizim hedef kitlemizi çok tanımladı. Hem gençler tarafında üniversite öğrencileri ve yeni mezunlar, şirketler tarafı da keza öyle, dünyanın ve Türkiye’nin lider ve prestijli şirketleri… Bu anlamda zaten konuşuruz şirketle de…
Sinan Kaplan: Adım Sinan, projeye ilk başlanılan noktada çekincemiz birlikte şirketleri ikna edebilmekti. Gençlerin burada olması için şirketlerin burada olması gerekiyor. Şirkette çalıştığım için şirket tarafının oyuncusuyum. İki taraf da bir çıkmazın olduğunu biliyordu. Bu kararı aldığımızda şöyle bir strateji izledik. Önce biz bir bir buçuk ay önce firmalarla teker teker görüştük. Projemizi anlattık, projemize ne kadar inandığımızı anlattık. Ortada açılmış bir site yoktu ama, projeye inandırarak buraya dahil etmeyi başardık. Bu şekilde firma sayısı yavaş yavaş arttı ve baktığımızda içerde 15 tane firma vardı. Ve diğer tarafta pazarlamaya başladık. CV sayısını da artırmaya başlamamızla 51 adet şirket sayısına ulaştık. Bu şirketler Türkiye’nin kalburüstü şirketleri arasından seçildi. Gençlere ulaşmayı isteyen, gençlere özel pazarlama yapan, onların değerine bilen gerçekten büyük firmalar. Gençlere ulaşmak için kariyerGENÇ onlar için aslında bir nevi ilaç. Bu şekilde başladık.
N.Ö.: Yani şu şekilde, işe alım konusunda bir sıkıntıları yok. Ulaşabiliyoruz gençlere. Bu şekilde kolayca başvuruları çekebiliyoruz ama bir yandan şirketin kendini daha iyi ifade edebilmesi için, şirketlerin çok çalışması gerekiyor. Bunun için büyük bütçeler oynuyor. Bu anlamda kariyerGENÇ aslında bizi heyecanlandırabilir, bize bir fayda sağlayabilir diyor. Bu noktada, bazı şirketleri heyecanlandırabiliyoruz.
Sinan Kaplan: Bizim hikayemiz, Nurettin ilk başta bizi evin içinden çıkardığı projesiyle geldi. Bunun üzerine uzun süre düşündükten sonra çeşitli versiyonlar üzerinde çalıştık. Nurettin’in bahsettiği gibi, projeyi biz sağlam temeller üzerine fikir olarak oturmaya başladıktan sonra insanlarla konuşmaya, çeşitli profesyonellerle paylaşmaya başladık. Onların hepsinden olumlu yanıtlar aldık. Fikrin uygulanabilirliği ve başarıya ulaşacağı konusunda büyüklerimiz bizi motive ettiler. Fikirlerini paylaştılar bizimle proje konusunda. Biz onların fikirleri doğrultusunda yeni düzenlemeler yaptık. Bu çalışmalar çerçevesinde sonunda Sina Bey’e gitmiştik. Sina Bey aynı zamanda Markafoni ve Akinon’un başındaki isim. KariyerGENÇ olarak bunlar bizim şu anda birlikte çalıştığımız firmalar. Sina Bey’le tanışmamız bizim projemiz açısından çok büyük bir devrimdi. İnanmasının yanında desteğini de sağladık. Maddi olarak destekte bulundu. Projenin fikir aşamasından çıkıp uygulama aşamasına gelmesinde desteği çok büyük. Şu anda kullanılabilen bir uygulamamız var. Şu anda geliştirmeleri devam ediyor. Her projede olduğu gibi, geliştirmeler sonlanmıyor. Sürekli daha kullanılabilir, daha faydalı hale getirmeye çalışıyoruz. Hasan’ın dediği gibi, handikaplarımız var. Kullanıcılarla şirketleri buluşturmak çok kolay değil. Hepsi de bir şeyler ekliyor, acaba bu ne kadar olacak, bunun bedeli ne kadar olacak? Ama işte bunları aştığımız zaman zaten başarılı olacağız. Şu anda yolun başındayız. Her geçen gün daha iyiye gidiyoruz. Muhteşeme ulaşmak için çabalıyoruz. Sizlerin de desteğiyle, daha iyi bir noktaya geleceğiz.
N.Ö.: 13 tane üniversiteli arkadaşımız var. Onlar projenin her tarafında, aynı zamanda kendi üniversitesini temsil ediyor. Boğaziçi Üniversitesi, Bilkent’te de var, Ege üniversitesi var. Ve buranın en aktif, en başarılı arkadaşlarından. Biz de keyif alıyoruz birlikte çalışmaktan. Bir yandan da zaten şirketlerin en çok dikkatini çeken şey bu. Üniversite içerisinden doğmuş bir proje olması. Şirketler gençlerin hassasiyeti nedir diyerek bize bunu itiraf ediyorlar. Bu anlamda gençlerin hassasiyetini, ihtiyaçlarını, dertlerini onlarla paylaşma noktasında bizimle birlikte çalışmaktan keyif alacaklarını söylüyorlar.
B.B.: Peki siz CV derken, özgeçmişleriyle ilgili diğer kariyer sitelerinden farklı bir şey soruyor musunuz? Çünkü bu arkadaşların özgeçmişleri, diğer tecrübelilerden farklı olabilir. Ne fark düşünüyorsunuz diğerlerinden?
S.K.: Şu an diğer büyük kariyer sitelerinden CV oluşturma süresi, kendi tecrübelerimden biliyorum, en az yarım saat. Girmek istediğin detaya bağlı olarak bu süre de artabiliyor. Bizde ise bir CV doldurma süresi, kafanızda ne olduğunu biliyorsanız beş dakikayı geçmiyor. Zaten yeteri kadar bilgi alıyoruz. Yeni mezun bir öğrencinin CV’sinde ne vardır? Üniversitesinden, yaşından ve doğduğu yerden başka…
B.B.: Başarıları, sertifikaları…
S.K.: Bir öğrencinin aslında mezun olduğu zaman insan kaynaklarının karşısına geçtiği zaman sorulan şeyler var. Hangi okulda okuduğu, hangi projeyi yaptığı, hangi dereceyle bitirdiği, toplum adına, sosyal sorumluluk adına ne gibi projeler yaptığı, hangi sertifikaları aldığı, hangi kurslara gittiği, aslında kendini geliştirmek adına yaptığı her şeyi, biz hızlıca doldurmasını sağlıyoruz. Bunu yaparken sıkılmıyor. Aslında eğleniyor. Ekipteki arkadaşlara da biz zaten bunu yaparken kendi kendimize deneyip bu sonuca varmadık. Test kitlemizden aldığımız tepkiler sonucunda bunu söylüyoruz. CV oluşturmak çok kolay, bununla birlikte ilerlediği özellikleri ön sıralara taşıyoruz. Mesela hangi işte çalıştığı ve hangi projeyi yaptığı, bizim için yaşadığı ilden daha önemli. Hangi sertifikayı aldığı, hangi kursu aldığı bizim için daha kıymetli. Sosyal projelerde bulunduğu, yavaş yavaş üniversitelerimizde bilinçli öğrenci dediğimiz sosyal sorumluluk adına bir şeyler yapmasını istiyoruz. Ve bunu uygulama konusunda CV’lerinde buna yer veriyoruz. Bu tip alanlarda da kendilerini geliştirmeleri için uyarılarda bulunuyoruz. Onun ihtiyacı olan şeyleri geliştirmelerini sağlıyoruz.
N.Ö.: Çıkış noktamız da şu oldu aslında, normal klasik işe alım ortamlarında, işe alım sürecinde bir CV formatı var, bu CV formatı dışında hiç yeni mezun, sıfır km. diyoruz, bu genç de aynı formu dolduruyor. Aslında bu bir artı değil, artıyı bırak, iyi bir strateji değil. burada gençlerin etkinliklerini, niteliklerini bir şekilde ifade etmek gerekiyor. O klasik işe alım ortamında bunu aktaramıyor. Biz de o anlamda gençlerin etkinliklerini arttırmak adına, Sinan’ın da bahsettiği gibi, proje çalışmalarını, staj çalışmalarını, sosyal sorumluluk çalışmalarını anlatabileceği alanlar yarattık. Üniversitede kulüp çalışmaları yapan çoktur. Bu arkadaşlar daha lider odaklı, mesela onlar çok rahat bir şekilde CV formatında ifade edebiliyor.
S.K.: Aslında bunların detaylarını burada anlatmak istemezdik ama kontör düşmesi demek, o CV’yi almak demek, o CV’yi aldığınız zaman, bir daha bakmak için bedel ödemiyorsunuz. Aynı zamanda ilan bedeli ödediniz, ilan bedeli ödediğiniz başka CV’leri görmek için de ödemeyeceksiniz. Sadece kontör dediğimiz şey, arama sonunda çıkan bir CV başvurunuzda, ya da daha önce satın aldığımız bir CV’nizde bunun için kontör ödüyorsunuz. Aldıktan sonra istersen aramada çıksın, istersen başvuruda görün…
H.T.: Öğreğin bir şekilde gelen firma sayısı, bizim hedef kitlemizin %10’u. Biz en tepedeki firmaları hedefliyoruz ama gençler sadece üst firmalarda çalışmıyor, özellikle okurken orta dereceli firmalarda çalışan gençler var. Aslında bunu da hedeflediğimiz için o %10’luk kısmı bıraktık yani. Onlar gelsin ilan çıkabilsin, özgeçmiş arayabilsin. Ama aslında oradan bir gelir modeli hedeflememiştik açıkçası. Hedeflediğimiz nokta üst firmalar.
N.Ö.: Ben bir şey daha ekleyeyim. Tabii bu olayın işe alım süreci, az önce de dedim ya, biraz da şirketin HR marketingle ilgili şirketler kendini biraz daha ifade edebilirse onları çok heyecanlandırıyor. Bu anlamda biz farklı bir şeyiz. Online anlamda bunun bir web kanalı diliyle yapıyoruz bunu. Televizyon var, en başta CEO’larla röportajlar var. Projenin ikinci bazında, insan kaynakları yöneticilerinden işe alımla alakalı röportajlar yapacağız.
B.B.: İçerik mi üreteceksiniz? Yazılı içerik mi görsel içerik mi?
N.Ö.: Haber, doğru, görsel içerik de var burada. Mesela Sabancı Holding’den insan kaynakları yöneticisinin biriyle söyleşi yapıp, onu siteye koyabiliyoruz. Bu aynı anda otomatikman Sabancı Holding kurumsal sayfasına da giriyor. Belki orada staj başvurusu yapmadan önce insan kaynakları yöneticisinden dinlediği 5 dakikalık videodan sonra işe başvuru yapıyor. Şirketler şundan çok şikayetçi: beni tanımadan mülakata geliyorlar, beni bilmeden geliyorlar diyor. Biz bu anlamda, bu ihtiyacı da göz önüne alarak biraz daha şirketlerin kendini ifade edeceği enstrümanlar geliştirdik. Bu TV de onlardan biri, onun da farklı bir gelir modeli var.
Katılımcı: Projeyi konumlandırırken, kendinizi yeni mezun ve çaylak yetiştiriyor gibi durmanızdan rahatsızlık duydunuz mu? Yani böyle bir imaj sizi düşündürdü mü? Bu bağlamda gelecekte kariyerGENÇ pazarın tamamına talip olabilecek mi? Daha böyle dinozor dediğimiz, daha yaşlı, başarılı…
S.K.: Aslında ben korkan, ben nerede çalışacağım diye korkan insanların gireceği bir yer zaten. Bu bağlamda biz de zaten Türkiye’nin yeni mezun ve üniversiteli öğrenci platformuyuz. Sloganımız da buydu. Bundan bir endişemiz yok. İlerleyen dönemlerde de bilmiyoruz, biz çerçevemizden çıkmak istemiyoruz. Hayat ne getirir? Onlara bakacağız.
N.Ö.: Bir de Cem Bey de çok iyi bilir ki dünyada, dünya çünkü Silikon Vadisi’nden gelme birisi Cem Bey, dünyada klasik işe alım ortamları, yani hemen her sektöre ve her yaştan insanlara hitap eden kariyer platformları biraz zor oldu. Artık gençlere yönelen siteler oldu. Türkiye’de daha zamanı var. O anlamda aslında şey, biraz daha aktif. Sektörel bazlı, teknoloji şirketleri için ayrı kariyer sitesi varsa, finans için, yeni mezunlar için, hatta yeni mezun mühendisler için bile kariyer platformu var. Bu anlamda artık kariyerGENÇ’i konumlandırmak istiyoruz.
Katılımcı: Şimdi şu geldi, üç ay sonra, dört ay sonra, altı ay sonra kariyerGENÇ’e girip de ben öğrencilere özel bir hizmet görmedim, özel finansmanları yoktu, işte sizin öğrencilere yaptığınız tek şey öğrencilere ait etkinliği yayınlama vs. bir sürü şey yaptı. Orada sizin karşı atağınız ne olacak?
S.K.: Birincisi, kariyerGENÇ’te bir madde var, bir markanın aldığı bir bağlantı biraz yok. KariyerGENÇ şu anda yarattığı, aldığı ve şu anda yapısı itibariyle böyle bir karar verdiği zaman sonrasının ne olacağını aslında görmek gerekiyor. Bizim öngörümüzü söyleyeyim. Bu algıyı kırmak biraz zor. Gençlere yönelik bir hareketi kariyerGENÇ’in ne olur? Gençler tarafından nasıl algılanır? Acaba bize yeterli olur mu sorusunu akıllara getirir. Bunu bir paketle görebiliriz, ya da birisi yaparsa o şekilde görürüz. Açıkçası adil olma konusunda büyük çaba harcamamız gerekecek. Biz de burada biraz da kendimizi güvende hissediyoruz. Hem kariyerGENÇ’in büyüklüğü, hem de karar vermenin o kadar kolay olmadığı düşünüyoruz. Yani büyük firmalarda karar vermenin o kadar kolay olmadığını düşünüyoruz. Uygulama konusunda hayata geçirmek de zaman alıyor. Zaten internet sektörü çok hızlı gelişen, altı ayda projenizi hayata geçiremiyorsanız kötü bir projedir. O bağlamda da şu anda şurada olmak bile bir şeyleri başardığımızı gösteriyor.
Katılımcı: Siz peki ne kadar zamanda bir kariyerGENÇ haline gelmeyi planlıyorsunuz, hani altı ay sonra, bir sene sonra, iki sene sonra… Hani öğrencilerin başvuracağı ilk adres biziz’i ne zaman diyebileceksiniz?
S.K.: Bunu da söylemek zor ama bizim hedeflerimiz arasında, 2010 ortalarında ya da 2010 sonlarında, işte 1,5 – 2 yıl sonra yeni mezun, üniversiteyi yeni bitirmiş insanları buraya getireyim algısına yaklaşmak istiyoruz.
Katılımcı: Her yıl 400,000 kişi giriyor olacak. CV’leri ne zaman sileceksiniz. Silecek misiniz? Çünkü en başa oynuyorsunuz. CV güncelleme olmayacak mı? CV’leri güncellemeniz için baskı yaparlar. Güncelleyecek misiniz? Zaten bir yıl sonra ben seni sileceğim mi diyeceksiniz? Artık yoksun burada mı olacak?
H.T.: Aslında o ayrımı kesin bir çizgiyle yapabileceğimiz bir şey değil. Bunu ne teknolojik olarak yapabiliriz, ne de insanlara artık sizin burada işiniz bitti artık sizi diğer sitelere yönlendireceğiz şeklinde de yapamayız ama sonuçta burada algıyı oturttuğunuz zaman o insanlar artık iki yıl sonra kariyerGENÇ’teki CV’siyle çalışmayacağı için, daha farklı sitelere gitmesi gerektiğini algılayacaktır. Ama tabii ki burada bir elek yapılabilir. Buradaki altta olan kitlenin başka firmalara aktarılması olabilir. Ya da iki yıl sonra ne olur belli değil ama şurası kesin, kariyerGENÇ her zaman kariyerGENÇ olarak kalacak.
Tasarti.com‘a girince tişört satan bir site sanabilirsiniz. İş modelleri sadece tişört satmaktan çok farklı. Yurtdışında başarılı olmuş benzer iş modelinden yola çıkarak tasarımcıları ortak bir plaformda buluşturuyorlar ve ortaya sıradışı başka yerde bulamayacağınız tişört tasarımları çıkıyor. Tüm tasarımları baskıya göndermiyorlar, sadece ziyaretçilerden en yüksek puan alanları seçiyorlar. Diğer farklı oldukları nokta tişörtlerin baskısı. Baskılar kalıplarla, marka tişörtlerin baskılarının yapıldığı tesislerde yapılıyor. Böylece ürünler iki gün sonra çamaşır makinasından solmuş olarak çıkmıyor.
Maçkolik complex’deki gelecek toplantıda bu internet sitesinin kurucusu Bülent Haksal’ı konuk edeceğiz. Sorularımızla niçin böyle bir işe giriştiğini soracağız.
Bu toplantımızı mackolik complex’de düzenleyeceğiz.
Maçkolik Complex Adres: Şefik Bey Sokak No:1 Kadıköy (Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı
yanı) Telefon: (216) 338 65 55 Harita: http://tinyurl.com/mackolik
Tarih: 25.Haziran.2009 Perşembe
Saat: 18:30 – 21:30 (etkinlik saatini 1 saat ileri aldık)
(18:30′da başlayan toplantıda ilk bir saat sosyal tanışma oluyor, daha sonra konuğumuzu dinliyoruz, işten erken çıkamayanlar 19:30′a yetişebilirler, genelde toplantı saat 21:30′a kadar devam ediyor)
Yer: Maçkolik Complex
Katılmak için tıklayın
Gündelik oyunlar alanında oyun geliştiren ve yayınlayan, aynı zamanda reklam ve eğitim amaçlı oyunlar da geliştiren Zibumi, Türkçe özgün içerik önceliğiyle oyunseverlerin karşısına çıkmaya devam ediyor.
Yaz geldi, etohum sıradışı girişimciler için giyilecek bir tshirt arıyor. Etohum’da “İnternet Girişimciliği” konulu t-shirt tasarım ve slogan yarışması başlatıyoruz ama bizim için her tasarım ve slogan birbirinden değerli, hepsini bir şekilde değerlendirmek istiyoruz..
Peki nasıl olacak,
Konu “internet girişimciliği” Bu konuda tasarım, slogan üretebilirsiniz. Tasarımda küçükte / büyükte olsa “etohum” bir yerde olmalı. Ancak sizlerden klasik çizgilerin dışında tasarımlar bekliyoruz. Beyaz tshirtler üzerine yapılan tasarımları beğenmiyoruz :D Diğer renkleri kullanmanızı bekliyoruz.
![]()
1. Tasarımcılar yaptıkları tişört tasarımlarını 7 Haziran – 26 Haziran tarihleri arasında tasarti.com’a yüklerler.
2. Tasarımları etohum ve tasarti.com sitelerinde sergileyeceğiz. tasarti.com’da oylamaya açacağız. (7 Haziran – 30 Haziran)
3. En beğenilen tshirt tasarımı isteyenlerin satın almaları için tasarti.com‘da vitrine koyacağız.
4. 03 Temmuz’da en beğenilen 3 Tshirt tasarımı açıklanacak. 23 Temmuz Etohum toplantısında tasarımcılara özel bir ödül töreni düzenleyeceğiz.
5. Tasarımcıların telif hakları kendilerine ait olacak.
6. İlk 10 tasarımcıyı etohum ve tasarti.com sitelerinden duyuracağız. İlk 10 dereceye girenlere 1′er adet tshirt ödülü verilecek.

Şirketler çoğu zaman ürünlerini / hizmetlerini kendi içlerine kapanarak geliştirirler. Müşterilerinin geri beslemelerini zaman zaman gözardı edebilirler. Özellikle eski ekonomideki bir alışkanlık olarak kağıt formların doldurulması bunların firma yöneticileri tarafından analiz edilmesi hem uzun zaman alır hem de maliyetli bir süreçtir. Internet’in şirketlere getirdiği en büyük faydalardan birisi de müşterileriyle gerçek zamanlı olarak iletişim kurmaları ve onların fikirlerini daha hızlı dinleme fırsatı sağlamasıdır. Yeni nesil markalar kullanıcılarının düşüncelerini internette dinlerken onlar için yenilikçi hizmetler geliştirebilmektedirler. Bunun bir adım ilerisindeki şirketler bu süreçlere müşterilerini de dahil etmektedir.
İşte ideshot.com’un kurucuları markaların müşterilerle buluşmasını ve onlara yenilikçi öneriler getirmelerini sağlayan bir platform kuruyorlar. Ideshot kullanıcıları sisteme üye olan şirketler için öneriler getirerek açık inovasyona katkıda bulunuyorlar. İki genç girişimci Metin Kahraman ve Harun Pekşen’nin kurduğu ideshot.com’u 10 Haziran 2009 Çarşamba günü yapacağımız etohum toplantısında dinleyeceğiz. Bu etohum toplantısı Bersay İletişim Enstitüsünde gerçekleşecek.
Bu toplantıda etohum Avrupa yakasında
Tarih: 10.Haziran.2009 Çarşamba
Saat: 17:30 – 19:30
Yer: Bersay İletişim Entstitüsü
Katılmak için tıklayabilirsin
Burak Büyükdemir: Bugünkü konuğumuz, esasında SodaMedya’dan tanıyorsunuz onları –ya da tanıyacaksınız-, sinema.com’u da yapmışlardı daha önce. Şimdi de yeni bir girişimleri var: HayHuy.com. Özgür ve Enver’i buraya davet ettik. Ve aslında onlar Televidyon’a da çok yakınlar, Sinevidyon’u yapıyolar Televidyon’da. O yüzden eminim ki gösteri şeklinde yapabilirsiniz bu röportajı, stand-up şeklinde yapabilirsiniz.
Hayhuy.com da aslında yeni nesil bir sosyalleşme sitesi ve platformu. Onlar detaylarını anlatacaklar, daha sonra sorularınız olursa ben size mikrofonu vereceğim ki daha sonra televidyonda Etohum’u izleyenler sizin sorularınızı duyabilsinler. Sözü ben şimdi onlara bırakıyorum. Hoş geldiniz.
Özgür Poyrazoğlu: Hoş bulduk.
EnverAyna: Merhaba.
Özgür Poyrazoğlu: Ya aslında Hayhuy’u çok hızlıca anlatıp soru cevaplara geçelim çünkü Hayhuy yaklaşık üç aydır açık. Girip çıkılıyor ve sanırım buradaki arkadaşlarımızın çoğu da girip çıkmıştır diye düşünüyorum. Dolayısıyla bizim için önemli olan kısmı soru cevap kısmı ki neler sorulabilir, onları görelim ve bunları cevaplayabiliyor muyuz, hani ona bakalım bir yandan. Artı, bizim de soracaklarımız var. Gelen sorulara göre biz size sorup kafamızda net olmayanları netleştirmeye çalışalım veya doğru şekilde gerçekten netleştirmiş miyiz, onu görelim isteriz. Çünkü burada en nihayetinde bilişim sektöründe aktif rol oynayan bir sürü insan var veya internet sektörünü çok yakından takip eden insanlar var diye görüyorum. Dolayısıyla sen başla ve anlat abi.
Enver Ayna: Peki. Aslında sistem çok basit bir şekilde çalışıyor. Size farklı kategorilerde, bu kategorileri şöyle tanımlayabiliriz: Siyasetten teknolojiye, aile ilişkilerinizden cinsel hayatınıza, sinemadan giyim tarzınıza, saçınızı kesme biçiminizden sabahları ilk ne yaptığınıza, yeme içme alışkanlıklarınıza, İtalyan mutfağını mı yoksa Türk mutfağını mı seçersiniz gibi bağımsız sorular soruyor. Bu sorularla sizin profilinizi otomatik olarak oluşturuyor. Otomatiği tanımlayalım hemen: Verdiğiniz her cevap sizin profilinize cümle olarak ekleniyor. Örneğin Özgür, “Elmayı nasıl yersin?” sorusuna “Kabuklu yerim” diye cevap verdiyse bu profiline “Özgür elmayı kabuklu yemeyi seviyor” şeklinde yansıyor ve bu cümleler profillerine sırayla ekleneler Hayhuy.com kullanıcılarının profilleri oluşmuş oluyor. Sistem ayrıca sizi diğer hayhuy kullanıcıları arasında da bir yere oturtuyor sorduğu sorularla beraber. Hangi soruda hangi şıkka yüzde kaç cevap verilmiş, siz hangi şıkkın içerisindesiniz, bu göstergeleri karşınıza getiriyor ve bu şekilde sizi diğer insanları tanımaya yönlendiriyor. Hayhuy’un bu şekilde bakıldığında çıkış noktası ilk olarak kendini keşfetmek ve ondan sonra hayhuy’a dahil olan diğer kullanıcıları keşfetmek üzerine kurulu diyebiliriz. Bu keşif esnasında da yine hayhuy’a özgü bir dil ve fonksiyonlar söz konusu. Bunların arasında huylandırma diye bir fonksiyon var. Sistemdeki bir soruyu başka bir kullanıcıya gönderebiliyorsunuz. Gıdıklama dediğimiz bir fonksiyonumuz var. Aslında bu biraz “poke”a veya göz kırpmaya benziyor. Bu açıdan baktığımızda hayhuy, farklı bir dil kullanarak eğlenceli bir kişilik serüveni vaat ediyor kullanıcılarına. Bu şekilde özetleyebilirim aslında platformun temel yapıtaşlarını. Var mı ekleyecek bir şeyin?
Ö.P.: Yok.
B.B.: Peki ne zaman kuruldu?
Ö.P.: Hayhuy mart başında teste başladı. Mayıs’ta hala test halinde olmasına rağmen son kullanıcıya da açıldı hatta birkaç hafta önce ücretli üyelik, Premium üyelik sistemine de başladık. Dolayısıyla standart ve fiyakalı üyelik dediğimiz bir üyelik sistemi var sistemde. Şöyle özetleyebilirim: Standart üyeler sistemin ana fonksiyonlarını tamamen ve sınırsız bir şekilde kullanabiliyorlar. Bunlardan biri soru cevaplamak. Sistemdeki bütün sorulara Premium üyelik gibi istedikleri cevabı verebiliyorlar. Kimler bu soruyu cevaplamış, kendisi hangi grupta yer alıyor, kendisiyle aynı cevabı verenler kimler bunları görebilir. Sisteme soru ekleyebilir. Bu fonksiyonlar sınırsız ancak sistem içindeki başka bir kullanıcıyla etkileşime geçemez. Etkileşime geçmek, klavye kullanmak için fiyakalı üye olması gerekiyor. Bunun da bedelleri var. Bu bedeli ödediğinde interaktif bir süreç yaşamaya başlıyor. Bunun dışında hayhuy elbette bir soysal ağ fakat bunun altında bir buz dağı var. Bu da hayhuy sonuçta bir profilleme aracı. Sonuç olarak biz binlerce kullanıcının tercihlerini toplama lüksüne sahibiz, bu tercihlere göre ona yeni sorular sorma ve onu istediğimiz yerlere yönlendirme lüksüne sahibiz. Dolayısıyla hayhuy’un en ciddi gücü de buradan geliyor. Büyük bir tool olma yolunda ilerliyor.
B.B.: Kaç üyeye ulaştınız?
Ö.P.: 8500 civarındaydı biz ofisten çıkarken.
B.B.: Peki bunların kaçı fiyakalı üyelik mesela?
Ö.P.: Fiyakalı üyelik çok az çünkü şöyle bir durum var…
B.B.: Buradaki hangi arkadaşlara fiyakalı üyelik vereceksiniz bu arada?
Ö.P.: Burada bulunan standart üyelerin hepsine fiyakalı üyelik vereceğiz zaten, artı şöyle bir şey yaptık. Çok fazla fiyakalı üye var sistemde. Çükü fiyakalı üyelik sistemine geçtiğimiz gün sistemde bulunan tüm üyelikleri fiyakalı üyeliğe çevirdik. Aslında böylece beta testerlarımıza bir şıklık yapmış olduk. Uzun süreli fiyakalı üye oldu hepsi. Aslında bir gün sonra gelen standart üye, direkt standart üye oldu. Bir yandan da gördük ki bu ilk grup çok ciddi bir şekilde sahiplenmiş durumda. Çünkü hayhuy’un çalışabilir olması için içine soruların eklenmiş olması lazımdı. Biz yaklaşık dört dört buçuk ay soru ürettik. Her alanda, her kategoride yüzlerce soru yazıldı. Yaklaşık üç bin soruyla açıldı hayhuy teste. Şu anda beş binden fazla aktif soru var. Bu da işte iki bin kadar soru eklenmiş sisteme üyeler tarafından demek oluyor. Hala da onay bekleyen yaklaşık üç bin soru var. Kullanıcıların yazdığı sorular bunlar. Bizim en başta korkumuz sistemi sorularla nasıl besleyeceğimizken şimdiki korkumuz bu soruları nasıl ayıklayacağımız.
B.B.: Moderatörler mi onaylıyor?
Ö.P.: Moderatörler onaylıyor fakat arada akıllı sistemler var. Tek bir moderatörün sistemdeki tüm soruları bilmesi çok zor, soruların da çifte soru olmaması lazım.
B.B.: Bunu nasıl yapıyorsunuz siz?
E.A.: İlk önce soru gönderme aşamasında soruyu gönderen kullanıcıyı uyarıyoruz: Herhangi bir soruyu post ettiğiniz anda benzer soruları gösteriyor ve bunları benzerlik yüzdelerine göre karşısına çıkartıyor. Aslında bu birçok sitenin –digg gibi mesela- çifte giriş olmasın diye kullandığı yöntem. Bundan sonra bundan sonra işte sistemde kullanıcı benzer bir soru bulunmuyor dedikten sonra soru moderasyona düşüyor. Moderasyon iki şekilde değerlendiriyor soruları: ilk önce soruları soruluş tarihine göre bir onay süreci var, ondan sonra da sisteme çok fazla soru göndermiş, soruları büyük oranda onaylanmış kullanıcılara öncelik verme ve en fazla soru cevaplamış kullanıcılara öncelik verme sistemi üzerine çalışıyor moderasyon. Tabii ki yani bir yerde yetişemiyoruz doğru ama çalışmalarımız sürüyor. Kadroyu birazcık daha genişletmek üzere –moderasyon kadrosunu özellikle- çalışıyoruz. Çünkü sadece sorular modere edilmiyor. Ayrıca her soruya yorum yazabiliyorsunuz, her yoruma da yorum yazabiliyorsunuz. Dolayısıyla soru üzerinden bir tartışma üretilebiliyor. Yorum üzerinden bir tartışma da üretilebiliyor.
Ö.P.: Profil üzerinden de bir tartışma üretilebiliyor.
E.A.: Küfür ve hakaret olmaması için –her ne kadar bunlar anında siteye yansısa da- anında modere ediliyor oluyorlar.
Katılımcı: Ben şöyle bir soru soracağım. Günümüzde sosyalleşmenin neredeyse cılkı çıktı diyebilirim. Özellikle çok bilinen networkler aracılığıyla. Bunlar hani genelde kişisel çevremize ulaşmayı sağlasa da; bu Hayhuy’un modeli –ben daha önce duydum ve üye oldum- etiketleme yoluyla kişilerin profillerini başkalarına gösterme stili başka sitelerde de oldu tam anlamıyla bu şekilde olmasa da. Bunun yanında siz etiketleme yoluyla kullanıcıların gizli bir şekilde nabız yoklamasını yapıyorsunuz. Şöyle söyleyebilirim: Bir ankete kullanıcılar aracılığıyla yüz binlerce cevap alma olanağına sahipsiniz. Bunun içine reklamı da kattığınızda bir gelir modeli oluşacak durumda. Atıyorum bir dondurma markasından hangisini sever, şunu sever gibi geliştirebilirsiniz. Bu noktada neden Premium üyelikle para kazanma modeline gittiniz onu merak ediyorum.
Burak Büyükdemir: Paragöz müsünüz? Soru bu.
Ö.P.: Paragözüz.
E.A.: Şimdi arkadaşlar, her yatırımda olduğu gibi bu işi yapma amacımız para kazanmak, bunu da burada söylemek ayrıca önemli yani. Ticari bir ürün olmak zorunda zaten yaptığımız iş. Diğer taraftan Premium üyelik sadece para kazanma yöntemi değildir, bunun altını özellikle çiziyorum. Hayhuy’un esas kullanım amacının motivasyonunun “Evet ben bu siteye gireyim 18-25 yaş arası kadın arayım ve bunlarla sohbet edeyim” olmasını istemiyoruz. Esas motivasyonun her zaman insanların soru cevaplayarak eğlenmesi ve Hayhuy’dan bireysel olarak da keyif alabilmesi olduğunu düşünüyoruz ve Premium üyeliğin de bunu push eden bir özellik olduğunu düşünerek Premium üyeliği koyduk. Çünkü biz bu test sürecinde –zaten biliyorduk- bir kez daha kanıtlanmış oldu, siteye oldukça fazla oranda kullanıcı girip bundan biraz önce bahsettiğim şeyi yapıp, işte özellikle erkekler yapıyor bunu, böyle bir kadın henüz yok Türkiye’de herhalde, yüzlerce kadına mesaj attıklarını ve kadınların da büyük ölçüde bundan şikayetçi olduklarını gördük, bu insanların %98’i herhangi bir soru cevaplamamışlardı sitede. Bu açıdan düşündüğümüz zaman zaten Premium üyeliğin ederine de bakarsanız normalde de fark edeceksiniz. Herhangi bir arkadaşlık sitesinin çok çok daha altında aylık üyelik bedeli. Bütün bunları baz alarak Premium üyeliği koyduk. Ama Premium üyelik Hayhuy’un tek gelir kalemi değil. biraz önce senin de söylediğin gibi bütün o modeller, şu anda bizim üzerinde çalıştığımız modeller ve devamı gelecek.
B.B.: Kaç kişi çalışıyor şu anda Hayhuy’da? İsmi nasıl, kim buldu?
Ö.P.: Aslında biz şöyle bir şey yapalım, biz başlangıca da biraz hızlı girdik. Hayhuy’a girdik, Hayhuy’dan öncesi var bizim için. Hani bizHayhuy’la var olmadık. Sıfırdan bir girişim değiliz. Biz kimiz? Biz Soda Medya İnteraktif isimli bir internet şirketiyiz. İnternet yayıncılığı üzerine odaklanmış bir şirketiz. Asıl yaptığımız şey internet yayıncılığı. Ağırlıkla da şimdiye kadar yaptığımız şey kültür, sanat, eğlence alanlarında çalıştık. Amiral gemisi sinema.com aslında. Sinema.com ve sinema.com’un çevresindeki uydular var. Sinemacocuk.com, sinemaseans.com, tedarik.com, baykitap.com var yaptığımız işler arasında. Yanı sıra, bir prodüksiyon şirketi olarak da çalışıyoruz, interaktif olarak. İşte belli büyük kurumlara içerik güncelleme, editorial hizmetler ve site işletme hizmetleri veriyoruz. Yine ağırlıkla kültür-sanat alanına yoğunlaşmış durumdayız. Marka ve isim vermeyeyim şimdi. Yanı sıra içerik satarak yani hayatımızı kazanıyoruz.
B.B.: Paranız var yani?
E.A.: Parayla hiçbir alakası yok. Altını çiziyorum evet, parayla bir alakası yok. İnanmakla alakası var. Hayhuy için özellikle yani bu bahsettiğimiz şu anda 8500 kullanıcı var diyoruz. Bu 8500 kullanıcının Hayhuy’da toplanması için harcanan bir para yok elbette, ama şirketin kendi özkaynaklarını kullanarak Hayhuy’u ortaya çıkarmasını…
B.B.: O zaman siz yatırım yaptınız yani?
E.A.: Aynen öyle, hala da devam ediyoruz.
B.B.: Ne kadar sürer mesela bu? Yani bir yıl boyunca finanse edecek misiniz mesela?
Ö.P.: Görünüşe göre edeceğiz.
E.A.: Aslında bir yıldan daha fazla bir şekilde finanse edilmesi gerekecek ama onları daha sonra konuşuruz.
Katılımcı: Giriyoruz, soru yanıtlıyoruz. Bir soru yanıtladıktan sonra, bir dahaki gelen soru neye göre seçiliyor? Tamamen random mu? Yoksa bir zeka var mı arkasında?
E.A.: Var. Biraz önce, en başta bahsettiğim gibi, bazı kategoriler var demiştim. Her kategoriden sırayla geliyor aslında sorular. Dolayısıyla kullanıcıyı sıkmak istemiyoruz. Aksi halde şöyle bir şey olurdu mesela, idye göre getirseydik soruları, işte arka arkaya ilişkilerle ilgili sorular cevaplamak zorunda kalırdınız. Ya da arka arkaya yemekle ilgili sorular cevaplamak zorunda kalırdınız. Şu anda aslında kabaca şöyle işliyor, karşınıza sporla ilgili bir soru geliyor. Bir sonraki soru müzikle ilgili olabiliyor, bir sonraki soru da aşk hayatıyla ilgili olabiliyor. Bu şekilde ilerliyor soru sistemi.
Ö.P.: Ama şöyle bir detay var burada, tamamen random da sorulabilirdi sorular ama sistemin bir özelliği, iki kullanıcının kafa denkliğini hesaplaması. Kafa denkliği dediğimiz aslında cevaplara…
E.A.: Onu en baştan anlatalım mı? En baştan anlat sen onu.
Ö.P.: Hayhuy’da binlerce birbirinden bağımsız soru var ve bu soruları cevapladıkça profiliniz oluşuyor. Ama bir yandan da başka kullanıcılarla olan uyumunuz hesaplanmaya başlıyor. Bu uyum sorulara ayrı verdiğiniz cevaplar üzerinden değil, sizin o soruya atadığınız bir önem derecesi de var. Bu soru benim için bu kafa denkliği olayında şu kadar önemli, çok önemlidir – az önemlidir gibi bir skala içinde sizin için önemini de belirtiyorsunuz soruların. Arkasından hem bu önem dereceleri, hem sorulara verdiğiniz cevaplarla, insanlarla olan uyumunuz hesaplanıyor. Bu uyum da, ilgili kişi, iki profilin ortak çözdüğü, ortak cevapladığı sorulara bakıyor. Eğer, şu anda 5000 soru var diyelim sistemde, bu 5000 soru çok random gelseydi, bu sefer insanların ortak çözdüğü sorular azalacaktı. İnsanların ortak çözdüğü soruların sayısını arttırabilmek adına belli bir sırayla geliyor sorular. Yani hem random, hem sırayla geliyor. Birebir herkese aynı sırada gelmiyor ama yakın sıralarda random geliyor.
E.A.: Kategoriler sırayla; kategori içerisindeki sorular random…
Ö.P.: … gibi bir mantıkla geliyor. Dolayısıyla işte sitede iki gün takılıp yaklaşık 500er soru çözmüş iki kişinin ortak çözdüğü soru sayısı da fazla oluyor. Dolayısıyla daha doğru bir kafa denkliği hesaplayabiliyor sistem.
Katılımcı: Bir sorum olacak. Sorulara cevaplar… Bunları insan mı okuyor, bunun denkliğini buluyor, çünkü bildiğim kadarıyla seçenekli cevap değil bunlar?
E.A.: Seçenekli…
Katılımcı: Öyle mi?
Ö.P.: Evet, seçenekli. Seçenek sayıları değişebiliyor. İşte evet-hayır’lı olabiliyor. Altı seçenek de olabiliyor, on seçenek de olabiliyor.
Katılımcı: Test sorusu cevaplıyoruz gibi…
Ö.P.: Evet, birbirinden bağımsız test soruları diyebiliriz. Şunu da yapmaya başladık son zamanlarda, içerideki yorum yazma, sohbet, muhabbet o interaktiviteyi arttırmak adına, biraz da ihtiyaçtan doğdu. Her soruya her şıkkı hayal edemiyorsunuz. Dolayısıyla en son soru, bir de şöyle bir cevap olabilir diye son şıklar koymaya başladık. Dolayısıyla kullanıcı yorumlara kendi cevabını yazabiliyor. O noktada tabii algoritmadan, kafa denkliğinden çıkıyor. Altta biraz yorumlara karşılıklı yazışmalara dönüyor ama insanlar için bir yeni seçenek daha ortaya çıkmış oluyor.
B.B.: Kaç dakika harcıyorlar internet sitesinde?
E.A.: On sekiz.
B.B.: On sekiz dakika ortalama…
E.A.: Civarı… Tabii bu on sekiz dakikayı şöyle açıklayalım. Arka tarafta ne var. Google Analytics verilerine göre söylüyoruz. Google’ın analytics verileri aslında tüm ziyaretçiler üzerinden hesaplanıyor. Log-in olmuş kullanıcı bazında düşündüğümüz zaman bu rakam birazcık daha değil oldukça yukarıya çıkıyor.
Ö.P.: Otuza yaklaşıyor.
B.B.: Girip çıkanlar var yani.
E.A.: Tabii tabii.
B.B.: İsmi kim buldu? Bu soruyu tekrar soruyorum.
Ö.P.: Aslında domain elimizdeydi bizim. Bu proje özelinde aldığımız bir domain değil. Elimizde 300 civarı domain var.
B.B.: Hayhuy’u bunların arasından çektiniz yani…
Ö.P.: Evet evet. Aa tam Hayhuy’luk proje diye…
B.B.: Bütün altyapıyı siz yazdınız o zaman?
Ö.P.: Evet
E.A.: Burada yazılımcı arkadaşımız. Burak Topbaş. Soda Medya’nın baş programcısı. Senior olur kendisi. Site php.
B.B.: Bunun büyümesine yönelik planlarınız neler mesela? Nasıl bir eğilim görüyorsunuz? Facebook 200 M $’a gitti. Siz ne kadara gitmeyi düşünüyorsunuz?
E.A.: Facebook’la kıyaslanacak bir proje olduğunu düşünmüyorum. En başta onu belirtmekte fayda var. Facebook olmak gibi bir amacımız da yok.
Ö.P.: Küçük düşünmek gibi algılanmasın bu ama.
E.A.: Evet, çünkü konsept itibari ile biz şu anda şeyi tartışıyoruz kendi içimizde. Bu konseptin taşınabileceği başka ülkeler olabilir mi? Yoksa bu gerçekten Türklere özgü bir alışkanlık mıdır? Hayatımız boyunca test çözmek, dergilerin arkasındaki bir takım testleri cevaplamak gibi. Hayır, öyle olmadığını gördük. Şu anda mesela, çok garip tabii ki de, ama Fransa’dan mesela teklif geldi. Hayhuy’u Fransa için yerelleştirelim şeklinde. Yine aslında bakarsanız genellikle Akdeniz ülkeleri ve Güney Amerika ülkeleri için düşünüyoruz Hayhuy’u geliştirmek anlamında. Ama Hayhuy’un platformu ve temel yapıtaşı her zaman soru, ve soru cevaplama üzerinden de kullanıcıları buluşturmak ve işte biraz önce Özgür’ün anlattığı %100 match making aslında bu.
B.B.: Çöpçatanlık var yani aslında?
E.A: Elbette. Çöpçatanlık da var, kafa dengi dediğimiz olay bu zaten. Hatta biz arada ofis içinde de şakalaşıyoruz yani %70’in üzerinde birini buluyorsan evlen diyoruz.
Ö.P.: Aklınızda olsun yani, %70’in üstündeyseniz kaçırmayın.
E.A.: Hele soru sayısı arttıkça %70’lere çıkıyorsa hiç kaçırmamak lazım. Biliyorsunuz soru sayısı arttıkça o aralık artacaktır gitgide, uzaklaşılacaktır birbirinden. Şu anda 50 soruda hesaplamaya başlıyor ortak 50 soruyu bulduğu anda kafa dengini hemen hesaplamaya başlıyor. Hele ki siz 3000 soru cevapladınız ve %70 uyumlu birini bulduysanız zaten, o ruh ikizi, ruh eşi dedikleri şey böyle bir şey olsa gerek.
Katılımcı: Burada o zaman siz sosyal medyaya insanların konuşabileceği bir malzeme veriyorsunuz diye görebilir miyiz? Ortam sağlamak yerine, buyurun buradan devam edin ya da üzerine konuşacağınız malzeme bu olsun şeklinde. Çünkü sosyal medyada görülen, Facebook’ta da görülen belki en büyük eksiklik bu, tamam, bir araya geldik. Ben çocukluk arkadaşımı da buldum, onu küçükken bir kere öpmüştüm ama, şimdi ne ile devam edeceğiz? Şimdi ne yaptı, evli mi, çocuğu var mı? Ne konuşacağız? Malzeme yok çünkü. Bir kere bir araya geliyoruz, sonra?
E.A.: Hayhuy’daki çıkış noktamız çok iyi. Biz de bu arada çok aktif kullanıcılarıyız. Bütün ofis olarak, Soda Medya olarak.
Ö.P.: İş yapamaz olduk.
E.A.: O derece yani… Evliyiz. Şimdi çok güzel bir şey veriyor Hayhuy. Herhangi bir soruya cevap verdiniz, hemen arkasından size şunu söylüyor. Seninle aynı cevap verenler bunlar diyor. Hemen soruyu cevapladığınız anda o ekran geliyor. Oradan mesela birisini beğendiniz diyelim ki tıkladınız, hemen bir kafa dengi oranı hesaplayıp onu basıyor ve şu andaki bizim gördüğümüz de o, aa biz seninle %70 uyumlu çıkmışız, hemen oradan muhabbeti tetikleyebiliyor. Bunu sadece erkekler de yapmıyor, kadınlar da çok kullanıyor bunu. Gıdıklama dediğimiz şey poking aslında, göz kırpma bu ama gıdıklama adını koyduğunuz zaman buna işte o zaman karşılıklı gıdıklaşmalar başlıyor ve benim mesela iki aydır gıdıklaştığım birtakım insanlar var.
Ö.P.: Hiç konuşmadan…
E.A.: Ama eninde sonunda birileri pes edip ya yeter artık pes ettim yani ne konuşacaksan konuş diye patlayacak. Bu tip böyle artıları var sistemin. Facebook bizim daha önce tanıdığımız insanları bir şekilde bulmamızı sağlıyordu. Arkadaşlık siteleri, hiç tanımadığımız, hakkında hiçbir şey bilmediğimiz birtakım insanları dünyanın en saçma sapan yöntemiyle, kadın bu, şu yaş aralığında olsun, şu ilde olsun, en fazla şu semtte olsun diyordu. Şimdi burada şunu yapıyoruz arkadaşlar, soruyu mesela takibe alabiliyorsunuz siz. Burada 4000 tane soru var ve siz bir soruyu followlayabiliyorsunuz. Çok basit, çok uç bir örnek vereceğim, sorular. Dini inancın var mı? Özellikle bu örneği veriyorum. Dini inancın var mı? diye soru var mesela. Hayhuy içerisinde de her türlü sosyo-ekonomik kültürel düzeyde insan var ve orada birisi diyebiliyor ki “hayır ben dini inancı olmayan insanlarla konuşmak istemiyorsam bu soruyu filtreleyip, bu soruyu ajana ekleyip, bu soruyu takibe alıp, o insanlardan uzak durabiliyorum mesela. Birazcık daha güvenli bir ortam sağlayabiliyor.
Katılımcı: Siz bir yatırımımız var ve devam ediyor, bir yılın üzerinde gibi bir öngörünüz var ama bunun geri dönüşünü kaç yıl olarak siz bir projeksiyon şey yaptınız? Onu soracağım. İkinci soru da yine oradan kafama geldi, bu biraz daha şey. Sorular mesela dediniz %70 uyumlu falan, birini gözüne kestirdiniz, peki onun sorulara verdiği cevapları biliyor musunuz? Mesela sırf %70-80’i tutturmak için aynı cevapları veriyorsun. Böyle bir imkanı var mı?
E.A.: Var. Evet, bunu yapabilirsiniz. Yani beğendiniz profili. Şimdi şöyle filtrelemeler var. Siz bu profile girdiniz, cevapladığı sorular, ortak cevapladığınız sorular, benim henüz cevaplamadığım sorular, benim cevapladığım onun cevaplamadığı sorular vs. gibi her türlü soruyu filtreleyebiliyorsunuz. Bakarsınız, evet ben kafa dengi oranımı yükseltmek istiyorum bununla deyip onun cevapladığı soruları cevaplarsınız. Yükselttiniz, ondan sonra şu anda kaç kişi var dedik? 8500 kişi var. Bunun 4500’ü bayan. Bir bayan uğruna geri kalan 4499 bayanı silip atarsınız yani o olur.
B.B.: Uzun vadede hep eksi olur o. Ben de evliyim. Yanlış anlaşılmasın.
Ö.P.: Yatırıma dönüş diyelim.
E.A.: Yatırım için, tabii ki şu anda Hayhuy bu noktada da para kazanıyor. Premium üyelikle beraber para kazanmaya başladı. Sayfa gösterimi an itibariyle 3,5 milyon civarında aylık. Sayfa sayısının ve kullanıcı sayısının artmasıyla beraber biraz önce bu konuştuğumuz reklam sistemleri, sponsorlu sistemler gibi ekstra gelir kalemleri de olacak. Yapılan yatırımın dönmesi yaklaşık 18 aylık bir süre içinde olacak. Yani aslına bakarsanız üç yıllık bir projeksiyon söz konusu burada.18 aydan sonra artık çok karlı bir iş olacak. 3 yıl, production’a başladığından itibaren geçecek süre.
B.B.: Duyduğum kadarıyla ReklamZ ile anlaşmıştınız.
E.A.: Doğru. Sitemiz betada değil, betadan çıktı. Ama betadan çıkması demek üzerine bir şey katılmayacağı anlamına gelmiyor, hala devam ediyor yazılım çalışmaları. Daha devam edecek.
B.B.: ReklamZ sizin reklamlarınızı mı satacak?
Ö.P.: Zaten kendileriyle sinema.com’da da çalışmaktaydık.
E.A.: Az önce onun için söyledim toplam sayfa gösterimini.
B.B.: Yurtdışında benzeri sistemi yapan var mı?
Ö.P.: Çok birebir benzerini görmedik. Aslında yaklaşanı da görmedik. Çok yeni yeni benzer ürünler artık çevreden de yollanmaya başladı. Bu sizinkine benziyor, şu sizinkine benziyor… Burak yolladı bir tane.
E.A.: Dating siteleri var. Aslında biz bunu biliyoruz. Amerika’da ve Avrupa’da zaten dating ajansları da var zaten biliyorsunuz. Dating ajansları da aslında şey yapıyor, uzmanlar tarafından hazırlanmış bir soru dizisi üzerinden insanları match edip buluşturuyorlar.
Ö.P.: Bunun online versiyonları da var. Datepad.com diye bir site var mesela. İhtiyacı olan varsa da söylemiş olayım. Datepad’de 25 soru üzerinden, 25 tane çok ince düşünülmüş, çok güzel seçilmiş ve şıkları da çok detaylı çalışılmış 25 soru üstünden match making yapıyorlar. Başka bir şey yok. Siz yine detaylı bir profil giriyorsunuz ama o 25 soruya verilen cevaplara göre bir yüzdelik sistemden insanlar match ediliyor. Bizde bu fonksiyon çok çok minik bir kısmı. Çok üstte ve kenarda görünen kısmı,çünkü match etmeden de, hatta ilk soruda da vardı, illa sosyalleşmek zorunda değil insanlar. Kendi başına sadece vakit öldürmek için de burada çok uzun saatler harcayan insanlar var. İlk siteyi açtığımız gün giren adam 48 saat sonra çıktı siteden. Aşağı yukarı 48 saatte bitirdi soruları. Yani takip de ettik, inat etti, 48 saatte 1900-2000’e yakın soru cevapladı. Rahatladı, bitirdim soruları artık dedi, bana soru gelmiyor diye mailler de attı.
E.A.: Hatta onun için bizi suçladı.
Ö.P.: Ben bir daha bu siteye girmem, bitirdim ben bu siteyi dedi. Sonra geldi aylarca sitede kaldı. Arkadaşlar edindi, sorular yazdı. Evlendi, çocuğu var.
Katılımcı: Öncelikle, bir ihtiyacı karşıladınız. Teşekkür ederim o yüzden. Siz yapmasanız ben yapacaktım. Gerçekten aklıma gelmişti benim.
Ö.P.: Bunu söyleyen 20. kişisin. Tasarımını yaptık, başlamak üzereydik diyen var.
Katlımcı: O kadar yapmadım ben. Düşünüyordum sadece. Kaç yazılımcı çalışıyor bunun için?
Ö.P.: İki.
Katılımcı: İki, peki geliştirecek misiniz siteyi ileride? Neler eklenecek? Bir de neden php, hep bu kullanılıyor?
E.A.: Php sorusunu developer arkadaşımıza sorabilirsiniz. Ben şöyle yanıtlayabilirim. Free of charge, ücretsiz, gayet mantıklı bir sebep bence, yeterli bir sebep. Daha iyi bildiğim için diyor mesela developer arkadaşımız. O da gayet mantıklı.
Katılımcı: Bu kadar popüler olmasını soruyorum yani. Bence de daha iyi bir seçenek ucuz olduğu için. Başka bir sebebi var mı, daha hızlı, o türden bir sebebi varsa?
E.A.: Ya o konuda çok net bir şey söyleyemeyeceğim. Bunu belki başka birilerine sormak lazım.
Ö.P.: Siteye yeni fonksiyonlar ekleniyor, şu anda da eklenmeye başlandı.
Katılımcı: Tam arkadaşlık sitesine dönüşecek mi mesela? Ben istemem öyle olmasını.
Ö.P.: Hayır, öyle bir misyonu yok sitenin ve onu yapan zaten birçok site var. O bir ek fonksiyon veya bir katma değer olarak belki sitede her zaman bulunabilir ama asıl fonksiyonu dediğimiz gibi buzdağının altında ciddi bir profilleme mekanizması var. Ve o profilleme mekanizmasına göre de hani arkadaşlık sitesi değil ama sosyal ağ olarak kullanılabilir durumda çünkü kategorik olduğu için içerideki sorular, kategorik bazlı kafa denkliği de hesaplanıyor. Mesela çok yakın bir zamanda başlayacak bir fonksiyon bu. Şu anda sadece bir genel uyum hesaplanıyor ama bir süre sonra sinemadaki uyumun, müzikteki uyumun, yeme içmedeki uyumun diye kategorilerdeki uyumun da verilmeye başlanacak. Dolayısıyla hani sadece ikili ilişkiler anlamında değil, belki bir komünite oluşması, işte yeme içme grubu, bilmem ne seven yeme içme gurubu, bugün mesela bir toplantıda yine muhabbeti oldu, mesela rakısını maydanozla içen, rakısına buz atmayan adamlar gurubu çıkabilir Hayhuy’daki sorulardan.
E.A.: Sodayı dondurup buz yapan, rakının içerisine de onu atan…
Ö.P.: Ve maydanozla içen… Böyle bir profilleme çıkabilir. Bu adamlar kendi arasında yazışıp gurup olabilirler veya içeride işte araba tercihi Peugeot mudur Volkswagen midir gibi bir guruplaşma olabilir. Eski klasik Vosvos’ları seviyorum diye bir guruplaşma olup, o gurup kendi içinde bir şeyler yapmaya başlayabilir. Dolayısıyla sosyal ağ kısmı çok daha güçlenecek. İleride mobil fonksiyonları başlayacak. Şu anda yine planlanmış olan. Mobil olarak da sistemde var olup her an soru cevaplayabileceği, her an etkileşim içinde olabildiğin bir yanı olacak. Başka aklına gelen?
Katılımcı: Global bir site olur mu ileride?
Ö.P.: Sloganımız o aslında. Yani şu anda ön araştırmalarını yapıyoruz.
Katılımcı: İki tane sorum olacak. Bir tanesi biraz önce anketlerde –paralı anket- “Hangi dondurmayı seversiniz?” İşte Algida, Panda gibi sorular gelecek dedik. Üye olarak hani bir iki soru böyle cevaplarım ama bir süre sonra bu beni baymaya başlar. Film izleyeceğiz, sinemaya girmişiz, parasını vermişiz –hani az para da almıyorlar, 10 TL veriyoruz, 15 TL alan sinemalar var- 10 dakika da reklam izletiyorlar bize. Yani ben şeyi düşünüyorum, 10 dakika reklam izliyorsam, ya bir indirim yapın ya da reklamsız seans olsun, ona gireyim yani. Sizin de mesela belli bir reklam anketi cevaplayan üyelere fiyakalı üyelik veya benzeri üyelik verme planlarınız var mı? Bir tanesi bu…
Ender Ayna: Önce onu cevaplayayım, sonra diğerini alalım isterseniz. Aslında şöyle çok önemli bir fark var. Yani siz Hayhuy’u kullanırken talep halinde reklamla karşılaşacaksınız. Anlatabiliyor muyum? Ha çok para verir, birisi çıkar, ayrı. Bunu da açık açık söylemek lazım ama aslına bakarsanız bu sponsorlu sorulara talep halinde ulaşacaksınız ve bu soruları cevapladığınız zaman birtakım faydalar kazanacaksınız, puan kazanacaksınız. Bu puanlarla fiyakalı üyelik satın alabilirsiniz, bu puanlarla yemek çeki satın alabilirsiniz, bu puanlarla hepsiburada’dan hediye çeki kazanabileceksiniz vs. vs.
Özgür Poyrazoğlu: Yani şöyle bir plan bile var hani daha kurgu aşamasında ama çok ileride, hani ikinci faz üçüncü faz değil belki ama cevap başına bir ödeme sistemi markadan, aynı şekilde cevaplanan soru başına bir ödeme sistemi son kullanıcıya… Yani Google’ın AdSense’ine, AdWords’üne atıfta bulunabilecek şekilde işte… Her cevaplattığım soru başına markadan bu kadar para alırım, paranın bir kısmını da cevaplayana veririm gibi bir kurgu bile düşünülebilir. Yani o anlamda aslında ucu çok açık.
Katılımcı: Teşekkürler öncelikle. İkinci sorum az önce anlatırken hani şu mesajlaşmalar da bu yönde devam ediyor şeklinde bir ifade kullandınız. Burada benim aklıma güvenlik, üyeliğin güvenliği konusunda soru işareti geldi, acaba bizim mesajlaşmalarımız okunup, sitenin gidişatı böyle kilitlenir diye bir yol mu…
Ö.P.: Nick neydi?
E.A.: Bizim mesajlaşmalarımızdan bahsediyorduk onu anlatırken, yani en başta da şeyi söyledik ya, biz hepimiz Soda Medya ailesi olarak düzenli Hayhuy kullanıcılarıyız. Özgür’ün dediği gibi iş yapamaz hale geliyoruz bazen, ona istinaden söylüyoruz. Kişiler arası mesajlaşmaları biz göremiyoruz ama loglanıyor hepsi. Çünkü biliyorsunuz bunlar birtakım kanunlara tabi. Loglarını tutmak zorundayız. Herhangi bir hakaret davası açılırsa, Hayhuy üzerinden hakaret edildiğine dair bir dava açılırsa savcılık sizden bunları istiyor. O yüzden bunların hepsinin loglanması gerekiyor.
Ö.P.: Onun dışında halka açık her yer, zaten sürekli okunuyor ve modere ediliyor.
Katılımcı: Ben planlama ve implementasyon aşamasıyla ilgili soru soracağım. Bu süreçler ne kadar sürdü, işte oluşmasından plan aşamasına gelene kadar? Ya da tasarımı…
Ö.P.: Uzunca… Yuvarlak bir cevap vereyim… Yaklaşık iki yıllık bir geçmişimiz var Hayhuy’da. Proje halinde gelip dosya haline geldikten sonra hemen başlayamadı henüz. Çünkü hani birincil işimiz o an için bu değildi. Çünkü bir sürü başka iş de yapıyoruz bir yandan. Aslında hani dükkanı döndüren başka işlerimiz var. Dolayısıyla biraz da o uygun boşluğu bulmak adına proje hazır olduktan sonra çok uzun süre rafta bekledi. Bu arada tasarımı da yapıldı, tasarımlar hazırdı, işte bütün PPT’lerine kadar hazır olduğumuz bir dönem oldu ama production’a geçemedi. Geçtikten sonrasıysa eğer süre yaklaşık 8 aylık bir sürede teste hazır hale geldi. İlk kurgu kısmı aslında çok çabuk oldu hani en başında, fikrin gelişmesi, yeni özelliklerin eklenmesi, aa bak şu da olsa, bu da olsa kısmı çok çabuk oluyor. Biz ofiste de üç ortak aynı odayı paylaşıyoruz, koltukları döndürüp yaptığımız beyin fırtınaları oluyor. O sırada aslında çok hızlı bir şekilde ana konsepti –belki biraz sinemacı dili olacak- sinopsisi ve benzeri detayları çok çabuk oluşuyor. Oradan sonrası zaten şey, şu da olur, bu da olur gibi birtakım klişeler zaten eklenmeye başlandı. İşte, dürtme olmasın da gıdıklama olsun, insanlar birbirini gıdıklayabilmenin dışında soru da yollayabilsin. Beğendiği soruyu birisine yollayıp cevaplatabilsin gibi detaylar zaten yolda da eklendi bir kısmı.
E.A.: Takip olmasın, ajan olsun…
Katılımcı: Gelir modelini düzenlerken ne zaman düşündünüz mesela? Proje başlangıcında mı bu şekil bir gelir modeli hedefliyoruz veya hani proje ortaya çıktıktan sonra mı böyle bir şey yapalım diye düşündünüz?
Ö.P.: En başta, hani ilk fikir çıktığında gelir modeli şu olabilir demiştik.
E.A.: Zaten aksi halde çok büyük bir riskin içine giriyorsunuz. Yani yapmaya başlamadan gelir modeli yoksa kafanızda zaten her an her şey olabilir yani, boşa da yapabilirsiniz. Hatta bazı fonksiyonlar, bazı kurgular zaten gelir modelinden ortaya çıktı da diyebiliriz.
Katılımcı: Topladığınız data ile ilgili geleceğe dair farklı planlar var mı? Data çünkü önemli bir şey tabii… Atıyorum bir insanın karpuzu mu sevdiği başka bir şeyi mi sevdiği önemsiz bir data belki ama bazı datalarınız oldukça önemli. Belki genişledikçe daha değerli bir konuma gelecek. Bu data ile ilgili bir projeksiyonunuz var mı?
Ö.P.: Aslında Hayhuy’un çıkış noktası o data. Data’nın kıymeti ve gittikçe daha kıymetli hale geleceği ve bir şekilde elimizdeki o aktif kullanıcılara ait datanın önemli bir değer olacağı… Zaten bütün plan ve projeksiyon bunun üzerine kurulu.
Katılımcı: Match making aslında biraz…
Ö.P.: Aynen buz dağının üstü match making… Dolayısıyla o datayla birçok şey yapılabilir. Bunları da yolda göreceğiz. En nihayetinde o datayı ve o datayı oluşturanların kişisel bilgilerini satma gibi bir şey söz konusu değil. Hani o yollar zaten kapalı. Ama o datayı değerlendirebilir durumdayız.
E.A.: Kafamızda şu var: Profillenmiş dataya özel olarak reklam gösterimi var, profillenmiş dataya özel olarak soru gösterimi var, sponsorlu soru da olabilir. Profillenmiş dataya özel olarak ürün satışı da olabilir. Bu çerçevede bizim şu andaki yapılanmamız itibariyle en sonunda ürün satışı olabilir. Ama bu değişebilir, yol boyunca değişebilir. Genel anlamda böyle bir projeksiyonumuz var.
Ö.P.: Yani gazlı içecek sever misin? Evet/hayır da çıkan profile, gazlı bir içecek markasına dair bir soru gidebilir, veya iki marka birden geçsin, Coca-Cola mı Pepsi mi sorusuna cevap veren adamlardan Coca-Cola’yı seçenlere, Zero mu Light mı normal mi? deyip iyice düşürebiliriz. Bu şekilde sonsuza kadar devam edebilir aslında. Daha nokta atışı sorular gösterip cevaplar alıp, veya belki reklam gösterebilir hale getirebiliriz sistemi.
Burak Büyükdemir: Firmalarla peki bu konuyu görüştünüz mü hiç?
Ö.P.: Konuşmaktayız ve tepkiler hoş.
B.B.: Geri dönüşler iyi… Yani onlar da kullanmak istiyorlar o zaman böyle bir sistemi?
Ö.P.: Her an birileri başlayabilir…
Katılımcı: Sadık bir kullanıcı profili oluşturmak için planlarınız var mı? Yani ben girerim, sorularımı cevaplarım, kafa dengimi bulurum, çıkarım giderim. Beni sitede tutmak için bir planınız var mı?
Ö.P.: Bir kısmı kendiliğinden oldu bunun. Şu anda sadık bir kısım kullanıcı var. Şöyle bir düşününce niye oradaların cevabı, aslında soru da soruyorlar. Soru sorarak ve fazla sayıda soru onaylatarak, iyi sorular sorarak sistemde iyi bir yer edinmeye başladılar. Bu sistemin içine hem katkısı oluyor, hem insanlara her soruyu kimin sorduğunu da gösteriyoruz. O da aslında bir harekete başlangıç noktası. Hani senin sorduğun şu soruya ben şu cevabı verdim. Veya şöyle bir soru sormuşsun, benim de aklıma gelmişti veya ben işte o sorunun içinde şuradayım gibi noktası da var. Dolayısıyla soru soran insanlar, yavaş yavaş elitleşmeye başlıyorlar. Ve bir yandan da sadakatleri artıyor çünkü sistemin içinde çok ciddi bir noktadalar ve önemli bir katkıları var. Bu mesela uygulamaya da geçmiş planlardan biri. Bunun dışında neyimiz var?
E.A.: Var, şimdi elimizde bir oyuncak var, bunu kabul etmek lazım. Aynı zamanda bir time waster var çok ciddi anlamda. Hayhuy’a gelip üye olup, sadece soru cevaplayıp, başka hiçbir şey yapmadan çıkan kullanıcılar var. Yani time waster olarak kullanan… Canım sıkıldı, ben buraya gireyim de üç beş soru cevaplayayım, ondan sonra da profil cümlelerinden kendi profilimi okuyayım, nasıl bir insanmışım?
Ö.P.: Çünkü random oluşuyor orada yaklaşık 20 cümle, refresh ettikçe değişiyor. Böyle size farklı farklı profiller yaratabiliyor kendisi.
E.A.: Şimdi burada bu oyunu birazcık daha geliştirecek ek özellikler eklenecek sitenin içerisine. Bu, Özgür’ün biraz önce anlattığı gurup sistemleri dışında, ‘bu soruyu kim sormuş?’ oyunu oynanabilir…
Ö.P.: ‘Ne cevap vermiş?’ oynanabilir… Bu oyuna böyle ekstra oyuncaklar eklenecek.
E.A.: Ben tersten gitmek istiyorum üzerine çalışıyoruz mesela. Onu önümüzdeki dönemlerde dahil edeceğiz sisteme. Yani siz tercih ettiğiniz şıkkı değil, aradığınız kişinin tercih etmesini istediğiniz şıkkı seçerek mesela ilerleyebileceksiniz. Soru bazlı filtreleme diyoruz mesela böyle bir şey yapabiliyor olacaksınız. Guruplar içerisinde oyunlar oynanacak. Bahsettiğimiz gurupta Özgür’le ilgili sorulara biz cevap vereceğiz, Özgür’ü ne kadar tanıyoruzu bulacağız gibi gibi… Yani o tarafta aslında developmentı ikiye ayırıyoruz biz. Bir, yeni kullanıcı getirmeye yönelik geliştirmeler listesi… Bir de tabii ki mevcut kullanıcıları tutmaya yönelik geliştirmeler listesi… Yani o bağımlılığı arttırmaya yönelik neler yapılabilir, ayrıca çalışılıyor.
Katılımcı: Mesela her isteyen üye olabiliyor. Diyelim çok ünlü oldu siteniz. Yüz bin hatta milyon kullanıcıya ulaştınız, şöyle bir şey olabilir mesela: Anket firmaları bir kullanıcı oluşturarak sorularını sizin sitenize girer, böylece istediği cevapları veya istediği kullanıcı sayısından cevapları alabilir. Ben şöyle düşündüm: Benim bir emeğim var ortada, başkalarının bu şekilde yararlanmasını istemem. Buna yönelik çalışmalarınız var mı?
Ö.P.: Yönelik derken? Sistemi kurmak anlamında…
Katılımcı: Siteyi kurdunuz, başkaları bunun ekmeğini yiyor yani, sizin üzerinizden gelir elde ediyor veya bir şekilde işini hallediyor…
Ö.P.: İşte onun etkin bir şekilde işini halledebilmesi için zaten bizim üstümüzden geçmesi lazım. Kendi kendine yapamaz bunu.
E.A.: Şey gibi algıladım ben: Geldi oraya, kullanıcı oluşturdu, atıyorum turizmle ilgili soru var kafasında ve onu sordu.
Katılımcı: Bir sorudan ziyade birçok soruyu sorarak anket yapıyor.
E.A.: Ama işte elinde veri olmayacak. Yani bir yerde anket yaptığın zaman senin elinde demografik veri yoksa hiçbir şey ifade etmez.
Katılımcı: Ama bakıyor yani… Şu kadar kişi, istatistik olabilir.
E.A.: Şu anda düşündüm yani herhangi bir soruyu 4000 kişi cevaplıyor, bunu hani istatistiksel olarak değerlendirebilmesi için…
Ö.P.: Çok fazla datayı elle manuel bir şekilde kendine aktarması lazım.
E.A.: 4000 kişinin profiline girecek, yaşını öğrenecek, ilini öğrenecek, onun mesela daha önce cevapladığı sorulara bakacak vs. Halbuki işe bize gelse, biz ona yardımcı oluruz her zaman.
Ö.P.: Anlaşırız bir şekilde…
Katılımcı: Merhaba, ben şunu sormak istiyorum: Diyelim ki üç ay sonra Hayhuy’u kullanmamaya karar verdim. Hesabımı silmek istiyorum, Facebook’ta da bu uygulama var, deaktif ediyor, kaldırmıyor ortadan, hesabımı silebiliyor durumda olabilecek miyim? İkincisi, hani siz biraz önce söylediniz, %70’i yakaladıysanız ruh ikizinizdir artık diye, ben orada 3 ay içinde 2000 tane 3000 tane soru cevaplamış olacağım. Databaseinize gönderdiğim cevaplar ne durumda olacak? Yani silinebilecek mi, silinmeyecek mi? Sonuçta şirketler de şimdi çapraz sorgulu kişilik testleri yapıyorlar nasıl bir insan olduğunu öğrenmek açısından. Hani 2000 tane soru cevapladıysam kim olduğum açık bir şekilde ortada olacak yani… Bu cevaplar ne olacak peki silinebiliyor mu olacak?
E.A.: Siz şu anda Hayhuy’dan profilinizi silebiliyorsunuz. Sildiğiniz anda tamamen gidiyor.
Katılımcı: Yani gönderdiğim cevaplar da kalkıyor ortadan?
E.A.: Evet. Yani profilin pasifleştirilmesi gibi bir durum söz konusu değil. Tamamen uçuyor.
B.B.: Peki loglar?
E.A.: Loglar duruyor… Logları tutmak zorundasınız zaten. Logları tutmak zaten Türk Ceza Kanunu’na göre dayalı işte hangi kanunagöreyse… Sizin sorumluluğunuz yani o, onları tutmak zorundasınız.
Katılımcı: Peki gizlilik şartları gereği kullanıcının haklarını korumak açısından ben bilgilerimin Hayhuy dışında bir yerde paylaşılmasını istemiyorum, sadece sosyalleşmek amaçlı kullanıyorum seçeneğini bize sunacak mısınız yoksa ben kullanım şartlarını imzaladığım anda siz bunu istediğinize satabilir misiniz?
E.A.: Biz kullanıcıların bilgilerini paylaşmıyoruz.
Katılımcı: Paylaşacak mısınız? Okumadım kullanım şartlarını ama…
E.A.: Hayır, biz sonucu paylaşıyor olacağız. Yani X firması bizden “Ya kardeşim…
Katılımcı: Bireye indirgenmeyecek sonuçlar…
Ö.P.: O cevabı veren o son kişinin kim olduğunu bilmiyor olacak marka sahibi.
E.A.: Öyle bir şey söz konusu değil yani şöyle anladım: X firması geldi bana dedi ki: “ Bana şu profilden 50.000 kişi ver, ben buna mailing yapacağım” dedi. Böyle bir şey yok yani.
Katılımcı: Bir şey daha sormak istiyorum. Public sorular dışında, ben mesela profilimde 10 tane soru sormak istiyorum. Bunu benim için daha şey ifade ediyor…
E.A.: Var, var… Sitemizde var. Ayrıca mesela tehlikeli sorular diye bir kategorimiz de var. Çok daha derine inen, ilişkiler anlamında… Yine bazı soruları saklayabiliyor olacaksınız. Bu soruyu sadece benim izin verdiğim kişi görebilir diyebiliyor olacaksınız.
Ö.P.: Veya profilinden de istediğin soruları kaldırabiliyorsun. İstediğin cevapları kaldırıp, profiline biraz müdahale edebiliyorsun.
Katılımcı: Cevap değiştirme hakkım var mı?
E.A.: Var. 43 saniye.
Ö.P.: 43 saniye, ilk 43 saniyede değiştirebilirsin. Yaptığımız testler sonucunda, beynin ilk 43 saniye…
Soru: Skip ciğerim, fittiret konusundaki görüşlerini merak ediyorum. Ben onları private betaya özel sanıyordum…
E.A.: Biz çok beğeniyoruz.
Ö.P.: Sitenin bir jargonu var. İşte poke etmek veya dürtmek değil; gıdıklamak, birilerine soru yollamak değil; huylandırmak…
E.A.: Soruyu pas geçmek değil, skip ciğerim…
Ö.P.: Skip ciğerim diye bir buton var. Evet en başta aslında private betada başlayan sözlerdi bunlar. Sonrasında çok güzel tepkiler aldık. Güzel bir geri dönüş geldi ve insanlar beğenmeye ve benimsemeye başladılar. Öneriler gelmeye başladı. Bunun sonucunda işe tazele yeğenim…
E.A.: Ignore yerine fittiret… Muhtar… Bilmiyoruz…
Ö.P.: Muhtar meşguldü getirmedik. Sitede bir muhtar var. Muhtar dönem dönem gelişmeleri yazıyor ve tüm kullanıcılara mektup olarak gidiyor bu gelişmeler. Ve insanların muhtara da bir ilgisi olmaya başladı.
E.A.: Aşıkları var değil mi muhtarın?
B.B.: Muhtar önemli bir şahsiyet bende, hemen onu da söyleyeyim.
Ö.P.: Onun dışında işte moderatör ekibine mahallenin gençleri deniyor. Hani moderatör denmiyor, mahallenin gençleri bunu böyle yaptı, şöyle yaptı, mahallenin gençlerine yenileri eklendi gibi bir haber yayılabiliyor. Ve insanlar bundan hoşlanıyorlar. Kendine has bir dili olması sitenin, aslında demin de bahsettiğimiz sadakati arttıran bir şey. İnsanlar daha kolay ve keyifle benimsiyorlar.
E.A.: Muhtar meselesi vardı. Neden adı muhtar? Niye başka bir şey değil?
Ö.P.: Sonra belediye başkanı da olacak bir gün… Vali de olur… Zamanla geliştireceğiz.
E.A.: Hani böyle çok da siyasete bulaşmamış bir adamdır değil mi muhtar? Hani pek etliye sütlüye karışmaz, sadece düzeni sağlamakla yükümlüdür. Bir de senin böyle mahallende oturan biridir yani yakınındır dostundur.
Ö.P.: Ama hakikaten şu anda işte 10.000 civarı mahalle sakini var. İşte 300.000 olur 500.000 olur, 1.000.000 olur, büyükşehir belediye başkanlığına terfi ettiririz.
B.B.: Çok teşekkür ederim, bugün geldiniz Etohum toplantısına. Hayhuy.com’a da yeni yani önümüzdeki iş hayatlarında başarılar diliyoruz. Bu da böylece esasında belki belgesellerinin ilk çekilmiş kısmı olmuş olur. Çünkü iki buçuk aylık falan sanırım şu anda. Gelecek sene, ne duruma geldiğinizi tekrar görürüz. Beraber bakarız. Çok da bence bir boşluğu dolduruyor eğer uluslar arası anlamda da benzeri boşluk doldurabilirseniz büyümesi daha hızlı olur diye düşünüyorum. Aramızda konuşmaya devam edebiliriz, Etohum devam ediyor. Gelecek haftalarda tekrar buluşmak üzere…























