Etohum.tv

Sponsorlar

nokia.com reklamz.com yemeksepeti.com sahibinden.com sporx.com bilyoner.com marjinal.com.tr mynet.com markafoni.com pozitron.com sadecehosting.com nokta.com mackolik.com Gelirortaklari rixos.com EBAN Pozitiftv kthcongress.com kurumsalhaberler sendloop.com

Arama






Etohum ‘Stajyer’ arıyor

Etohum Garaj’da çalışmak üzere daha önce etohum’u bilen, toplantılara katılmış, girişimcilik ve internet ekosisteminden haberdar, üniversitede okuyan stajyerler arıyoruz.

Aradığımız Özellikler

  • Etohum toplantılarına katılmış, etohum’u bilen
  • Sosyalmedya’yı kullanabilen
  • Blog yazmış, wordpress bilen, kalemi güçlü
  • Organizasyon yeteneği olan
  • İngilizce bilen
  • Haftanın en az 2-3 günü garaj’a gelebilecek, diğer günler uzaktan çalışacak
  • Sorumluluk sahibi

Başvuru için aşağıdaki formu doldurursanız seviniriz.

Stajyer başvurusu
  1. (gerekli)
  2. (eposta adresiniz)
  3. (gerekli)
  4. (gerekli)
  5. (gerekli)
  6. (gerekli)
 

cforms contact form by delicious:days

government,politics news,politics news,politics
Tarih: 31/03/2011 | Kategori: Genel | Yazan: Burak Büyükdemir
Etiketler: , ,
Etohum kafe toplantısı – Ahmet Kırtok

Burak Büyükdemir: Ahmet kırtok kimdir,ne iş yapar,mesleğiniz ve sektör hakkında neler söylemek istersiniz ?
Ahmet Kırtok: Ben 1997/98 ve 2001 yılları arasında Türkiye’de internet sektöründeydim.O zamanlarda bir sektör yoktu ve bu tür bizi bir araya getirecek platformlarda yoktu,bu hususta etohumun yaptığı iş çok önemli bence.Şu anda New York merkezli bir internet üzerine e-ticaret ve pazarlama ağırlıklı bir danışmanlık şirketiyiz. Aynı zamanda girişimciyiz ve zaman zaman kendi girişimlerimiz oluyor.

Burak Büyükdemir: Girişimcilik açısından yurtdışındaki ve buradaki pazarı kıyasladığımızda ne gibi farklar var ?
Ahmet Kırtok: Türkiye’de son yıllarda internet sektöründe büyük hareketlilik var, ancak şöyle söylemek gerekirse Amerika’daki girişimler buradaki pazarın önünde gidiyor ancak Türkiye’de bu sektör daha yeni ve birçok fırsat mevcut.
Burak Buyukdemir: Hangi pazarda fırsatlar var ?
Ahmet Kırtok: Sektör şimdi orada daha önde gittiği için sektör hakkında daha fazla bilgi sahibi olabilmek açısından buradaki bir kişi ile New York’taki arasında farklılıklar var. Benim öngörülerim video üzerine olacak, önümüzdeki yıllarda video üzerine ciddi potansiyel görüyorum. Facebook credit var bu benim kişisel öngörüm global bir para birimi olabilir. Facebook credit ödemelerde büyük kolaylık sağlayacak, şimdi Amerika’da wallmart ve bestbuy mağazalarında kart şeklinde satılmaya başlandı.

Burak Büyükdemir: Amerika’daki girişimcilerin fonlanması ve yatırım bulmasıyla Türkiye’deki yatırım bulma konusundaki farklılıklar nelerdir ?
Ahmet Kırtok: Türkiye’deki girişimcilerde bir yatırım sorunu görüyorum, yatırım almak derdine bazen projeyi unutuyorlar, bazı projeler için yatırım gerekli ancak bazıları için yatırım şart değil. Amerika’da buradaki konuşulan rakamlar konuşulmuyor artık Amerika’nın geçtiğimiz yıllarda geçirdiği krizden sonra bütün sektörlerde etkilenme oldu. Orada bu işler biraz daha dinamik gerçekleşiyor, ne kadar sürede para kazanacağına bakılarak yatırım yapılıyor. Projeye göre farklılıklar gösteriyor, e-ticaret için tabi lojistik, tedarikçi derken belli miktarda bir yatırım gerekli ancak her proje için bu söylenemez.

Burak Büyükdemir: Amerika’da girişimler açısından bölgeler arası nasıl farklılıklar var?
Ahmet Kırtok: Business kültürü farkı var diyebilirim, şöyle ki para New York’ta işler, daha hızlı yürüyor ve bu işin kalbi burda atıyor. Californiya tarafında daha çok avrupalı firmalar var ve daha sağlamcı ve planlı bir tutum var.
Burak Büyükdemir: Sosyal medya kavramı ve gelişim süreci hakkındaki görüşleriniz nelerdir?
Ahmet Kırtok: Sosyal medya da Amerika’da daha oturmuş bir yapıda değil, tabi biraz daha önde gidiyor buraya göre. Daha önceden Twitter ,friendfeed gibi sosyal medya araçlarını kullanmıyorlardı. Sosyal medya Amerika’nın en ünlü bayan talk show sunucu Oprah tarafından kullanıldıktan sonra halka indi ve popüler olmaya başladı. Daha önceleri bizdeydi, belli bir eğitim seviyesinin üstündeki ve elit insanlar tarafından kullanıyordu. Sosyal medya sayesinde bir ekonomi oluştu. Sosyal medya daha önceden de vardı aslında, eskiden forum şeklindeydi. Oyunun kuralları hep aynı sadece araçlar değişiyor.

Burak Büyükdemir: Friendfeed dünyada terk edilen bir platform iken Türkiye’de neden bu kadar tutuldu?
Ahmet Kırtok: Friendfeed bildiğimiz forumların biraz daha modern şekli aslında tartışma esaslı bir platform. Akdeniz kanı olan her kesim Friendfeedi çok benimsedi ve kullanıyor. Amerikalılarda bu yok kişisel tartışmaya ve birlikte yapalım edelim olaylarına pek sıcak bakmıyorlar. Sebebi bizim bu tarz tartışma tabanlı olayları biraz daha seviyor olmamız bence.

Burak Büyükdemir: Gelecek adına kişisel ve şirket planlarınız nelerdir?
Ahmet Kırtok: En son 2008’de Eticaret şirketimiz vardı onu sattık ve o zamandan beri ağırlıklı olarak danışmanlık projeleri yürütüyoruz. Tek bir büyük projemiz yok ancak, ufak ufak sitelerden oluşan bir network ‘umuz var . 2004 yılından beri Amerika’nın önde gelen affiliate marketing networkleriyle çalışıyoruz ve affiliate işine önem veriyoruz. Outsourcing işine çok önem verdik ve kısa süre önce filipinlerde bir ekip kurduk. Büyük girişim anlamında kısa vadede bir şey düşünmüyoruz. Ancak uzun vadede girişimlerimiz devam edecek.

government,politics news,politics news,politics
Tarih: 24/03/2011 | Kategori: Genel | Yazan: Oguz Safak
Ahmet Kırtok – 24 Mart 2011 Etohum Toplantısı

24 Mart 2011 Etohum Toplantısı, Microsoft Türkiye Ofisi
Konuşmacı: Ahmet Kırtok (New York’ta Girişimci & Danışman)
Ahmet Kırtok’un BloguAhmet Kırtok’un Etohum Notları

Bu video Sezai Yıldırım tarafından metine çevrilmiştir.
 

Burak Büyükdemir: Nasılsınız?

Ahmet Kırtok: İyiyim ,siz nasılsınız?

Burak Büyükdemir: İyidir. İstersen kendinden bahset, ondan sonra genel olarak internet, sektör konuşabiliriz.

Ahmet Kırtok: Gerçekten, arkandan belki söylüyoruz ama yüz yüze söylemek istiyorum, gerçekten sana teşekkür ediyorum. Çünkü etohum ve senin bu yaptığın bence çok önemli bir şey, Türkiye’deki internet sektörü için. Ben Türkiye’de 1997-1998 , 2001 arası internet sektöründeydim. O zaman bir sektör yoktu, daha doğrusu bireysel girişimciler ve bireysel profesyoneller vardı. Bizi bir araya getiren hiç bir kurum yoktu, hiç bir olanak yoktu. Bence Etohum’un yaptığı şey çok çok önemli ve dışardan bunu özellikle takip ediyorum. Her konuda desteğimiz olacak inşallah. Tekrar teşekkür ediyorum o konuda, onun dışında ben merkezimiz New york’ta olan bir şu anda internet üzerine e-ticaret ağırlıklı ve internet pazarlama ağırlıklı bir danışmanlık şirketiyiz. Aynı zamanda girişimciyiz ve kendi girişimlerimiz her zaman oluyor. Ama değişik konularda içlerinde en iyi 20 firmanın olduğu client’lerimiz ve danışmanlık alanında projeler yapıyoruz. İnternet sektörünün içindeyiz yani.

Burak Büyükdemir: Yurt dışında yaşıyorsun ve oradaki girişimleri ,yeni başlayan ‘startup’ları ve girişimcileri yakından takip ediyorsun. Sence pazarları kıyasladığımız zaman nasıl farklılıklar var ? devamı »

government,politics news,politics news,politics
Deniz Aslı Soykurum Çetin ve Atılım Çetin – betikus.com 24 Mart 2011

Yer: İstanbul

Tarih: 24/03/2011

Konuşmacılar: Deniz Aslı Soykurum Çetin ve Atılım Çetin

Şirket: betikus.com

Konu:  betikus.com

government,politics news,politics news,politics
Tarih: 24/03/2011 | Kategori: etohum.tv | Yazan: Kaan Caliskan
Etiketler: , ,
Mehmet Tunçkanat – Microsoft 24 Mart 2011

Yer: İstanbul

Tarih: 24/03/2011

Konuşmacılar: Mehmet Tunçkanat

Şirket: Microsoft

Konu:  Microsoft

government,politics news,politics news,politics
Tarih: 24/03/2011 | Kategori: etohum.tv | Yazan: Kaan Caliskan
Etiketler: ,
Seyhun R. Özkara – İdeasoft 24 Mart 2011

Yer: İstanbul

Tarih: 24/03/2011

Konuşmacılar: Seyhun R. Özkara

Şirket: İdeasoft

Konu:  İdeasoft

government,politics news,politics news,politics
Tarih: 24/03/2011 | Kategori: etohum.tv | Yazan: Kaan Caliskan
Etiketler: ,
Ahmet Usta – Bloomberg Businessweek Türkiye 24 Mart 2011

Yer: İstanbul

Tarih: 24/03/2011

Konuşmacılar: Ahmet Usta

Şirket: Bloomberg Businessweek

Konu:  Girişimcilik üzerine keyifli bir sohbet

government,politics news,politics news,politics
Tarih: 24/03/2011 | Kategori: etohum.tv | Yazan: Kaan Caliskan
Etiketler: ,
Burak Ulukanlı, Oya Sarıer ve Erhan Bağrıaçık – sporcutv.com 24 Mart 2011

Yer: İstanbul

Tarih: 24/03/2011

Konuşmacılar: Burak Ulukanlı, Oya Sarıer ve Erhan Bağrıaçık

Şirket: sporcutv.com

Konu:  sporcutv.com

government,politics news,politics news,politics
Tarih: 24/03/2011 | Kategori: etohum.tv | Yazan: Kaan Caliskan
Etiketler: , , ,
Fatih Balkan – platinmarket.com 24 Mart 2011

Yer: İstanbul

Tarih: 24/03/2011

Konuşmacılar: Fatih Balkan

Şirket: platinmarket.com

Konu:  platinmarket.com

government,politics news,politics news,politics
Tarih: 24/03/2011 | Kategori: etohum.tv | Yazan: Kaan Caliskan
Etiketler: ,
Güçlü Kayral – avantajix.com 24 Mart 2011

Yer: İstanbul

Tarih: 24/03/2011

Konuşmacılar: Güçlü Kayral

Şirket: avantajix.com

Konu:  avantajix.com

government,politics news,politics news,politics
Tarih: 24/03/2011 | Kategori: etohum.tv | Yazan: Kaan Caliskan
Etiketler: ,
İlker Üstüner – firsaton.com 24 Mart 2011

Yer: İstanbul

Tarih: 24/03/2011

Konuşmacılar: İlker Üstüner

Şirket: firsaton.com

Konu:  firsaton.com

government,politics news,politics news,politics
Tarih: 24/03/2011 | Kategori: etohum.tv | Yazan: Kaan Caliskan
Etiketler: ,
İrfan Kaya, Hüseyin Kuşçu – Animal Wars 24 Mart 2011

Yer: İstanbul

Tarih: 24/03/2011

Konuşmacılar: İrfan Kaya, Hüseyin Kuşçu

Şirket: Animal Wars

Konu:  Animal Wars

government,politics news,politics news,politics
Tarih: 24/03/2011 | Kategori: etohum.tv | Yazan: Kaan Caliskan
Etiketler: , ,
Ertan Coşkun ve Sedef Zeren – Gezinim.com 24 Mart 2011

Yer: İstanbul

Tarih: 24/03/2011

Konuşmacılar: Ertan Coşkun ve Sedef Zeren

Şirket: gezinim.com

Konu:  gezinim.com

Burak Büyükdemir: Gezinimi dinleyelim, sizleri tanıyalım, ondan sonra ben sorularla devam edelim.

Sedef Deren: Önce kendimi tanıtayım aslında bu camia ile hiç alakası olmayan bir sektördenim, ressamım ben. Fakat Ertan’la birlikte oturup bu işlere bulaşırken, bulaşmaya henüz başlamışken kendimi burdda buldum açıkcası. Ertan aslında bu gezinim projesini başlattı. Ben de elimden geldiğince ona destek olmaya çalıştım. Bizim projedeki amacımız zaten son derece amatörce başladı. Amatör paylaşımların paylaşıldığı bir platform gibi düşünebilirsiniz. İşin sana ait olan kısmını buyur sen anlat.

Ertan Coşkun: Gezinim.com olarak temelde hedeflediğimiz şey bu konularda bilgi birikimi yüksek, deneyimi yüksek, uzman insanların, sahip oldukları seyahat alanındaki deneyimlerini paylaşabilecekleri, insanlara, daha geniş kitlelere ulaşabilecekleri bir ortam sağlamak. Temelde bir içerik sağlayıcıyız. Bunu bir içerik havuzu halinde genişletmeyi planlıyoruz.

Burak Büyükdemir: Trip Advisor’dan farkını bize açıklayabilirsin. Çünkü orda da herkes gezileri tatilleri, otel deneyimlerini de yazıyorlar. Gezinim’in bundan bir farkı var ve ya Trip Advisor olmayı düşünüyor musunuz ?

Ertan Coşkun: Bizim aslında yola çıkarken gelişirken ki gözlemlediğimiz örneklerden biri Trip Advisor’dı. Bundan farkımız ne diye soracak olursak, öncelikle bizim içeriğimiz türkçe tamamen türk kaynaklı yani türkçe konuşan insanların ortaya çıkardığı bir içerik. Trip Advisor’dı benim gözlemlediğim herkes bir kullanıcı açarak doğrudan istediği ya da herhangi bir içeriği paylaşma imkanı var. Biz bunu daha rafine bir halde yapmayı planlıyoruz. Bizim ekibimiz sonuçta herkes değil. Belli bir ekibimiz var. Ekibimizi genişletmek de amacımız. Fakat bunu kontrollü bir şekilde yapmaya çalışıyoruz. Kontrollü bir şekilde geliştirdiğimiz deneyimli ekibinde tüm internet kullanıcılarıyla bu internet deneyimlerini paylaşmalarını hedefliyoruz.

Burak Büyükdemir: Ben herhangi bir yeri gezdim. Yurt dışına gittim ve ya yurt içinde herhangi bir yerde tatil yaptım. Burdaki izlenimlerimi, gezinime geliyorum, bir döküman olarak yazıyo muyum yoksa onunla ilgili açılmış bir başlık var ve ben bu başlığı sadece yıldızlıyor muyum ? Biraz daha açmak için soruyorum.

Ertan Coşkun: Aslında temelde bizim işleyişimiz şöyle oluyor; siz eğer ki gezdiğiniz gördüğünüz yerler varsa bunları paylaşmak istiyorsanız bize geliyorsunuz, iletişim aracılığıyla ve ya mail aracılığıyla. gezinim@gmail.com bizim mailimiz. Burdan tüm ziyaretçi ve yeni insanlarla iletişim kurabiliyoruz. Bize bunları paylaşmak istediğinize dahi bir nevi başvuru da bulunabiliyorsunuz. Biz bunu hemen hemen her zaman olumlu değerlendiriyoruz fakat sizin deneyiminiz bizim yayınlayabileceğimiz bir içerik haline gelebilmesi içinde belli bir aşamadan geçmesi gerekebiliyor bazen. Bu kullanıcıdan ve ya deneyimini paylaşmak isteyen insandan insana fark ediyor. Onların bulunduğu düzeye göre ya iyileştirme ya da doğrudan olarak sitemizde yayınlamaya çalışıyoruz. Fakat şuna da dikkat ediyoruz ki gezinim.com’da bulunan tüm içeriğin belli bir düzeyde, belli bir renkte olması bizim için çok önemli. Dolayısıyla gezi deneyimlerini bizimle paylaşmak isteyen insanlarında bu düzeye dikkat ederek bu renkte bir paylaşım yapmasına dikkat ediyoruz. Ziyaretçilerimiz burada bir kafa karışıklığına uğramasın ve ya gezinim.com’da ne bulacağını bilsin. Beklentisini karşılayabilceği düzeyde olmalı.

Burak Büyükdemir: Ekip nasıl büyüyecek ve ya kaç kişiden oluşuyorsunuz ? Nasıl bir planlama yapmayı planlıyorsunuz önümüzdeki dönem ?

Sedef Deren: Ekip baştan da dediğim gibi öncelikle tamamıyla eş dost arkadaş yakın çevre olarak başladık. Fakat günden güne büyümeye başladı. Aslında amacımızın dahilinde oluyor bu büyüme. Çok da istemediğimiz yazı türü gönderenlerde oluyor tabi. Refuze ettiğimiz kişilerde oluyor. Şuanda 24-25 kişi kadarız ekibimiz. Ama daha da genişleyecek. Yazı adetleri çok artmaya başladı. İlk başta çok azdı. Herkes birer yazı gönderiyordu. Haftada üçer yazı gönderenler olmaya başladı. Hergün yeni bir yazı çıkıyor.

Burak Büyükdemir: Ne zaman açılmıştı site tam olarak ?

Sedef Deren: Ağustos 2010.

Burak Büyükdemir: Trafik o dönemden bu döneme de oldukça artış göstermiştir ?

Ertan Coşkun: Her ay 2′ye katlanarak gidiyor. Biz onu takip ediyoruz şuan. Biz bunun olumlu olduğunu düşünüyoruz. Bu hızla da devam etmesini istiyoruz. Bu trendi nasıl korucağımız hakkında da yazar ekibimizi genişletmek, içeriğimizi zenginleştirmek ve ek özellikler sunmak konusunda da çalışmalarımız sürüyor.

Burak Büyükdemir: Türkiye’de buna benzer siteler var mı ?

Sedef Deren: Aslında bizim hedeflediğimiz amaçta o platformda bir site yok. Biz Trip Advisor’ın biraz daha samimi olanını hedefliyoruz açıkcası. Siz bir yere gitmeden önce google gibi gezinim.com’a girip o bölge hakkında bilgi edinebilesiniz. Sanki bir arkadaşınızdan bir nashiyat alıyomuş gibi görebilesiniz. Yani yapmak istediğimiz şey bu aslında. Gitmeden önce, gezemeden önce insanların mutlaka ziyaret etmesi gereken bir site yapmayı hedefliyoruz.

Burak Büyükdemir: Kurucular arasında yazılımcı, programcı var mı ?

Ertan Coşkun: Doğrusu yok denebilir. Yazılım geliştirme alanında çalışmalarımız devam ediyor. Bunun altyapısını önceden biz hazırladık, dışardan destek alarakta. Şuan ekibimizin içerisinde yazılımcıdan ziyade daha farklı kitlelerden insanlar var. Biz bunu da büyük bir zenginlik olarak görüyoruz aslında. Dikkat ederseniz, ressam, doktor, mimar, mühendis gibi çok çeşitli disiplinlerden insanlar var. Bu insanlar bizim temelde içeriğimizi de oluşturdukları için çok farklı gözler biraraya gelmiş oluyorlar. Bu farklı gözlerin bazen yakınsaması bazen birbirlerinden daha uzak olmaları insanları yönlendirici bir kaynak olarakta görüyoruz biz.

Burak Büyükdemir: Reklam modeli dışında bir gelir modeli düşünüyor musunuz ?

Ertan Coşkun: Sponsorluk görüşmelerimiz sürüyor. Sonuçta ortaya çıkarmaya çalıştığımız ürün seyahat alanında olduğu için işte bu direk seyahat acentaları, tur operatörleri bunların ilgilerini çekiyor. Bankaların vs. hertarafın çapraz bir ilgisini çekebiliyor bu. Dolayısıyla bizim bu sponsorluk arayışlarımız var. Devam ediyor görüşmelerimiz. Bunlarla yapabileceğimiz değişik iş ortaklıkları modellerini düşünüyoruz.

Burak Büyükdemir: Peki mevsimsellik var bu işte. Yazın daha fazla bir trafik kışın daha az bir trafik. Gerçi ağustos’ta açılmış bilmek çok zor da. Onun dışında böyle ek bir projeniz var mı ? Biz burdan böyle bir şey çıkardık, bir de böyle bir site yapsak gibi bir hedefiniz var mı ?

Ertan Coşkun: Farklı bir site tam düşünmedik. Söylediğinizle alakalı şunlar aklıma geldi benim. Bizim ziyaretçilerimize baktığımız zaman yarısı Türkiye’den yarısı yurt dışından. Bunu öngöremiyorduk ama artık öyle bir durum var. Yurt dışından bakan insanlar türkçe konuşan insanlar haliyle. Fakat dünyanın her yerine yayılabildiğimizi gözlemliyoruz. Dolayısıyla mevsimsellik derken kuzeyde yazken güneyde kış, kuzeyde kışken güneyde yaz mesala bu aklıma geldi. Bununla beraber seyahatin yazın yapılması. Bizde bu yaygındır evet. Türkiye’de özellikle bütün tatiller yaza denk getirilir. Fakat kayak, kış tatilleri de var. Yelken de var. Mevsimden bağımsız şeylere de bakıyoruz.

Sedef Deren: Motor sporları ile ilgilenenler için mesala. Motor güzergahlarını dahil ettik. Bir arkadaşımız sadece motorsiklet gezilerini yazıyor. Şimdi onun yanı sıra tekne gezileri olacak. Deniz ilgilenenler için tekne gezileri, limanlar, koylar olacak. Bu yönde genişletmeyi düşünüyoruz.

Ertan Coşkun: İçeriğimizi zenginleştirmeye çalışıyoruz.

İzleyici: Nasıl yazar seçiyorsunuz ? Yazar seçme kriterleriniz neler ?

Sedef Deren: Aslında kriterlerimiz şöyle samimi olan kişilere açığız diyoruz. İlk başta bir blog açıp da tek başına bu işi yapacak pek çok insan var. Bizim grubumuzda gerçekten o böyleyi gezip görmüş deneyimlerini paylaşan insana ihtiyacımız var. Bunu bir google’dan alıp yazmak değil de bizzat gidip orayı yaşamış, oranın bütün inceliklerini bilen kişileri daha çok tercih ediyoruz.

Ertan Coşkun: Bunun yanısıra o insanın sağladığı içeriği de ona bir eğitim süreci denebilir buna da dikkat ediyoruz. Yazmaya istekli olan bir insanın sonuçta bu alanda bir tecrübesi ve bir altyapısı da olmalı. Nasıl edebiyat da bir şiir bir roman türü varsa. Gezi yazısı diye ayrı bir tür de var. Sonuçta biz bunlara da dikkat ediyoruz. Tabi önceliğimiz şuanda ki sitede ki yazılara göz atması. Bunlara benzer bu tarzda ürünler çıkarabiliyor mu ? Buna dikkat ediyoruz. Eğer çıkaramıyorsa da o yönde geliştirmek için biz ona da destek oluyoruz zaten. Ama temeldeki aradığımız şeyler o insanın istekli olması, gerçekten gezdiği, gördüğü şeyleri paylaşmaya niyetli olması ve farklı insanların onun deneyimlerinden faydalanabilecek derecede olması.

İzleyici: Trip Advisor’da ve ya onun benzeri sitelerde çeşitli zincirler bulunmakta. Belli görevleri yerine getirdikçe puanlar kazandıkları ve bir yerlere geldikleri bir zincir sistemi kuruyorlar orda. Siz de böyle bir sistem yaratacak mısınız ? Bunun sonunda da insanlara belli gelirler, imkanlar, fırsatlar dağıtıcak mısınız ?

Sedef Deren: Evet aslında düşündüğümüz bu.

Ertan Coşkun: Bizde de bu tip planlar var. Bizim içeriğimiz, kaynağımız olduğu için bu kaynağımızı bize sunan, bizimle paylaşan insanların emeklerinide bir geri dönüş olmasının ben çok iyi bir teşvik olacağının, biz hep beraber bunu düşünüyoruz. Bu konuda çeşitli planlarımız var yani. En çok yazı yazan, en çok değerlendirme alan, en iyi tavsiyede bulunabilen insanlar gibi. Bunları çeşitli şekilde değerlendirebiliriz. Yalnız bunun ne şekilde olacağına dair tam bir kesinliğimiz yok. Her yazarımızın farklı motivasyonları var. Atıyorum bir insan için para çok önemliyken, diğeri için başka bir şey önemli olabiliyor. Biz ona bireysel olarak ne hitap ediyorsa ne onu daha çok teşvik edecekse, ona yönelik planlarımız teşviklerimiz olacak.

İzleyici: Gelir paylaşımı modeli kurucak mısınız ? Dergiye doğru gidiyor gibi geliyor bana ?

Ertan Coşkun: Evet kurucaz. Biz gezinim’in tescilini patent enstitüsünden yaparken dergi alanında da yaptık mesala. Çünkü böyle öngörümüz var. Sonuçta bizim yaptığımız iş içerik sunmak. İçerik nedir bir medya, basın ürünüdür. Bunun yazılısı da olur internet üzerindeki de olur. Biz şu an internet üzerinde yapıyoruz ama yarın yazılı basına geçmiceğimiz belli değil. Böyle kurgularımız var.

Burak Büyükdemir: Yeni medyadan eski medyaya doğru gidiyorsunuz ?

Ertan Coşkun: İhtiyaç halinde ya da talep olması durumunda bunları değerlendiriyoruz. Ama şuan mesala bugün itibariyle baktığınız zaman insanların kolay erişebilmesi internet üzerinden. Bence dergiden ziyade internetten üzerinden daha kolay erişebiliyor. Şuan o yüzden önceliğimiz değil. Fakat ilerde böyle çeşitli seneryolarımız var.

Burak Büyükdemir: Benim tavsiyem dergicilik çok zor iş hiç bulaşmayın.

İzleyici: Sponsor yazı alıyor musunuz ?

Burak Büyükdemir: Bir otel kendi tanıtımını yarı samimi şekilde yazarsa.

Sedef Deren: Şuana kadar olmadı açıkcası. Buna çok yaklaşmamaya çalışıyoruz. Çok zor da kalmazsak.

Ertan Coşkun: Bizim öncelikle tercihimiz değil. İnternetteki  sunduğunuz içeriğin bizce en hassas noktası onu güvenilir olması. Dolayısıyla bağımısız, güvenilir, doğru, sağlıklı sunduğumuz bilgiye bu imaja zarar verecek herhangi bir şeyden uzak durmaya çalışıyoruz.

İzlayici: Sadece yazarlar mı yazabiliyor ? Ben bir vatandaş olarak yazamıyor muyum ?

Ertan Coşkun: Siz herhangi bir mevcut yazıya yorum yapabilirsiniz. Yorum olarak altına ek bilgiler sunabiliyorsunuz. Yeni bir yazı yazmak için bize gelmeniz daha sağlıklı olacak.

Burak Büyükdemir: Onu da bir form haline getirebilirseniz. Bir yazılımsal. Size internet üzerinden başvuruları da bir veritabanına almış olursunuz. Sonra onaylamanız daha kolay olur. Çünkü e-mail sizin açınızdan da çok zor. Geçen sene başvuranları tutamazsınız orda. Geçen sene aynı kişi 3 defa başvurmuştur. E-mail spam’e düşmüştür. Bence yazarları da internetten üzerindeki bir formdan alırsanız faydalı olur diye düşünüyorum.

Ertan Coşkun: Bir iletişim formumuz var ama bunu daha organize şekilde yapmamız gerekecektir muhtemelen.

İzleyici: Öncelikle projenizi çok beğendim. Facebook gibi sosyal ağı bulunan bir çok site de var ama bunlardan en büyüklerinden bir tanesi diyebilirim. Burda fotoğraf paylaşımı ve onlara gelen yorumlar. Kişilerini kendi gezinimlerini paylaştıkları yerler çok bol. Sizin bu şekilde anlaştığınız ya da düşündüğünüz sosyal bir aracı olacak mı ? Yani insanlar kendi fotoğrafları paylaştıktan sonra kendi profilleri gibi hareket edebilecekler mi ? Böyle bir fikriniz var mı ?

Ertan Coşkun: Bu temel önceliğimiz ya da öne aldığımız bir konu değil. Biz daha çok insanların paylaşabilecekleri, herp beraber paylaşabilecekleri ortamdan çok insanlara bilgi akışını sağlayan bir ortam yaratmaya çalışıyoruz. Yalnız bunun haricinden insanlar yine kendi profillerini oluşturmak, kendi aralarında bir iletişime geçmek isterlerse, doğrusunu bunu tam kurgulamadık henüz. Bizim önceliğimiz değil bu. Bir yerde ihtiyaç doğrultusunda olacaktır bu. Belli bir okur kitlesinden talepler gelirse buna da çözüm üretmek zorunda kalacağız.

Burak Büyükdemir: Çok teşekkür ederim katıldınız, gezinimin devamını sizlerden izliyor olacağız.

Sedef Deren: Biz teşekkür ederiz.

government,politics news,politics news,politics
Tarih: 24/03/2011 | Kategori: Etohum toplantıları, etohum.tv | Yazan: Kaan Caliskan
Etiketler: , , ,
Can Turanlı – Markapon.com 19 Mart 2011

Yer: İstanbul

Tarih: 19/03/2011

Konuşmacılar: Can Turanlı

Şirket: Markapon.com

Konu:  Markapon.com

Merhaba, birazcık kendimden bahsedeyim. Ondan sonra da soru cevap şeklinde ilerleyelim isterseniz. Merak ettiğiniz konuları yanıtlamaya çalışayım. Hem internetle ilgili olabilir, hem girişimcilikle ilgili olabilir. Ben de taze girişimci sayılırım, yaklaşık bir yıl oldu. Uzun bir süre kurumsal firmalarda çalıştım. İlk başta DanoneSa da satış işinde çalıştım arkasından Nielsen’de, bir araştırma firmasında araştırma danışmanı olarak çeşitli firmalara danışmanlık verdim.

Cola Cola, Unilever gibi firmalara Nielsen’in yaptığı araştırmaları anlattım. Bundan sonra bir ara freelance tasarım işleri yapmaya çalıştık bir arkadaşımla, başarısız olduk. Yurtdışına logo vb. tasarımlar satmaya çalıştık. Biraz bir şeyler yaptık ama tam istediğimiz gibi olmadı. Bu Nielsen’de çalışmam sırasındaydı. Bu sürenin sonunda Garanti Bankası’ndan bir iş teklifi aldım. Garanti Bankası’nda çalışmaya başladım. Shop&Miles, Bonus Card gibi kartların yönetiminin daha çok internet tarafıyla ilgileniyordum, alternatif dağıtım kanalları işi ile. Orada çalışırken Turkcell’de çalışan bir tanıdığım vasıtası ile Turkcell’de iş görüşmesine gittim. Yaklaşık 4 yıl kadar da Turkcell’de çeşitli pazarlama ve yönetim pozisyonlarında bulundum.  Son olarak orada bir şirket kurulumu ile Turkcell’in bir şirket kurulumu ile ilgileniyordum. Bu işi yaparken aynı zamanda Turkcell’de bu girişimcilik hani bir kez başladı mı arkası geliyor, hep bir şeyler yapmak istiyorsunuz.
Ben de birçok insan gibi sürekli fikir üreten ama hayata bir türlü geçiremeyen, çok fazla yani, girişimcilik ruhumun çok yüksek olmadığı bir insan olarak görüyorum hala kendimi. Fakat fikirler, sürekli üretiyordum. Sonra sosyal medyada ne yapılabilir konusunda bir proje üzerinde çalışmaya başladım. Buzla.com diye, yurtdışındaki digg modeli, bu proje üzerinde çalışmaya başlarken Garanti Bankası’nda tanıştığım bir arkadaşım vasıtası ile Gittigidiyor’un ortakları ile tanıştım. Onlara gittim projeyi anlattım. ‘Nasıl bakarsınız bu projeye, beraber yapabilir miyiz?’ dedim,  ‘Olabilir’ dediler. Fakat nasıl bir model olabilir diye konuşurken ben hem Gittigidiyor’da iş geliştirme görevini üstleneyim, hem de bu projeyi yöneteyim dedim ve bu şekilde Gittigidiyor’da çalışmaya başladım, ilerde bu projeyi yapmak üzere.

Sonra Gittigidiyor’da girdikten sonra baktık ki iş modeli sandığımız kadar kârlı bir iş modeli değil, ben hala inanıyorum esasında başarılı olabileceğine ama görüşmelerimiz sonucunda projeyi yapmamaya karar verdik esasında yani kararı veren ben değilim de yatırımcı olarak Gittigidiyor tarafı bu iş o kadar kârlı değil, başka bir iş yapalım seninle gibi beni yönlendirdiler. Ben de bir sürü proje götürdüm şunu yapabilir miyiz bunu yapabilir miyiz gibi, birçoğunu inceledikten sonra yapmama kararı verdik. Bu sırada Gittigidiyor’da birçok farklı projede çalıştım, birçok farklı projeyi hayata geçirdik. İşte mobil tarafını, Gittigidiyor’un mobil uygulamasını, mobil sitesini sizin çok göz önünde olmayan ama Gittigidiyor’un arka tarafında hem performans hem karlılığı arttıran birçok iş için çalıştım.
Sonra bir gün bütün trendleri takip ettiğim için techcrunch diye bir site vardır biliyorsunuz, bu siteyi okurken bir iş modeline rastladım ki bu kadar yıldır takip ediyorum biraz geç fark etmişim, okudum çok mantıklı geldi çünkü hep şeyi konuşuyorduk bir şekilde bu private shopping işine girmek ne kadar doğru ama private shopping biliyorsunuz çok operasyonel bir iş; stok alıyorsunuz, işte bir operasyonu var, kargoluyorsunuz yani bir ürün var ve deposu, maliyetleri, yönetimi filan göz büyüten bir şey yani Gittigidiyor tarafına baktığınızda Gittigidiyor da çok büyük bir operasyon ama ortada esasında fiziksel bir ürün yok yani Gittigidiyor açısından baktığınızda çünkü Gittigidiyor bir platform, ürünü alan da satan da, alanlar ve satanlar var.

Gittigidiyor sadece bu platformu sağlayıp bu satış üzerinden para kazanıyor. Bu açıdan baktığınızda private shopping çok farklı bir mecra, yani hani ürün satın alma diye bir süreç var en başta ve mal tedarikinin içerisinde bir sürü operasyonel süreç var. Ama ona rağmen hani bakıyoruz private shopping çok cazip bir iş modeli ama bu işi nasıl yapabiliriz hani bir model konsinye olarak bu işi yapabilirsiniz yani malı almazsınız ama dersiniz ki satıldığı zaman, ben satacağım satıldığı zaman alıp size göndereceğim. Bu bir şekilde yapılabilir mi diye konuşurken bu iş modelini görünce birden dedim bu iş acayip büyük bir iş şöyle gerçekleşti, hani herkesin belki şeyidir hayalidir.

İşte Serkan var, Gittigidiyor’un ortaklarından, odasına girdim dedim ki böyle böyle bir iş modeli varmış çok mantıklı, hiç stok yok bir şey yok, hani hizmeti başkası veriyor, biz sadece pazarlamasını yapıyoruz. Yurtdışında da çok başarılı olmuş dedim, Serkan böyle durdu durdu tamam, yapalım dedi. Yani bir on beş dakika konuşma sonra , ne demek ‘yapalım’ı idrak etmekle geçti. İşte fizibilitelerini filan çıkardık, baktık yani esasında o kadar kolay görünmüyor vesaire, ama sonunda yapmaya karar verdik ve bir şekilde iş başladı.
Hala Gittigidiyor’da iş geliştirme ile ilgileniyorum ama işimin, zamanımın büyük bir çoğunluğu şu anda Markapon’un yönetimiyle ve idaresiyle geçiyor.

Başladığımızda üç kişiydik birkaç ay boyunca üç kişi olarak idare ettik, devam ettik. Bir satışçı, İstanbul’da bir, IT’de bir kişi ve ben gibiydi çok kârlıydık o zamanlar. Şimdi yaklaşık 28 kişi olduk, bir genel müdürümüz var, şirket, yani internet sektörü için belki bir yeniliktir, P&G’den transfer ettik, P&G’de ve Gillette’de çeşitli pazarlama pozisyonlarında çalışmış birisi, Murat ve o geldikten sonra organizasyon tamamen değişmeye başladı ve daha böyle profesyonel ve daha büyük bir ekip kurmaya çalışıyoruz ve bir sürü büyüme planı var.

Üç kişiydik işte, bundan altı ay kadar evvel, şu an 28 kişiyiz büyümeye devam ediyoruz. Birçok farklı proje de var, yaklaşık 50 kişi olacağız bir iki ay içerisinde inşallah diyorum, çünkü şey bulmak pek kolay değil, işgücünü bulmak, yani o işi yapacak adamı içeri alabilmek çok kolay değil. İnsanlara internetin geleceğini anlatıp insanları, yetenekleri içeri çekmek sanıldığı kadar kolay değil yani bir proje yapıyorsunuz, maaşını ödemeye hazırsınız ama insanlar P&G’den veya Coca Cola’dan veya Turkcell’den kalkıp sizinle çalışmaya gelmiyorlar çünkü nedir ki bu işin geleceği diye bakıyorlar. İş görüşmelerimiz genelde hani iş görüşmesine gidersiniz, şirket araştırılmıştır vesairedir, bizim iş görüşmeleri Markapon budur, işte internet budur, internet buraya gidiyor, bu kadar büyük bir iş olacak. Bunu anlatmakla başlıyor. Bundan sonra gelen insanları dinliyoruz. Yani önce satışı biz yapıyoruz, sonra işe girmek isteyenleri dinliyoruz. İyi anlatabildiklerimizin çoğu kabul ediyor.  İyi anlatamadıklarımızsa risk almak istemiyorlar, kendi şeylerinde kendi doğrularında, genel olarak benim hikâyem böyle.
Şu anda İstanbul İzmir Ankara’da ağırlıklı olarak çalışıyoruz. Ama diğer şehirlere de yakın bir zamanda gireceğiz, çok fazla şehre girme planı var, yaklaşık on şehir olması planlanıyor bir ekstra yan proje, yan proje demeyeyim de bizim bir ajansla birlikte işine girdiğimiz genç Turkcell’liler için çıkardığımız gencteklif.com diye bir projemiz var bunu da Turkcell’in gencturkcell kulübü için, 13 milyonluk bir kulübü var, biliyorsunuzdur, bunlar için işletiyoruz orda da bir dünya da Türkiye’de zaten konsept yeni ama dünyada da ilk defa bir operatör teklif, bu grup satın alma işine giriyor ve bu işi tamamen mobil olarak yapıyoruz şu anda daha yeni başladığımız için belki çok farkında olmayabilirsiniz ama şunu yapıyoruz orda da yapıyoruz diyorum ama bu Markapon’dan tamamen bağımsız bir operasyon, tamamen bağımsız bir satış ekibi var, gençteklif diye, gençlere teklif aş diye tamamen bağımsız bir şirket var sırf Turkcell tarafı için çalışıyor bu ekip.

Yaptığımız şey şu, tamamen mobil olarak teklifler sunuyoruz yani diyoruz ki Ankara’nın çok Ankara’yı bilmiyorum ama Çankaya bölgesindekilere Çankaya daki işte x restorandı duyuracağız deyip işletmelerle anlaşıyoruz ve insanların cep telefonlarına bir sms gidiyor diyor ki x restoranında, insanların dediğim de o semtteki insanlardan bahsediyorum. Diyor ki x restoranında böyle bir teklif var faydalanmak istiyorsanız evet yazın gönderin diyor insanlara. Spam değil, gencturkcell’ in izinli veri tabanı bu, hep alıyorsunuzdur zaten, almak istemiyorsanız Turkcell’e başvurup almayabiliyorsunuz hani bu şey kısmı, spam’e karşı yaptığımız açıklama, ama bu izinli yani, kendi iletişimini de yaptığı Turkcell’in kendi adına kendi tekliflerini duyurduğu bir kanal burası zaten, evet diyen insanlar hiç internet sitesine dahi girmeden     mobil olarak orda işlemi bitirmiş oluyorlar. Bir kod cep telefonlarına geliyor. İşletmeye gittiklerinde bu kodu göstererek işlem yapabiliyorlar, yani hani internetten de bağımsız, tamamen farklı bir iş modelini Turkcell adına işletiyoruz. Benim şeylerim bunlar

  • Kişisel bilgilerine göre mi teklifler gönderiliyor? Yoksa o anki bulunduğu muhitte, sonuçta Turkcell biliyor o telefonu kullanan kişinin nerde olduğunu, o muhite girdiği zaman mı böyle bir teklif alıyorlar?

  • Öncelikle 13 milyonluk bir kulübü var Turkcell’in ve gencturkcell ’den haberdar olmak istiyorum diyen bir kitle. Kişisel tercih diye bir şey yok şu anda, biz şu anda bir database oluşturuyoruz, insanların nelerle ilgilendiğine bakıyoruz. Ama şu anda tamamen bölgesel, lokasyona yönelik yani gençlere yönelik teklifler var burada. Zaten gençteklif gencturkcell’in bir markası olduğu için gencturkcell de gençleri ilgilendiren teklifleri sunmayı amaçladığı için gelen teklifler de zaten gençlerin ilgisini çekebilecek türden teklifler. Yani atıyorum daha çok eğitim teklifleri çıkıyor, örneğin, ya da paintball işte karting benzeri böyle, bu tür teklifler çıkıyor.

 

  • Ben şeyi anlamaya çalışıyorum, örneğin bir yerden geçerken otobüsle     o muhitten geçtiğini Turkcell bir şekilde anlayıp bir lokasyon tespiti mi yapıyor?

 

  • Yani iki türlü, bir sürü yöntemi var Turkcell tarafında ama lokasyon bir şeyi, yani o kişilerin orada bulunduğu bilgisini sonuçta bir şekilde toplanıyor, yani biliniyor, o anda orda olanlar, olması şart değil ama o bölgede bulunanlar anlamına da geliyor bu yani, yani daha evvel o bölgede bulunmuş insanlar da olabilir, illa o anda orada olmaları gerekmiyor o tekliften faydalanabilmeleri için, ya bu Turkcell tarafı, çok bizim kontrolümüzde olan bir şey değil, o yüzden çok en ince detayına kadar bilmiyorum ama o lokasyonda bulunmuş insanlara gönderiliyor.

 

  • Fatura adresi değil yani?

 

  • Değil.

 

  • Bir şey sormak istiyorum, bir Markapon daki ortaklıkları kurduğunuzda size ne verdiler, yani ne bileyim, yüzde oran olarak?

 

  • Gittigidiyor’un ortaklarıyla Markapon AŞ’yi kurduk, içinde bir sürü farklı ortak var zaten AŞ olması için beş ortak gerekiyor, biz altı ortağız. Herkesin farklı farklı payları var, bunlar zaten resmi gazetede yayınlandı, ben büyük ortaklardan birisiyim diyeyim, yeterince pay aldım yani. Çoğunu alıp şey yapmadılar, yani sıfırdan kurduğumuz bir işti, beraber kurduk, her yerinde onlar da vardı. Yani anlamlı bir pay aldım diye düşünüyorum, yaklaşık %30 gibi bir payım, var anlamlı bir pay bana göre.

 

  • Yani reklamlar falan, bir para koymuş olmaları lazım.

 

  • Bir yatırım, bir miktar para var, şirket kurulumunda kullanılmış ama biz daha çok Gittigidiyor’un kendi bir networku olduğu için, çeşitli sitelerde falan bir gücü olduğu için, çeşitli yerlerde bannerlarımız olduğu için daha çok Gittigidiyor kaynaklarını kullandık, bu da yatırımın, esasında parayla olmayan ama paraya çevirdiğinizde yüksek bir değeri

 

  • Bir de 50 kişi alacağız dediniz?

 

  • 50 kişi almayacağız, 28 kişiyiz, 50 kişiye çıkacağız, yaklaşık 50 kişiye, birkaç ay içerisinde

 

  • Ne yapar ki bu kadar insan?

 

  • Çoğunlukla satış ekibi, yani şeyden bahsedeyim, ben bu işe ilk girdiğimde internet işi gibi görüyordum, yani bir internet sitesi açıyorsun işte teklifler çıkıyor, insanlar alıyor indirimli vesaire, ama işin içine girince görüyorsunuz ki bu bir internet işi olduğu kadar yani evet satış kanalı internet, ya da sms ya da neyse, ama esasında bir satış organizasyonu bu, bu kişilerin %80’i zaten satış profili, sahaya çıkıyorlar, sahada çeşitli noktalarla görüşmeye gidiyorlar, işte İstanbul’da İzmir’de Ankara’da işte Eskişehir’de, Bursa’da farklı farklı insanlar sahada gidiyor ve çoğunluğu bu, operasyon var içerisinde şu anda 6-7 kişi pazarlamadan birkaç kişi var ama çoğunluk satış ekibi.

 

  • Fırsat sahipleri nasıl baktılar bu teklifinize, yani onları nasıl bağladınız başka bir tabirle, niye 150 TL değil de 75 TL olacağına nasıl ikna ettiniz insanları?

 

  • İş modeli çok güzel bir iş modeli esasında, işletmeye gidip %50 indirim ver deyince bir de üzerinde komisyon ver deyince garip oluyor tabi ama tabi, bir kere şeyi söyleyeyim biz bu işi yapalım dedik, birkaç ay sonra biz daha çıkmadan herkes çıkmaya başladı. Şu anda oldu yaklaşık 60 tane, kaçı hayatta bilmiyorum ama çok çabuk öğrenildi. Çünkü hani cazip bir şey %50 indirim diyorsunuz. Ama diğer taraftan da işletmeye gidiyorsunuz %50 indirim ama bunu bir günlük veya iki günlük veriyorsun, ben bunun karşılığında sana bir dergide veya herhangi bir yerde yapamayacağın kadar tanıtım gücü sağlıyorum, hesap kitap yaptırabilirseniz adama atıyorum x magazininde veya birkaç yerde ilanının çıkmasının maliyeti belki 3000 4000 lira, bu en düşük fiyattan bahsediyorum yani, birkaç dergiye çıktığınız anda bu fiyat büyüyor prestijli dergilere ve buradan geri dönüşleri biliyoruz yani kendileri de biliyorlar. Prestij olarak anlamı var ama 4 5 kişi geliyor belki, burada diyorsunuz ki bu bir iş modeli, size hem tanıtım yapacağız, 1000000kişiye duyuracağız, bir milyon kişi sizin markanızdan haberdar olacak hem de satın alıp gelecekler, yani normalde dergide veya herhangi bir televizyonda belki dört kişiyi veya 50 kişiyi dükkânınıza sokarken burada belki 2000 3000 kişi dükkânınıza gelecek, memnun kalırlarsa da gelmeye devam edecekler deyince, bu bir iş yani bu bence paha biçilemez. İşletmeye parasını ödemiş insan sokabilmek, anlatabilirseniz çok rahatlıkla kabul edilebilecek bir şey çünkü profit&loss’u belli, indirimim var, maliyetin de altına inebilirim, bu bir tanıtım mecrasıdır sonuçta benim için dediğinizde 1000 kişiyi çekebiliyorsanız içeri, neden olmasın yani neden o maliyete katlanmayasın, diyoruz ki zaten restoran örneğinden gidersek, beş tane masası var üçü boş duruyor, garson orda elektrik zaten yanıyor, neden o üç masayı daha doldurmasın diyebiliyorsunuz, her yer için geçerli değil ama çoğu işletme için böyle. Zaten boş yerlerini ya da potansiyel yerlerini tanıtmak için kullanıyorlar

 

  • Markapon kendisini tanıtmak için en çok hangi mecrayı kullandı ve kimlerden destek aldı? Mesela Gittigidiyor olmasaydı bugünkü tanınırlığınız olur muydu?

  • En çok nerden derseniz iki şey var, birincisi Gittigidiyor gibi görünüyor ama bu işin en büyük olayı insanlar, iyi bir kitleye ulaşabiliyorsanız, belirli bir kitleye ulaşabiliyorsanız yani, çok büyük bir kitleden bahsetmiyorum. Şu an bakıyoruz tekliflere, bir ara 30 000 üyemiz vardı ilk açıldığımız zamanlarda, şu anda bir milyon gibi bir üye sayısı var. 30000′ken daha iyi sattığımız teklifler vardı, bugün hani daha fazla kişiye mail atıyoruz ama daha az satabiliyoruz, bu tamamen teklifle alakalı, iyi bir teklif çıktıysanız anında yayılıyor, anında kitlelere ulaşabiliyor. Biliyorsunuzdur yani piyasadan, çok iyi teklifler çıkıyor, on binlerce satabiliyor, çünkü bunlar o gün yapılan tanıtımlardan dolayı olmuyor, o gün atılan mailden dolayı da olmuyor. Siz kitleyi büyütüyorsunuz ama iyi bir teklif çıktığında bu kitle sizin adınıza kitleyi büyütüyor, arkadaşlarına öneriyor ya da bir yerde haberi çıkıyor o kadar hızlı yayılıyor ki, satışlarımızın hala küçük ama anlamlı bir kısmı Facebook üzerinden geliyor mesela.

 

  • Şirketlerle, firmalarla anlaştıktan sonra burada da satış gerçekleştikten sonra süreç, firmaya geldiklerinde ellerinde bir kupon veya kodla gidiyorlar muhtemelen, süreci tam bilmiyorum. Burada kontrol nasıl sağlanıyor, siz nasıl sağlıyorsunuz, şirket nasıl sağlıyor? Yani burada bir sahtekârlık söz konusu oluyor mu, başınızı ağrıtan bir durum var mı?

 

  • Hikâye yok şu anda eskiden biraz sıkıntı vardı ama şimdi tamamen online çalışıyor. Bir web ara yüzü var, ya da pos makinaları var. Kupon kodunu sadece müşteri biliyor, işletme bilmiyor. Sadece ekranı ya da pos makinası var. Kupon kodunu girdiği zaman evet böyle bir kupon kodu var, kullanabilirsiniz diyor. Bunun karşılığında hizmeti ya da ürünü veriyor.

 

  • Peki, şirketlerden bu konuda şöyle bir şey almadınız mı, ‘Biz bununla uğraşamayız ’ tarzında, bunu nasıl aştınız onu merak ediyorum.

 

  • Bu tamamen satışçıların yaptıkları ve yetenekleriyle alakalı yani bir şekilde çözülüyor.

 

  • Şirketleri sıfırdan nasıl topladınız? İlk başta zorlanmadınız mı?

 

  • Yani tabi başlangıçta sıfırda olduğunuzdan anlatması zor oluyor. Ama dediğim gibi satış işi bu yani, hiç müşteriniz olmasın birileri gidip satabiliyor, ama siz satamamaya başlarsanız koyulan teklifleri o zaman ikinci kez o işletmeye gidemiyorsunuz. İlk seferi kolay yani, ilk seferinde gidersiniz dersiniz ki çok kişi görecek, çok satacak vesaire dersiniz bir şekilde ikna edilebiliyorlar yani.

 

  • İlk kuruluş aşamasında reklam için ne kadar bütçe ayırdınız? Kaç kişi çalıştırdınız?

 

  • Çok kişi değil, yani internet üzerinde olduğu için tanıtımı da internet üzerinden yaptık. İnternet tarafında da özel bir ekip gerekmiyor. Biz kendimiz, kendi kaynaklarımızdan, yani başta Gittigidiyor’un kaynaklarından banner vesaire hazırladık, kullandığımız alanlar zaten kendi alanlarımızdı yani Gittigidiyor’un veya kardeş sitelerimizin alanlarıydı. Yani bütçe olarak söylersek herhalde çok anlamlı bütçeler kullanmışızdır ancak para ödemeden.  Başlangıçta ekip iki kişiydi, ben dâhil gelen soruları cevaplıyorduk, şu anda işte 6 kişilik bir ekip var.

 

  • Dünyada bunun öncüsü Grup fon, Grupfon’dan sonra ülkemizde fırsat siteleri yaygınlaştı. Markapon bu sektöre ne gibi yenilikler getirmiştir, bu birinci sorum.  Az da olsa olumsuz olaylar olabiliyor, ben mesela Friendfeed’de okumuştum böyle bir olayı, restoran normal menüsü yerine a4 kâğıda basılmış farklı bir menüyü fırsat kullanan müşterilerine veriyor. Böyle bir durum olduğunda Markapon kimin yanında durur; müşterisinin mi yoksa işletmenin mi?

 

  • Yüzlerce firma olduğu için müşterinin tarafında durmak durumunda çünkü bu olay, hani dedim ya nasıl 30000 kişi varken daha çok sattığımız da oluyordu, müşteri sonuçta sosyal bir şey ya internet tarafı, bir teklif çıkıyoruz, herkes duyuyor birbirine haber veriyor. Benzer bir şekilde kötü bir şey olup da biz müşterinin tarafında duramazsak aynı şey ters şekilde oluyor.  Başka bir opsiyon yok, üyelerin tarafında durmak zorundayız.    Şimdi, şöyle yani biz esasında şimdi açıklayamayacağım ama ilk girdiğimizde de hep şöyle bakıyorduk; diyorduk ki bu iş modeli var, yayılmaya da başladı. Biz buna nasıl yeni bir açı getirebiliriz? Ama birinci şeyini söyleyeyim iyi servis veriyorsanız, o önemli, eğer servisiniz ve hizmetinizi iyi veriyorsanız teklif zaten yeter. Yani illa şu arayışta olmak gibi bir kaygımız yok; çok farklı olalım vesaire gibi, iyi satış yapalım iyi teklifler olsun, müşteriler geldiğinde keşifte bulunsun. Ama tabii ki bu arayış her zaman devam ediyor. Şu anda mesela üzerinde çalıştığımız bir proje var, açıklayamayacağım ama yine başka bir açıdan bakıyor. Devamını getiremeyeceğim, uzatmayayım.

 

  • Şimdi aslında benim merak ettiğim ilk gün, burada gördüğünüz karşınızda şu an on saat içerisinde sekiz dakikalık bir süre var, şimdi ben şunu hayal ediyorum, ilk gün bu sistemin yeni açıldığını düşünüyorum, diyelim ki 24 saatlik bir süre vardı. Siz bunu biliyorsunuz genelde 24 saat koyuyorsunuz veya 2 gün, her neyse. Şimdi bunun bir kullanıcılar tarafından bilinirliği var. 24 saatlik bir süre var ama ilk gün açıldığında, siz de karşı tarafa yani hizmet aldığınız, ürünlerini sattığınız firmalara da bir şey alıyorsunuz, onu ne kadar sürede, yani normalde mesela 24 saat öngördünüz ama yani ilk günü nasıl ayarladınız ben onu merak ediyorum.    Bu iş başladığında o senkronizasyonu nasıl ayarladınız? Yani nasıl yaptınız, bu konuda esnek bir durum oldu mu? Kısıtlı bir süre olduğundan dengeyi tutturmak biraz zor görünüyor, özellikle ilk günler için söylüyorum.

 

  • İlk zamanlarda üç gündü süremiz, o biraz da işin heyecanıyla alakalı kaçırdım kaçırmadım duygusu, bir şekilde öyle tutmak zorunda kalıyorsun, esasında hani insanlar duyacak, gelecek vesaire gibi bir şey var ama tam yani süre birazcık deneme yanılma gibi diyeyim ben size.

 

  • Peki, bir de şöyle düşünelim, bir iki saat gibi kısıtlı bir zamanımız var ve bu sürenin bizim tarafımızdan uzatılmadığını düşünelim siz bu konuda kafa yorduğunuz için özellikle ben çok daha rahat cevaplayabilirsiniz diye düşünüyorum. Böyle bir iş modeli olduğunu düşünelim ve kısıtlı bir süremiz var, bu süreyi esnetemiyoruz. Siz dediniz ki ilk zamanlarda biz üç gün yaptık ama biz bunu yapamıyoruz. İş onu gerektiriyor, bu durumda ne önerirsiniz

 

  • Yani, bu bir strateji zaten şey olarak eğer işin ne olduğunu bilmiyorum ama iki saatse eğer işin gerektirdiği, iki saat olması lazım bunun, bir yerden sonra iş modeli buysa ilk başladığınızda iki saat olduğu için on saat olmasına nazaran daha az satış yapıyor olabilirisiniz ama insanlar bunun iki saat olduğunu kabullendiğinde daha çabuk reaksiyon vermeye başlarlar.

 

  • Emlakçılar genellikle kendi bölgesinde başka emlakçılarla bazen işbirliği yaparlar biliyorsunuz ve komisyonu paylaşırlar. Bu bağlamda sizin de mesela Ankara için bazı fırsatları Grupfon’la veya diğerleriyle paylaşmak gibi bir protokol denediniz mi veya düşündünüz mü?

  • Bizim yok böyle bir konuşmamız ama şeyler var biliyorsunuz, tüm sitelerin tekliflerini alan ve buralardan fırsatları yenileyen ve buraların üzerinden para kazanan bir platform gibi, bütün sitelerin tekliflerini yayınlıyorlar, hatta mail atıyorlar buralardan tıklayıp geldiğinizde fırsat siteleri bu sitelere para ödüyor. Biz dâhil değiliz ama bu yapılıyor zaten bir şekilde. Kendi aramızda yapmıyoruz.

 

  • Merak ettiğim konu şu benim, mesela ilk örnek için 150 TL yerine 75’e veriyor o firma ve kaba tabirle az evvel dediniz ki mesela 3000 liraya reklam verebilecekken sizi tercih ediyor.  3000 lira 200 müşteri demek, yani firma 201. Müşteriye ulaştığı zaman bu adam kar etmiş oluyor hem reklam parasını çıkartmış oluyor hem de kara geçmiş oluyor. Benim merakım, siz firmalarla kampanya sayısı bazlı mı çalışıyorsunuz? Bu teklifin firma açısından bir üst limiti yoktur ama sizin açınızdan bir alt limit ya da üst limiti var mı?

 

  • Bizde yani şey yok, bir kişi de alsa fırsat geçerli. Alt limit gibi bir şey yok. Üst limit de işletmeye göre ayarlanıyor yani. Örneğin yaklaşık 200 kadar satarız dediğimiz bir firma vardı. Teklifi çıktık ama küçük bir mekân, 4-5 masası var ve süre de belli, 2 ay geçerli ve çoğunluğun hafta sonu kullanacağı da belli, teklifi çıktık bir şekilde çok iyi gitti, 300 oldu biz aradık, hizmet verebilecek misiniz dedik, zorlanacaksanız kapatalım dedik. Onlar da bilinçli bir işletme olarak evet kapatalım dediler. Bu biraz şey, dinamik yani.

 

  • Aynı firma belli bir süre sonra size tekrar geliyor mu?

 

  • Çok değişiyor. Gelen var, bizi deneyip sonra başka yeri deneyen var. Ama iyi markaların birçoğuyla bir daha çalışıyoruz, bir daha çalışmak istiyorlar.

 

  • Satış ekibinizin hedefi aynı firmayı tekrar kazandırmak mı?

 

  • Biraz bu keşif işi aslında o yüzden mümkün mertebe yeni yerler çıkmaya çalışıyoruz. İşin heyecanı orada yani. Ama yarısı, yarısından daha azı yeni değil. Ama biz genelde yeni yerler bulmaya çalışıyoruz.

 

  • %50 indirim yapıyorsunuz, sizin karınız kaç bundan?

 

  • Kârımız %35’lerde, ama bayağı yüksek bir oranda. Yani maliyet hesabı yaptığınızda zarar etmiyor işletme, öyle olsa zaten bu kadar başvuru olmaz yani, biliyorlar mail atıyorlar bize, otomatik mail gidiyor zaten diyor ki komisyonum şurada, şudur budur gibi bir şeyler söylüyor ve buna rağmen kendileri gelmek istiyorlar. Şey çünkü çok karlı bir model, işletme için de çok karlı bir model.
  • Herkese aynı komisyonu mu uyguluyorsunuz, yoksa strateji gereği farklı komisyon oranları uyguladığınız oluyor mu?

 

  • Komisyon oranları aynı ama farklı çalıştığımız yerler tabii ki var, çok büyük markalarla ya da zincir noktalarla farklı şartlar sunuyoruz. Ama şöyle söyleyeyim, 100 anlaşmada bir iki tanedir.

 

  • Bir de benim başıma gelen bir şey var, onu paylaşmak istiyorum. Örneğin eşim yine bir fırsat firmasından fırsatı almadan önce güzellik salonunu telefonla aradı, adresi tam net öğrenebilmek için, oradan dediler ki siteden almadan direk gelirseniz biz size yine aynı fiyatı uygularız dediler. Dolayısıyla o firmayı, yani sizi, aradan çıkarttılar. Bununla ilgili bir önleminiz var mı? Veya başınıza gelmiş bir olay var mı?

 

  • Kontrol etmeye çalışıyoruz tabi, zaten ciddi işletmeler bunu yapmıyor. Biz size gelip ödesek, kredi kartım yok dediğinizde kusura bakmayın olmaz diyor zaten birçoğu.

 

  • Anlaştığınız firmalardan yüzde kaçı devam etmek istiyor?

 

  • Benim gördüğüm küçük işletmelerin çoğu, küçük ve orta işletmeler diyeyim, devam ettirmek istiyor. Sadece büyük olanlar var, onlar daha az çıkmak istiyor ki hani marka imajı olarak piyasada indirimci konumunda olmamak için ama hepsi muhakkak artık yani bütçelerinde, yıllık planlarında çıkmak var. Büyük, iyi markaların dahi. Sürekli yaparsanız , ‘Direk dükkânda yüzde elli indirim yapayım’a gelir olay. Bir şekilde haklılar yani. Bu iş modelinin asıl esprisi yeni müşteriye ulaşmak, yeni markaların kendilerini tanıtması ya da yeni bir ürünü tanıtmak.

 

  • Şimdi anlaşılıyor ki Gittigidiyor’un networkunu kullanıyorsunuz.  Şimdi sorum şu, Bu mail gönderme çalışmalarınızda kaç milyon kişiye gönderiyorsunuz? İkinci sorum da şu an mecliste bir yasa tasarısı var, izinsiz gönderilen maillerde şikâyet durumunda soruşturma açılıyor. Buna karşı siz bir önlem aldınız mı? Ya da başınıza bu tip bir olay geldi mi?

 

  • Bizim işin temeli zaten izinli pazarlama, sadece şeyler oluyor şimdi Gittigidiyor’un içerisinde biz kendi tanıtım alanlarımız var, zamanında yaptığımız kampanyalar var. Takip etmek için tıklayın dediğimiz şeyler var, insanların tıklayıp otomatik kayıtlarının alındığı sistem var. Oralarda insanlar farkında olmadan kayıt olmuş, oralarda biraz başımız ağrıdı yani.

 

  • 1milyon üye de o zaman şişirme bir sayı yani, dolayısıyla belki bunun yarısı hiç haberdar olmadan üye edilmiş. Gencturkcell olayına benziyor bu hani gencturkcell kampanyalarına evet diyorsunuz ama arkada bir sürü bu piramidin altındaki herkese de evet demiş oluyorsunuz dolayısıyla 1milyon üye şişirme bir sayı gibi duruyor.

 

  • 1milyon üye size çok fazla bir rakam gibi gelmesin size, çok şey değil, sonuçta açılmalara vesaire oranlara baktığınızda zamanla elenecek şeyler, ilgilenmeyen adamı zaten orada tutmanın bir anlamı yok. Mail atmak bedava bir şey değil zaten, bayağı bir maliyetli bir şey.  Buradaki asıl gidilmesi gereken nihai yer insanların ilgisini çekecek teklifleri atabilmek, bunun için çalışıyoruz ama şu anda daha fazla spam gibi formatta yani iş

 

government,politics news,politics news,politics
Tarih: 19/03/2011 | Kategori: Etohum toplantıları, etohum.tv | Yazan: Kaan Caliskan
Etiketler: , , , ,