Etohum.tv

Sponsorlar

nokia.com reklamz.com yemeksepeti.com sahibinden.com sporx.com bilyoner.com gittigidiyor.com mynet.com markafoni.com pozitron.com sadecehosting.com nokta.com mackolik.com Gelirortaklari rixos.com EBAN Microsoft Bizspark marjinal.com.tr kurumsalhaberler sendloop.com

Arama






Fatih Güner – Mesgulsinyali.com

Yer: İstanbul

Tarih: 31/05/2010

Konuşmacılar: Fatih Güner

Şirket: Mesgulsinyali.com

Konu:  Mesgulsinyali.com

government,politics news,politics news,politics
Tarih: 31/05/2010 | Kategori: etohum.tv | Yazan: Kaan Caliskan
Etiketler: ,
Emre Ekmekçi – SehirFirsati.com

Yer: İstanbul

Tarih: 31/05/2010

Konuşmacılar: Emre Ekmekçi

Şirket: SehirFirsati.com

Konu:  SehirFirsati.com

government,politics news,politics news,politics
Tarih: 31/05/2010 | Kategori: etohum.tv | Yazan: Kaan Caliskan
Etiketler: ,
Wordcamp ve etohum kampı fotoğrafları

29 Mayıs Cumartesi Bersay İletişim Entstitüsü’nde tüm güm dolu dolu internet topluluğunun biraraya geldiği bir gün oldu. Bu kampın hikayesi Özer Dölekoğlu ve Oğuz Serdar uzun süre önce WordPress’in kurucusu Matt Mullenweg’le iletişime geçerek Wordcamp Türkiye için kendisini davet etmeleriyle başladı. Cumartesi günü Matt’in yanında Tim Ferriss’in katılmasıyla etkileyici sunumlarla biraraya geldik. Bersay İletişim Entstitüsü’ne yeri sağladığı için WordPress Türkiye ekibini, Arda Kutsal’ı, Burak Dönertaş’ı ve Emre Erkan’ı wordcamp’e verdikleri destek ve konuşmaları için kutlarım. Umarım Wordcamp etkinlikleri büyüyerek devam eder.

Hem Tim Ferriss hem de Matt Mullenweg konuşmalarında ve bizlerle yaptıkları sohbetlerde oldukça mütevazi davrandılar. Türkiye’ye ilk gelişlerinde kampa katılan arkadaşlar her ikisini de yanlız bırakmadılar. Yarın Kapadokya ve Efes yolculuğuna çıkacak olan Matt ve Tim’e teşekkür ederiz.

Bugün sabah wordcamp’den sonra öğleden sonra etohum kampıyla güne devam ettik. Sabah 8:30′da başlayıp 18:00′de sonlanan gün yorucu fakat bilgilendirici geçti. Öğleden sonra SEMtr’den Cem Özkaynak, Google Türkiye’den Mahir Erkan ve ilab Ventures’dan Yüksel Dibekoğlu girişimcilere konuları hakkında detaylı sunumlar yaptılar.

Wordcamp ve Etohum kampının büyük bir kısmını etohum.tv için Televidyon ekibinden Murat Ayyüz kaydetti. En kısa sürede bu kayıtları yayınlamayı planlıyoruz. Bugünden fotoğrafları flickr’da bulabilirsiniz.

government,politics news,politics news,politics
Wordcamp İstanbul BİE’de

29 Mayıs Cumartesi günü Wordcamp Türkiye BİE’de gerçekleştirilecek. Matt Mullenweg‘in konuşmacı olacağı Wordcamp Türkiye programında Webrazzi.com‘dan Arda Kutsal, WordPress Türkiye ekibinden Emre Erkan, Blogdestek‘den Burak Dönertaş’da konuşmacı olarak katılacaklardır.

8:30 Açılış – Kahve & Çay – networking (Wordcamp başlangıcı)
9:00 WordPress Türkiye ekibinden Emre Erkan
9:20 Webrazzi.com‘un kurucusu Arda Kutsal
9:40 Blogdestek.com‘un kurucusu Burak Dönertaş
10:00 Kahve & Çay arası
10:20 Timothy FerrissThe 4-Hour Workweek kitabının yazarı
10:50 Kahve & Çay arası
11:00 Matthew C. Mullenweg - WordPress.com‘un kurucusu

13:00 Öğle yemeği arası (Etohum Kampı başlangıcı)

14:00 Search Engine Marketing & SEO – SEMtrCem Özkaynak
14:50 Kahve & Çay arası
15:00 Web Ölçümleme – Google TürkiyeMahir Erkan
15:50 Kahve & Çay arası
16:00 Türkiye’de Risk Sermayesi – Ilab VenturesYüksel Dibekoğlu
16:50 Networking zamanı

Tarih: 29 Mayıs 2010 Cumartesi
Saat: 09:00 – 13:30
Yer:
Bersay İletişim Entstitüsü BİE Kasap Sokak Hilmi Hak Han, No 22 Esentepe, İstanbul, Tel: 212 337 52 91, Faks: 212 275 41 83 Kroki

29 Mayıs 2010 WordCamp kayıtları maalesef sona ermiştir. Bundan sonraki etkinliklerden haberdar olmak için adresini ziyaret ediniz

(Açıklama: Etohum kampı ve WordCamp’ın aynı günde olması bir rastlantı oldu, Sevgili Özer Dölekoğlu ve Oğuz Serdar uzun süredir Wordcamp Türkiye’yi organize ederken yer konusunda sıkıntı yaşadılar ve bunu Bersay İletişim Entstitüsü’nün desteğiyle çözdük ve Cumartesi sabah WordCamp, öğleden sonra Etohum kampı oldu. Bu kadar kısa süre içinde bu organizasyonun gerçekleşmesinde emeği bulunan WordPress Türkiye ekibi, Bersay, Bersay İletişim Entstitüsü, Özer Dölekoğlu, Oğuz Serdar, Arda Kutsal, Eray Endeş, Emre Erkan ve Burak Dönertaş’ı kutlarım )

government,politics news,politics news,politics
Tarih: 26/05/2010 | Kategori: Genel, Haber | Yazan: Burak Büyükdemir
Etiketler: , , , , ,
Ayşegül Güzel – Zumbara.com.tr

Yer: İstanbul

Tarih: 24/05/2010

Konuşmacılar: Ayşegül Güzel

Şirket: Zumbara.com

Konu:  Zumbara.com

government,politics news,politics news,politics
Tarih: 24/05/2010 | Kategori: etohum.tv | Yazan: Kaan Caliskan
Etiketler: ,
Etohum kampı 29 Mayıs’ta BİE’de

Etohum Kampı
29 Mayıs Cumartesi günü daha önceden duyurduğumuz üzere etohum kampımızı Bersay İletişim Enstitüsü‘nde yapacağız. Program aşağıdaki gibi olacak.

SEO ve SEM konusunda SEMtr’den Cem Özkaynak, Web ölçümleme ve Google Analytics konusunda Google Türkiye’den Mahir Erkan bizimle olacak. Kampın en son kısmında Kariyer.net’in, gittigidiyor’un yatırımcı şirketi Ilab Ventures yeni internet girişimlerinden sorumlu direktörü Yüksel Dibekoğlu bizlerle beraber olacak.

(Eğer WordPress’ün kurucusu Matt Mullenweg‘in Türkiye programı kesinleşirse etohum kampı ve WordPress Kampını birleştireceğiz. Sabah programını daha sonra güncelleyeceğiz.)

29 Mayıs Etohum Kampı Programı
13:00 – Kayıt Networking
13:15 – Search Engine Marketing & SEO – SEMtrCem Özkaynak
14:20 – Kahve arası
14:30 – Web Ölçümleme – Google TürkiyeMahir Erkan
15:30 – Kahve arası
15:40 – Türkiye’de Risk Sermayesi – Ilab VenturesYüksel Dibekoğlu
16:40 – Networking
17:30 – Kapanış

Tarih: 29 Mayıs 2010 Cumartesi
Saat: 13:00 – 17:30
Yer: Bersay İletişim Entstitüsü BİE Kasap Sokak Hilmi Hak Han, No 22 Esentepe, İstanbul, Tel: 212 337 52 91, Faks: 212 275 41 83
Kroki

Yerimiz kısıtlı olduğu için eğer katılmanız kesinse Etohum Kampına katılmak için lütfen aşağıdaki formu doldurunuz.

29 Mayıs 2010 Etohum Kampı kayıtları maalesef sona ermiştir. Bundan sonraki etkinliklerden haberdar olmak için adresini ziyaret ediniz

Etohum on Facebook

government,politics news,politics news,politics
Harun Güner – Fırsatkuponu.com

Yer: İstanbul

Tarih: 20/05/2010

Konuşmacılar: Harun Güner

Şirket: Fırsatkuponu.com

Konu:  Fırsatkuponu.com

government,politics news,politics news,politics
Tarih: 20/05/2010 | Kategori: etohum.tv | Yazan: Kaan Caliskan
Etiketler: ,
Serkan Ünsal – Fasulye.com.tr

Yer: İstanbul

Tarih: 20/05/2011

Konuşmacılar: Serkan Ünsal

Şirket: Fasulye.com.tr

Konu:  Fasulye.com.tr

government,politics news,politics news,politics
Tarih: 20/05/2010 | Kategori: etohum.tv | Yazan: Kaan Caliskan
Etiketler: ,
28 Mayıs Eskişehir “İnternet Girişimciliği”

BizSpark Türkiye Program İş Ortaklağı olarak, “Innovation Academy” kapsamında 28 Mayıs 2010 Salı günü saat 10:00 – 16:30 arasında Etohum’u temsilen Anadolu Üniversitesi Öğrenci Merkezi Salon 2009 Eskişehir’de olacağım

Tarih: 28 Mayıs 2010 Cuma
Saat: 10:00 – 16:30
Konuşmacı: Burak Büyükdemir
Yer: Anadolu Üniversitesi Öğrenci Merkezi Salon 2009 devamı »

government,politics news,politics news,politics
Tarih: 14/05/2010 | Kategori: Genel | Yazan: Burak Büyükdemir
Etiketler: , , , ,
Alemşah Öztürk – 41? 29!

Yer: İstanbul

Tarih: 13/05/2010

Konuşmacılar: Alemşah Öztürk

Şirket: 41? 29!

Konu:  Dijital Dünya

government,politics news,politics news,politics
Tarih: 13/05/2010 | Kategori: etohum.tv | Yazan: Kaan Caliskan
Etiketler: , ,
Uğur Özmen – 12 Mayıs 2010

Yer: İstanbul

Tarih: 12/05/2011

Konuşmacılar: Uğur Özmen

Şirket:

Konu:  Uğur Özmen, Crm, Müşteri ilişkileri & deneyimi

Burak Büyükdemir: E-tohum TV deyiz yanımda Uğur Özmen var, Uğur abi hoş geldin

Uğur Özmen: Hoşbulduk

Burak Büyükdemir: Nasılsın?

Uğur Özmen: Bomba gibiyim

Burak Büyükdemir: Canavar

Uğur Özmen: Aynen aynen

Burak Büyükdemir: Öğrenciler nasıl? Bu yeni nesil öğrencilerden senin sıkıntın var mı?

Uğur Özmen:  Aslında bu yeni nesilden sıkıntısı olmayan var mı? Diye sormam lazım. Çünkü biraz önce bir kulak misafiri olduğum sohbet vardı. Bu yeni neslin dirayeti konusunda ve dirayet konusunda olumsuz ama bahane bulma yeteneği konusunda çok yaratıcı olduklarını bir işi yapmamak için ne kadar güzel ne kadar iyi bahaneler buldukları konusunda baya güzel bir sohbet vardı yandaki masada.
Burak Büyükdemir: Bu senin öğrencilerinde de var mı böyle, ders yapmama, vizeye girmeme, finali erteleme.

Uğur Özmen: Bende şöyle az oluyor çünkü bende daha dersin ilk haftasında bir şey koyuyorum. Zaten bloğumda da olan bir yazıyı koyuyorum. Yazıda şunlar yazılı; kompleksli hocalar çok ödev verir. Haftada iki saat buraya geliyorum yetmez mi? Zaten gelmişim derse burada oturuyorum, birde çalışacak mıyım? Böyle 6 tane madde var.  Bu maddelerin herhangi birine evet diyorsanız derse gelmeyin çünkü ben öğretmek için geldim sizde öğrenmek için geldiyseniz ne mutlu öğrenmek için gelmediyseniz o yazanlar maalesef benim. Zor ödev veririm. İnsanı koştururum. Öğretmek için elimden geleni yaparım. Öğrenene de iyi not verim diyorum. O yüzden ilk derse işte sosyal mecralardan tanıyan 25-30 kişi geliyor. İkinci derse 15 kişi

Burak Büyükdemir: Net

Uğur Özmen: O yüzden benim öğrencilerimle olan sıkıntım az.

Burak Büyükdemir: Tamamen süzülüyor yani

Uğur Özmen: Süzülüyor, hani öğrenci başına para alacak olsam aç kalıcam.

Burak Büyükdemir: Bu teknolojinin bir etkisi var mı öğrencilerin yaşamında böyle bir pasiflik, tembellik, bahane uydurma.

Uğur Özmen: Teknolojini çok önemli bir etkisi var aslında da bir başka konuyu da tartışmak lazım, o da şu;

Burak Büyükdemir: Tartışalım, bunun için geldik.

Uğur Özmen: -Tartışalım çok güzel bir ortam- o da şu;  şimdi öğrenciler diyorlar ki her şey internette var tamamen hemfikiriz ama ben şu soruyu soruyorum. Bizler, buradaki herkesten yaşlı olan ben ve tutankamon biz yakın dönemleriz. Bizler bilginin az olduğu dönemde bilgiyi bulmak için eğitildik. Tamam, şimdi bilgi her yerde var ama doğru bilginin ne olduğunu bulmak gerekiyor. Hangisi doğru diye soruyorum hangisi doğru diye sorunca biraz düşünen herkes çok sayıda bilgi varken doğru bilgiyi bulmak zor burada hemfikiriz. Peki diyorum biz bundan 5 sene ilkokul 6 sene ortaokul ve lise 11 iyi ihtimalle hiç hazırlık falan okumazsak 4 sene de üniversite 15 sene okuduğumuz zaman az sayıda bilgiden bilgiyi bulmak için eğitildik siz daha zor olan bir şeyi eğitilmeden nasıl yapacaksınız bana anlatın diye sorduğumda bana düzgün cevap veren kimse yok.
Burak Büyükdemir: Sorun burada başlıyor. Temek burada
Uğur Özmen: Temel burada az sayıda bilgiden bilgiyi bulmak için 15 sene eğim alıyoruz ama bilgi çok var hangi bilginin doğru olduğunu bulmak daha zor ama eğitimsiz bunu daha iyi yaparım diyen arkadaşlarımız var. Buna inanıyor olması

Burak Büyükdemir: Yüzeysel bilgi yani hiç daha detayına girmeden okumadan bilgi sahibi olan insanların sayısı özellikle internet döneminin yaygınlaşması, sosyal medyanın aktif olarak kullanılıyor olmasıyla beraber arttı mı?

Uğur Özmen: Artı ne kelime hani tavan yaptı diyemeyeceğim çünkü o tavan hala devamlı deliniyor devamlı yeni rekorlara doğru gidiyor. Ve işte bunu söyleyen arkadaşlarımızın çok büyük bir çoğunluğu da üstelik google’dan bile arama yapmayanlar. Hani bari tamam iddia ediyorsun, her şey internette var diyorsun ama işte soruyorum “internette olanların ne kadarını okudun?”  yani zamanının %90 ını sosyal mecralarda geçirip de bu tabi sosyal mecra dediğim zaman wikileaks de neler var diye bakanları kastetmiyorum ve öyle bir şey olduğunu zannetmiyorum da açık olmak gerkirse.

Burak Büyükdemir: Okumak zordur oradaki belgeleri.

Uğur Özmen: Oradan ne okuyacağız şuna benzetiyorum çünkü sonuçta muhtemelen bizlerde yapmışızdır. Benim çocuklarımda yaptıydı onu. 12-13 yaşlarındayken ortaya bir şey söylüyor diyorum ki oğlum öyle değil bak o şöyle şöyle şöyle…  - Sen nereden biliyorsun ki? Diyor. Oğlum ben zaten o fikirden dolayı para kazanıyorum o fikir benim uzmanlık alanım diyorum. Sen nereden biliyorsun? – Arkadaşım Kadir söyledi. O orta 2 de öbürü de orta 2’de. Kadir arkadaşına inanlar o zaman tabi orta 2’deydi şimdi lise 2 de hatta üniversite 2 de işte bir uzmanı dinlemek yerine oradan bakıyor ve arkadaşım kadir dedi ki de kalıyor.  Yani bu yüzeysellik ondan dolayı da çok merak ediyorum hangi noktaya kadar gideceğini.  Kişisel kanaatim yalnız bu yüzeysellik yurtdışında bu kadar yok yani arkadaşlar içinde bazıları eminim ki yırtacaklardır birtakım özellikleri ve becerileriyle ama büyük bir çoğunluk yurtdışındaki benzerlerinde daha altındalar.

Burak Büyükdemir: Ben şeyi tespit ediyorum. Daha çok bilgi oldukça bilgiyi derinlemesine okuma zamanımız azalıyor. Eskiden kitabı sadece kâğıtta olduğu için değil ona zaman ayırarak daha fazla şey yapıyorduk bu bazen bende de oluyor eğer internete bağlı değilsem oradaki bir şeyi kaçırıyorsam bir şeye odaklanma daha uzun zaman ayırma şeyi azalıyor.

Uğur Özmen: Doğru

Burak Büyükdemir: Yani bir kitabı okumak bir kitabı okumak 1 gün alıyorsa yarım gün kitabı okuduktan sonra ya orada bir şey kaçırıyor muyuz?  Orada akışta bir şey var mı e-mail geldi mi? Ondan sonra sms ile bir şey geldi mi? Falan filan. Bu odağı kaybettiriyor gibi geldi bana yani benim okuduğum kitap sayısında inanılmaz azalma var. Belki makale sayısı artıyor ama daha kısa yani 1 sayfalık makaleleri okuyup bitirme daha kolay oluyor. Fakat bilgilenmiş, depolanmış, daha uzun süreli bir tecrübeyi elde etmiş bir kitap roman bir araştırmayı okumak daha da zorlaşıyor. Bu iPad de de böyle oluyor.  iPad hatta daha zor. İpad’de kitap okurken arkada bir aksiyon oluyor.  Bunu büyük bir sorun olarak görüyorum ben.

Uğur Özmen: Buna çok katılıyorum. Şimdi birincisi seninde dediğin gibi aynı sorunu kendimde de görüyorum. Yoğun amaçlı bir çalışma yapacağım interneti demeyeceğim tümden bilgisayarı kapatıyorum.

Burak Büyükdemir: İletişimi tamamen.

Uğur Özmen: İletişimi kapatıyorum. Kendi projelerimle ilgili, kendi ürünlerimle, çalışmalarımla iligli yazman istediğim CRM kitabıyla veya benzer işlerle ilgili şeyler yapmaya karar verdiğim zaman –ya bir dakika ne oldu orada bir şey kaçırıyor muyum acaba? Bir açayım bakayım demeyi bile yapamayacak şekilde uzaklaşmaya çaba sarf ediyorum. Zaten oldukça eski nesil olduğum için kalem – kağıt ile çalışmayı seviyorum. O zamanda çok yüksek performans çıkarıyorum kendimden.

Burak Büyükdemir: Gece mi gündüz mü? Çalışma zamanlarınız ne zaman?

Uğur Özmen: Benim çalışma zamanım normalde sabah 6 -11 arası çok verimli olduğumu düşünüyorum hatta bugün sabah erken saatte Devrim Demirel’le yazışıyorduk o şey diyordu Şule ablaya söylemek lazım seni saat 5 de yataktan atsın çok verimli çalışıyorsun. En çok sabah saat 6-11 arası iyi çalışıyorum.  Birde öğleden sonra 5’den sonra  öğle uykusunu uyumuş bir emekli modundan sonra akşam yemeğine kadar olan zaman çok performansım artıyor.

Burak Büyükdemir: Peki  bu bankacıların bir kısmını erken emekli etmek lazım mı? Şuanda çalışanlar için söylüyorum bu müşteri, internete uyum konusunda yeni ekonomiye uyum konusunda bankacıların sorun çektiğini düşünüyorum .

Uğur Özmen: Katılıyorum tamamen ama şunu unutmamak lazım bu bankacılık mesleği zaten giyisiye baktığımız zaman bile eski bir geleneği gösterir, nede? Bir bankacının kol düğmesi vardır.  Şimdi kol düğmesi aslında rahatsız edici bir nesnedir. Ve bankacı belli bir unvana gleince ancak o kol düğmesini takar yani unvana gelince geriler aslında bir bankacının ayakkabısı %99 ihtimalle bağlıdır. Yani mokasen gençken giyilir ama belli bir unvan seviyesine gelince ayakkabı bağlı olur o üzeri işlemeli ******* tip ayakkabılar giyilmeye başlanır bunların hepsi aslında seviye arttıkça zamanında o gerisine doğru gidilmeye başlanır doğal bu aslında ve bu bankacılar en ileri olanlar hasbelkader bu alternatif dağıtım kanalı dediğimiz ki o kavramı bile yargılamamız lazım.

Burak Büyükdemir: Bu işe alternatif dağıtım değil yani.

Uğur Özmen: Bankaların işlerinin% 70 den fazlası ATM ve internet üzerindeyken onlara alternatif kanal dememiz yanlış şubeye alternatif diyim bunlara gerçek kanal demeleri lazım buda işin bir yönü. Tabi işte ona alternatif kanal demeleri bile hayatın neresinde olduklarını gösterir. Bankacılar değil sadece mesela şuanda Türkiye’de en çok para döndüren inşaat sektörünün hemen tüm çalışanları aynı durumda seviyesi ne olursa olsun inşaat sektörüne dönüp baktığımız zaman alete dokunuyorlar yani onlar hani yani bir yazılım onlar için olmayan bir şey.

Burak Büyükdemir:  elle stok görmeleri gerekiyor.

Uğur Özmen: Evet.

Burak Büyükdemir:  Peki bu kurumsallaşma  konusunda en son blog yazısından da atıfda bulunara nedir bu kurumsallaşma? Çok konudan konuya geçiyorum ama arada da konuşmuştuk.

Uğur Özmen: Evet. Aslında kurumsallaşma nedir? Kurumsallaşma sürdürülebilirliğin devamını sağlamak yani sürdürülebiliriliği sürekli kılmaktır. Ama büyük bir çoğunluğu gençlerin özellikle internet girişimcilerinden bazı e-tohumcu arkadaşlarımızın şey kavramı var kurumsalda bir saniye bile geçirme kayıptır. Şöyle söylemem lazım hasbelkader kendileri o şirketin başında uzun süre kalırlarsa şirketi bir süre sonra sürdürülebilir kılmaları gerekiyor doğal olarak da şirketi yavaş yavaş kurum haline getirmeleri gerekecektir. O bir saniye bile geçirme dedikleri yerlere şunu söylemeye çalıştıklarını düşünüyorum diğer tüm gençlere şunu söyler sakın bana geleme çünkü ben zaman içinde kurumsallaşacağım kurumlaşmaya katlığım zaman benle çalışma demenin bir yolu. Bunun zaten kendi ayağına kurşun sıkmak olduğuna inanıyorum bu bir. İkincisi haklı oldukları yerlerde var çünkü onların kurum diye gördükleri yerler biraz önce bahsettiğimiz kravatını hepsi hatta birbirine benzeyen eğik çizgileri olan kravatlar kol düğmeleri, yapı olarak zor giyilen kol düğmeleri zor giyilen ayakkabılar ve sürekli bir ast-üst ilişkisinin olduğu yerler ve şöyle bir intiba ile doğmaya başlıyor.

Burak Büyükdemir: Kurumsallığı algılaması bu.

Uğur Özmen: Bu algısı. Onları da çok haksız görmediğim yerler.  Çünkü onların gördüğü bazı kötü örnekler. Çok yalayan adam çok yükseliyor. Oysa kurum kavramında ders bir şey var çok yalan adam çok yükselirse sürdürülebilirlik azalır.

Burak Büyükdemir: Şirketin uzun vadedeki hayat eğrisi azalır.

Uğur Özmen: Evet. Onların şimdi Türkiye’de gördükleri bazı kötü örneklere bakıp da bunun tamamının kötü olduğunu düşünmeleri yanlış. Aslında benimde yazmaya çalıştığım- iyi oldu bu soruyu sorduğun-  yazmaya çalıştığım şuydu gerçek örnekleri en azından çalışın hele ki hepiniz teker teker yatırımcı olamayacaksınız hepiniz bill Gates ya da brenson olamayacaksın bir zahmet başkalarının yanına gidip biraz bir çalışın hatalıysa hatanın ne olduğunu öğrenin doğruysa hayatınıza adapte edin içselleştirin. Bunu yapmadan hepimiz bir gün bill Gates olacağız diye bir kavramla giderseniz ne siz öğrenirsini ne de siz zaman içinde veriminizi alıp da başkasıyla kaldıraç yapabilecek bir ilişkiniz olur. Kurumsallaşmanın üzerinde en çok durmamın da sebebi bu. Bilmedikleri hiçbir zaman bir parçası olmadıkları bir şeye kötü demek çok kolay yani şeye benzetiyorum çok eski bir İran öyküsü bu anlatacağım; Adamın bir tanesinin yaşlıca bir adam damızlık bir boğası varmış. Hanım çoktan vefat etmiş çocuklar evlenmiş evden ayrılmış bunun üzerine bu adamın tek geçim kaynağı damızlık boğası çok yoğun bir kış günü gidiyor arkadaşlarıyla kahvede eğleniyor vs. Dönüyor ama her gün dönerken önce ahıra uğruyor boğayı bir seviyor – bitanem aslanım- diyor sonra üste çıkıyor. Anadolu’da da olduğu gibi ahırın sıcaklığıyla üst biraz daha ısınsın diye evide üst katta üstte gidip yatıyor. Bir gün bir aslan kalkıyor aç bir aslan geliyor boğayı temizliyor iyice karnı doymuş olarak oraya  seriliyor. Bizim amca yine kış günü geliyor. İçerde ne olduğunu bilmiyor. Karanlıkta gidiyor aslanı seviyor aslanında karnı o kadar tok ki ne yapacak diye bakıyor. Aslanı seviyor yukarı gidip yatıyor. Aslan şunu düşünüyor. Cehalet böyle bir şey aşağıda aslan olduğunu bilmeyince büyük bir cesaretle geliyor seviyor ve bir de üste yatıyor. Olduğunu bilse yakına bile uğramaz. Kurumsallık kavramını da nefretle aynen böyle değerlendiriyorum bilmediği için ne olduğunu  kendince bir şeyler söylüyor belki aslan bilmiyorum belki boğa ama önce kendisinin bir görmesi lazım.

Burak Büyükdemir: peki, kurumsallaşma demin o konuştuğumuz konudan da şey alarak bu girişimcilik öncesi insanların bir yerde çalışması ne kadar başarı şansını artırır.

Uğur Özmen: Ne kadar artırır? Bunu tabi kesin bir ölçüsü yok. Bazı arkadaşlarımızın zaten burada bana kızacaksın ama e-tohum kurucusu olarak bazı arkadaşlarımızın zaten öbür tarafa gitmemesi lazım

Burak Büyükdemir: Girişimci olmaması lazım!

Uğur Özmen: Hiç olmaması lazım hani hayatı boyunca bir tek kere bile bir şeyi satmayı denememiş yandaki arkadaşıyla hadi kopya ya da birşey için bile para almayı vermeyi denememiş bir insan biraz önce Ali Özen söyledi e- ticaretin başındaki “e” sadece internet gerisi ticaret diye. Hayatı boyunca ticaretle ilgili bir şey yapmamış ve yapmayı düşünmemiş birinin abi çok güzel e- ticaret yapınca para kazanılıyor demesi benim de bilmem ne inşaat çok para kazanıyor bende inşaat yapayım dememden bir farkı yok hıdırellez gününde tuğlaları üst üste dizerek bir şey yapmaya benzeyen bir şey değil buna benzetiyorum bazı arkadaşlarımızın hiç yapmaması lazım. Bazı arkadaşlarımız için önerim şu  biraz öncekini yine tekrarlayacağım  öğrenecekseniz bari başkasının cebinden öğrenin

Burak Büyükdemir: Daha ucuza mal olur.

Uğur Özmen: En azından daha ucuza mal olur. Eğer zaten içinizde anlamlı bir duygu anlamlı bir ivme varsa abi kurumsala gittin orada zaman kaybettin senin bütün iyi yeteneklerin kayboldu. Hayatta inanmam. İddialı bir konuşma olacak ama ötesini söyleyeyim  eğer o yetenek varsa profesyonel ortamda bile inovasyon  yapılır. İspatı da yapıldı.

Burak Büyükdemir: Peki bu kurumsalda çalışanların en çok konuştuğu konu hep işlerinden ayrılıp girişimci olmaktır.  Bu çok yaygın özellikle hep işlerinden ayrılmak üzere böyle bir asansör konuşmaları ve toplantı ön sohbetleri geçer bu arkadaşların kaçı ayrılıyorlar? Bu riske giriyorlar veya  hayatlarının sonuna kadar bu konuşmaları devam ettiriyorlar mı?

Uğur Özmen: Şimdi aslında bu çok güzel bir nokta. Ben ayrılacağım ve kendi işimi yapacağım diyenlerin çok az bir miktarını siz duyuyorsunuz. Niye çok az bir miktarını duyuyorsunuz çünkü siz bunun iş içinde internet parantezinde olanları duyuyorsunuz. Yoksa yaşı 35’e gelmiş bütün hanımlar işten ayrılıp bir kafeterya kurmayı düşünürler zaten. Bunlardan bir tane öyküyü de anlatayım. İşten ayrılacak bir kafeterya kuracak bana da fikrimi sordu. Bende niye sana gelsinler bana onu bir anlat dedim. Biz dedi daha güzel bir ortam daha kaliteli yemekler daha güzel bir tasarım olacak dedi. Bende bunların herhangi biri olmayacak bir firma tanıyor musun diye sordum. Ben tanıyorum. Ankara’da bir dönerci vardı. Dönerci Faruk şimdi oğlu işletiyor diye duydum biz öğrenciyken iki porsiyon yiyeceğim dersin böyle bakar; “ zaten yeterince kilon var sana bir porsiyon yeter” falan der. İyi davranıyor mu derseniz kesinlikle müşteriye nasıl davranılmaz örneğinin bir numaralı adamı. Ama sanıyorum saat 12 de açıyordu yarım – bir gibi 45 dakikada her şey bitiyordu. İkinci bir şiş de döner de takmıyordu. Bunu anlayabiliyorum çünkü belli bir şöhret var belli bir kalite var ve bunu yapabiliyor ama müşteriye iyi davranma yok dedim ne farkın olacak bana biraz bozuldu ben dedi.. Listene bir bakayım dedim. Listesine baktım. 1.Perde, 2.Sandalye, 3.Masa diye böyle gidiyor neler yapacak 6 yada 7 aşçı yazıyordu bende çok dalga geçtim sen önceliklerinin ne olması gerektiğini öğren ondan sonra yap. O günden beri benle küs ama daha eğlenceli kısmı olmadı. Olumsuz bir şekilde haklı çıkmış oldum çünkü daha açarken… Bu arada yakınlarda bir sokakta bu işlem oluyordu onu da söylemem lazım pardon bu sokakta hatta yanda bir yerde o ilk düşündükleri açmayı düşündükleri o zaman bu sokakta şu anda hala öyleyse yayının o tarafını kesmek lazım Of’lu Mustafa’nın adamları park işini organize ederlerdi. Bende şeyi sordum onlarla konuştun mu? Oraya araba park etme imkanı yok bunun üzerine seni mi yolacaklar gelenleri mi yolacaklar konusunda bir fikrin var mı? Haraç ödeyip ödemeyeceğini biliyor musun? Bari onlara baktın mı? Hayır onlara da bakmamıştı dedim daha açarken battılar, battılar demiyim profesyonel hayata geri döndüler. Şimdi böyle bir olaydan yola çıkarak dediğim gibi siz çok azını görüyorsunuz hemen herkesin kafasında bu var. Ne kadarı başarılı oluyor?  İş hayatında da çalışkanlığıyla yenilikçi fikirleriyle başarılı olanlar başarılı oluyor. Diğerleri beni kimse anlamadı dizi filmlerde oyuncu olabilecek tüm yetenekleri gösteriyorlar.

Burak Büyükdemir: Uğur Abi çok teşekkürler, çok güzel bir sohbet oldu.

Uğur Özmen: Ben teşekkür ediyorum Burak

government,politics news,politics news,politics
Tarih: 12/05/2010 | Kategori: Etohum toplantıları, etohum.tv | Yazan: Kaan Caliskan
Etiketler: ,
Aslı Gökdere – Evmanya 12 Mayıs 2010

Yer: İstanbul

Tarih: 12/05/2011

Konuşmacılar: Aslı Gökdere

Şirket: Evmanya

Konu:  Evmanya

government,politics news,politics news,politics
Tarih: 12/05/2010 | Kategori: etohum.tv | Yazan: Kaan Caliskan
Etiketler: ,
Nuray Kentli – HurriyetKiyasla.com

Yer: İstanbul

Tarih: 10/05/2010

Konuşmacılar: Nuray Kentli

Şirket: HurriyetKiyasla.com

Konu:  HurriyetKiyasla.com

government,politics news,politics news,politics
Tarih: 12/05/2010 | Kategori: etohum.tv | Yazan: Kaan Caliskan
Etiketler: ,
13 Mayıs Etohum toplantısı konuğu: Alemşah Öztürk

13 Mayıs Bersay İletişim Enstitüsü’nde yapacağımız etohum kafe toplantısının konuğu 41-29′un kurucusu Alemşah Öztürk olacak. Pazarlamanın son 10 senede internetin yaygınlaşmasıyla nasıl şekil değiştirdiğini, sosyal medya’nın kişilere ve şirketlere neler getirdiğini bize detaylarıyla paylaşacak olan Alemşah, diğer girişimci kimliğiyle 41-29′u sıfırdan nasıl bir dijital ajans haline getirdiğini de anlatacak.

Tarih: 13 Mayıs 2010 Perşembe
Saat: 17:30 – 19:30
Yer: Bersay İletişim Entstitüsü BİE Kasap Sokak Hilmi Hak Han, No 22 Esentepe, İstanbul, Tel: 212 337 52 91, Faks: 212 275 41 83
Kroki

Alemsah Öztürk

Alemsah Öztürk

Alemşah Öztürk Kimdir? Kabataş Erkek Lisesi sonrasında Yıldız Teknik Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği bölümünden mezun olan Alemşah Öztürk, öğrencilik yıllarında internete merak sardığı için erkenden çalışmaya başladı. Önceki yıllardaki tasarım konusundaki merakını, mühendislik altyapısıyla birleştiren Öztürk, internet projeleri konusunda Türkiye’de ilk çalışmaya başlayan kişilerden birisi olarak sektörde yerini aldı. 1996 yılında ilk once sibername’de iş hayatına başlayan Öztürk, Plus v.2, Magiclick, Yogurt teknolojileri, Litespell gibi birçok şirkette yaratıcı yönetmen olarak çalıştı. Manajans JWT bünyesinde Experiental marketing director olarak, farklı mecralar için projeler geliştirdi. Dijital dünyadaki yoğun ihtiyacın farkına varan Alemşah Öztürk, 2007 yılında 41? 29! ‘u kurmak üzere Manajanstan ayrıldı. 41? 29! Kurulduğu 2007 Şubatından bu yana 100’e yakın projeye imza attı. 2 yıl gibi kısa bir sürede 4 katı büyüklüğüne ulaştı. Türkiye’de Kristal Elma ve Effie olmak üzere 20’den fazla, Global olarak da 15 ödül alan, 41? 29! Türk yaratıcı yaklaşımının global alanda bir çok ilk’e ulaşmasını sağlamıştır. 41? 29! ile beraber sektöre taze bir kan katan, farklı ödüllü projelere imza atan Öztürk, aynı zamanda başarılı bir konuşmacıdır ve Online Marketing konusunda interaktif pazarlama zirveleri olmak üzere bir çok workshop, seminer ve sunum yapmıştır. Bir çok dergi tarafından Türkiye’nin marketing alanındaki sözcülerden birisi sayılan Öztürk, marketing ve dijital dünya üzerine yazılar yazmaktadır.

Etohum 13 Mayıs - Alemşah Öztürk
  1. (gerekli)
  2. (gerekli)
  3. (gerekli)
 

cforms contact form by delicious:days

Etohum on Facebook

government,politics news,politics news,politics