Etohum.tv


Arama






Elbruz Yılmaz’la İnovent çekirdek fonu

ATİLLABu yazı Atilla Oğuzhan Durgun tarafından kaleme alınmıştır.

Türkiye’de çekirdek sermaye seviyesinde yatırım yapan bir fona ihtiyaç olması sonucunda kurulan inovent, bir takım araştırmalar sonucu kurulmuş bir çekirdek sermaye fonu.

İnovent Yatırım ve İş Geliştirme Direktörü Elbruz Yılmaz, fonun ölçeğinin şu an küçük olduğunu ve önümüzdeki günlerde bir basın bülteni yayınlanacağını söylüyor. İnovent 1.5 Milyon TL ile başlıyor ve 250 bin TL’ye kadar çekirdek sermaye ihtiyacı olan projeleri değerlendirecek.

Ekim ayında yatırım kurulu toplantısında 5 şirketi değerlendiren ve 3’ü ile el sıkışan inovent, 6-10 civarında bir deal sayısına yatırım yapmış olacak.Elbruz Yılmaz bunun bir pilot çalışma olduğunu, deal flow kalitesine bakarak, daha büyük bir fona ihtiyaç var mı?, yok mu? Deneyip görmek istediklerini söylüyor.
devamı »

Tarih: 30/12/2009 | Kategori: etohum.tv | Yazan: Burak Büyükdemir
Etiketler: , , , , , , ,
Ersan Özer’le Uzmantv – Bölüm 1

ATİLLABu yazı Atilla Oğuzhan Durgun tarafından kaleme alınmıştır.

Uzmantv.com’un kurucusu Ersan Özer, 1999 yılında itiraf.com fikriyle birlikte internette meslek edinmeye karar veriyor. O zaman NTV’de çalışması ve işinin çok yoğun olması sebebi ile başkalarının içeriğini oluşturacağı bir site fikri arıyor. Ve itiraf.com fikri ortaya çıkıyor. İtiraf.com şu sıralar çok populer olan ekşi sözlük ile beraber Türkiye’de kullanıcının oluşturduğu içerik alanında ilk örneklerden bir tanesi. İtiraf.com’un çok populer olması fakat 5 sene boyunca itiraf.com’dan para kazanamayan Ersan Özer İnterneti meslek edinmek için bayağı bir çalışmış. Televizyyona, gazeteye ek işler yapmış. Bir yandan da itiraf.com’u devam ettirmiş. Sonra oğlunun doğduğu gece itiraf.com’dan kurtulamaya karar vererek, 2002 senesinde yine bir televizyon programına ek iş yaptığı bir zamanda, Haluk Bilginer ile Zuhal Olcay’ın olduğu bir programda yapımcı Meral Okay ile tanışıyor. Beyaz Show’un yönetmenliğini yapan, Şok’un yazarlığını yapan, Okan Bayülgen ile çalışan ve itiraf.com’u yapan Ersan Özer itiraf.com’un çok ekmeğini yediğini ve interneti meslek edinmesine yardımcı olduğunu söylüyor. Fakat öte yandan çok fazla para kazanan bir model olmaması sebebi ile önünün tıkandığını fark ediyor.
devamı »

Tarih: 30/12/2009 | Kategori: etohum.tv | Yazan: Burak Büyükdemir
Etiketler: , , , , , , , ,
2010’da en iyi yatırım aracı internet şirketleri olacak

2010’da destekleyeceğimiz 15 yeni internet girişimini etohum’un 30 Ocak 2010 Cumartesi günü Bahçeşehir Üniversitesinde düzenleyeceği haftasonu toplantısında açıklıyoruz.

2009 yılı içinde etohum’a başvurularını yapan adaylar zorlu bir seçim sürecinden sonra Ocak ayı içinde yatırımcı ve tecrübeli internet girişimcilerinden oluşan bir topluluğa sunumlarını yaptıktan sonra ilk 15 aday arasına girmeye çalışacaklar. 2009 yılında etohum’a 1.000’in üzerinde girişimci başvurdu. Bu başvurular arasından 150 kişiyle yüz yüze görüşülerek 40 girişimlik kısa listeye indirildi. Bu adaylar Ocak’ta sunumlarını tecrübeli internet girişimcilerine yaptıktan sonra etohum’un destekleyeceğiz 15 girişim ortaya çıkacak.

15 yeni şirketin açıklanacağı 30 Ocak 2010 Cumartesi etohum toplantısında Airties ve Maxim kurucu ortağı Ziya Boyacıgiller, Sobee kurucusu Mevlüt Dinç ve biletix.com kurucuları Ali Abhary ve Dave Dorner konuşmacı olarak katılacaklar. Etohum haftasonu toplantısının programı ise şöyle;

30 Ocak 2010 Cumartesi Programı
10:00 – 10:30 Kayıt (kahve & çay)

10:30 – 10:45 Etohum 2010 hoşgeldin konuşması – Burak Buyukdemir
10:45 – 11:00 Bahçeşehir Üniversitesi & Co-op programı adına konuşma
11:00 – 12:00 Ziya BoyacıgillerAirties ve Maxim kurucu ortağı

12:00 – 13:00 Mevlüt DinçSobee kurucusu

13:00 – 14:00 Yemek arası

14:00 – 14:15 Tasarımcılar Yarışıyor Ödül Töreni – Hasan Yalçın
14:15 – 15:15 Ali Abhary / Dave Dorner biletix.com kurucuları

15:15 – 15:30 Kahve arası

15:30 – 16:00 Etohum 2009 etohum sürecinden gelişmeler – pabbuc.com, ortakantin.com, ideshot.com, sunumax.com , cepkod.com
16:00 – 17:00 2010 Etohum 15 internet girişimi tanıtımları

17:00 Kapanış

Tarih: 30 Ocak 2010, Cumartesi
Saat: 10:00 – 17:00
Yer: Bahçeşehir Üniversitesi / Fazıl Say Salonu – Beşiktaş / İstanbul

Toplantıya katılmak için lütfen aşağıdaki formu doldurunuz

Etohum 2010 toplantısı
  1. (gerekli)
  2. (gerekli)
  3. (gerekli)
 

cforms contact form by delicious:days

Etohum 40

Etohum’da başvurular Ağustos – Aralık ayları içinde yapılıyor. Bu süre içinde başvurlar arasında öne çıkan adaylarla yüz yüze, telefonla, internet üzerinden görüşmeler yapıyoruz. 2009 yılı içinde 1500′e yakın başvuru oldu. 31 Aralık 2009′da 2010 etohum için başvuruları sonlandıracağız.

Görüştüğümüz adaylardan 40′a yakın kısa liste ortaya çıktı. Bu girişimcilerle 9 Ocak 2010 Cumartesi günü kapalı bir toplantı yapacağız. Ocak ayı içinde bu seçilen 40 girişimci etohum ağında olan yatırımcı, şirket kurucularına yönelik 5 dk’lık sunum yapacaklar. 30 Ocak’ta bu yıl destekleyeceğimiz 15 girişimciyi Bahçeşehir Üniversitesinde yapacağımız etohum haftasonu buluşmasında açıklayacağız. (Bu toplantıyla ilgili detaylı bilgiyi çok yakın zamanda paylaşacağım.)

Seçilen 15 girişimciyle Şubat ayında 4 gün süren kapalı bir etohum kampı yapacağız. Yeni girişimcilerle tecrübeli girişimcileri ve yatırımcıları buluşmasını amaçlayan bu kamp konusunda detaylı bilgi Ocak ayı içinde etohum adaylarına verilecek.

9 Ocak Cumartesi günü 40 Etohum adayına özel eğitim kısa sunum tekniklerini içerecek. F. Ertuğrul Belen bu eğitimi verecek.

“Elevator Pitch” Training Genellikle “asansör konuşması/cümlesi” olarak adlandırılan bu benzetme, yabancı bir kişiyle birkaç kat aşağı inerken söyleyeceğiniz ilk cümle gibi kısa ve sonuç odaklı olmalıdır. İlk izlenim önemlidir. Kendinizi tanıtma biçiminiz dikkat ve merak uyandırmalı ve karşınızdaki kişinin size soru sorma isteğini tetiklerken yakınlık ve empati kurmasını sağlamalıdır. Ve bu yaklaşık 30-45 saniye içerisinde gerçekleşmelidir!

F. Ertuğrul Belen Hakkında
General Motors ve PricewaterhouseCoopers’ da uzun yıllar üst-yönetim danışmanlığı yapan Ertuğrul, İtalyan Natuzzi ve Sihir Mobilya firmalarında Partner olarak profesyonel kariyerini sürdürmektedir. 2008 senesinde JCI Türkiye ‘Kitle Önünde Konuşma’ yarışmasını kazanan Ertuğrul, Ekim 2009’da kurucusu olduğu B Networking projesi JCI Türkiye ‘En İyi İş Geliştirme Programı’ seçilmiş ve 120 ülkenin katıldığı uluslararası işadamları platformunda aynı dalda aday olarak gösterilmiştir.

JCI Istanbul Başkan Yardımcısı ve Türk Eğitim Enstitüsü Networking Trainer olan Ertuğrul, bugüne kadar 1000’i aşkın profesyonele Türkiye’de bir ‘ilk’ olan Speed Networking – Hızlı Networking yaptırmış ve uygulamalı eğitimler vermiştir.

Tarih: 26/12/2009 | Kategori: Genel | Yazan: Burak Büyükdemir
Etiketler: , , , , ,
Kavun.com: Sosyal müzik ağı

ATİLLABu yazı Atilla Oğuzhan Durgun tarafından kaleme alınmıştır.

Kavun, online ücretsiz müzik dinleyebildiğiniz, keyfinize zevkinize göre müzik listeleri oluşturabildiğiniz ve bu listeleri arkadaşlarınızla paylaşabildiğiniz bir online müzik platformu. 10 Ağustos gibi yayına başlayan kavunun tüm üniversite, lise ve dersanelerde reklamlarını görmek mümkün.

Gelir Modeli: Reklam gelirine odaklanmış olan kavun.com, şu anda sadece iyi bir kullanıcı ve dinleyici kitlesi oluşturmak için çaba harcıyor şu anda herhangi bir başka gelir modeli olmayan kavun’un ilerde başka gelir modelleri de hayat geçirilebilir.

Rakipler ve Benzer Modeller: Yurtdışında buna benzer ve çok yakından bilinen modeller var. “I like “,”I mim “,”last fm ” , “My space” var. Bunların çok başarılı iphone aplicationları mevcut. Dünyada “I mim “ve “I like” bu modeli çok başarıyla uygulayanlar dan ikisi.

Gelecek Hedefler: Şu an için müzik zevki benzer insanları sosyalleştirmeyi ve müzikseverlere müzik dinletmeyi amaçlayan kavun, ilerde iphone uygulamasınıda hayat geçirmeyi düşünüyor.

Reklam kampanyasına bir anda karar veren ve bunun için ciddi bir bütçe ayıran kavun ekibi, daha çok online mecra üzerinde reklam yaparak, internetteki genç kitleyi hedeflerken,üniversite kampüsleri gibi online mecrada da reklam çalışmalarına önem veriyor.

Mynet’in diğer ürünlerinde Mynet markalandırması ön plana çıkarken kavun.com’da mynet markasının arka planda kalmasının sebebi yeni bir marka meydana getirmek. Kavun markasıyla ve ismiyle ağızdan ağza yayılma ve hit oluşturacak gençleri toplayabilmek hem de kavun ile myneye trafik oluşturabilmeyi hedefleyen bir amacı yapısı var kavunun.

Kavunun bir meynet servisi olduğunu da atlamadan, çünkü kavuna girdiğinizde bir mynet servisi olduğunu anlıyorsunuz zaten, kavun için tamamen gençlere özel ve gençleri yakalayabilmek amacıyla özel bir konumlandırma oluşturmaya çalıştık.

Beyaz Perde servisinde de beyazperde kimliği kavun.com’daki hiç bozulmadan uygulanmaktadır.
48 servisi olan mynetin diğer ürünleri Mynet markalandırması altında konumlanması stratejik açıdan Mynet markası için önemlidir.

Mynet, birçok servisle yapılan lisans anlaşmalarında da mynet çatısı altında markalaşmaya önem vererek, ana markayı da söndürmeyi engellemektedir.

Gelecek Hedefler: Ürün tarafında çok daha yeni orijinal video klipleri siteye koyan kavun ekibi, şu anda MÜYAP’ın sunmuş olduğu 120 bin civarında ve hergün eklenen şarkılarla büyüyen ürün kataloğu çok yüksek bir teknoloji ile müzikleri stream edebilir durumda.

Bunların %99’u Türkçe müzikler. Yabancı şarkılar%1-2’dir.Ama ilk 10’a baktığımız zaman en çok dinlenen müziklerin içinde yabancı şarkılar mevcut. Yabancı şarkıların gelişi artacak. Pazarın tükettiği ve kullanıcı alışkanlıkları açısından %95 civarında Türkçe müzikler. Türkçe müzik alanını tamamladıktan sonra yabancı müzik alanında da servis büyüyecektir. Kavun, yabancı müzik görüşmelerine de başlamış durumda.

Iphone application gelecek. Video klip sayıları artıyor. Daha iyi müzikler ve daha iyi stream sunmaya devam eden kavunun tekil kullanıcı sayısı çok fazla. Bundan sonra kullanıcıları nasıl sosyalleştireceği ve aynı zevke sahip kullancıların birbirleriyle etkileşimleri üzerine çalışmalar yapacak Kavun ekibi.

İleride kullanıcının zevkine göre seçtiği müzikleri havuzda biriktirerek, onun zevkine uygun müzikleri onun önüne getireck olan bir servis olacak. Herkesin takip ettiğimüzik kanallarında top10’lar,haftanın en iyileri gibi bilgileri sunan bir servis.

Sektör itibariyle de birçok kullanıcıya ulaşan ve en çok beğenilenleri,tercih edilenleri belirleyen bir servis olması dolayısıyla çok önemli kavun.com. Sektör profesyonelleri için de çok iyi bir data kaynağı olacak kavun.com zamanla en çok dinlenen 100 listeleri gibi listeler sunacak.

devamı »

Tarih: 21/12/2009 | Kategori: etohum.tv | Yazan: Burak Büyükdemir
Etiketler: , , ,
Duellog.com: Sosyal spor ağı

ATİLLABu yazı Atilla Oğuzhan Durgun tarafından kaleme alınmıştır.

Duellog, insanların arkadaşlarıyla halı saha, basketbol, tenis, masa tenisi, tenis gibi spor dallarında maç organize ederek eğlenmelerini sağlayan niş bir sosyal ağ.

Proje kurucusu olan ve Yeditepe Üniversitesi 3.sınıfta okuyan Osman Faruk Küçükerden’in okula 1 yıl ara verip tamamen bu projeyle ilgilenmesi ve çekirdek ekibi kurarak işi geliştirmesiyle bu güne gelmiş.

Osman F. Küçükerden projenin iş yönetimi tarafını yönetiyor. Yazılım tarafında ise Osman’ın bir ay önce yemekte tanıştığı ve bu benim ekibim olsa dediği Harun isimli bir arkadaşı var. Kurucu çekirdek ekip şu anda Osman, Harun ve yine yazılımcı olan Akın’dan oluşuyor.

Düellog insanların spor etrafında eğlenmelerini ve sosyalleşmelerini sağlıyor. Burada duellog ekibinin yapmaya çalıştığı 2 nokta var.

Halı saha ve diğer 25 rakipli spor dallarında tutkun kitleyi, organize ettikleri maçtan sonra skorları, resimleri, videolarını duellog.com’a yükleyerek maçın üzerinde yorumlar yapmalarını sağlayarak büyüleyen bir yönü var duellogun. Ve duellogta arşivlenen bu skorlar sayesinde, geçmiş performansları görerek rakiplerin seçilmesine olanak tanınıyor.

Maç yapmak isteyen ama rakip bulmaya vakti olmayan iş güçten dolayı maç için fazla uygun çevresi olmayanların da kendilerine rakip bulabildikleri bir platform.

Duellog aslında bir tür spor dating sitesi. Gelir modeli kullanıcıların googlemaplerden tesisleri bularak, kendilerine yakın ve uygun olan duellogla anlaşmalı tesislerden rezervasyon yapmalarını ve rezervasyondan komisyon almak üzerine kurulu. Komisyon tabii ki tesisten alınacak. Kullanıcı zamanla kampanyalar dahilinde daha ucuz tesis ücreti imkanına bile sahip olacak.

Tabi rezervasyon için tesislerle bir entegrasyon gerekiyor. Tesislerin duellogta bir sayfaları olacak.

Şu anda rezervasyon sistemi oturmuş durumda.Sadece halı saha değil, paintball, tenis courtları var. Bunların dışında Club Sporium vb. gibi abonelik sistemiyle çalışan tesisler için aboneliklerini satabilecekleri sayfaları olacak. Kendi sayfaları üzerinden kampanyalarını, turnuvalarını, abonelik satışlarını kullanıcıları ile etkileşime geçerek satabilecekler.

Duellog her türlü web 2.0 etkileşimini kullanıcı ve müşterisi olacak kitleye sunacak. Rakip olarak rakipbul.com ekibi de çok güzel işler yapıyor.Fakat Osman F. Küçükerden rakipbulun bazı özelliklerinden feragat etmezlerse tüm Türkiye’ye yayılamayacak bir sistem olduğunu düşünüyor

Osman F. Küçükerdem kimdir? – Kurucu Ortak, Proje Yöneticisi
2005 yılında Yeditepe Üniversitesi Burslu Matematik Bölümünü kazanarak İstanbul’a geldi. Ekim 2006 ‘da Microsoft MCSE+M+S eğitimini tamamladı. 2006 yılından bu yana İmkb ve diğer para piyasaları üzerine yaptığı araştırmalar ve eğitimlerle kendisini finans alanında geliştirdi. Halen İmkb ’de yatırımlarına aktif olarak devam etmektedir. İş hayatına Mayıs 2007’de Progroup Uluslararası Danışmanlık firmasında pazarlama departmanında başladı. Burada eğitim pazarlaması ve şirket içi verimliliği artırma gibi alanlarda yaratıcı fikirler geliştirerek uygulanmasına öncülük etti. İnovasyon takımını kurmakla görevlendirildi. Buradaki pazarlama alanındaki iş tecrübesinden sonra Şubat 2008’de Targeted İletişim Danışmanlığı firmasında “event marketing” alanında çalışmaya başladı. Burada da halkla ilişkiler alanında özellikle etkinlik organizasyonu, kurum içi pr ve kurumsal pr alanında bilgi ve tecrübe sahibi oldu. 2008 ‘den bu yana duellog.com projesinde birlikte çalıştığı Akın Günel ile birlikte Mart 2009 ‘da Lunapark Medya İnternet Teknolojileri A.Ş’yi kurdu. Halen Yeditepe Üniversitesi’nde eğitimine devam eden Osman F. Küçükerdem bazı gençlik projelerinde gönüllü olarak organizyonlarda görev alıp, üniversitenin Sosyal Destek Kulübü Başkanlığını da yürütmektedir.

devamı »

Tarih: 21/12/2009 | Kategori: etohum.tv | Yazan: Burak Büyükdemir
Etiketler: , , ,
Ekşisözlük’ün kuruluş hikayesini biliyor musunuz?

tara0002Bu yazı Ahmet Emre Kırğıl tarafından videonun metine çevirlmiş halidir. Atilla Oğuzhan Durgun tarafından düzenlenmiştir.

Türkiye’de internet kullanıcısı olan hemen herkesin bildiği ekşi sözlük, daha önce Microsoft’ta Vista 2000 ekibinde yer alan Sedat Kapanoğlu tarafından kurulan Türkiyenin ilk “user generated” sözlüğü.

İlk programcılık merakı ilkokul 3’te başlayan Sedat Kapanoğlu, 1986 yılından beri programlama yapıyor ve ilk program hatasını da o zaman yapıyor. İlk başarısızlığı ve aslında başarının ilk adımlarını da çok kısıtlı kaynaklarla devamlı bir şeyler yapıp bozarak atıyor.

Yazınının devamı

Etohum Sedat KapanoğluEtohum Sedat KapanoğluEtohum Sedat KapanoğluEtohum Sedat KapanoğluEtohum Sedat Kapanoğlu

1.nci video
Burak: Etohum toplantısına hoşgeldiniz.Bu gün 2 tane konuğumuz var. Sedat Kapanoğlu ve Başak Purut. Sedat Kapanoğlu’nu hepimiz tanıyoruz. Elşisözlüğün kurucusu. Uzun süredir “Microsoft’ta”çalışıyordu. Türkiye’ye yazın geri dönüş yaptı. Kesin bir geri dönüş yaptı ve girişimcilik serüvenine kaldığı yerden devam edecek. Sağolsun davetimizi kırmadı geldi. Çünkü onun tecrübelerinden yararlanmak dinlemek istiyoruz.

Hem “Microsoft’tanda” bahsediyor olabilir, belki bahsedemiyor olabilir belli kısımları, çünkü orada da da Vista 2000′de yazılım kadrosundaydı benim bildiğim kadarıyla “Vista” ekibindeydi.Onunla ilgili sorularınız varsa hemen sorabilirsiniz zaten. Soru cevap şeklinde olmasını Sedat çok arzuluyor, bir kısım anlatacak başta ama daha sonra hemen sorularınızı düşünebilirsiniz aranızda yazar varsa yazarları hakkında vesaire sorular sorabilirsiniz buradayken. Birde Sedat tabi o sırada anlatacak ama esas internet Türkiye’deki internetle ilgili sorunumuzu yine bu toplantıda değineceğiz kendi aramızda konuşuyoruz ama yapıcağımız şeylerden 1 taneside Türkiye’deki son yasaklamaları bu konuşmak. Türkiye’de yasaklamalar konusunda “Ekşisözlüğün” Sedat’ın ve Başak’ın başlattığı bir girişim var. Dava açtılar. O konuda Başak bizi bilgilendirecek.Başak’ta bakıyorum orada evet. Sedat’la başlayalım. Sedat hoşgeldin. İstersen sözü sana bırakayım.

Sedat: Sesim geliyor mu? Tamam süper. Merhaba herkese, önce bu kadar kalabalık beklemiyordum aslında ama iyi kötü değil. Burda durmam normal mi?

Burak: Yok ,yok bir sorun yok.İstediğin yerde durabilirsin.

Sedat: Beni “Ekşisözlük’le” tanıyorsunuz sanırım.Ben aslında temelde hevesli bir programcıyım.İlk okulda başladım bilgisayara ilgi duymaya sonra kendimi ilerlettim. Sizin sanırım çoğunuzun gelme sebebi “Ekşisözlük” ve arkasındaki hani onu bu duruma getiren Türkiye’nin çok takip edilen sitelerinden biri haline getiren şey ne olabilir onu merak ettiğinizi düşünüyorum. Ama ona gelmeden evvel öncelikle gelen kişilerin kim olduğunuda merak ediyorum açıkcası.

Burak: Sağdan başlıyalım herkes kendisini tanıtsın

Sedat: O yüzden herkes sırayla ismini memleketini söyleyerek.Onun için öncelikle bir şeyi merak ediyorum girişimcileri web geliştirmecileri bir araya getirmeyi amaçlayan bu organizasyonda kim daha çoğunlukta, bir web geliştirmeyle ilgilenenler bir ellerini kaldırabilirse, o güzel güzel tamam o zaman o konuda da bahsetmek istiyorum.

Girişimciler geri kalanıda girişimci ve diğer insanlar farzedelim. Şimdi “Ekşisözlük”başarılı bir site olarak değerlendirilebilir belki ama benim burda değinmek istediğim daha önemli şey başarılı bir site yapmanın sırlarını nasıl verebileceğimi açıkcası bilmiyorum.

Hani bende bundan bahsetmek istiyorum tam olarak. Çünkü benim hani geçmişim başarılarla dolu bir insan değilim öyle biri değilim en başta. O yüzden öncelikle ne tür başarısızlıklardan geçerek “Ekşisözlük’e” geldiğimden biraz kısaca bahsedeceğim. Ama dediğim gibi daha çok soru cevap şeklinde olmasını tercih ediyorum.Çünkü sizin bilmenizi istediğiniz şeyleri söylemek istiyorum.

Sizi gereksiz ayrıntılarla sıkmak istemiyorum açıkcası. İşte ilkokul 3′te başladım bilgisayara 86 yılında meraktan ve ilk programlama hatamıda o zaman yaptım.Yanlış birşeyler yaptım bozdum yaptım programı. İlk başarısızlığım o oldu. Bir programı düzeltmeye çalışırken bozdum. Arkasından ne yaptım sonra 93 yılına doğru ileri sayayım çünkü o süre dahilinde bilgisayar üzerinde denemeler yaptım kendimce bir şeyler yapmaya çalıştım, öğrenmeye çalıştım, kaynaklar çok kısıtlıydı, Eskişehirde daha kısıtlıydı Türkiye’de olanaklar daha zordu. 93 yılına geldiğimizde liseden mezun oldum.ÖSS’yi kazanamadım. Bunuda tekrar başarısızlıklarıma ekliyorum.Çünkü genel olarak başarısızlık adledildiği için benim başarısızlık görmemden dolayı değil. Çünkü ÖSS hakikaten ilgimi çekmiyordu o sıralar, bilgisayarlara kaptırmıştımki o kadar kendimi, ÖSS’yle pek de bir vakit ayıramadım, çalışamadım da. 93 yılında bir firmaya girdim. O firmada geleceğin hasta takip yazılımı olması beklenen bir yazılımı geliştirmeye başladık. Program hiç satmadı. Sonra 94 yılına gelelim.94 yılında kendim bir hastane takip yazılımı geliştirdim. Bundan bağımsız olarak şunu düşündüm eğer bu program satmıyorsa bu pahalı olabilir diye düşündüm ve ona çok cüzi bir fiyat vereyim, bu yazdığım programı çok ucuza satayım o zaman çok satması lazım. Yani düşüncem bu oldu. 5 dolara çok gelişmiş bir hasta takip programı yazdım. Adı da “Microsoft’u”örnek alarak “Hasta 1.0” idi. Hiç satmadı program üstelik “PC world’de”tanıtımı çıkmıştı.

“PC WorldTürkiye “ dergisinde hani sanırım o da çok ucuz geldi insanlara güvenemediler yani bu ne ya diye düşündüler. Sonra 95 yılında başka bbc için yazılımlar geliştirmeye başladım shareware yazılımlar geliştirmeye başladım.

Çünkü bir yandan da niyetim”SSG” nick’ini kendime bulurken düşündüm. Çünkü açılımı burdada söyleyeyim de kesin kaide olsun “Sedat Software Gruptan”geliyor. Çünkü niyetim aslında “SSG”yi nick olarak değil de “SSG” diye bir grubum olmasıydı, yazılım grubu, onunla yazılımlar geliştirecektik çok zengin olacaktık. Benim ortaokulda kurduğum hayal buydu en azından. “SSG”de oradan üstüme yapıştı. 95 yılında yazılım geliştirmeye devam ettim ve meteoroloji genel müdürlüğünün istasyonlardan veriyi aktarım protokolünü tasarladım. Bu protokolün özelliği Hakkari’deki istasyonlar o kadar kötü telefon hattı kalitesine sahipti ki modemle veri transferi çok sorun oluyordu.Bu yüzden bunu çözmek için hata düzeltme ve gerçek zamanlı sıkıştırma yapan bir protokol tasarladım ve bunun yazılımını geliştirdim. Bunun karşılığında 300 dolar almıştım. Bu yazılımı geliştirmem 2 ay sürmüştü. Onunlada kendime bir tane ses kartı aldım. Bir yıl böyle geçti. Girişimciliğimin çok iyi gittiğini söyleyemeyiz 95 yılına kadar. 96 yılında shareware yazılımlar geliştirmeye başladım. Biraz daha tanınır oldum. Hatta o kadar çok yazılım geliştirdim ki 96 yılında şimdi hepsini tek tek sayamayacağım ama “PC World” Türkiye dergisinin “Alaturka 96 ” diye verdiği bir disket vardı.Top 10 shareware disketi oradaki 6 yazılım bana aitti. Türkiye’nin o zaman ki durumu yazılım geliştirmek konusu da buradan çıkabilir biraz ve yani bu geldiğim noktada, 96 yılında o kadar yazılıma sahibim o zamanda şunu düşünüyorum. Çünkü yani demek ki tek yazılımla olmuyor, bir sürü yazılım geliştireyim hepsini satarsam o zaman toplamda heralde büyük kazancım olur diye düşünüyordum. Öyle olmuyormuş. Toplamda kaç kişi aldı yazdığım programları? 20 kişi civarında insan almıştır. Onunla da gidip kendime “Casıo” kol saati almıştım. 1 yılda öyle geçti. Sonra geldik 97 yılına , 97 yılında ha bu arada, 93′ten başladık. 93 -96 ben bu arada sürekli ÖSS’yi kaybetmeye devam ediyorum. Her sene. Yani nasıl üzerimde bir başarısızlık yükü olduğunu tahmin edemezsiniz. 97 yılında ne yaptım? 97 yılında yine geleceğin asansör imalatcıları için geliştirilen dünyanın en muhteşem asansör yazılımı için otalı dilinde birşeyler geliştirdim. O da battı. Sonra pvc üreticileri için malzeme ihtiyac planlama yazılımı geliştirdim. O da geleceğin yazılımı olacaktı o da battı o sene içinde 2 tane proje batırdım. Aynı sene içerisinde Bilkent üniversitesi programlama yarışmasına katıldım. Ondanda diskalifiye oldum.

Ne oldu sonra gerçi yine aynı sene hadi bir tane iyi bir şey söyleyeyim, 97 yılında ODTÜ’nün programlama yarışmasında ilk 3′e girdim. Daha doğrusu 3. oldum o benim düzeltme şeklim ama yarışmanın şöyle bir ilginçliği vardı. 40 takım katıldı takım yarışmasıydı. Ben tek başıma katılmıştım. İlk defa Ankara dışından bir üniversite kazanmıştı o sene. O üniversite de benim 96 yılına kadar kaybettiğim ÖSS’yi kazandım açıköğretim fakültesi oldu böylece açık öğretim iktisat fakültesi ilk defa bir bilgisayar programlama yarışmasında kayıda geçti. 97 yılı da böyleydi. 98 yılına geldik ben İstanbul’a taşındım Eskişehirden. Geleceğin Firewall yazılımını geliştirmek üzere duyan varmı agressör isminde firewall, 1 kişi var ne güzel o zaman boşuna yazmamışız. 1-2 kişi 3 oldu süper. Windows tabanlıydı. Duymamanız çok normal aksini beklemiyorum.Kadıköyde mi yazdınız diye bir soru geldi. Yok şöyle biz yazılımı geliştirdik. Yazılım satmadı hani ben alışıldık üzere yani 98 yılı da böyle geçti. Sonra ya sürekli ben böyle yazılım geliştirmeye devam ediyorum. Artık 99′a geldik 93′ten beri sürekli yazılım geliştiriyorum. Çünkü bunu çok seviyorum yani yazılım geliştirmek başlı başına benim için çok güzel bir keyifli tecrübe. Onun tutmaması beni çok da yıpratmıyor, o yüzden hani o yazılım tutmadı da çünkü en başta tutsun diye yapmıyorum yazılımları. Yani yazılım geliştirmekten çok keyif alıyorum. 99′da böyle çok keyif aldım diyebileceğim sözlüğü geliştirdim yani hani çok da basit oldu benim için çok da karmaşık birşey değildi o dönem benim geliştirdiğim diğer yazılımlara kıyasla çok da basit bir fikirdi. Onu geliştirdim. O tuttu ama yani nasıl olduysa? Onun üzerinede biraz konuşacağım nasıl tuttu neden tuttu ama ben yine yıl yıl ilerleyeyim. 99 yılında üniversite ile ilgili soruyu cevaplayayım, ben açık öğretim iktisada girdim, 96 ÖSS yi nihayet kazanıp 2 yıl üst üste kalınca beni askerden çağırdılar. Benim de o sıralarda ÖSS’yi kazanmak gibi niyetim olmadığı gibi askere gitme niyetim de yoktu çünkü bilgisayarla uğraşmayı seviyorum. O benim için başlı başına çok güzel birşey onu ertelemeyi istemedim. O yüzden bir üniversiteye kapağı atayım gibi bir hevesim vardı. O yüzden doğuş üniversitesini kazandım bilgisayar mühendisliğini 2000 yılı sanırım. Ama şey yapamadım devam edemedim çünkü ilk sene dersler devam istiyormuş işte inkılap tarihinden falan kaldım. Yani bilgisayar mühendisliğinde tabi banada bir müsamma göstermelerini istemedim açıkçası. Öyle bir şey oldu aslında ben yani 4 yıl sürekli doğuş üniversitesinde kalmışlığım vardır yani arka arkaya. Onu da başarısızlıklara ekleyebiliriz. Ne oldu? 2001 yılında Microsoft’tan bana iş teklifi geldi 2001′de. Benimle konuştular yazıştılar e biz sizi buraya almak istiyoruz tamam gelin hangi üniversite mezunusunuz?. E ben üniversite mezunu değilim. Aa sizi alamayız işte Amerikan hükümetinin vize uygulamalarından dolayı dediler. Gidemedim “Microsoft’a”. 2001′de ve yine devam ediyorum yazılım geliştirmeye devam ediyorum seviyorum sözlük büyüyor bu arada.

2001 yılında ben artık sözlükten para kazanmaya başlıyorum. Şimdi sözlük başarılı değildi o zamanlar yani başarılı derken para kazandırmıyordu bana, benim niyetim 88 yılında “SSG”yi bulurkenki niyetim yazılımdan para kazanayım bir yandan sevdiğim işten para kazanayımken 2001 yılında birşeyler yapmak gerektiğine kara verdim ve amazon linki koydum. Başlıkların yanında Ekşisözlüğe girdiğinizde eğer bir kitap başlığına giriyorsanız yanında bir kutu içinde bu kitabı satın al linki çıkıyordu ve ordan basıncada amazondan satın alırsanız kitabı bana komisyon ödüyordu.Bu sayede 1 yılda 11 dolar kazandım.Yani onun da doğru bir yol olmadığını anladım.

Hani o şekilde saat bile alamadım kendime. 2002′ye geldik. Bu sefer hadi kitap çıkaralım oldu. “Ekşisözlük” kitabı çıkardık. O ne kadar bastık hatırlamaya çalışayım şimdi yanlış bilgi de vermek istemiyorum aslında çok da basmadık kabaca 4 bin tane mi?

Soru: Ekşi adı nereden çıktı?

Sedat: Ekşi adı mı? Şimdi ekşi sourtimestan geliyor. O dönem kız arkadaşımla yaptığımız bir site vardı sourtimes adında, adınıda Portishead’in bir şarkısından koymuştuk sourtimes diye. Sour ekşi demek.Sözlüğe isim düşünürken sitenin alt bir bölümü olarak düşünmüştüm ben “Ekşisözlüğü” yani ana esas kısım olarak düşünmemiştim.

Böyle de birşey var diye “Ekşisözlük” koymuştum. O yüzden bana doğal gelmişti ismi bir kaç isim daha düşünmüştüm ama o en içime yatan olmuştu öyle yani ekşi ordan geliyor. Sonradan ekşiye anlamlar biçildi aslında yani üzerine işte bilginin ekşidiği yer gibi felsefe biçildi ama çıkışı çok daha basit yani ekşiden geliyor. Sözlüğü yazdığımda “Wikipedia” yoktu. “Everthing to” diye benzetilen bir site var, o yoktu. Dougles Adams’ın bu bahsedildiği otostopcunun galaksi rehberi diye kitabın yazarının geliştirdiği bir site var, o henüz yoktu. Onlar mevcut değildi. Vardı birşeyler aslında vikiler vardı vikipedia yoktu ama vikiler insanların serbestçe girdikleri ama belli bir bilgi kaynağı amacı gütmeyen siteler vardı. Tabiki Vikipedia sözlükten arak değil bunu biliyoruz.

Sedat: Şimdi sözlük fikri bir anda kafama düşmedi elma gibi ama. Nasıl oldu? Ben başladım95 yılında hitinette bbslere girmeye başladım. Oralara yazılar yazmaya başladım. Yazdığım yazılarda da yazıların içinde bakınızlar veriyorum ama olmayan şeylere hani saçma sapan bir sözlükte bulmayı tahmin edemiyeceğiniz türden şeylere bakınız veriyorum.

Ama bu da bana komik geliyor. Mizah yazılarının içine öyle şeyler koymaktan hoşlanıyorum. Bir ara o yazıları yazarken şunu düşündüm. Ya böyle bir veritabanı olsa ve içinde aklımıza hayalimize gelebilecek herşey bulunabilse diye aklıma geldi. Sonra ya imkansız böyle bir şey ha ha ha deyip fikri kenara atmıştım. Sonra 97 yılında Dougles Adams’ın otostopcunun galaksi rehberi kitabını okudum. Yabancı kaynak olarak bunu gösterebiliriz.O kitapta da tam olarak buna benzer birşeyden bahsediyor. Yani kainatta herkesin içine girdiği bir bilgi kaynağından bahsediyordu. Fikir çok ilginç gelmişti ama hani hiç sözlükle eşleştirmeye çalışmıyorum kendimi öyle birşey yapayım diye bir derdim yok. Sonra 98 yılında işte mizah yazıları yazmaya devam ediyorum bu sefer webden ama her seferinde yazıyı yazıp sonra siteye onu ftpden upload edip sonra onu işte çıkarmak etrafına falanda tasarım koymak zor gelmeye başladı. Ya bunun bir altyapısı olsa işte bir program, ya programcı olduğumu fark ettim bir anda böyle şeyler yapabiliyorum.Onu oturup öyle bir şey yaparken bir anda o geride yaşadığım tecrübeler tak çat kafama oturuverdi. Böyle bir şey de olabilir, bakınızlar da olabilir içinde diye. Oradan konsept çıktı ortaya sözlük konsepti.

Sedat: Kitap 4 bin sattı. Nispeten ona başarı diyebilirim. Oradan ne kadar kazandık? Ve kitaba katkıda bulunan editörlere de telif ödemiştik, ona rağmen bu günün parasıyla sanıyorum 1 milyar elimize geçmişti. Ama o da beni bir yıl götürmedi. Yani o da çok cüzi bir meblaydı. Sonra 2003 yılında bir şey olmadı öyle kayda değer. 2004’e gelelim ben yine “Microsoft’tan” teklif aldım. Bu sefer. İlk bulmaları beni “Brainbench” diye bir sertifika vardı. İlk başta bu programlamayla ilgili sınavlar yapıyordu. Sertifika veriyordu soruları doğru cevaplayanlara. Ben onların hepsinden iyi puanlar almıştım. Bütün programlama dillerinden o dikkatlerini çekmiş sanırım ordan ulaştılar. İkincide ben cv’mi “Microsoft’a”yollamıştım. Ama öyle ciddi bir niyetim yoktu. Ya bi yollayalım bakalım nasıl olur falan diye. Geri döndüler sonra beni telefonla aradılar ondan sonra İstanbul’a geldiler. İstanbul’da görüşme yaptık. Sonra teklifle geldiler. Orada ona da değinmek isterim aslında Microsoft’la da görüşmemde de 2004 yılında yaptığım Microsoft’la olan görüşme de çok kötü geçti. Vay yine başaramadım deyip kenara koymak üzereyken adamlar biz sizle çalışmak istiyoruz dediler. Ben çok şaşırdım yani, o beni şu açıdan şaşırttı. Soruları doğru yanıtlayamamıştım bana sordukları. Ama anladım ki orda adamların aradıkları şey doğru yanıt değil senin o probleme nasıl yaklaştığın hani çözmek için. Sanırım onun etkisi oldu diye tahmin ediyorum. Sonra ne oldu 2004′te Microsoft’a gittim ve benim için sözlük artık sadece uzaktan bakabildiğim işte arada bir girebildiğim bir yer oldu ister istemez. Zaten hobimdi ama Microsoft’a ki iş yoğunluğu da çok fazla olduğu için çok fazla kendimi sözlüğe angaje edemiyordum. Kenarda bir proje olarak kalmıştı ve bundan hiç memnun değildim açıkçası hani benim niyetim o değil. Ama diğer yandan da sözlük popülaritesini korumaya devam etti. Reklam almaya başladım ben ne zaman? 2004′te banner reklamları almaya başladım. Ve burdan ciddi bir gelir kazanmaya başladı. Ama yine beni geçindirmeye yetmiyordu. Ne zaman oldu bu kırılma noktası? 2007’dir belki, 2007 yılında artık “Microsoft’a”kazandığımdan daha çok sözlükte kazanmaya başladım.

Bu bir anda bir ampül yanıyor,artık ben hani kendi projem kendi yapmak istediğim şey. Bunda para kazanmak istiyorum. Bununla ihtiyacım olan şeye ulaşmışım. Bunu neden şimdi gidip yapmıyorum? Düşüncesi o zaman kafama oturmaya başladı. Bu başaldıktan sonra insan artık Microsoft’ta çalışıyor, Microsoft’ta çalışıyorsun, hani Windows ekibindesin, Windows kodlarıyla uğraşıyorsun hani pek çok programcının burda programcı olanların eminim dediğimi anlarlar. Pek çok programcının görmek istediği şeyler hani bunlar windows kapalı kod yazılım çok güzel yani çok gurur verici bir şey Microsoft’ta çalışmak ama diğer yandan o kadar daha ağırlık basan bir şey var ki benim için yani yıllardır sürekli uğruna başarısız olduğum bir şey var yani. Buraya kadar 93′ten beri her yıl sürekli anlattığım artan başarısızlıklar var. Ve bu noktaya gelene kadar harcadığım efor, yıkılan rüyalar, kaybolan ümitler bunlar . Bunun üzerine ben de bunu ciddi olarak düşünmeye başladım. Ben döneyim bu işi yapayım artık bu iş beni geçindiriyor. Ee ben o zaman kendi işimi yaparım artık diye düşündüm. İşte en son 5 ay kadar önce Microsoft’taki işimden ayrıldım. Türkiye’ye geldim. Şimdi niyetim kendi işimi burda devam ettirmek. Bu işin şu kısmı bunları şundan anlattım biraz. Başarısızlık biriktiği zaman çok faydalı olabiliyor bazen yani bunu özellikle vurgulamak istiyorum. Çünkü bazen insanlar kendilerini sonuca o kadar çok endeksliyorlar ki sürecin kazandırdıkları yani ben her başarısızlığımda her hatamda yeni birşey öğreniyorum. Kendime yeni bir şey katıyorum. Bunun ne kadar önemli olabileceğini göz ardı edebiliyorlar ya da küçümseyebiliyorlar o yüzden bunları anlattım yani 93′ten beri ne kadar başarısız görülebilecek şeyler yaptım. Ama bunların bir yandan da bana ne kadar çok şey kattığını söylemek istedim. Öyle şimdi geldim buradayım “Ekşisözlüğü” geliştiriyorum. Ya bu arada “Maykrosoft” diyorum. O da ağız alışkanlığından “Maykrosoft ” “Microsoft” çok fark etmez. “Microsoft”çok güzel bir ortam yani “Microsoft’u” terketme bilinçli bir karar olarak çok zor bir karar onu söyleyebilirim yani. Birincisi mesai saatleri yok, SSK’yı ödüyorlar,dolgun maaş. Yani hakikatten şaka bir yana gerçekten verdikleri çok fazla hani şimdi saysam neden geldin diye beni dövmeye falan kalkarsınız o kadar güzel bir ortam. Çok rahat, en önemlisi de beni çok şoke eden daha doğrusu kendime gelmemi sağlayan şey “Microsoft’ta” herkes çok iyi yani herkes çok akıllı. Şimdi öyle bir ekip beklemiyorsunuz. Ya bu windows gibi yazılımı yazan adamlar ne kadar süper olabilir. Ha böyle bir kafayla gidiyorsunuz “Microsoft’a”. Ama geldiğiniz zaman oraya gittiğiniz zaman herkes çok süper ve herkes çok zeki hani anlıyorsunuz ki orada problem insanlarda değil. Problem çok büyük bir yazılım var ortada dünyanın belki en büyük yazılım projesinden bahsediyoruz. Ve bunun hakikaten yönetilmesi ve organize bir şekilde düzgün bir hale getirilmesi çok zor bir iş ama benim etrafımdaki insanlar kiminle tanıştıysam adam ne kadar zeki, ben kendimi orda çok şey hissettim hani ne diyeyim sıradan hissettim. Halbuki burda böyle süper bir adamsın çok iyi kodluyorsun. Böyle bir poh pohlamayla gidip orda bir anda vay herkes süper. Beni o çok şaşırttı haliyle. Ama diğer yandan da çok hoşuma gitti hani ceday akademisine gitmiş gibi orda etrafında ustalar var süper insanlar var. Orada da çok şey öğrendiğimi düşünüyorum hani hem çalışma ahlakı oradaki insanlar çok iyi insanlar buna inanın yani o açıdan çok memnunum orda geçirdiğim vakitten. Çok şey öğrendim hem teknik anlamda kendimi çok geliştirme fırsatım oldu, hem iş yönetimi, takım çalışması, nasıl güzel çalışılır o konuda çok güzel bir tecrübe edindim. Belki tek eksik gördüğüm şey çaycımız yoktu ya gidip çayımızı kendimiz alıyorduk. O benim için çok rahatsızlık oldu. Onun dışında iyiydi çok memnun olduğum bir tecrübeydi. Hakikaten yani benim için Türkiye’ye gelip kendi işimi yapma konusunda bu kadar büyük bir isteğim olmasa asla bırakmayacağım bir yer diyebilirim. O kadar güzel bir yer olduğunu söyleyebilirim.

2nci video
Bu ilk aklımıza gelen şeylerden biriydi ya bunun İngilizcesini yapsak, tam o dönemde itiraf.com kendisinin İngilizcesini yapmıştı. Confenalme.com diye. Ama şöyle bir problem var “Ekşisözlük” site yapısı itibariyle çok fazla kültüre yapışık durumda omurgasından bağlı gibi düşünebiliriz Türk kültürüne. Kolayca yani sadece yazıları İngilizce yaptın ve al sana işte dünyanın en güzel projesi gibi bir şey olması o yüzden mümkün değil bence.En başta Türkiye’de çok önemli bir ihtiyaca hizmet etti dönemi boyunca. Yani bu hem konuşma özgürlüğü çünkü benim tayinim ona da değinmek istiyordum zaten. Konuşma özgürlüğü konusunda o kadar alışmamışız ki insanların fikirleri yüzünden siteden atılmamasına sözlüğün bunu yapması bir insanın belli bir fikre sahip diye atmıyor olmamız. Şaşırtıcı bir ilgi gördü. Çünkü insanlar onu beklemiyorlar yani ben böyle diyorum bu fikri savunuyorum o zaman uçarım kesin admin beni sevmiyor falan. Ya böyle birşey çok sık rastlanıyor özellikle IRS kanalları varken ordan kicklenmeler falan o tür şeyler çok oluyordu. Sözlük bu açıdan değişik bir yaklaşım gösterdi. Çünkü ben en azından belli bir ideolojiyi savunmak için onun tersini savunanları uzaklaştırmanın doğru olmadığına inanıyorum. Bu en başta sizin savunmanızı zayıflatan birşey çünkü karşı argümanları dahi çürütmeye cesaretiniz olmadığını gösteriyor. Yani siz anca fikriniz kimse ellemezse doğru. Yani öyle bir şey yok. Fikriniz her tür karşıt görüş karşısında ayakta kalabiliyorsa doğru olandır. Yani o yüzden bence çok önemli zenginleştirmek açısından. O da “Ekşisözlük’ün” popilaritesini etkileyen bir unsurdur diye tahmin ediyorum. Hizmet ettiği bu amaç. Şimdi bu hizmet ettiği amaç yurtdışında çok daha rahat Amerika’da mesela site kapatma çok nadiren olan birşey ve çok specifik sebeblerden olan şeyler. Bizdeki gibi şimdi yüzlerce site bir anda kapatılıyor binlerce belki. Şu anda ben bilmiyorum telekomunikasyon iletişim başkanının ne kadar site kapattığını ama eminim binleri geçmiştir yani. Bence dergi halen çok gerekli bir ihtiyaç bilmiyorum kaç kişi okudu ama. Siyasi hiciv konusunda çok fazla “Leman” kültürüne endeksli gittiğimizi düşünüyorum.Ekşi dergi bu açıdan çok güzel çok taze bir çizgi yakalamıştı. Ama onu tabi yani basılı medya bizim için çok yabancı bir ortam yani biz işimizi internette yapmayı biliyoruz. Takma adımızın arkasına saklanan insanlar olarak tek bildiğimiz yol onu internette yapmak. Şimdi bunu düşününce basılı medyanın kendi koşullarıyla baş edemeyip devam ettirmemiz normal diye görüyorum. Ama online yapılsaydı bence daha iyi olabilirdi. O konuda da sürekli o fikri geliştirmeye çalışıyoruz yani onu tekrar online yapabilir miyiz gibi. Onun üzerine konuşuyoruz. Bu o zaman aslında ben Başak’ı çağırayım. Sözlüğün avukatı aynı zamanda kendisine vereyim o açıklasın bunu.

Başak: 2004 yılından beri Sedat’la tanışığız o zamandan beridir de hukuki işlerle az çok ilgileniyorum. Ciddi anlamda 2007′de para kazanmaya başladıysada 2005′ten beri başı belaya girmeye başladı sözlüğün. O açıdan hani popularitesini kazanmadan evvel hukuki danışmanlığa ihtiyacı olmuştu. Öyle hatırlıyorum. 2005′te bir ceza davası Türk Telekomla ilgili öyle bir şeyimiz olmuştu. 2005′e kadar herhangi bir sıkıntı yaşanmadı. Yaşandıysa da ben 2004′ten sonra bildiğim için daha öncesini bilmiyorum. Sedat’a sorarız. Yaşanmamış.

Sedat: Şimdi biz hep bir hukuk danışmanlığı almadan önce hukuki konuda başımıza gelebilecek dertleri engellemek bertaraf etmek için biraz fazla fikir özgürlüğünü ihlal edecek bir derecede elemeden geçiriyorduk yazılanları. Aslında o dönem çok daha fazla şeyi siliyorduk. Ben açıkçası hukuken neyin problem olup olmayacağını bilebilecek bir insan değilim. Çünkü ne yargıtay kararlarına erişimim var ne de yargıtay kararı diye bir şeyden haberdarım o zaman ne de hukuk mevzuatı ne de mevzuata hakimim dolayısıyla tek yapabildiğim şey bu, benim başıma dert olur mu diye zar atıyordum yani basitçe ve bunu da mecburen biraz güvenli taraftan atıyordum. Yani mesela birisine beddua okumanın “Allah belanı vermesin” demenin yasal olarak bir sakınca doğurmadığını bilmediğim içinonlarıda kaldırıyordum. Bu bayağı bir sıkıntı oluyordu bence fikir özgürlüğü açısından. Ama hukuk hizmetini aldıktan sonra bu biraz daha azalmaya başladı. Çünkü neyin tam olarak sakınca oluşturacağını bildiğimiz için çerçeveyi geniş kesmek yerine tam yerinden kesebilir olduk. Öyle bir fark oluşturdu. Onu açıklamak istedim.

Başak: O hali de daha tatmin edici olmuyor hala çok fazla şikayete ve eleştiriye tabi kalıyoruz. Göğüslemekte zorlandığım oluyor. Ama yargıtay kararlarına da inanmakta zorlandığım oluyor açıkçası yani en basitinden okulda olay çıkarmış birine okul müdürünün terbiyesizlik etmeyin gidin buradan demesini hakaret olarak alan en son bir şey çıkmış. Hakaret olarak algılanması gerektiğine karar çıkmış. Çok yeni bir karar değil ama ben şaşırdım yeni gördüm çünkü. Ben her seferinde bunu şikayetçi yazarlarla paylaşmakta da zorlanıyorum çünkü çok fazla şikayet geliyor. Günde 20-30 tane 40 tane şikayet eden kişinin olduğu zaman oluyor. Ve hepsine teker teker sizin söylediğiniz doğru ama aslında uygulama şöyle falan demekle uğraşamıyorum. Bazen de terslediğim oluyor hatta. Varsa aranızda kusura bakmasın. Sedat’ın biraz önce beddua okumakla ilgili anlattığı şey bizim aslında Sedat’la iş ilişkimizin başlangıcı da aynı zamanda. Ben Recep Tayip Erdoğan için “Allah belanı versin” demiştim. Sedat’ta benden

Burak: Sorun olur mu?

Başak: Olmaz hayır. Ben hala diyorum. Merak etmeyin. Ya ben diyorum sorun değil. Herhangi bir siyasetçiye değil, herhangi bir insana böyle demenin bir sakıncası yok. Bu konuda yerleşik yargıtay uygulaması var zaten. O konuda sorun yok. Sedat bana dedi ki ileride sorun çıkarsa iletişim bilgilerinizi alabilir miyim dedi. Ben de baro sayfasındaki linki göndermiştim. Ordan biraz kavga döğüş tanışıklık başlamıştı. Ama çok iyi oldu hani bu günlere iyi geldik diye düşünüyorum. Şey çok uzatmayayım Sedat’ın programını kesmek açısından keyifle dinliyorum.

Bu arada gerçekten bilmediğim şeylerde öğrendim bu arada. Bu kadar başarısız olduğunu bilmiyordum J. Yeni bir dava açtık aslında 1 sene kadar önce dilekçesi yazılmıştı. Ben bir kısım camiada tanınmış arkadaşlardan da katılım beklediğim için vekalet göndermelerini beklediğim için şey yapamadım. Davayı vermedim yani davayı açmadık bayağıdır bekliyoruz ama daha fazla bir katılım olmayınca biz 4 kişi Sedat ben ve Ekşideki moderatörümüz başbakanlığa ve adalet bakanlığına öyle bir sembolik dava açtık. Yeni bu Pazartesi günü açtık. Ya aslında idarenin hizmet kusuru falan da biraz çokta idare hukukçusu gibi konuşmayayım ama, şimdi derdimiz şu bir yol açmaya çalışıyoruz. Tutucağından da emin değilim. Fakat şunu diyoruz. Bayağı bir uzun dilekçe onu da paylaşmayı düşünüyorum bir makalede,ulaşabilirsiniz herhalde yakında ama tam dilekçeyi paylaşmadım. Şimdi bakarsanız. 5651 sayılı yasanın teklifi kabulü falan orasını hepsini geçtim. Uygulamasında da sorunlar var. Onun haricinde 5651. yasa esasen internetteki bütün kapatmaları da düzenlemiyor. Bakarsanız hani sadece bir kısmıyla ilgili internetin başka kısmıyla fikirsel kanun işte medeni kanunlar çerçevesinde ilgileniliyor. Ve sitelerin icabına da bakılmaya devam ediliyor. 5651 çerçevesi dahilinde kapatılan işte 6 binler civarı sayın 6 binler civarındaki site haricinde sayısını bilmemizin çok zor olduğu ve bir sürü daha kapanmış site var. Miyop kapatmalar oluyor. Farmville hikayesi falan hatırlamıyorum. Yok o şeyle ilgiliydi sanıyorum evet. Zynganın poker oyunuyla ilgiliydi. Bunlarla ilgili olarak benim genel olarak gördüğüm şu 1 tane hiç bir şey bilmeyen avukat, 1 tane hiç bir sey bilmeyen hakime hiçbirşey bilmediği bir konu hakkında bir şeyler yazıyor sonra hiç bir şey bilmeyen bir bilir kişi çok da uzatmayacağım hiç birşey bilmediğini ilk satırda anlayacağınız saçma sapan bir rapor yazıyor. Bu hiç bir şey bilmeyen insanlar toplanıyorlar alakasız alakasız siteleri kapatıyorlar. Yani mesela alibaba.com sitesinin neden kapatıldığını bir bilseniz. Tarafların talep etmediği halde duruşmada hakimin kapatmaya karar verdiğini görseniz. Çok ilginç yani şimdi bunları, ben kapatma gördükçe hemen ben gidiyorum ya ofisten bir arkadaşa rica ediyorum muhakkak dosyasını inceliyoruz. Genelde de saçma sapan şeyler oluyor.Bunun gibi şimdi burada anlatsam çok vaktini yiyeceğim. 1 taneside şudur; plan bütçe komisyonunda ulaştırma bakanlığı 5651 sayılı sansür kanunu internette sansür kanunu falan diye bir tabir kullanmış bütçe yani kanunlaşacak metinde onu bile yazdım çünkü hani çok şey var. Süreç tamamen bilgisiz kişiler yetkinlikten uzak kişiler tarafında takip ediliyor. Ve çoğu zamanda aslında sitesi kapatılan kişinin savunma hakkı sınırlanmış oluyor.Türk Telekomunikasyon tarafından yapılan uygulanan kapatmalarda neden kapatıldığı bile yazmıyor. Yabancı bir ülkeden yayın yapan bir sitenin Türkiye’deki bir sitesine neden erişilemediğini anlaması çok zor oluyor. Bu arada bunun gibi aksaklıkların bütünü bir yandanda aslında size idarenin kusuru olarak yansıyor. Biz burdaki insanlar olarak burda bilmem farkında mısınız? Haberleşme özgürlüğünden fikir özgürlüğünden yoksun bırakılıyorsunuz. Bunlara bizde tabi tabi ya ben vikipedia kapansa bir sürü şeye ulaşmaktan yoksun kalacağım, “Ekşisözlük” kapandığında çok önemli bir haberleşme kaynağımı bilgi kaynağımı kaybediyorum. Ki zaten wordpress kapandığında 6-7 ay belki böyle bir imkandan yoksun kaldık. O yüzden yani ben burdan çıkarak, yani benim çıktığım nokta şu an şu siteyi kapattın şu siteyi kapatmadın değil. Ben vatandaş olarak siz saçma sapan hakimler hakim kararıyla saçma sapan bilir kişi raporlarıyla sonuç alıp onu bile doğru düzgün uygulamadığınız için. Haklarımdan mahrum kalıyorum bunu bana tazmin edin diye manevi tazminat davası açtık bu tamamen sembolik bir dava, eğer olurda idare mahkemesi bizi haklı görürse bu sefer hepinizin dava açma hakkı olacak. Onu denemeye çalışıyorum olurda tutturursak. Hepimiz ünlü oluruz arkadaşlar.

Sedat: Başak’la bizim hukuk danışmanlığı ilişkimiz şöyle başladı. Henüz sözlük para kazanmıyorken Başak bana kendi vaktinden çalarak sözlük için hizmet verdi bir süre. Yani bu 1 yıl kadar sürdü sanırım. Belki de 1 yıldan fazla sürdü.

Bu sayede belki biz bir çok davayı atlatma şansı bulduk. Aynı zamanda fikir özgürlüğü konusunda daha güzel çerçeve çizme fırsatı bulduk. Bu konuda hiç bir zaman baskıcı olmadı. Cebini açsan da gibi bir şey de demedi. Bu da beni çok etkiledi.

Çünkü Türkiye’de hakikaten alışık değilim böyle bir yaklaşımı insanlardan görmeye o beni çok şaşırttı ve açıkçası ben onu bir karşılık olarak görüyorum bir yandan. Aynı zamanda beraber çalışmayı da çok sevdiğim bir insan. Ya bunu sabitleştirmek için ortak olması da gerekiyorsa ortakta olsun tabi ki. Ondan mutluluk duyuyorum yani ortak olmasından. Kendi hukuk bürosu var. Ben hizmeti onun hukuk bürosundan ücreti mukabelen almaya devam ediyorum. Yani bir ortaklık yaptık. Bizi görürsün diye de bir şey yok tersi yönden.Hatta indirim bile yaptığını söyliyemeyeceğim J.

Burak: Peki bu davanın sonucu ne zaman alınır?

Başak: Davanın sonucunu ya yeni açtık. O yüzden şu anda bir şey söylemem çok erken ama

Burak: 1 yıl sürer mi?

Başak: Sanmıyorum idari davada daha kısa sürebilir yani. Ben hemen reddedilir diye bekliyorum. Yani şimdi şöyle arkadaşlar yani idare mahkemeleri normal hukuk mahkemelerinden daha farklı bunu söylemek çok şey değil. Bunun için bir dayanağım yok ama uygulamalarda aldığımız kararlara baktığımız zaman bazı mesela zamlar falan gibi hani böyle kamuoyunu hani tamamen etkileyecek kararlarda çok şey olabiliyorlar adil olabiliyorlar ama bunun gibi böyle sonucu infiale yol açacak konularda biraz daha dikkatli davrandıklarına bir kaç kez şahit oldum. O yüzden hani böyle bir daha haklı görülse bile sonucun herkes tarafından dava açılıp herkes tarafından tazminat alınması şeklinde gideceğini görüp belki takdiren yani bu tabi hiç bir zaman kağıt üzerine böyle yazılmaz. Sadece bu kendileri böyle düşünebilir diye tahmin edip reddedilmesi ihtimalini yüksek görüyorum ben açıkçası.

Başak: Yani şimdi o kadar saçma şekilde internet sitesi kapatma kararları çıkıyor ki müdahale edip orada açtırmak kolaylaşıyor. Orada 2 gündür hakimle konuştum. Bir hata yaptıysak düzeltiriz ben anlamıyorum bu işlerden dedi. Anlamadığı işte kapatmayla ilgili karar veriyor ilginç. Neyse. Mesela ben şunu başarı görüyorum kendi adıma o hakim beyle bu süreci yaşadıktan sonra başka başvurularda sadece sakıncalı içeriğin çıkarılması diye karar vermeye başladı. 3.asliye galiba daha önce site kapatmaya karar veriyorken benim o anlamda hukuk camiasına bir faydam oldu. Bir şey daha oldu. Bana kapatma denk gelmesinin sonucu olan birşey diye düşünüyorum. Ben avukatım başka talepler doğrultusunda bazı sitelerin ıvır zıvır şeyleri için değil çok daha ciddi şeyler için kapatılmasını talep etmekte mükellefim müvekkilim istediği vakit. Talep ediyorum kabul etmiyorlar artık. O anlamda şeyi görmeye başladım mesela ben çok eleştiri aldım. Hukuk camiasından 5651. yasanın 9.maddesi var, içeriğin çıkarılması eksik bir usuldür ama normal kapatma kararı vermek yerine direk oradan gidilmesi lazım diyordum şimdi mahkemelere baş vurduğumuzda siteyi kapatın diye diyor ki 5651 sayılı yasa var sen git ordan sulh ceza mahkemesine işte bilmem neden iste o olmazsa ondan sonra düşünürüz diyor. O anlamda yani bir işe yaradı herhalde sürekli şey yapmamız.

Başak: Cebinden para çıkan herkes neden bu para benden çıkıyor diye düşünür. Benim şahsi fikrim o. Yani siz gidipte hükümeti veya şeyi böyle komisyon kuralım gidelim konuşalım yok internet kurulu bilmem ne hepsi hikaye. Siz yaptığınız düzenlemenin bütçenize zarar verdiğini görmediğiniz müddetçe kendi dünya görüşünüzle de örtüşüyorsa yanlış olduğunu düşünmezsiniz. Benim şahsi fikrim bu yani Avrupa birliğine aday bir ülkenin çıkaramıyacağı bir yasadır 5651 sayılı yasa bu kadar herşeyimize onların bütün uygulamalarıyla direk çevirerek koyuyorken yürürlüğe internetle ilgili olarak tamamen bunu tersine gidildi. O yüzden ben bu konuda hükümetin meclisin iradesini canları yanmadan değişmeyeceği düşüncesindeyim Avrupa birliğinin ilerleme raporlarına giriyor. Benim şu şikayet ettiğim konular ona rağmen hiç bir gelişme yok. Bizim lehimize.

Sedat: Siteye saldırı sürekli oluyor yani sadece organize saldırılardan bahsetmiyoruz. Yani insanlar sırf bir siteye nasıl saldırılır diye denerken sözlükte deniyorlar akıllarını komik. O yüzden de mağduruz. Şu anda sözlüğün frameli hali hala 99′dan kalan bir yapı ve günümüz web sitelerinde kesinlikle tercih edilmeyen işte arama motorlarındaki sıralamasında ciddi anlamda olumsuz etkileyen birşey bizim hala onda kalmamız şundan dolayı; daha iyi bir ara birim çözümü henüz düşünmüş değilim. Bende yeni geldim. Sözlük üzerine çalışmaya yeni başladım. Ama bir modernizasyon düşünüyorum. Ama onun dışında görsel eklentiler şunlar bunlar bu tamamen benim ihtiyaç üzerine başlatacağım şeyler olacak ama açıkçası görsel media zaten çok zengin olarak mevcut internet üzerinde.

Sedat: Bir insasnın gizli reklam mı yapıyor yoksa onun samimi fikri mi konusunu ayırt etmek mümkün değil. Tepeden bir otoritenin denetlemesi ve senin fikrin reklam senin fikrin değil şeklinde ayırması yerine insanın okuduğu içeriğe eriştiği içeriğe eleştirel bir gözle bakarak onu daha iyi fikre eğebilmesi daha önemli, o yüzden sözlüğün en altında burada yazan hiç bir şey doğru değildir gibi bir ibare var. En başta insanların okuduklarını kendileri özümseyebilmeleri kendilerini filtrelemeyi bilmelerini istiyoruz yani o tercihi okur bilinçli olarak yapabilmeli. Onun reklam olduğunu düşünüyorsa o şekilde bir katagoriye koymalı kendisi.

Rekabetimiz, ben onu rekabet olarak düşünmüyorum.Hani o da bir ihtiyaca hizmet eden birşey mesela sözlükteki yazar alımları çok yavaşladıkları için insanların sözlük gibi bir mecrada yani o formatta öyle bir yerde yazma ihtiyaclarını karşılayan oluşumlar ben bunların ortaya çıkmasını çok doğal buluyorum.Ayrıca üzerimden büyük bir yük kaldırdığını düşünüyorum. Çünkü ben bu siteyi yaparken zaten dünyanın tek sözlük sitesi olarak tepede bir yerde kalıp hani o sorumluluğu sırtımda taşımak gibi bir niyetim yok. Hatta ben onu çok daha kırılgan buluyorum. Hani bana bir şey olsa sözlük konsepti benimle beraber olarak tarihe mi gömülecek hani. Bu yüzden klonların, klon dediğimiz sitelerin varlığını çok faydalı buluyorum. Yani onların da hizmet ettiği bir amaç var. Hatta ve hatta hani ileri götür mesela itü sözlük Türkçe harf desteğini Ekşisözlük’ten önce koymuştur. Kendileri de belli innovasyonlarla konsepti başka yönlere genişletebiliyorlar o da benim hoşuma gidiyor. Yani en azından bir şeyi alıp daha ileri bir yöne götürebilme çabası var. Yani ondan çok memnunum. Gidişattan.

Sedat: Öncelikle yaptığınız işi düzgün yapıp yapmadığınızı denetleme mekanizmanız çok güzel çalışıyor. Yani çok net kriterlere karşı değerlendiriliyorsunuz iş yaptığınız işin sonunda.Sizi mesai saatinizle kısıtlamak yerine projenin bitiş tarihi ile kısıtlıyor.Yani bunu siz isterseniz gün içinde 9′dan 5′tede yapabilirsiniz,ya da haftasonuda gelip çalışabilrisiniz bunu sizin ayarlamanızı istiyor.Aynı zamanda hayatınızla işiniz arasındaki dengeyede çok önem veriyor.Sürekli iş yerinde sabahlama gibi bir tempoyuda istemiyor.Yani o konuda sizi gerek eğitimlerden geçiriyor ve nihayetinde de yaptığınız işi zamanında yaptıysanız ne onlar size bir şey diyebiliyor hani performansınız konusunda nede siz onları ikna etmek zorunda kalıyorsunuz. Çok güzel denetim mekanizmaları var. Oturmuş süreçleri var o konuda.

Sedat: Ben sözlüğü hani belli bir kesime açma gibi bir niyetim yoktu. Herkes katılabilsin hani anlatmıştım ya 95 yılında düşünmüştüm işte herkesin içine yazabildiği böyle bir şey ve sonra Dougles Adams’ın kitabı yani oradaki konsey herkesten bahsediyor. Benim de birilerini hariç tutma gibi bir niyetim olmadı hiç bir zaman.Ama bir süre sonra formatla ilgili denetim yükünü karşılayamamaya başladım.Yani o kadar çok talep oldu ki bir yerde durdurmamız gerekti çünkü nasıl baş edeceğimizi bilmiyorduk. Mesela Vikipedia herkese denetleme yetkisi vererek bununla böyle baş ediyor. Bizim öyle bir süreçten haberimiz yok. Mecburen durdurmak zorunda kaldık durdurunca barın önünde biriken kuyruklar gibi burda ne var ne oluyor diye insanlar daha çok merak etmeye başladı. Ama niyetli olmadı hani bizim niyetimiz o değildi.

Sedat: Server Farmımız geçen haftaya kadar 1 makineydı. Yani tek makine üzerinde çalışıyordu.O asp tabanlı veri tabanı olarak SQL server kullanıyorduk. Hala öyle gerçi de şimdi 2 makineye çıktık. Gerçi bu güzel egzersiz olur. Çünkü sözlük ilk başladığından beri çok kısıtlı olanaklarla başladı hani ve track softun bize sağladığı bir makine üzerinde çalışan diğer sitelerin arasından kendimize bandwidth ve performans yakalamaya çalışıyorduk. O yüzden kod üzerinde bir çok optimizasyon yapmak gerekti. Bu iyi bir egzersiz oldu tek makineyle uzun bir süre idare edebildik. Şimdi 2 makineyle rahatladı iyi gidiyor.
Sedat: Ekşisözlük’ü zaten başarı olarak kendi kriterlerimde ancak maddi bir başarı olarak düşünebilirim beni geçindirebildiği için. Ama kendi açımdan hayalimdeki halinde olduğunu düşünmüyorum. ikincisi Microsoft’ta çalıştığım dönem yazılım geliştirmeye ara verdim. Çünkü çalışma sözleşmem gereği yasaktı başka yazılımlar geliştirmem o yüzden böyle bir imkanım olmadı.Dolayısıyla o dönem ara vermiş oldum. Ama şimdi tekrar geri geldim. Amacım yazılım geliştirmek sadece “Ekşisözlük’ü” geliştirmek değil.

Sedat: Ekşisözlük’ün tüm potansiyelini kullanabildiğini düşünmüyorum geliri açısından.yani Ekşisözlük’ün farklı modellerle, şimdi reklam bir model ama reklama dayanarak da gelirleri arttırmak tek çözüm değil. Ya farklı modellerle de gelirini arttırabileceğini bir yandan da bunu daha yayık daha dağıtık bir modelle de büyütebileceğini düşünüyorum. Onunla ilgili de çalışmalarımız olacak. Şimdi söylüyemiyorum ama ileride inşallah duyurabileceğim.

Sedat: Reklam verenler ya reklam vereceğiz ama bizi de rezil etmesinler gibi bir düşünce vardı. Ta ki aslında reklamı yapan şeyin zaten bu olduğunu anlayana kadar. Yani ordaki güzel olan şey eleştirilen olmak zaten yani kimsenin eleştirmediği şey zaten önemli değildir. Yani eleştirilen önemlidir ve göz önündedir. Güzel olan o zaten onun yarattığı dinamiğin zaten katkı sağladığını anladıklarından reklam verenler bu konuda artık hiç umurlarında değil. Hatta tam tersine destekliyorlar yani şuan bir reklam metni altında her türlü eleştiri yazılabiliyor sözlükte mesela . Çok serbet ve bu tam tersine ürünü daha çok ön planda tutan ve onu tam olarak objektif gözle görmenizi sağlayan bir enstrüman.

Sedat: Türkiye’yi seçmemin sebebi en baştan birincisi iletişim burada daha kolay. Çünkü Türkçe biliyor herkes o güzel ama onun dışında Türkiye çok bereketli bir yer şu anda yani düşünün Ekşisözlük’ün en çok takip edilen sitelerden biri olduğu bir ülkeden bahsediyoruz. Yani demek ki bu demek oluyor ki çok daha fazla yeni projelere yeni mecralara açık bir yer. Yani bu açıdan çok daha açık görüyorum ucunu Türkiye’nin yani Türkiye’de site geliştirmek bence şu anda çok iyi bir tercih olur. Ya o yüzden Türkiye’yi seçtim.

Burak: Çok teşekkürler Sedat, hepinize katıldığınız için çok teşekkür ediyorum.

Tarih: 19/12/2009 | Kategori: etohum.tv | Yazan: Burak Büyükdemir
Etiketler: , , , , , , , ,
Ekşisözlük adı nereden çıktı?

Etohum Sedat KapanoğluEtohum Sedat KapanoğluEtohum - eksisozluk.comEtohum Sedat KapanoğluEtohum Sedat Kapanoğlu

ATİLLABu yazı Atilla Oğuzhan Durgun tarafından kaleme alınmıştır.

Türkiye’de internet kullanıcısı olan hemen herkesin bildiği ekşi sözlük, daha önce Microsoft’ta Vista 2000 ekibinde yer alan Sedat Kapanoğlu tarafından kurulan Türkiyenin ilk “user generated” sözlüğü.

İlk programcılık merakı ilkokul 3’te başlayan Sedat Kapanoğlu, 1986 yılından beri programlama yapıyor ve ilk program hatasını da o zaman yapıyor. İlk başarısızlığı ve aslında başarının ilk adımlarını da çok kısıtlı kaynaklarla devamlı bir şeyler yapıp bozarak atıyor.

Sedat kapanoğlu 1993’te liseden mezun olduktan ÖSS’yi kazanamıyor. Aslında programcılıktan ÖSS’ye pek de vakit ayıramıyor. Sonra 93’te bir firmaya girerek çalışmaya başlıyor. O firmada geleceğin hasta takip programı olması beklenen bir yazılımı geliştirmeye başlıyor. Program hiç satmıyor. Sonra 1994 yılında kendisi bir hastane takip programı geliştiriyor. Program pahalı olduğu için hiç satmıyor olabilir diye düşünerek programı bu sefer 5 dolar gibi bir fiyata satmaya çalışıyor. Adını da Microsoft’tan esinlenerek “Hasta 1.0” koyuyor. PC World dergisinde tanıtımı bile çıkan Hasta 1.0 programı bu sefer de çok ucuz olduğu için hiç satamıyor.

1995 yılında shareware yazılımlar geliştirmeye başlıyor.

“Sedat Software Group” u kurma düşüncesiyle, SSG isimli kendi yazılım grubu olmasını ve bu grupla yazılımlar geliştirerek çok zengin olma hayallerini kuruyor ortaokuldan beri. SSG nicki oradan geliyor.

1995 yılında yazılım geliştirmeye ve metoroloji genel müdürlüğünün istasyonlardan veriyi aktarım protokolünü tasarlıyor.

Bu protokolün özelliği Hakkari’deki istasyonlar çok kötü telefon hattı kalitesine sahip olduğu için modemle veri transferinin çok sorun olmasından dolayı, bunu çözmek için hata düzeltme ve gerçek zamanlı sıkıştırma yapan bir protokol tasarlıyor ve bunun yazılımını tamamlıyor. Bunun karşılığında 300 dolar alıyor Sedat Kapanoğlu. 2 aylık çalışma sonucunda ortaya çıkardığı bu yazılımla kendine bir tane ses kartı alıyor.

Sedat Kapanoğlu 1995 yılına kadar girşimciliğinin çok iyi gitmediğini söylüyor. 1996 yılında shareware yazılımlar geliştirmeye başlıyor. Biraz daha tanınıyor. Hatta o kadar çok yazılım geliştiriyor ki, 1996 yılında PC World dergisinin “Alaturka 96” diye verdiği disketteki Top 10 shareware yazılımların 6’sı Sedat Kapanoğluna ait. Ama geliştirdiği yazılımları toplamda 20 kişinin almasıyla hayal kırıklığına uğruyor. O parayla da kendine gidip Casio saat alıyor.

1 yıl da böyle geçiyor. Bu arada ÖSS’yi kaybetmeye devam ediyor. 1997’ye geldiğinde yine geleceğin asansör imalatçıları için dünyanın en muhteşem asansör yazılımını geliştiriyor.

Sonra pvc üreticileri için malzeme ihtiyaç planlama yazılımı geliştiriyor. Fakat o da pek iyi gitmiyor.Aynı sene içerisinde Bilkent Üniversitesi programlama yarışmasına katılan Sedat Kapanoğlu oradan da diskalifiye oluyor.

Fakat 97 yılında 40 takımın katıldığı ODTÜ’nün programlama yarışmasında tek başına katılıyor ve ilk 3’e giriyor. Ve tarihte ilk defa bir açıköğretim fakültesi iktisat öğrencisi, bilgisayar programlama yarışmasında derece alarak kayda geçiyor. 1998 yılında yine satmayan agresör isminde bir firewall yazılımını geliştiriyor ve 1999’a geldiğinde hiç tutmayan ama çok severek geliştirilen yazılımların ardından çok keyif alarak geliştirdiği ve kendisi için çok da karmaşık bir yazılım olmayan ekşi sözlüğü geliştiriyor. Ve nasıl olduysa çok basit bir fikir olan sözlük tutuyor.

2000 yılında Doğuş Üniversitesi Bilgisayar mühendisliği bölümünü kazanan fakat devamsızlık yüzünden sınıfta kalıyor Sedat Kapanoğlu. Bu arada Microsoft’tan iş teklifi alıyor fakat üniversite mezunu olmadığı için işe alınamıyor. Fakat yazılım geliştirmeye devam ediyor. Bir taraftan sözlük büyüyor ve sözlükten para kazanmaya başlıyor. 1988 yılında SSG’yi (Sedat Software Group) bulurken niyeti yazılımdan para kazanmak olan Sedat Kapanoğlu, 2001 yılında bir şeyler yapmak gerektiğini düşünüyor ve ekşi sözlüğe amazon linki koyuyor. Bu sayede 1 yılda 11 dolar kazanıyor. Bunun da doğru bir yol olmadığını anlıyor. 2002’ye geldiğinde ekşi sözlüğün kitabını çıkarmaya karar veriyor ve sadece 4 bin adet basıyorlar. Editörlere de telif hakkı ödeyerek bugünün parasıyla yaklaşık 1000 TL kazanıyor.

Ekşi adı nereden çıktı?

Ekşi adı sourtimestan geliyor. Sourtimes Portishead’in bir şarkısının adı. Ve o dönemde Sedat Kapanoğlu’nun kız arkadaşı ile yapmış olduğu bir siteye verdiği isim. Sedat Kapanoğlu Sour’dan dolayı ekşi ismini alan sözlüğü aslında sourtimes isimli sitenin bir alt kısmı olarak düşünüyor.

Sonradan ekşiye anlamlar veriliyor tabii. Mesela bilginin ekşidiği yer gibi felsefeler oluşuyor.

Ekşi sözlük çıktığında wikipedia, everythingto gibi siteler ve otostopçunun galaksi rehberi kitabının yazarı Douglas Adams’ın geliştirdiği gibi siteler yok o zaman.

Sedat Kapanoğlu yazılarda ilginç kelimelere ilginç linklere “bakınız”lar vermenin mizahi yönünden hoşlanıyor. Böyle bir veritabanı olsa ve içinde aklımıza hayalimize gelebilecek her şey bulunsa diye düşünüyor. Ve böyle bir şeyi imkansız kabul ederek fikri kenara atıyor. 1997 yılında Douglas Adams’ın “Otostopçunun galaksi rehberi” kitabını okurken kitapta böyle bir şeyden bahsedildiğini görüyor. Yani kainatta herkesin içine girdiği bir bilgi kaynağından bahsediliyor. Fikir çok ilginç geliyor ama sözlükle hiç eşleştirmiyor. Sedat Kapanoğlu 1998 yılında mizah yazıları yazmaya devam ediyor, ftpden upload edip sonra bunlara tasarım koymak zor gelmeye başlıyor. Programcı olduğunu fark ederek bunu kolaylaştıracak bir altyapı geliştiriyor. Bunu geliştirirken “bakınız” da olabilir diye aklına geliyor. Ve sözlüğün konsepti ortaya çıkıyor.

Brainbench isimli programlama yarışmasında almış olduğu sertifikalar dikkat çekiyor. Ve CV ile Microsoft’a öylesine bir başvuru yapması sonucunda Microsoft Sedat Kapanoğlu ile görüşüyor. Ve görüşmenin çok kötü geçtiğini düşünürken Microsoft Sedat Kapanoğlu’na iş teklifi yapıyor.

Microsoft’a gittikten sonra hobisi gibi olan sözlükle, Microsoft’taki iş yoğunluğu yüzünden çok fazla ilgilenemeyen Sedat Kapanoğlu, bir taraftan da sözlüğün kenarda bir proje gibi kalmasını hiç de istemiyor.

2004’te sözlük reklam almaya başlıyor ve buradan artık ciddi bir gelir oluşmaya başlıyor. Ve 2007’de Microsoft’ta kazanmaya başladığından daha çok kazanmaya başlıyor. 1993’ten beri kurduğu hayallerin artık sözlükle gerçekleşmeye başlaması ve yıllardır emek harcadığı kendi projesi ile ilgilenmek üzere birçok programcının hayali olan Microsoft’tan ayrılıyor. Bu arada Microsoft’un çok zeki, çok akıllı insanlardan oluştuğunu, çok zevkli ve çok güzel bir çalışma ortamı olduğunu, ve Microsoftta çok şey öğrendiğini söylüyor Sedat Kapanoğlu.

Fikir özgürlüğü tanıyan ve fikrini özgürce söyleyenin siteden atılmadığı bir platform olan ekşisözlüğün bu yaklaşımı ve fikriniz her tür karşıt görüş karşısında ayakta kalabiliyorsa doğrudur mantığıyla müthiş bir popularite topluyor. Ve binlerce kapatılan sitenin olduğu Türkiye’de özgürce fikrini söyleyebilme amacına hizmet ediyor ekşi sözlük. Bu arada siyasi hiciv konusunda hizmet edecek olan online ekşi dergi ile ilgili çalışmaları da sürüyor.

Sedat Kapanoğlu, her başarısızlığın, her hatanın yeni bir şeyler öğrettiğini, ve sonuca ulaşmada yeni bir şeyler kattığını söylüyor.

Sözlüğün avukatı Başak Purut, sözlük ciddi anlamda 2004 yılında para kazanmaya başlasa da 2005’ten beri başının belaya girmeye başladığını söylüyor. Dolayısıyla hukuki danışmanlığa ihtiyacı oluyor ekşi sözlüğün.

Hukuk danışmanlığı almadan önce fikir özgürlüğünü engelleyecek şekilde yazıları eleyen ekşi sözlük, hukuk danışmanlığı sayesinde neyin sakıncalı neyin sakıncasız olduğu işini hukuk danışmanına bırakıyor ve hukuk hizmeti almaya başladıktan sonra elemeler de azalıyor.

Çok yakın bir zamanda ekşi ekibi Türkiye’de site kapatmalarda yaşanan saçmalıkları çözebilmek için Türkiye’deki site kapatmalarla ilgili bir dava açıyorlar.

Eğer dava kazanılırsa, kapatılan siteler yüzünden haberleşme, bilgi kaynağı ve kendini savunma hakkı engellenen herkes manevi tazminat davası açabilecek. Avukat Başak Purut açılan davanın daha çok yeni olduğunu ve idari dava olduğu için sonuçlanmasının çok uzun sürmeyeceğini söylüyor.

Avukat Başak Purut henüz sözlük para kazanmazken, kendi vaktinden fedakarlık ederek sözlüğe destek veriyor. Bu 1 yıl kadar sürüyor. Sözlük bu sayede birçok davayı atlatma şansı buluyor. Aynı zmanda fikir özgürlüğü konusunda daha güzel bir çerçeve çiziliyor. Başak Purut hiçbir zaman para istemiyor. Bu da Sedat Kapanoğlu’nu çok etkiliyor.

Site kapatma ile ilgili kararlarda hakimlerle görüşüp bilinçlendiren Başak Purut, kapatma kararı alınırken sadece içeriğin çıkarılması gibi kararlara sebep olarak, bu alanda fayda sağlıyor. 5651 sayılı yasanın Avrupa Birliğine girmeye aday bir ülkenin çıkarmayacağı bir yasa olduğunu ifade ediyor Başak Purut.

Sedat Kapanoğlu ekşi sözlüğe saldırıların çok sık olduğunu, insanların bir siteye nasıl saldırılır diye denerken akıllarını ekşi sözlükte denediklerini söylüyor.

Sözlüğün frameli modeli hala 99’dan kalan bir yapı ve günümüz web sitelerinde kesinlikle tercih edilmeyen, arama motorlarındaki sırlamada ciddi anlamda olumsuz etkileyen bir model. Sedat Kapanoğlu, daha iyi bir ara birim çözümü henüz düşünmüş değil. Yeni Microsoft’tan dönmüş ve sözlük üzerinde tekrardan yeni çalışmaya başlamış. Ama bir modernizasyonu ve ihtiyaç üzerine görsel eklentiler vb. olacağını söylüyor.

Sözlükte gizli reklamları ve samini fikir mi yoksa değil mi ayırt etmek mümkün olmadığı için sözlüğün altında “ burada yazan hiçbirşey doğru değildir” gibi bir ifade yer alıyor. İlk başta insanların okuduklarını kendilerinin özümseyebilmelerini amaçlıyor ekşi sözlük.

Rekabetten asla rahatsız olmayan Sedat Kapanoğlu, aksine klon denilen sitelerin varlığını çok faydalı buluyor. Ve örneğin itü sözlüğün ilk Türkçe harf desteği yapan sözlük olduğunu, ve rakiplerin de innovasyonlarla çok güzel işler yaptıklarını, bir şeyi alıp daha ileriye götürdüklerini söylüyor.

Sözlüğü ilk başta belli bir kesime açmak ve bir kesimi hariç tutmak gibi bir niyeti olmayan Sedat Kapanoğlu, Douglas Adams’ın kitabında da herkesten bahsettiği gibi herkesi dahil etmeyi amaçlıyor. Fakat bir süre sonra denetim yükünü karşılayamıyor. Mesela Wikipedia herkese denetleme yetkisi vererek bu yükün altından kalkıyor. Mecburen durdurmak zorunda kalınca, barın önünde biriken insanlar gibi burada ne var neler oluyor diye meraklı kuyruklar oluşuyor.

Yakın zamana kadar 1 serverla çalışan ekşi sözlük şu anda 2 makine ile çalışıyor. ASP tabanlı ve SQL server kullanıyor.

Tek makineyle kısıtlı olanaklarla bandwidth ve performans açısından kendileri için iyi bir egzersiz oluyor, fakat şimdi iki makine ile daha rahat çalışıyor.

Sedat Kapanoğlu ekşi sözlüğü maddi bir başarı olarak nitelendirse de hala hayalindeki halinde olmadığını düşünüyor. Microsoft’ta olduğu dönemde sözleşmesi gereği başka yazılım geliştirmesinin yasak olduğu için, sözlükle ilgilenemiyor, fakat döndükten sonra hem yeni yazılımlar hem de ekşi sözlüğü geliştireceğini söylüyor. Ekşi sözlüğün gelir açısından tüm potansiyelini kullanamadığını ve farklı gelir modelleriyle gelirini artıracağına inanıyor.

Reklamverenler açısından, reklam vereceğiz ama bizi de rezil etmesinler gibi bir düşünce varmış. Ta ki reklamı oluşturan şeyin aslında bu olduğunu anlayana kadar. Yani buradaki önemli olan şey zaten eleştirilen olmak. Eleştirilmeyen şey zaten önemli değildir. Eleştirilen göz önündedir ve önemlidir.

Reklamverenler, zaten bu eleştirilerin oluşturduğu dinamiğin katkı sağladığını anladıktan sonra ekşi sözlüğe reklam vermek istiyorlar. Hatta artık eleştirileri destekliyorlar. Şu anda bir reklam metni altında her türlü eleştiri yazılabiliyor. Bu ürünü daha çok ön planda tutan ve onu tam olarak objektif gözle görmeyi sağlayan bir enstrüman.

Sedat Kapanoğlu ekşi sözlüğün en çok takip edildiği ülkenin Türkiye olması ve Türkiye’nin çok bereketli bir ülke olması dolayısıyla yeni projelere yeni mecralara açık bir yer olduğunu söylüyor.

Tarih: 19/12/2009 | Kategori: etohum.tv | Yazan: Burak Büyükdemir
Etiketler: , , , , , , , ,
Girişimcinin melek yatırımcıya ihtiyacı var mı?

Etohum - Sina AfraEtohum - Sina AfraEtohum - Sina AfraEtohum - Sina AfraEtohum - Sina Afra

ATİLLABu yazı Atilla Oğuzhan Durgun tarafından kaleme alınmıştır.

Soru: 2012’de e-ticarette bir patlama yaşanacağını düşünüyorsunuz? Sizce 2012’den sonra bu düşüşle mi yoksa çıkışla mı devam edecek?
Sina Afra: Şu an büyüme aşamasındayız. 2012-13 ten sonra pazar %5-6 büyüyecek.Rekabet pazarı başlayacak.Orada hem devam edenler hem de pazardan çekilenler olacak.

Soru: Firmalar e-ticarette insan kaynakları açısından nasıl bir yol izlemeliler? Yurtdışında insan kaynakları nasıl temin ediliyor?
Sina Afra: Yurtdışındaki modellerden örnek alarak, genellikle ya kurumsal deneyimi olan ya da üniversite deneyimi olanlar işe alınmaktadır.

Soru: Sina Afra nasıl yatırım yapar?
Sina Afra: 3 şeye bakarım.
1- Kişiye önem veririm.
2- Ölçeklenebilir fikir.
3- İyi bir gelir modeli.

Soru: Türkiyede ne tür fikirler ve girişimciler size geliyor?
S.A: Fikirler geliyor. Fakat ana olay scalability (ölçeklenebilirlik). Türkiye’de buna çok dikkat edildiğini düşünmüyorum.

Soru: Yeni e-ticaret modelleri sizce ne olacak?
S.A: Niş alanlarda girişimler devam edecek.Fikirlerin %90’ı Amerika’da.Amerikaya baktığımızda örneğin alice.com diye bir site var. Fiyat alanında rekabet eden niş bir girişim. Bu şekilde kullanıcı deneyimi yüksek olan girişimler devam edeck ve en fazla da moda sektöründe girişim bekliyorum.

Soru: Gıda alanında ne tür modeller bekliyorsunuz? Şarküteri bal vs.gibi.
S.A: Bunların hepsi olur.Fakat ölçeklenebilir mi? Migrosun kangurusu gibi sistemler zamanla daha iyi çalışır hale gelecektir.Almanyada bu tip sistemler yok.Amerika’da inanılmaz yatırım alıp batan şirketler var bu alanda.

Soru: Kısıtlı yatırımlarla büyük ölçekli girişimleri nasıl hayata geçirebilir?
S.A: Zamanla.Türkiye’de internet girşimciliğine odaklı bir tane fon olsa bu girişimler yapılabilir.Şu anda bu kaynaklara ulaşmak için maalesef bir mücadele gerekiyor. Kullanıcı sayısının büyümesi ve toplam hacimlerin büyümesiyle büyük yatırımcılar gelecektir.

Soru: Sektörde ilerlemek için girişimci mi itici güçtür yoksa bunun önünde duran bir medya gücü var mıdır?
S.A: Bence medya belki bir köşe başını tutuyor ama bence tehdit değil.İnternetin yanında bir sektör.Kullanıcıları da medyaya bağlı görmüyorum.Kullanıcı deneyimi iyi olan girişimlerin yolu açıktır. Hepsiburada’nın medya gücünden dolayı başarılı olduğunu sanmıyorum. Bence iyi iş yapıyorlar. Kullanıcılar en çok satıcının olduğu yere,satıcılar da en çok kullanıcının olduğu yere geliyorlar.Buna network affect deniyor.Ve ilk giren pazarı ele geçiriyor. Güney Kore e-ticarette en gelişmiş ülkelerden biri.Fikir arayanlar Güney Kore modellerini inceleyebilir. Garaj hikayesi biraz şehir efsanesi gibi.Sermaye ve yatırımcı önemli.İyi bir fikriniz varsa para bulmamanız Amerika’da imkansız.

Soru: Girişim için illa ki melek yatırımcıya ihtiyaç var mı?
S.A: Yatırımsız başlayan girişimler de var. Fakat para olmazsa ya ödemede ya hızda kaybedecekler. Para olmazsa %95 girişimler ilerleyemeyeceklerdir.

Tarih: 18/12/2009 | Kategori: etohum.tv | Yazan: Burak Büyükdemir
Etiketler: , , , , , , , ,
Emlakjet.com: emlak ilan sitesi

ahmet-soybelliBu yazı Ahmet Soybelli tarafından kaleme alınmıştır.

Emlakjet.com bir emlak ilan sitesi. Emlakçılar kendi ilânlarını ve de inşaat şirketlerinin de konut projelerini yayınlayabiliyorlar. Şu anda sitede bireysel ilân verme özelliği yok ancak sitenin kurucusu Okan Arı ileride bu özelliği aktif edeceklerini belirtiyor.

Emlakjet.com, emlakçılara kendi sitelerini yayınlama imkânı sunuyor. Kendi adresleri üzerinden emlakjet tarafından sağlanan web sitesini kullanabiliyorlar. Emlakjet tarafından sunulan hazır şablonlar sayesinde küçük oynamalar yaparak kendi siteleri üzerinden ilânlarını yayınlayabiliyorlar.

Ayrıca sitede emlak ve konut kredileri ile ilgili güncel haberler ve makaleler de yer alıyor. Sadece listeleme özelliği olan siteler arasından bu makaleler, emlakjet için önemli bir avantaj sağlıyor.

Sitenin güzel bir özelliği de; istediğiniz özelliklerde gayrimenkulu bulamadığınızda emlakjet üzerinden talep oluşturuyorsunuz ve emlakjet’in danışmanları uygun gayrimenkulu bulup sizinle iletişime geçiyorlar. Bu müşteri ilişkileri açısından çok faydalı bir özellik olarak göze çarpıyor.

Sistemde şu aşamada 4bin e yakın emlakçı bulunuyor. Emlakjet.com emlakçılardan yıllık ücret alarak ilânlarını listeleme olanağı sunuyor. 3 aylık, 6 aylık ve yıllık olmak üzere değişik paketler ile emlakçılara değişik listeleme imkanları sağlanıyor.

M. Okan Arı kimdir?
2000 yılında Hüseyin Avni Sözen Anadolu Lise’sinden, 2004 yılında Işık Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği bölümünden mezun oldum. Üniversitedeki öğrencilik döneminde başlamak üzere önce part time / freelance ve daha sonra tam zamanlı olarak Java ve PHP – Mysql ile yazılım geliştirdim. 2004 yılından 2007 yılına kadar web tasarımı yapan bir şirket kurdum ve yönettim. 2007 yılında askerden döndüm ve www.emlakjet.com projemi şirketleştirdim ve projem üzerinde çalışmalar yapıyorum. Teknik anlamda, EmlakJet.com için PHP ile yazılım geliştiriyorum, Linux Debian üzerinde Apache, Sphinx, Eaccelerator, Mysql, Lighttpd servislerini yönetiyorum ve projenin SEO çalışmalarını yapıyorum.

M. Okan Arı’la yapılan röportajın metni devamı »

Tarih: 16/12/2009 | Kategori: etohum.tv | Yazan: Burak Büyükdemir
Etiketler: , , , , ,
Twitter size gelseydi yatırım yapar mıydınız?

ATİLLABu yazı Atilla Oğuzhan Durgun tarafından kaleme alınmıştır.

Etohum - Sina AfraEtohum - Sina AfraEtohum - Sina AfraEtohum - Sina AfraEtohum - Sina AfraEtohum - Sina AfraEtohum - Sina AfraEtohum - Sina AfraEtohum - Sina AfraEtohum - Sina Afra

Soru: E ticaret ile ilgili yeni yasalar ve devlet politikalarını nasıl değerlendiriyorsunuz? E-ticaret ile ilgili bilinçlendirmeye yönelik, devlet neler yapıyor?

Sina Afra: Devletin görevi şu an altyapıyı kurmak.E ticaret kanunu şu an Adalet Bakanlığında bir komisyon tarafından değiştiriliyor.Mesela 7 günlük tüketici iade süresi 14 güne çıkartılıyor.Tüm dünyadaki örnekler o komisyon tarafından inceleniyor.Hem akademik, hem sektör temsilcileri, hem de devletin değişik bakanlıklarının içinde olduğu bir yapı var.Bence devletin yapması gereken zaten bu alt yapıyı hazırlamak.Bu alt yapı e ticaret,iletişim,e-mail ve spamla ilgili mevzutları hazırlamaktır.Buna ek olarak teknoloji borsası vs. gibi yapıların devlet tarafından desteklenmesi gerekir.Devlet bu konularda çok duyarlı ve ben kanımca devletin daha fazla bir şey yapmasını düşünmüyorum.

Sektör kendini temsil edecek bir güçte olsa, aynı şekilde eticaret, internet, sosyal ağlar, kredi kartı kullanımındaki güven için çok iyi olacaktır.Sanal kart kullanımı ve kullanıcı deneyimini törpüleyen 3D secure gibi uygulamaların yeterli olmadığını düşünüyorum.Kullanıcı dostu uygulamaların oluşması gerekiyor.

Soru: Tüketici iadesi ve kargolama konusunda yurtdışındaki uygulamalar hakkında bilgi verebilir misiniz?

Sina Afra: Örneklere baktığımızda 2-3 ay önce amazona satılan zappos.com modelinde bütün masraflar zappos tarafından karşılanıyor.Örneğin; 4 ayakkabı ısmarlıyorum.deniyorum.3’ünü geri gönderiyorum.Tüm model bunun üzerine kurulmuş.Kar marjları % 1-2 lerde seyrediyor.Başka bir örnek newegg.com, sadece elektronik satıyorlar, 2 milyar dolar ciro yapıyorlar.Muhtemelen Amerikada bulabileceğiniz en ucuz ve en hızlı gönderimi olan sitelerden bir tanesi.2 milyar hacim üzerinden yaptıkalrı kar 20 milyon dolar.Ürün iade masraflarını kendileri karşılıyorlar, bundaki amaç müşteri memnuniyeti ve bu iade oalyı müşteri memnuniyetini inanılmaz etkileyen bir etken. Büyük şirketlere,borsaya kote olmaya çalışan şirketlere baktığımızda genellikle iade masrafları bu şirketler tarafından karşılanıyor. Kargo şirketleri ile birebir yapılan masraf anlaşmaları ile alakalı bir durum.

Soru: Girişimciler Türkiye’de hangi şirketi kurmalılar. Limited mi? Anonim mi?

Sina Afra: Limitedin kuruluşu daha hızlı ve daha az sermaye gerektiriyor ama uzun vadeli düşünüldüğünde yatırımcının girmesi açısından baktığımızda Anonim şirket kurmak daha uygundur.

Soru: Ödeme yöntemlerine alternatif olarak mobil ödeme yöntemini incelediniz mi?

Sina Afra: Mobil kullanımın fazla olduğu ülkemizde bunun çok güzel iş modellerine dönüşeceğimi düşünüyorum.Sanal poslara bağlı ülkemzide, sanal poslara alternatif her türlü yöntemin tüketicilerin lehine ve dolayısıyla da e-ticaretin lehine olacağını düşünüyorum.

Soru: Türkiye e-ticaret pazarı büyüklerin egemen olduğu ve küçüklerin tasfiye olduğu bir Pazar sürecine gider mi? Oyuncu boyutu ve dağılım açısından nasıl bir pazar dinamiği öngörüyorsunuz?

Sina Afra: Zannedersem geçen sene 4-5 şirket piyasadan çekildi.4-5 tane büyük bakkal market piyasadan çekilseydi herkes buna normal derdi. İnternet sektöründe olduğu zaman büyük bir güven problemi oluyor ve maalesef bu güven ortamını etkiliyor.

Türkiye’de özellikle finans yönetimine ciddi bir beceri sahibi olmak gerekiyor.Eğer büyük bir grubun içindeyseniz ödeme yöntmelri vb. sorunlarla uğraşmak için daha çok gücünüz var. Fakat bu pazara iyi bir kullanıcı deneyimi sunup ta giren herkesin yolu açık. Ayrıca Paypal ödeme sitemi 2010’da Türkiye’ye gelecek. Paypal alternatiflerden biri olacak. Sanal posa alternatif başka ödeme sistemleri de gelecek.Bu pazara bunların girmemeleri mümkün değil. Bunlar girdiğinde eticarette zaten dengelenme olacak.

Soru: E-ticarette çok ciddi rekabet var.Şartlar belki daha da sertleşecek. Fakat şu önemli bir nokta yasal prosdürlere uyarak, her şeyi kuralına uygun, vergisini ödeyen firmaların yanında bir de bu işi evinden yapan lise öğrencisi vs.ler var. Sonuçta illegal çalışanlardan dolayı kurunun yanında yaş ta yanıyor. Bankalarla vs. sorun yaşanıyor.Devlet sen yasal mısın değil misin? Diye bunları denetleyen bir uygulaması olacak mı?

Sina Afra: Sorun tespiti doğru.Devletin bu konuda sistematik bir çalışma yapması kolay değil.Evden satış yapanların çok farklı bir dinamiği var.Devletin bunu takibi çok zor.Görev burada da özel sektöre düşüyor.Bankaların herkese aynı muameleyi yapmaması gerekiyor.

Soru: Her ülkede açılan inkübasyon merkezleri başarılı oluyor mu?

Sina Afra: Bazı ülkelerde açılıp kapananlar var.
1- Girişimcinin gösterdiği ilgi
2- İnkübasyon merkezinin verdiği servis ve altyapı önemli.
İnkübasyon merkezlerinin en önemli yönü girişimci-yatırımcı buluşmasıdır.Bunu yapamayan inkübasyon merkezi kapanır.

Soru:Bütün ülkelerde piyasa gelşişiyor.Amerikada ve Avrupada bu gelişim nasıl oldu.Türkiyede nasıl bir gelişme olacak.

Sina Afra: Bence onlara benzeyeceğiz. Türkiye’nin biraz da kendine has bir yapısı var. İnternetin 6 tane ana alanı var;
1- Bilgi
2- Alışveriş
3- Ödeme
4- Eğlence
5- Sosyal
6- Komunikasyon
Bu 6 ana alan hemen hemen tutuluyor veya tutuldu.
Türkiye nişleşme denilen 2. Evrede.Amerika’da ana alanlar 1995, Almanya’da 1998’lerde başlayan bir süreç. Biz de 2000-2002’de başlayan bir süreç. Ama 2 evre bizde daha hızlı olacak.Pazar uzmanlarına göre 2012’de niş alanlar oturmuş olacak. Niş alan derken örneğin part-time işe arayanlara yönelik kariyer alanında bir site olabilir. Değişik hedef kitlelere yönelik siteler olabilir.Mesela arkadaşlık ve seri ilan alanında Türkiye’de niş alanlar gelişmiş durumda.

Soru: Twitter size gelseydi yatırım yapar mıydınız?

Sina Afra: Deli saçması derdim heralde. Bence önemli olan fikir nasıl, ölçeklenebilri mi? Ve gelir modeli nasıl? Bence henüz Twitterın sahipleri bile gelir modellerini oturtmuş değiller.

Soru: Twitter facebook gibi modeller yatırımcıya gittiğinde şirketin değerini nasıl ölçüyorlar?
Sina Afra: Facebook kazanmaya başladı.Twitter gelir modelleri açısından yeniliklere açık bir site. Twitter’a yatırım bir bahis gibi. O kadar geniş bir yatırımcı kitlesi var ki. Bu tip bir girişime yatırım yapabiliyorlar. Yatırımcı pazarının dar olduğu ülkelerde bu tip bir girişim çok zorlanır.

Soru:Avrupa ve Amerika’da bir girişimciye ortalama yatırım rakamları nedir?Melek yatırımcı ve sonrasında bu rakamlar nasıl devam ediyor?

Sina Afra: Avrupa’da hacimler biraz daha büyük.Melek yatırımcı ağları var.
Tohum yatırımı yapanlar ve daha sonra büyük yatırım yapan melek yatırımcılar var. Bu şekilde yatırımlar büyüyor. Melek yatırımcıların büyük bir bölümü ilk başta bilgisini sunuyor, network sağlıyor, kendi deneyimlerini anlatıyor ama belli bir süre sonra şirket verimli hale geldiğinde elek yatırımcılar hisselerini yeni gelen daha büyük yatırımcılara satıyorlar. Yatırım alanında iyi bir network bir ekosistem mevcut.

Soru: Private shopping alanında Türkiye’de iki büyük marka var.3. bir girişim de geliyormuş.Pazar bunu kaldırır mı? Sizce ürün mü satılmalı,hizmet mi satılmalı? Dünyada elektronik turizm alanında pek çok niş siteler olduğunu görüyorum.Türkiye’de turizm alanında bir standart olduğunu düşünüyorum.Neden bizde daha niş girişimler yok?

Sina Afra: Bunu cevabı yine yatırımdır. Private shoppinge gelince Almanya’da 12 tane, Fransa’da 20 tane,Amerika’da 12 tane var.Türkiye için 2 tane private shopping sitesi az.Doğal olarak daha da fazlalaşacak.Yabancı bir tane daha geliyor pazara. Yurt içinden daha niş olarak katılacak girişimler olacak. Bunların bazıları daha niş alanda olacak.Ve bazıları her şeyi yapacak ve zamanla bu alanda kıvamına ulaşacak.
Turizm alanına gelince Türkiye’de yapılacak inanılmaz işler var. Türkiye’de otel yorumları vs.gibi çok niş siteler olabilir.Bunun bir ayağı yatırımla ilgili diye düşünüyorum. 2. ayağının da reklam alanının gelişmesiyle turizm alanının da gelişeceğini düşünüyorum. Turizm alanında niş ihtiyaçların olduğu bir Pazar var.

Soru: Türkiye tarım ve sanayi süreçlerini yaşamadan teknoloji sürecine girdi.Yurt dışından gelen firmalar bu hıza ayak uydurabilecek mi? Ebay’in Türkiye’yle ilgili planı var mı?

Sina Afra: Ebayin burada sadece bir ortaklığı var.Türkiye ile ilgili başka bir proje yok.
1.soruya gelince Yabancılar Türkiye’yi bilen insanlarla network oluşturdukalrı ve bu güven arttığı zaman bir sorun olmayacaktır.Limango örneği gibi Türk grupla iş yapmadan yabancılar burada başarılı olamazlar.

Soru: Niş alanlardaki turizm siteleri için nitel olarak Türkiye’de bir kapasite var mı sizce?

Sina Afra: Bunun başarılı örnekleri var.Fotoğrafa yorumunu bırakıp oradan alışveriş yaptığınız siteler var.Bunun biraz zamanla alakalı olduğunu düşünüyorum. Zamanla 17 yaşındaki internet kullanıcıları vs. daha niş alanlarda interneti kullanacaklardır. Zamanla alakalı. 2012 diyelim.

Tarih: 10/12/2009 | Kategori: etohum.tv | Yazan: Burak Büyükdemir
Etiketler: , , , , , ,
Bendeistiyorum.com : her gün tek ürün

ahmet-soybelliBu yazı Ahmet Soybelli tarafından kaleme alınmıştır.

Bendeistiyorum.com , “her gün tek ürün” sloganıyla hareket eden günümüzün popüler alışveriş sitelerinden birisi. Her gün belirlenen ürün gece 12 de satışa çıkıyor ve 24 saat boyunca sınırlı stok ile müşterilere sunuluyor. Ürünlerin hepsi piyasa fiyatının altında oluyor ve bu da bendeistiyorum.com u müşteriler için cazip bir hale getiriyor.

Sitenin ürünleri genellikle elektronik, gadget tarzı ürünler ve sağlık takviye ürünlerinden oluşuyor. Müşteriler tarafından en çok gadget tarzı ürünler ilgi görüyor. Müşteri portföyünü genellikle beyaz yakalıların oluşturduğunu söyleyen Mustafa Acet, bu tip gadget ürünlerine ilginin bu kesim tarafından fazla olduğuna dikkat çekiyor.

Bendeistiyorum.com alışveriş yapan müşterilerine %1 Paropuan kazandırıyor. Ayrıca geçen haziran ayında aktif olan özellik ile Turkcell Mobil Ödeme ile de aldığınız ürünün ödemesini kolayca yapabiliyorsunuz. Günümüzde ödeme şekillerinde güvenin çok önemli olduğu düşünülürse Turkcell Mobil Ödeme, bendeistiyorum.com için mantıklı bir seçim gibi görünüyor.

Sitenin sosyal boyutu da unutulmamış. Üyeler kendi fotograflarını siteye yükleyebiliyor ve blog yazabiliyorlar. Mustafa Acet ve site yöneticileri de sürekli müşterilerle diyalog kurarak bendeistiyorum.com’un daha güvenilir bir alışveriş ortamı olmasını sağlıyor.

Sitenin kurucusu Mustafa Acet, bendeistiyorum.com’u yeni arayüz ve değişik kampanyalarla büyütmeyi planlıyor.

Mustafa Acet Kimdir?
15.06.1983 Adapazarı doğumluyum. İlkokulu Çanakkale, İlkokul son ve Ortaokul başlangıcını Kars’ta, Ortaokul ve Liseyi Bursa’da okudum. Bursa Ulubatlı Hasan Anadolu Lise’si Mezunuyum. Yıldız Teknik Üniversitesi Jeodezi ve Fotogrametri Mühendisliği Öğrenciliğim devam etmekte. İlkokul yıllarından beri bilgisayar ile haşır neşir olup, orta okul yıllarında Web teknolojilerine oldukça fazla zaman ayırmaya başladım. Lise yılları itibari ile bir çok web projesinin geliştirilme sürecine dahil oldum. 2005 yılı ortalarında Circus Interactive’i kurduktan sonra 2007 Mart ayı itibari ile kendi projemiz olan Bendeistiyorum.com’u yayına soktum. Circus Interactive ile 2007 yılı Pazarlama/İletişim Kategorisi Birincilik Ödülüne sahip olduk. Şu anda yoğun olarak Bendeistiyorum.com ile Circus Interactive’in Web projelerinin yöneticiliğini yapmaktayım.

Mustafa Acet’le yapılan röportajın metni devamı »

Tarih: 10/12/2009 | Kategori: etohum.tv | Yazan: Burak Büyükdemir
Etiketler: , , , ,
17 Aralık Perşembe: Girişimcilerin Hukuki Sorunları

17 Aralık 2009 Perşembe günü Bersay İletişim Enstitüsünde Av. Gökhan Ahi’yi konuk edeceğiz. Kendisi bize internet hukukunda güncel sorunlardan bahsedecek, katılımcıların sorularını cevaplayacak. 17:30 – 19:30 arasında sürecek toplantının ana başlıkları aşağıdaki gibi olacak.

İnternet Hukukunda güncel sorunlar

  • Girişimcileri bekleyen hukuki sorunlar..
  • İçerik hizmetleri ve Web 2.0 uygulamaları
  • Elektronik ticaret hizmetleri
  • İnternet reklamcılığı ve Viral kampanyalar
  • Cloud Computing (net-işlem)

Tarih: 17.Aralık.2009 Perşembe
Saat: 17:30 – 19:30
Yer: Bersay İletişim Entstitüsü BİE Kasap Sokak Hilmi Hak Han, No 22 Esentepe, İstanbul, Tel: 212 337 52 91, Faks: 212 275 41 83
Detaylı Harita

Gökhan Ahi kimdir?
1974 Gaziantep doğumludur. 1999 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. Kurucusu olduğu İstanbul Barosu Bilişim Hukuku Merkezi’nin Başkanı olarak ve Türkiye Bilişim Derneği’nin Hukuk Çalışma Grubu üyesi olarak çalışmaktadır. Çeşitli gazetelerde, dergilerde ve internet sitelerinde Bilişim Hukuku alanında makaleleri yayınlandı. Bilişim Hukuku alanında sayısız sempozyum, konferans ve panele konuşmacı olarak katıldığı gibi, bir çoğunun organizasyonuna imza atmıştır. İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Bilgisayar Mühendisliği Fakültesi tarafından 2007 yazında verilen “Adli Bilişim Uzmanı” sertifikasına sahiptir. 2008’de ABD’de kurulu William Mitchell College of Law’ın düzenlediği “USA Law System and Legal English” konulu yaz okulundan sertifika almıştır. Hukukcu.com ve BilisimHukuk.com sitelerinin sahibi ve editörüdür. Ağırlıklı olarak Ceza Hukuku, Bilişim Hukuku ve Ticaret Hukuku alanlarında çalışmakta olup, bilişim davalarında vekil olarak, bilişim, internet ve reklam şirketlerinde hukuk danışmanı ve serbest avukat olarak görev yapmaktadır. Uluslararası teknoloji avukatlarını bir araya getiren International Technology Law Association’ın (ITECHLAW) üyesidir.

Etohum Av. Gokhan Ahi Toplantısı
  1. (gerekli)
  2. (gerekli)
  3. (gerekli)
 

cforms contact form by delicious:days

Tarih: 09/12/2009 | Kategori: Genel | Yazan: Burak Büyükdemir
Etiketler: , , , , , , , ,
Put.io; yeni bir depolama servisi

ahmet-soybelliBu yazı Ahmet Soybelli tarafından kaleme alınmıştır.

Put.io; yeni bir depolama servisi. Sitedeki hesabınıza internetteki farklı kaynaklardan, kendi internet bağlantınıza göre çok daha hızlı bir şekilde veri indirip depolayabiliyorsunuz ve bu verileri kendi bilgisayarınıza daha hızlı ve rahat bi şekilde indirebiliyorsunuz.

Put.io ile torrent ve paylaşım sitelerinden kolayca dosya indirebiliyorsunuz. Güzel bir özelliği de ;istediğiniz RSS beslemelerini sisteme tanıtıp hiç uğraşmadan put.io nun o beslemelerdeki verileri otomatik olarak indirmesi. Ayrıca isterseniz indirdiğiniz film ve müzikleri bilgisayarınıza indirmenize gerek kalmadan doğrudan put.io nun playerı sayesinde, görüntü ve ses kaybı olmaksızın izleyebiliyor ve dinleyebiliyorsunuz.

Sitenin içinde kendi arkadaşlık sistemi de unutulmamış. Put.io içinde arkadaşlarınızı ekleyebiliyor ve onlarla dosya paylaşımı yapabiliyorsunuz. Görmelerini istedikleri dosyaları onlarla paylaşabiliyorsunuz. Günümüzde sitelerin sosyal taraflarının öne çıktığı düşünülürse çok güzel düşünülmüş bir özellik olarak göze çarpıyor.

Put.io nun sunucuları yurtdışında barındırılıyor. Toplamda 8 tane sunucusu var bu sunucular 1 gigabit lik bir bağlantı ile üyelere hizmet veriyor. Bu da normal şartlarda birkaç gigabaytlık veriyi dakikalar içinde indirmenize olanak sağlıyor.

Put.io şu anda kapalı beta konumuda. Üyelik sistemi açıldığında aylık ücretlendirilecek ve farklı paketlere göre farklı fiyatlandırmalar yapılacak.

Put.io , pilli.com un kurucusu Hasan Yalçınkaya’nın bir girişimi. Girişim duyurulduğu sıralarda sosyal medyada büyük yankı bulmuştu. Birçok yabancı blog ve sitede haberleri çıkan put.io’nun, bu girişim ile global anlamda da büyük başarılara imza atması bekleniyor.

Hasan Yalçınkaya kimdir?
Hasan 1970 yılında doğdu, Alman Lisesini bitirdi ve Boğaziçi Matematik bölümünde okudu. Okuldayken internet ile tanıştı ve CHIP dergisinde çalışmaya başladı. Daha sonra Yeniyüzyıl gazetesinde hafta içi her gün yayınlanan “chatkapi” isimli bir internet köşesi hazırlamaya başladı. 1999′da Türkiye’nin ilk blog’u chatkapi.com’u kurdu. 2000 yılında küçük bir web ajansı olarak pilli’yi kurdu. Pilli 7 sene boyunca çeşitli müşteriler tarafından büyük projeleri hayata geçirmek üzere tutuldu. 2006 yılında Cem Başpınar pilli’ye ortak oldu ve kendi projelerini geliştirmeye başladılar. 2007 yılında gelirini yazarları ile paylaşan pillinetwork ve etiketler etrafında dönen yeni nesil sosyalleşme platformu sosyomat.com’un başarıları üzerine dışarıya iş yapmayı tamamen bıraktılar. Halen gece gündüz uğraşıyorlar ve yeni projeler pişiriyolar.

Hasan Yalçınkaya’la yapılan röportajın metni devamı »

Tarih: 08/12/2009 | Kategori: etohum.tv | Yazan: Burak Büyükdemir
Etiketler: , , , , , , ,