Kategori: etohum.tv

Hazırlayan: Mehmet Tashanligil

Günaydın arkadaşlar.

Burak ben teşekkür edeyim sana tekrar beni buraya çağırdığın için. Bu zayıf girişimcilik ekosistemimizin parlayan yıldızı olmaya devam ediyor etohum. Ciddi söylüyorum bunu. Bu Twitter çok ilginç bir şey ya… Benim fırtınalı bir yolculuk geçirdiğimi sadece Twitter’dan takip edenler biliyor ama bakıyorum “hocam geçmiş olsun falan…”  Bakar bakmaz güldüm suya… Şimdi bugün şöyle 5 tane alt başlık belirledim ben.

Hazırlayan: Mehmet Tashanligil

 

Günaydın herkese ben Ebru Tuygun Deloitte’ un kurumsal pazarlama yöneticisiyim aynı zamanda Deloitte’ un en hızlı teknoloji firmalarını belirlediği uluslararası program olan Deloitte teknoloji fest 50 nin Türkiye koordinatoruyum. Bugün konumuz Türk Ticaret Kanunu Burak beyin belirttiği yükümlülükler var ama aynı zamanda fırsatlarıda getiriyor. Özellikle internet firmaları için size ne gibi fırsatlar getirdiğini Anlam Altay hocamız anlatıyor olacak. Çok kısa anlam altay hocamızdan bahsetmek istiyorum. Anlam Altay hocamız deloydun hukuk danışmanıdır, kendisi aynı zamanda Galatasaray üniversitesinde hukuk fakültesinde türk ticaret kanunu üzerinede dersler vermektetir. deloyd akademide de türk ticaret kanunu üzerine eğitimler vermektedir. Bugün kısa bir sunumumuz var aslında kanunlar çünkü  çok büyük kanun bir sürü yenilikler getiriyor. Kanunlarla iligili daha fazla bilgi edinmek isterseniz deloyd akademi eğitimlerindende faydalanabilirsiniz aynı zamanda verginet.net internet sitesinden de gelişmelerden bahsediyor oluyoruz oradan da gelişmeleri izleyebilirsiniz. Iphone da da aplikasyonumuz var  verginet.net aplikasyonu ordan da takip edebilirsiniz, sözü anlam beye bırakıyorum teşekkürler.

 

ANLAMBEY: Çok teşekkür ediyorum hepinize, hepinizi sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum. evet 499 gün kaldı belki uzun gözüküyor 500 günlerin bazen çok uzaklarda kafdagının arkasında gözüktügünü biliyoruz. ancak bir sürece girildi. 2005 subatında ilk defa ticaret kanunu tasarısı kamu oyuna açıklandıgında karsımıza yep yeni bir metin cıktı. hukukcu olarak cok sasırdık. çünkü modern bir kanun tasarısı bekliyorduk ama bizi irkilten bazı yeniliklerle karşı karşıya geldik bunu olumlu anlamda söylüyorum. kurumsal yönetim kurallarının halka açık ananonim ortaklıklar için biçilmiş bir kaftan oldugunu düşünürken gördükki yeni sistemde kapalı ananoim şirketler ve limited şirketler şeffaflaştırılıyor. neden böyle bir yontem benimsendi. modern bir kanuna gereksinim vardı bu kanunu yaparken iki yontemden birini tercih edecekti ticaret kanunu komisyonu. kanunlar çok kaba bir yaklaşımla iki ayrı anlayış birbirinin yerine geçebilir. birinci anlayış toplumun ekonomik düzenin şirketlerin tacirlerin seviyesini ölçersiniz sosyolojik araştırmalarla ve o seviyeye uygun bir kanun yaparsınız. çünkü daha yüksek daha kapsamlı daha ağır yükler getiren bir kanun yaparsanız uygulamama tehlikesi baş gösterebilir. diğer bir yaklaşım yüksek eşik belirleyen bir kanun yaparsınız değim yerindeyse topluma ekonomik düzene şirketlere kurumlara 5 gomlek üstün bir kanun ve seviyeyi oraya çekmeye çalışırsınız. 2. anlayıs benimsendi yani yüksek anlayış benimseyen yüksek bir eşik meydan okuması ortaya koyan bir kanunla karşı karşıya geldik. bunu soylerken asla bizim kendi kapasitemizi toplum olarak birey olarak küçümseme eyleminde değilim. mutlaka çok çok iyi şeyler başarabilen bir toplumuz ancak niyet çok onemli sizler son derece inovatif bir alanda yer alıyorsunuz. ve buna yakından tanık oluyorsunuz. haksız rekabetin hüküm sürdüğü bireylerin şirketlerin yerine birbirlerini taklit ettiği bir yapıyla karşı karşıyayız. belki siz bu yapının çok dışındaki yüzde 1 in binde 1 in içindesiniz. bu yapının ama karsısında kitleler halinde sirketini  bakkal sistemine göre yürüten dışarıya açmayan kapalı bir şekilde yürüten ve işlemlerini değim yerindeyse kılıfına uyduran bir yapıyla karşı karşıyayız. bu yapıyı nasıl çözebilirdik? ağır yaptırımla çözebilirdik. ama yaptırım her zaman beraberinde olumlu sonuclar getirmiyor. bunu uygulayabilecekmiyiz? uyguladıgınız zaman acaba sirketler bundan ders alıp yada işletmeler dogru bir yone kendilerini sevk edebilecekler mi bütün soru burda odaklanıyor bizim bu iki saatlik konusmamızda burak hocanın soyledigi gibi kapsamlı bir slaytlar düzenimiz var bunların hepsini modamo yapmicaz. ve sizleri hukuk diliyle yaptırımların sözlügüyle deyim yerindeyse fazla yormak istemiyorum biraz daha önümüze cıkan fırsatlar üzerinde durmaya gayret edecegim. çalışma tarzı olarak bölünmeye cok acıgım. dilediginiz zaman bölebirsniz mutlaka soru cevab bolumunu beklememiz gerekmiyor. o konuyu biraz daha tartısmaya acıp geliştirebilirz beraber. temel cıkıs noktamız 499 gün kaldı. 499 gün sonra bambaşska bir sirket yönetiyor olacagız. yada yonetmezsekte yavaş yavaş ticaret sisteminin dışında kalacagız. burası için kuskusuz ki sirketi cok daha onceden yeniden yapılandırmak. gereken kosullara uyum saglamak söz konusu olacak. göz atalım sisteme hep beraber 11 ocak 2011 günü yeni türk ticaret kanunu tbmm den geçti. bu slaytların 2-3 gün önce hazırlandıgı sıralarda. henüz cumhurbaşkanlıgı bünyesinde onay bekliyordu. kanun evet 14 subat pazartesi günü cumhurbaşkanı tarafından onaylandı tatbikat kanunuyla beraber ve yasalaştı.yürürlük konusunda biraz daha farklı durumlar var en erken 2012 de yürürlüğe girecek ama elimizde yeni bir türk ticaret kanunu duruyor. bugünkü sunumumuzda temel olarak noktamız şirketimiz hissedarlarımız steakholders dedigimiz menfaat sahipleri bütün bunlar üzerinde nasıl bir etki yaratacak kanun buraya odaklanmaya gayret edecegiz. sunuma baslamadan once yeni ticaret kanunun etkileyecegi sirketler profiline göz atalım ve bunun yaratacagı bu çarpıcı etkiyi tespit etmeye calısalım. en asagıda limited şirketler var bunların çok büyük bir kesimi uyuyan şirketler. bunların aktivite halinde olmadıgını vergi odemedigini herhangi bir ticari işlem içerisinde bulunmadıgını tespit ediyor ticaret bakanlıgı. yine bir grp limited şirketleri içinde cok onemli bir grup iki ortak tarafından kurulupta ortakların birbiriyle küstügü ortaklıklar eger iki kişilik bir lmt. sir. kurarsanız mevcut düzende ve ortaklar arasında ciddi bir anlaşmazlık baş gösterirse kilitlenme kacınılmaz. evet şirketi çogunluk pay sahibi yönetebilir ama en küçük bir pay devri yapacagı zaman en küçük bir esas sözleşme değişikligi alacagı zaman goruyoruzki bu kararın öbür ortaga takılma tehlikesi ortaya çıkıyor. hemen altta aktif şirketler var. limited şirketler içinde yine ciddi bir kesimde aktif oldugunu görüyoruz. orta kesitimiz anonim şirketlerden oluşuyor. bir çoğu aile şirketi olan yada tek ortağını kegemonyasında olan kapalı anonim şirketlerimiz var. bunların çok küçük bir kısmı veya karşısındaki çok küçük bir oran halka açık anonim şirketler, halka acık anonim şirket demek en az 250 ortagı olan şirket demek. ve halktan finanse olan şirket demek belki bir defa finanse olur halka arzla belki bir kaç defa halka arz yapar ama prensipte 250 ortak vardır ve o anonim şirket artık takip edilmelidir. kendi haline bırakılamaz kamunun aydınlatılması ilkesi bunun güvencesini oluşturur. halka acık sirketler içinde bir küçük kesitte bizim çok önemsediğimiz borsa şirketleri neden önemsiyoruz çünkü günde binlerce onbinlerce işleme konu oluyorlar.  ve hakikaten de kamunun menfaatini yakından ilgilendiriyorlar. amaç nedir?anonim şirkete 1600 lere bakalım hep küçük komendalarla şahıs şirketleriyle roma imparatorlugunda denizlerin aşılması için suriyeye, babiloyaya, ticaret yapabilmek için kurulan küçük birliktelikleri görüyoruz ortak girişimleri görüyoruz. ama ne zamanki hollandalılar üzernden anonim şirketler filizlenmeye basladı hep su soylem dillendirlir oldu anonoim sirkette kücük sermayeler bir araya gelecek havuz yapılacak bankalardada aynı şey soylenir sanayinin birikimine sunulacak harika. ama anonim şirketini boyle kullanabilmemiz için çok efektif çalışan bir hale getirmemiz lazım. çünkü ben bugün bir anonim şirkete gidip %5 le  %10 la ortak oldugum zaman söz sahibi olabiliyormuyum hayır. benim bundan bir yarar elde etmem kar saglamam tamamen çogunlugun insafına kalmış bir durumda. sistem bunu değiştiriyor. artık shareholder value dedigimiz pay sahipligi değerini cok ciddi bir anlamda yükselten yapıyla karşı karşıya gelecegiz. hemen tepede hala gerçek kişi olarak kendi ticari faaliyetini yürüten bireyler kooperatifler ve az sayıda şahıs şirketlerini görüyoruz. şu profilde en üstteki ücgeni bir keanra bırakalım. bunlar çünkü bizim aslında pramidin alt kısımlarına evrilmesini istedigimiz yapılar       amaç hep sermaye şirketi kurulsun hem birey kendini rahat hissetsin hemde muhatabı herkesin muhatabı seffaf bir yapı kurulsun. tahmininz nasıl olur en alttaki mavi kesit ve ortadaki yeşil kesit kaç şirket olabilir?

-Türkiyede mi?

 

-Evet Türkiye de. bugün sermaye şirketleri 15.02 salı günü en yetkili resmi agazın acıkladıgına gore 807 bin adet. yani ülkemizde limited ve anonim şirketlerin toplamı. bunlardan 91.bini anonim şirket. kalan 716 bin limited şirket. bu oranlarla nasıl baş edeceğiz. öyle bir yapı geliyorki sistemde değerli arkadaslar sermaye sirketiini seffaf eskinin değimiyle camdan cepleri olan denetlenen ay sahiplerinin haklarına rivayet eden efektif bir yapıya çevireceğiz. 807 bin sirketle bunu başarabilecekmiyiz? bu biraz güç gözüküyor. umudumuz var hukukcular hemen ikiye ayrıldı. 2005 te tasarı yayınlandıgında ben tasarıya olumlu bakanlardandım. hala olumlu bakıyorum elbette hukukcular bir araya geldigimizde eleştirdigimiz bazı noktalar var ama 50 ayrı yetkin hukucu birer kanun yapsa 50 ayrı kanun cıkar hakikaten hikmet sami türk hocanın ön ayak oldugu, ünal tekinalp hocanın komisyon başkanlıgını yaptıgı türk ticaret kanunu komisyonu büyük bir iş başardı. çünkü şunu memnuniyetle soyleyebilirim avrupa birligine entegrasyon sürecinde ortaklar hukuku faslımız var daha acılmadı. acıldıgı anda kapanacak. bizim lehimize. yani türkiye bu kanunla avrupa birligi entegrasyon sürecinde ortaklıklar hukuku faslının gereklerini yerine getirdi önünede geçti. bu çok önemli bir atılım. neden onemli bir atılım?

 

1- Sadece avrupa birliginin dayatmasıyla kendi gerçegimiz dışında bir kanun yapmak söz konusu olmadı. kendi değerlerimizden gerçeklerimizden hareketle bir kanun yapıldıgı kanaatine varıyoruz çünkü baktıgımızda büyük atatürkün 1926 da zemin hazırladıgı türk ticaret kanunu 57 de hitlerden kaçarak ülkemize gelerek 15 yıla aşkın büyük hizmetler veren “hirshin” hazırladıgı  türk ticaret kanunu çöpe atılmadı. burdaki birikimler yeni bir kanuna dönüştü. bakıyoruz ticari işletmede %30 kıymetli evrakta %5 sigorta ve deniz ticaretinde %70 değişiklikler var. yeni bir taşıma hukuku geldi.şirketler hukukindeki değişim oranı hukuki anlamda %95 olarak ifade ediliyor komisyon tarafından bu bir devrim gerçek anlamda fakat bu devrim sağlam bir hukuk alt yapısının üzerine kuruldu. umuyoruz ki başaraıyla uygulanacak nasıl uygulanabilir?              girişimciler şirketler hukukcular teknotlarlar yöneticiler mali müşavirler ve elbette devlet işbirliği yapacak ve buradan verimli sonuclar cıkarılacak. özellikle internet şirketleri açısından çok cazip fırsatları bahşeden kanunla karsı karsıyayız ona onemle temas etmeye çalışacagım.ana hedeflerimiz:

şirketleri evrensel normla tanıştırarak çağdaş bir seviyeye çıkarmak. avrupa birligi hukukuna entegrasyon ve bunu yaparken kendi hukuki alt yapımızı kurmak ticaret ve ekonomi düzenine yön verecek nitelikte bir kanun, çerçeve kanun  neden çerçeve kanun? ticaret hukuku dediğimiz zaman artık ucu olmayan bir hukuk sistemi ile karşı karsıyayız. ben üniversiteye girdiğimde üc dort kücük alanın birleşiminden oluşan bir alandı. ticari işletme şirketler kıymetli evrak dediğiniz zaman üzerine bir sermaye piyasası eklediginiz zaman yeterli oluyordu. yanına banka rekabet hukuku fikri sınaı mülküyet hakları eklendi uluslararası ticaret eklendi. artık ticaret hukukcusundan değilde bu modüllerden  herhangi birinin hukukcusu olarak anılmak gerekiyor. en onemli faktorlerden bitanesi yeni sistem uzmanlıga ve profesyonellige büyük onem veriyor. onun iz düşümlerine goz atacagız. kanunun 1-07-2012 de yürürlüge girecegini belirtelim. önümüzde 499 gün var kanunun önemli parametrelerinden muhasebe standartları 1-01-2013 te yürürlüge girecek. ve denetim de 2011-2012 yi de kapsayacak sekilde 01.01.13 ten itibaren basliyacak. acılıs blancoları ufrs ye göre yapılacak. ve bunu yaparken  11-12 ye ilişkin düzeltmeler gerçekleştirilecek. bagımsız denetim kurulsu devreye girecek 1 ocak 2013 ten itibaren. ve son anda  tobb talebi üzerine önemli bir yürürlük farkı oluştu internet sitesinin kurulması şirketlere zorunlu tutuldu.  zaten tasarı zorunlu tutuyordu kanunlaşmadan once. fakat 1 temmuz 2012 de yürürlüge girecekti. tobbun talebi ile vakit alması nedeniyle 1 temmuz 2013 tarihine ertelendi. burada onemle vurguayalım belki bu calısmanın onemli saptamalarından birisi  sizlerce onnceden bilinen bir faktor 1 temmuz 2013 tarihinden itibaren her sermaye şirketinin internet site olmak zorunda. yok mu? var. 5-10-50000 şirketin var. 750000 şirketin yok. peki internet sitesi olan şirketlerin durumu ne? en iyi şirketten en zayıfına kadar ele alalım. yada internet sitesi en zengin olanından en hafif olanına dogru donelim. bu yelpazede su anda hiçbir sirketin internet sitesinin içeriği ticaret kanuna uyum acısından istenilen seviyede değil. bu anlamda internet sitesi şirketlerine, internet şirketlerine, cok ciddi bir alan doguyor. bu alan asla internet sitesi yapmaktan ibaret bir alan değil. son derece interaktif katılımcı hareketli dinamik bir alan. internet sitesi şirketi çok kuşkusuzki güzel bir internet sitesi kurgulayacak ama bu internet sitesinin işlevselligide internet sitesi şirketinin çok önemli katkılarından biri olucak. hukukcu ile işbirligi yapılacak, içerigini hukukcu yonlendirecek. arada mutlaka hukukcuların bir cok faaliyetini mali müşavirler yürütür onlar devreye girecekler finansal faktorlerde. ilerleyen slaytlarda ele alacagız. 1524. madde de veb sitesinin içerigi a dan k bendine kadar sayılıyor kapmsamlı bir band war ve soyle bir yasak getiriliyor ilerleyen maddelerde. bir sermaye şirketinin internet sitesi olmazsa 600 gün hapiz cezası biraz abartılı. veya bunun karşılıgında adli para cezası verilecek. internet sitesi olupta gereken güncellemeyi yapmayan şirketlere 300 gün hapis cezası veya bunun karsılıgında adli para cezası kesilecek. takip edilir mi? kim takip edecek? sanayi ticaret bakanlıgı takip edecek. bagımsız denetim kurulusu raporlarında bunu bildirecek, böyle bir etkileşim var. bu alan cok oneml bir alan ne olursa olsun. cokta rekabete acılacak bir alan bir cok kimsenin de henüz farkında olmadıgı bir alan.  bugünkü bir calısmada buyrun efendim!!

 

-Ne içerecek web sitesinde?

 

ANLAM BEY: Bir şirketin yonetim kurulu yapısı, ödenmiş sermayesi, finansal tabloları, yıllık faaliyet raporu, bağımsız denetçinin verdiği rapor, pay sahiplerine aktarılması gereken bilgiler yada bazı pay sahiplerince sorulupta diğer pay sahiplerinin haberdar olmadıgı bilgiler. bunun otesinde kamunun aydınlanmasına ilişkin tebliğlerde kullanılacak olan bilgiler bayağ kapsamlı bir şekilde sayılmış. süreklide onu tazelemek gerekecek. önemli bir ihtiyaçla karşı karşıyayız. efendim bu çalışmadan geriye neler kalsın hiç olmazsa diye kendimize sorarsak şu yargı cümleleriyle karşı karşıya kalıyoruz.

1-cooperate governance geliyor. bütün sermaye şirketleri tüm parametreleriyle adil yönetilen şeffaf  hesap verebilir ve sorumlu işletmelere dönüşüyor.

2-şeffaflıgı ne temin ediyor uluslararası finansal raporlarlama standartları ve bunu inceliyecek olan bagımsız denetim bide bunu işlem denetimi tamamlıyor.

3-pay sahipligi olmanın degeri yükseliyor.

4-şirketlerin kurulusu ve yeniden yapılanması güçleniyor. artık uyuyan şirketler var dedik  pramidimizde bu uyuyan şirketlerin bir kısmı birleşecek bir kısmı bölünecek bir kısmı kapatılacak bazıları bir şirketler toplulugunun parcası haline dönüşecek. oldukca dinamik bir alan sistem de şunu soyluyor. ne yaparsan yap ama şirketini atıl halden kurtar ve hareketli hale geçir ona bir işlendik kazandır yargısını içeriyor. limited şirketler cok onemseniyor. bugün ülkemizde 5bin lirayta kurulan şirketlerle karşı karşıyayız. bu dürüst bir girişimci için iyi bir imkandır. ve bunu alıp yürütüp milyon dolarlara götüren işletmeler var. onlara saygımız sonsuz.  bide soyle bir kitle var. 5000 liraya şirketi kuruyor. 1250 lirasını oduyor 3750 lirası bi kenarda kalıyor.  o 1250 lirayı odeyip şirket kurduktan sonra bankaya gidiyor.  o banka ona müstakbel bir kıredi borçlusu gibi bakıyor çek defterini veriyor 20 tane çek yapragı var içinde bir iki çekini ödüyor sonra piyasayı dolandırıyor. böyle 100binlerce şirket var. karşılıksız çek meselesi hala çözülemedi. çünkü banka kredi borçlusuna ihtiyaç duyuyor. herkese kredi veriyor. oysa durum boyle olmamalı bu bakış acısından bir değişiklik geldi. 5000 lira yerine 25000 liralık asgari sermaye geliyor. 1 temmuz 2012 den sonra şirketlerimizin limited olanlarının sermayesini 5000 liradan 25 binliraya cıkaracagız. son bir  saptama holding diye uygulamada anılan şirketler toplulugu bambaşka bir düzene kavuşturuluyor. ilerde ve  ya bugün yeniden yapılanmalarla eğer bir şirketler toplulugu olusturuyorsak ve bunu oluşturacaksak hakim şirketin ciddi sorumluluk altında oldugunu belirtelim. burada sizlere sundugumuz calısmayı deloyd olarak kısa bir vade de internet sitesinden kamuya sunacagız. çeşitli web cast lerle duyuracagız. aynı amanda yürütülen bir kitap çalışması var. bilinçli olarak kanunun olgunlaşması bunula ilgili yürütülen tartışmaların belirli bir seviyeye gelmesi hedeflendi. bu yapı üzerinden hareket ettiğimizde 7 tane inceleme alanımız var. bunların hepsiyle ayrıntıları ile sizi rahatsız etmeyecegim ama kısa vadede internet sitesinden yayınlanacak olan bu slaytlarla ve dagıtılacak olan sayısız kitapla ticaret kanunun nüvesini bizzlere neler getirdigini sizlere sunmaya takdim etmeye çalışacagız bakalım şirketlerde ne değişti.  şeffaflık var sermaye korunacak, işletme konusu dışında işlem yapma yasağı kaldırılıyor yani şirketimize esas sözleşmesinde sütun sütun yazıyoruz mobilyacılık internet sitesi işletme bunu yapanlar var, gıda inşaat malesef ticaret sicilinin beklentileri bu yonde olduğu için böyle saçma bir  uygulama geliştirildi. ve bu konular dışında kalan işlemler şuanda geçersiz sayılıyor. bu sistem terket ediliyor. yeni sistemde bir şirketin yaptıgı her işlem geçerli ehliyet alanına girsin ve ya girmesin. anonimler açısından bir istisna var o da şuan da bizim inceleme alanımız değil. Birleşme ve bölünmeler yeniden düzenleniyor. bölünmeler ilk defa ticaret kanununa giriyor. tek kişilik şirket kurma imkanımız var. şuan da bir şirketiniz var yeni bir şirket kurmak istiyorsunuz tek başınıza yada o şirketinizin ortak olacağı şekilde, yeni şirketi kurgulama olanagına sahipsiniz. bagımsız denetim geliyor. şirketlerin için de anonimlerde murakıplar vardır, denetçiler genel kurul tarafından seçilen ülkemizde yarım sayfalık yıllık faaliyer raporları bir sayfalık denetim raporları düzenlenir. nasıl oluyorsa bunların içeriginde hersene tekrar kopyaları vardır. bu sistemde terk ediliyor artık bütün şirketler bağımsız denetim şirketleri tarafından denetlenecek. şeffaflıgına ve yonetsel finansal saydamlıgın unsurlarına bir goz atalım beraber. yönetim kurulu  yada limited şirkette müdürler kurulu. çok rahat bir şekilde toplanacak rahat bir şekilde karar alınacak. özenli sadık porfesyonel yonetici tarafından yönetilicek. ben girişimci olarak şirketimi yonetemeyecekmiyim? yonetebilecem. bir değişiklik yok.  ancak kuracagım yonetim yapısının sorumlulugu profesyonellige gore biçimlenecek. şirkette bir sürü yönetici var yönetim kurulu kurduk altında müdürler pazarlama muhasebe insan kaynakları müdürleri icra  kurulu uluşturduk bunların hepsini bir teşkilat yönetmeliginde düzenliyecegiz. dışardan şirkete bakan yada sizi bir internet şirketi sahibi olarak muhatabınızın size borcunu ödeyip ödemediğini nasıl inceliceksiniz ona nasıl güveniceksiniz?  artık o şirket sizin incelemenize açılıyor. Bunun için ticaret sicilinden onun  teşkilat yönetmeliğine bakacaksınız kimin yetkili olup olmadığını ne işlemleri yapabileceğini saptayabileceksiniz. Yöneticilerin sorumluluğu çok akıcı bir şekilde ve akılcı bir şekilde düzenlendi. Artık profesyonel yonetici haksız yere sorumlu tutulmayacak. Yönetici olmakta teşvik ediliyor. Yetki ve görev tanımlamalarının yer aldığı yerin teşkilat yönergesi olduğundan söz ettik. Kamuyu nasıl aydınlatacağız? Web sitesi ile zengin bir içerik sürekli güncellenecek ve güncellemeyene ciddi yaptırımlar gelecek. Finansal şeffaflıgın temel parametresi temel kaynagı aracı finansal tablolar olacak. Şirketler tek düzen hesabına göre tuttukları hesapları tamamen bir kenara bırakıcaklar artık ticari muhasebe ve vergi muhasebesi ayrımı ortadan kalkıyor. En sevindirici olay dünyanın hiçbir yerinde olmayan vergi muhasebesi sistemi bizde uygulanıyordu bu sistem terk ediliyor artık gerçekten bir ticari muhasebe olacak. Neye göre? Dünyada geçerli olan finansal muhasebe standartlarına göre. Sermaye piyasası kanunun yürürlüğe girdiği dönemde bir türkiye muhasebe standartları kurulu oluşturuldu. Standartları komisyon oluşturduğunda yayınlamaya başladılar. Artık bunlara standart diyeceğim yormamak için. Açılımı şu: uluslararası finansal raporlama ve denetleme standartlarına uyarlanmış türkiye muhasebe standartları. Bu standartlar egemen olacak.

1-tabloları standarda uygun tutacağız

2-gerçeğe uygun tutacağız

2 tane parametremiz var .

İsterse şirket borca batık olsun hiç önemli değil bubir yaptırım getirmez beraberinde. Dürüstçe şirketin fotoğrafını yansıtmamız gerekiyor . şeffaf ve izlenebilir bir yapı kuracağız. Yönetsel şeffaflığı nasıl sağlayacağız? Yönetim kurulu değerli arkadaşlar her sene yıllık faaliyet raporunu kapsamlı bir şekilde düzenleyecek şirketin mevcut durumu ne? Mali durumu nasıl seyrediyor? Hangi projeleri gerçeleştirdi? Ne zararlara uğradı?ne karlar elde etti? Şirketi kuşatan riskler nelerdir? Bunları yaparken bazı mali bilgilere yer verecek o mali bilgileri finansal tablolardan devşirecek. Bunun böyle  yapılacağını kim denetleyecek? Şirket içindeki denetçi genel kurul tarafından yönetim kurulundan beraber seçiliyor. Onun bu hususun güvencesi olması ihtimali yok. Bugün üülkemizde ilkokul mezunu olmayan hatta okuma yazma bilmeyen birisi bile anonim şirkete denetçi seçilebilir. Bu sistemin sonucu görüldü. Kanun yazar denetçi napar? Şirkete sürekli baskın düzenler kasayı inceler. Defterlere bakar yönetim kuruluna soru sorar. Şu işlemlerden nasıl sorun doğdu?. Eminim ki böyle oluyor. Kesinlikle uygulanmayan bir sistem. Bunun üzerinede bağımsız denetim sistemi devreye sokuluyor. Ölçülerden söz ettik bağımsız denetçinin şirket üzerinde bir vesaiti yok her sene yeniden seçiliyor. Bir yıllığına seçiyorsunuz.  Ertesi sene başka bir denetçi seçebilirsiniz. Veya aynı denetçi ile çalışabilirsiniz. Ama denetimin sonuçlarının etkilerini beraber ele alacağız arka arkaya denetçinin seçilmesinde herhangi bir sakınca görülmüyor. Bağımsız denetim yıllık denetim raporunda denetleyecek ve diyecekki şirkete halka açıksa zaten kendiliğinden kurulması zorunlu kapalı bir şirketse. EY şirket senin ciddi risklerle karşı karşıya gelmen söz konusu bu riskleri takip etmen ve kendini bu risklere karşı koruman gerekiyor. Hemen risklerin erken teşhisi komitesi kur. Bu komite yönetim kurulu üyelerinden oluşabilir. Üye olmayanlardan oluşabilir. Amaç şirketin kendi kendini denetleyebilmesi.  Limitedlerde ve anonimlerde  bunun kurulması söz konusu. Devam edelim. Tamamlayıcı bir denetime ihtiyaç var. Bağımsız denetçi şirketin hesaplarını denetler fakat değerli arkadaslar oyle işlemler vardırki bu işlemleri ayrıca denetlenmesi gerekir. Bağımsız denetçiye bu yetkiye vermiyor sistem objektif başka bir kişiye tain edicez işlem denetçisine. Şirketi kurarken , birleştirirken, bölerken,sermaye artırırken azaltırken, menkul kıymet çıkarırken . lmited şirkette ek ödeme yükümlülüklerini iade ederken v.s. 9 halde işlem denetçisi de rapor veriyor. O rapor olmadan artık biz işlemleri ticaret siciline kaydettiremeyeceğiz. Böyle bir yenilik var yapı boyle. Bu yapı kimin hizmetine sunuluyor ? şirketin.

–          Limited şirketleri  için standartlar daha çok yükseltiliyor. Ama anonim şirketleri içinde daha önce bir anonim şirketi kurmak için 5 kişi daha büyük bir sermaye gerekiyordu şimdi sanırım bir kişi gerekiyor. Ordada bir kolaylaşma mı söz konusu?

–          Kuruluş açısından mı?

–          Evet.

–          Evet bir kişiyle şirketi kurabileceksiniz hatta bir kişiyle şirketi yönetebileceksiniz. Limited de de ananoimdede bu boyle. Büyük bir kolaylık sağlanıyor bu anlamda. Sizce yarar sağlar mı bu?

–          İyi bişey heralde konuyu tam bilmiyorum ama. Neden boyle yaptılar?

–          Şundan dolayıdır; hukuta saman adam dedigimiz bir figür var limited şirketlerde bir kişi şirket kurmak istediği zaman mutlaka yanına birisini almak zorunda kalıyor anonimde de 4 kişiyi almak zorunda kalıyor. Bunların bir çoğu sadece imza atarak devreye giren fazla şirket hakkında söz sahibi olmayan kimseler gerçeğe de uygun değil 5 kişinin gözükmesi. Dedilerki biz bunu gerçekle özdeşleştirelim. İnsanlara girişimlerde yüklenecekleri riskleri sınırlandırma imkanı verelim dediler. Avrupadaki gibi tek ortaklı şirkete gidildi.

–          -belki yeri değil ama bir sorum var..bizde şirket kurmak zor bir süreç galiba haftalar sürüyor ama avrupada gidip 1 günde halledebiliyorsunuz. Türkiyede neden yavaş?

–          Türkiyede anonim yada limited şirketi kurarken gereken belgeler çok hızlı hazırlandığı takdir de 10-20 gün arasında kurulması söz konusu.fakat yine burdaki katılımcılar açısından fırsat yaratan bir alana değinme imkanı bana tanıdınız çok sağolun. Yeni sistemde henüz bununla ilgili bir düzenleme yok kanun yan düzenlemelerle tamamlanacak. Elektronik şirket kuruluşu geliyor. Buda internet sitelerine yeni bir imkan veriyor.bu çok tartışmalara yol açtı Cumartesi noterler birliğinin bir toplantısına katıldım. Noterler bu konuda çok tepkili. Çünkü noter devreden çıkartılıyor onlar diyorki şirket kurma iradesini biz tespit ediyoruz bu irade nasıl saptanıcak? Sistem şöyle olacak. Kişiler beraber ana sözleşme hazırlayacaklar, altlarına elektronik imza atacaklar ve kep denen bir sistem kuruluyor. Kayıtlı elektronik posta sistemi adı altında. Bu güvenli bir posta sistemi. Onun üzerinden ticaret siciline bildirim yapacaklar ve şirketin kurulması olacak. Tabiki bunu biz kendimiz yapamayacağız. Gelip sizin şirketlerinizden yapacağız. Buda bir imkan elektronik danışmanlık olacak şirketlere diye tahmin ediyorum.  Ve bu olasılıklarda da yine şirket kurmanın içeriği hazırsa muhtemelen bir günde şirket kurulabilecek.

–          Limited şirketlerin finansal tablolarını herkese açması durumu söz konusu. Ben yeni girişim olarak şirketimi kurdum ama görüyorum ki bir sene boyunca zarar edeceğim çok yeni bir şirketim ve zarar ettiğimi web sitemden insanlar görecek. Yeni müşteri geldiği zaman finansal tablolarıma bakıp bu şirket zarar ediyor seneye belkide bu firmayı bulamayacağım diye düşünerek benle çalışmamak isteyebilir.

–          Hukuk bunu sorun olarak görmüyor. Sistemimizde bu ilk tablodaki aktif şirketleri kastediyorum o aktif şirketleri %80-%85 i teknik iflas dediğimiz durumda yani borca batıklıktan duruma kurtarmaya kadar olan yelpazede bir oraya bir buraya gidiyor. Şirketler karlı göstermenin yolunu bulacak. Futbol kulüplerinde görüyoruz. İki şirket kuruyorlar şirketlerden bir tanesi zararlı işlemleri yükleniyor sürekli zararda. Makyaj şirketi sürekli karlı işlemleri üstleniyor sürekli karlı.

–          Benim korkumda bağımsız denetçiler şu anki muhasebecilere dönerse eğer, şuanda en iyi muhasebeci en az vergi çıkartan muhasebeci.bu durumda karda gösteren bağımsız denetçi de en iyi bağımsız denetçi olacak.

–          Çok haklısınız meşhur bir fıkra vardır. Hukukçuları ve muhasebecileri anlatan.çokta iyi fıkra anlatamam ama durumu özetliyor . bir iş adamı hukukçusunu çağırmış 2+2 kaç eder demiş. Hukuçu herzamanki gibi üst üste koyarsanız bir anlam ifade etmez alt alta koyup çıkarırsanız 0 eder yanyana koyup toplarsanız 4 eder  duruma göre değişir demiş hiçbir doyurucu yanıt verememiş. Muhasebeci soruyu duyduğu zaman kapıyı örtmüş pencereleri kapatmış ve demişki efendim siz kaç etmesini istersiniz? Bu bir gerçek! Çok haklısınız bunun çözümü var ama kanunda. Oda şu eğer bir meslek mensubu meslek kurallarını ihlal edecek olursa ağır yaptırımlara tabi olacak bağımsız denetçi. Bunlar kimler? Önceden de sormuştunuz hemen paylaşayım. Bağımsız denetim kuruluşu olacak. Yeminli mavi müşavir yada serbest mali müşavir olacak. O rakamlarıda size sunayım. Bugün ülkemizde 3000 yeminli mali müşavir var. 1800 ü aktif, 1200 emekli olmuş. 70000 serbest muhasebeci mali müşavir var. Ve bunlar dışındada bu kategoride olmayan muhasebeciler var. 70000 de bildiğim kadarıyla %30 u pasif durumda %70 i aktif durumda. Bunların hepsi şuanda türmob tarafından çeşitli kurumlar tarafından ciddi eğitimlerden geçiriliyor. Ama bunlar çok komplime eğitimler. Kısa 3 haftalık 6 haftalık bilemediniz 3 ile 6 aylık eğitimler. Ama bi yanda da bugün sermaye piyasası kuruluşlarını denetleyen bağımsız denetim kuruluşları varki onların bünyesinde çalışan yeminli mali müşavirler servest muhasebeci mali müşavirler zaten ufrs kuralları biliyor. Bu giderek geniş kitleye yayılacak. Hukukçularda şöyle bir durum var. 2002 yılında 1-2 yıl içinde medeni kanun iş kanun ceza kanunu icra-iflas kanunu değişince 400 yargıcımız adalet bakanlığına bir dilekçe vererek şu gerekçeyle emekliliğe ayrıldılar: Yeni çıkan kanunlar! Bunlara adaptasyon güçlüğü, yeni sistemde de bu yeni kurallara adapte olamayan bir çok mali müşavir bu görevi yapamayacak. Ama işaret ettiğiniz durum sosyolojik olarak çok doğru. Önemli bir kesimi ben bunu biliyorum diye yapmaya devam edecek. Ve şirketler kendi menfaatlerine uygun denetçiyi bulmaya çalışacaklar. Bunuda kim denetleyecek? Kamu gözetim kurumunun kurulması düşünülüyor bunun için. Kanun tasarısı mecliste umuyorum ki bu husus denetlenir dediğiniz gibi eğer öyle bakkal hesabı kılıfına uyduracak şekilde yürürse kanun hiçbir amaca ulaşmayacak.

–          Bu sene içersinde kobi zirvesindeydim orda şöyle bir istatistik paylaşıldı. Avrupadaki kobi şirketlerinin normal ticaret içerisindeki yüzdesi %30 seviyesindeydi. Yani türkiyeye kıyasla küçük işletmeler ekonominin içersinde varlar. Türkiyede ki küçük işletmelerin işleri dahada zorlaştırıyor devlet strateji olarak daha az şirket ama daha güçlü şirketleri hedefleniyor. Bununda sebebi sistem kaynaklarını daha dogru kullanılması. Yani şuan bir şirketin danışman istihdamı ve bir çok departman oluşturması çok zor. Ama birleşerek  bu mümkün hale gelecek. Oda aslında sermayenin güçlü etkisi anlamına geliyor. Küçük işletmeler için zor bir dönem bana göre.

–          Büyük maliyetler ortaya çıkacak ciddi yaptırımlar yeni bir sayfa açılıyor  yeni yükümlülükler geliyor beraberinde. Birleşme akılcı gözüküyor. Çünkü sistem daha güçlü aktörler oluşturmayı hedefliyor. Bunun insafsız ve haksız bir yönüde var. Dürüst olmak isteyen küçük işletmelerde var. Onların muhafaza edilmesi ve desteklenmesi gerekiyor. Bir destek şu onların tabi olacağı muhasebe standartları biraz daha makul ve akılcı şekilde belirlenecek sistemde 3 e ayrılıyor küçük orta büyük sermayeli şirketler diye.  Küçük ve ortalara uygulanacak muhasebe ve denetim şeyleri biraz daha insaflı ve makul olacak. Kapsamıda daha dar belirlenecek. Sistem hep şirketleri birleştirmeye yönlendiriyor.

–          Ticaret kanunu devamı gibi bir soru olacak. Şimdi modern ülkelerden bazı yönlerde ilerde gibi gözüküyoruz. İnternet teknoloji şirketlerini düşünüyorum amerikayı düşünüyorum orda kuruluş sermayelerini bildiğim kadarıyla düşürmeye çalışıyorlar. Ve beyana dayalı güvene dayalı bir sistem var. Türkiyede damga vuruluyor mühür veriliyor matbaanın saati yazılıyor. Amerikada bir kağıt parçasına 30$ a sana bir şey sattım diyosunuz. Orda yakalarsam çok ağır cezalar var ve şeffaflık derecesi       mesela halka açık olmayan şirketin finansal tabloları görünmüyor ama çok daha başarılı bir ticari sistem var gibi görünüyor. Türkiyede ki bu giden sistemin arkadasların dediği gibi oturmuş bir anlamda  ciddiyet getiriyor ama ben modern dünyada en azından amerikada başka bir sisteminde olduğunu düşünüyorum.

–          İngilterede 10 sterline şahıs şirketi kurmak mümkün. Companies house gidip kaydettirip bunu kurmak mümkün Amerikada da düşük bir fiyatla mümkün. Bir mali müşavir atama yükümlülüğünüz bile yok.  Normal standart internette dolaşan şirket sözleşmesini basıp altına imza atıp harcı yatırıp şirketi kurabiliyorsunuz. Ve siz çok güzel vurguladınız demokratik ülkelerde amerikayı kastetmiyorum isveçi ele alalım japonyayı ele alalım sistem şudur. Devlet çok kuvvetlidir, insan haklarına saygılıdır, yakaladımı tokadı patlatır. Hiç farketmez. İhlal eden tarafı ağır cezalandırır ama insan haklarına saygılıdır. Ordaki sistemde yakalayacak olan unsurlar çok kuvvetli.  İhbar anlayışı var vatandaş avrupada yan dairede karton kutuları doğru çöp kutusuna atmayan adamı gidip ihbar ediyor. Bizde ihbar etsek dayak yeriz. Mekanizmalar devreye girmiyor. 911 e bir şikayette bulunursunuz saat 10 dan sonra çamaşır makinasını  çalıştıran komşunuzu şikayet ettiniz polis gelir onu uyarır.bizde bunu yaptığınız zaman polis bizi kovalar. Bizde yaptırımın  iyi uygulanamayacağı iyi bilidiği için işi baştan sıkı tutulamaya gidildi. Sosyolojik açıdan bu çok tartışılır bişey.

–          Finansal tabloların açıklanması konusunda hukuken böyle bakılmıyor dediniz.halka açık olmayan bir şirketin finansal tabloları neden açıklansın?  Bu diğer gelişmiş ülkelerde de böyle mi?

–          Avrupada yaklaşım böyle ingiltere de ve amerika da böyle değil. Bizde hukukçular olarak bir çok şeyin şeffaf olmasını çok mantıklı bulduk. Ama finansal tabloların şeffaflığının ortaklar arasında olmalı.muhataplara duyurulması çok doğru olmayacak sadece şunu söyleyebilirim görüşünüzün kökenindeki kaygıya tamamen katılıyorum. Şirket kendini açmış olacak. Belki şirket az zarardadır şuanda ama çok iyi bir şirket kısa zamanda toparlanabilir yada bütün işleri dürüst yapıyor neden  finansal tabloları yayımlayarak dez avantajlı duruma düşülsün? Kanunu bu yönde inanın bende eleştiriyorum.sadece kanunun buna cevabı şu. Eğer bütün işletmeler yada piyasada aktif olan işletmelerin tamamı finansal tablolarını bu şekilde ilan ederse herkesin bu durumda olduğu görülecek. Ve şirketin zararda olması gibi durumlar onunla ticari ilişki kurulması için bir kaygı noktası olmayacak zaten insanların tahmin ettiği hususlariyice açığa çıkmış olacak. Kanun böyle cevap veriyor ben bu cevabın tatminkar olmadığı konusunda size katılıyorum.

–          Herkes aynı konumda olacak dolayısıyla aynı konumda olan herkes zaten zararda görünüyor olacak sizin dezavantajınız çok göze çarpmayacak diye değerlendiriliyor oysa ki bu yeni kurulan şirketler içn bu şekilde olmuş olacak. Mesela o kritik eşiği birkaç sene önce kurulmuş  ve kritik eşiği geçmiş olan şirketler belki zarardan yukarıya doğru geçmiş olacaklar biz daha başarılı bir iş yapacak olsak bile  yeni kurulduğumuz için ve daha o eşiği aşmadığımız için yeni kurulduğumuzdan dezavantajlı durumda kalmış olacağız.

–          Kesinlikle katılıyorum. Bugüne kadar çok kapalıydık  kapalılığı abartmıştık. Yeni sistemde de şeffaflığı abartıyoruz.

–          Bu sistemde kobilerin sınıflandırması nelere göre yapılıyor?

1-yıl içinde ortalama çalışan sayısı

2-zararlar düşüldükten sonraki aktif büyüklüğü

3-son 12 ay içerisindeki satışlar toplamı.

–          Şirketin yaşı çok önemli bir parametre. Nasıl bir çocuğun 5 yaşına kadar ki bakımıyla 20 yaşındaki bir insanın ihtiyaçları nasıl farklıysa bütün hikayede bundan kaynaklanıyor.yaş farklarına rağmen uygulanacak vergiler, bütün bu kanunların hepsini aslında ölçeklendirilmesi gerekiyor. Vergi oranlarında bir ölçeklendirilme getirilecek mi? İngilterede irlandada şirketlerin büyümesi için o dönemlerdeki vergi ölçekleri çok farklı Türkiye de de böyle bir şey olacak mı?

–          Türkiye de bu düzenlemeler konusunda mali mevzuatı ticaret kanunu henüz etkilemiyor. Maliyenin resmi açıklamalara göre türk ticaret kanunun gereklerini yerine getirmek için hertürlü düzenlemeyi hazır olduğunu açıkladığını görüyoruz. Ama bunlar içinde acaba şirket yaşlarına göre bir vergi dilimlemesi farklılaştırılması yaratacak mı? O konuda kamu oyuna sunulan bir bilgi yok.

–          Peki sizce yaş bir parametre olarak tanımlamada alınmalı mı? Yani eklenebilir bi yapı mı?

–          Yapılması lazım. Yani eğer biz girişimi teşvik edeceksek                sistem olarak yani sistem sadece mevcut sistemdeki şirketlerin hepsini aktif aktörler haline getirmekle yetinmemeli. Yeni girişimlerede imkan tanımalı rekabeti açıyor ve sert bir rekabete mağruz bırakıyor yeni işletmeleri hiç olmazsa startup döneminde hiç olmazsa ilk üç yıl için çok daha makul uygulamalar getirilmeli ben buna katılıyorum. Bütün bu sistem neye hizmet ediyor dedik? Şirketin ana kararlarını yönetim kurulu dışında kim verecek genel kurul. Ben pay sahibi olarak genel kurulda insiyatifimi kullanabiliyorum. Onun dışında şirketten dahi içeri sokulmayabilirim. Çok önemli bişey. Bu yüzden de genel kurul benim için kritik bir alan hangi anlamda kritik bir alan benim oy hakkımı kullanacağım anlamında. Neye göre kullanacağım. Finansal tablolara göre, bağımsız denetim raporlarına göre oy kullanacağı, pay sahibinin bilgi alma hakları güçlendiriliyor. Üreticinin bilgi alma hakları güçlendiriliyor. Artık uzmanlardan gelen bilgilerle daha sağlıklı kararlar verilebilecek birkaç uygulama alanına beraber bakalım. Bireysel şeffaflıkta bilgi toplumu hizmetleri büyük bir  ilgi kazanıcak. Yönetim kurulu daha fazla izlenebilir hale gelecek elbetteki şirketler şirket sırlarını açıklamakla yükümlü olmayacak. Fakat bir çok verilerini web siteler üzerinden 3. Kişilere açıklayacaklar. Yöneticilerin sorumluluk sistemlerine değindik. Kurumsal yönetim , sermayenin korunması, bağımsız denetçi raporunun etkilerini irdeliyeceğiz. Bu bizim için çok önem taşıyor. Belkide sizin değindiğiniz sakıncaların ne denli önemli olduğunu ortaya koyacak. Şirkette sermaya nasıl kurulacak yeni sisteme bir bakalım. Yeni bir şirket kurmak istediğimiz zaman sizlerin şirketleri var ama yeni yapılanmalarada mutlaka gideceksiniz. O bir ve arkadaşları şirket kurarken sermaye artırırken bir defa bütün ödemeleri banka üzerinden yapacaklar. O bir, üreticiler şirket kaynaklarını artık kullanamayacaklar bu bir yenilik. Hiçbir şirkette ortak ve yönetici şirketin kasasından para alıp kullanamayacak. Peki fiilen bunu engelleyebilecek miyiz? Amaç şu: bugüne kadar küçük pay sahibinin hiçbir şirkette hiçbir hakkı yoktu hakim pay sahibi akşam çıkarken kasadan gereken parayı cebine alıyor gazinoya gidiyor parayı harcıyor yada taksitlerini ödüyor. Yeni sistemde ortakların ve yöneticilerin şirketle işlem yapması şirketin bunlar için teminat vermesi, kefil olması, garanti vermesi, senet düzenlemesi söz konusu olmayacak. Ufrs tamam genel kurulda pay sahipleri şirketin gerçek durumunu görecek, mal varlığını etkileyen önemli işlemler işlem denetiminden geçecek. Risklerin erken teşhisi komitesi kurulacak. Birleşmeye ve yönelmeye göz atalım. Şirketlerin birleşmesi ve bölünmesi kolaylaştı. Şirketiniz büyüdü bundan iki tane şirket yaratmak istiyorsunuz. Bu modellerden yararlanabilirsiniz. Bugünde kurumlar vergisi kanunuda ve tebliğde var fakat çok yetersiz ticaret kanunu bunu her yönüyle düzenliyor. D Şirketinizin E ve F ye bölüyorsunuz. Hem şirketinizin yeni bir kurumsal kimliğe ihtiyacı var. Artık D ortada olsun istemiyorsunuz. E ve F yi yaratırsınız yola devam edersiniz. Tam bölünme. Kısmi bölünmede G güzel bir şirket ama bazı kapasiteleri atıl yada bazı kapasiteleri başka bünyede yürümeli ikinci yapıyı kullanabilirsiniz bölünmede kısmi bölünme yapısını kullanabilirsiniz. Nasıl şirketler birleşecek çok kısa bu tabloda görülüyor iki şirketin yönetim kurulu bir araya gelip müzakere yapacaklar, sözleşme imzalıyacaklar, birleşme raporu hazırlayacaklar alacaklıların haklarını koruyacaklar belki bunlar çok teknik hususlar ama bunların hepsi düzenlendi işlem denetiminden geçecek genel kurul tasdik edecek, ticaret siciline kayıt yapılacak. Soru olursa daha derinleştiririz memnuniyetle bazı şeyleri hızlı geçeceğim. Tek kişilik ortaklığımız nasıl kuruluyor? Hangi sistemde yararlanabiliriz tek kişilik ortaklıktan? En sağda aşağıda special workers weakers. Gözükmek istemiyoruz yada doğrudan kendi bünyemizde bir ortaklık kurmak istemiyoruz başka bir internet şirketiyle ortaklık kuracağız.  M yiz biz. M şirketine bir tane M st yi kurarız. Yani yeni bir şirket kurarız tek ortaklı. N şirketi ile beraber gider bir joint venture meydana getirebiliriz. Yada gerçek kişi yeni bir şirket kuracağız gidip kendi adımıza yeni bir şirket kurmak üzere hareket etme şansımız var. Bölünme önceden de vardı vergi usül kanunda hala var vu buna istinaden çıkartılmış bir sanayi ticaret kanunu maliye bakanlığı ortak tebliği var. Maddi hukuk düzenlenmemişti. Bölünme ne olur? Nasıl sorumluluklar doğurur? Yeni sistem bunu düzenliyor. Ve iyice açıklığa kavuşturuyor onu vurgulayalım. Tek kişilik şirketin bu kadar zengin bir uygulama alanı var. Tabi çok önemli bir soru akla geliyor. Değerli bir katılımcımız arada sordu.

–          Tek başıma şirket kuruyorum tek başıma yönetebilir miyim?  Bu şirketi kurmamın anlamı ne? Acaba şirketle ortak birbirinden nasıl ayrılacak?

–          Evet. O şirkette herhangi 1000 ortaklı şirket gibi yine bağımsız denetime tabii olacak, Yine hesaplarını düzgün tutacak, ortağı yine şirket kaynaklarına dokunamayacak. Bir defa şirkete ne kadar tahsis ettiği belli olacak şirket kasasından bişey kullanmaya kalkışırsa yaptırıma tabi olacak ona biraz sonra özellikle ortaklara uygulanan yasaklar aşamasında geleceğiz.

–          Kişi kendi kaynaklarından sorumlu. Tek kişilik şirket yine vergi borçlarından sorumlu mu evini arabasını verecek mi?

–          Anonim şirketse aynı zamanda yönetici değilse sadece ortaksa bütün sorumluluğu sınırlandırılıyor. Vergi borcu dahil olmak üzere. Anonim şirketleri, limited de de anonim yönetim kurulu üyeleri ve imza yetkilileri, limited de ise müdürler vergi borcundan sınırsız sorumlu. Sadece ortak olanlar anonimde vergi borcundan sorumlu değiller. Limited de bugüne kadar neyse yarında o olacak ticaret kanunu bişey değiştirmiyor. 1183 sayılı kanuna göre; ortaklar şirketin kamu borçlarından sermaye katılım oranında sorumludur. Örneğin şirketin 700 bin ssk ve vergi borcu var. Ve ben %40 ortağıyım. Müdürde değilim müdür olsam tamamından sorumlu olurdum. %40 ortağı olduğum için 280 binlira borçluyum.  Bağımsız denetim neler getirecek? Bağımsız denetçi kimler olabilecek? Dışardan objektif uzmanlaşmış ihtisaslaşmış kişilerin bu görevi yerine getireceğini belirtelim. Üç kategori meslek mensubu bu görevi yerine getirecek. Yeminli mali müşavir, serbest muhasebeci mali müşavir, bağımsız denetim kuruluşu. Şirketler çıkarılacak bir tebliğ ile küçük,orta,büyük sermaye şirketlerine ayrılacak başta kanunda bu kıstaslar getirilmişti kanundan çıkarıldı şimdi tebliğ ile getirilecek. Bu Cuma günü de 18-19-20 sapancada ticaret bakanının yönetiminde 2. Düzenleme toplantısı başlıyor akademisyenler meslek mensupları alan uzmanları toplanıyorlar tebliğlerin hazırlanmasına hızla başlanıyor ki önümüzdeki 14 aylık dönemde bunlar yetişebilsin diye. Bu tebliğler içinde dedimki bir tanesi küçük,orta,büyükleri birbirinden ayıracak kriterlerle küçük ve orta işletmeleri yeminli mali müşavirler ve serbest mali müşavirler denetleyebilecek, yine bağımsız denetim kuruluşları denetleyebilecek. Büyükleri sadece bağımsız denetim kuruluşları denetleyebilecek sadece şuankilere açık değil bu alan mevcut durumda  da yeminli mali müşavirler sertifikasyon ve lisans almak suretiyle bağımsız denetim kuruluşlarını meydana getirebilecekler. Sistem şöyle kurgulanmış bağımsız denetimci bir yıllığına seçiliyor. Kim seçiyor? Yönetim kurulunun önerisi üzerine genel kurul. Ben sizlere bugünkü çalışma açısından önem taşıyan bir hususun şimdiden altını çizeyim. Bağımsız denetim yapılıyor da ne oluyor? Bağımsız denetimin sonuçları şöyle bir  etki yaratıyor. Dört tür etki çıkıyor.

1-olumlu rapor

2-sınırlı olumlu rapor(şartlı)

3-olumsuz rapor

4-ret

Olumlu rapor:şirketin mali tabloları ve yıllık faaliyet raporu standartlara ve gerçeğe uygundur.sadece olumlu rapordan beklenen sonuçları alabileceğiz. Sınırlı olumlu rapor: genel olarak standartlara ve gerçeğe uygundur fakat bazı konularda eksiklikler vardır. Olumsuz rapor: standartlara veya gerçeğe aykırıdır. Ret(kaçınma yazısı): ben denetçi olarak bu şirketi denetleyemiyorum. Bana bilgiler belgeler sunulmuyor, belgeler denetlemeye elverişli değil, standartlara göre tutulmamış, kesinlikle inceleme yapamıyorum. 4 tür rapor verilmesi lazım. Kanun hiç beklenmedik bir düzen getirdi. Bağımsız denetçiden olumlu rapor alınamazsa ne olur? Yönetim kurulu, genel kurul toplantı yapmakla çağırıyor. Genel kurul toplandığı anda yönetim kurulu iflas etmiş sayılıyor genel kurul yeni bir yönetim kurulu seçecek aynı yönetim kurulunu seçebilir. Ve yeni yönetim kuruluna şu görevi verecek: Derhal düzgün tablo hazırla ve bunu denetimden geçirt olumlu rapor al ve bunu bana sun. Olumlu rapor alınana kadar genel kurul  mali konularda karar alma yeteneğini yitiriyor. Genel kurul tabloları tasdik edemiyor, yöneticileri ibra edemiyor, kar dağıtımına karar veremiyor, sermaye artırımı, azaltımına karar veremiyor, yatırım kararları, yedek akçeler üzerine tasarruf kararları alamıyor. Bütün sistem mali açıdan kilitleniyor. Oldukça katı ve çarpıcı bir etki. Mutlaka yararları var dezavantajları var. Bu sorunu aşmak için 2 tane yöntem var.

1-her şirket kendi kendini denetleyecek. Bir iç denetim yapısı oluşturacak. Öyle bir sistem oluşturacak ki finansal tablolara uygun tablolar düzenleyecek üstelik gerçekten de ayrılmayacak. Herşey gerçeğe uygun düzenli bir şekilde ortaya konacak. Kendi iç denetiminden geçecek. İç denetim diyecek ki artık finansal tabloları denetimden geçirmeye hazırsın. Denetimden yamuk rapor gelmez olumlu rapor gelir. Bu raddeye gelindiği zaman bağımsız denetçinin şirket üzerinde hiçbir olumsuz etkisi olamaz.

2-birde ara yöntem var. Ne zaman raporlar denetlenecek? 31-12-2011 veya dönemi kapattık. 30-06-2011 hemen finansal tabloları hazırlıyoruz genel kurul toplayana kadar finansal tabloları denetçinin denetiminden geçireceğiz. Denetçi geldi hesapları inceliyor. Dediki şu kalemler standartlara uygun değil, şu kalemler gerçeğe uygun değil. Biz bunları gerçeğe uygun olarak düzeltirsek, bunu düzeltmemiz meşru hukuka uygun çünkü daha kesinleşmedi bu tablolar. Genel kurul nezninde olumlu bir denetçi raporuyla genel kurula katılmaya hak kazanacağız. Çünkü denetçi ile şirket arasında, yönetim arasında bu tür bir dirsek teması meşru kabul ediliyor. Görüş ayrılığı çıkarsa 397. Maddeye göre mahkemeye başvuracak kimin dediğinin doğru olduğunu mahkeme tain edecek ordan devam edilecek. o yüzden hızlı mahkemelere ihtiyacımız var. Sistemin yerine getirilmesi için ihtisas mahkemelerinin oluşumu kaçınılmaz bir ihtiyaç olarak gözüküyor. Çünkü mevcut ticaret mahkemelerinin iş yükü zaten ağır.

–          Tek kişilik bir anonim şirket sahibi sonuçta hem genel kurulda tek kişi olarak hem yönetim kurulunda tek kişi olarak duruyor. Bağımsız denetçiden de düzgün bir rapor alamadığı zaman şirket noluyor?

–          Çok haklısınız bunun sonucu kanunda düzenlenmiyor. Bir şirket bir türlü bağımsız denetçiden olumlu rapor alamıyor buna rağmen mali kararları alıyor. Kimsede bunların geçersizliğini ileri sürmüyor karlar dağıtılıyor, uygulamalar yapılıyor, bunun yaptırımı kanunda sadece adli para cezası ile öngörülmüş. Acaba bu şirketin kapatılması yol açabilir mi? Sana ticaret bakanlığının fesih davası açması düşünülebilir mi? Düşünülebilir di ama kanunda şimdilik bununla ilgili bişey yok. Yani şirketlere kapatma yaptırımı henüz getirilmemiş. Bağımsız denetimin böyle çarpıcı bir etkiye sahip olması çok dikkat çekici, yadırganabilir. Ancak şirket kendi kendini denetlerse, denetimin de denetimi gerçekleştirilebilirse başarıya ulaşılabilecek değerli arkadaşlarımdan şöyle yaklaşımlar geldi %100 katılıyorum. Bir şirketin bağımsız denetim yapması finansal tablolarını şeffaflaştırması, bunlar ağır maliyetler gerektirecek. Şirketi muhattapları karşısında zor duruma düşürebilicek bunlar hiç cazip değil. Bunlar doğrudur. Dürüst işletmeler içinde geçerlidir. İşletmeler sadece hile yapmak için bağımsız denetimden kaçmıyorlar. Bunun ağır maliyetleri ağır kırtasiyesi olduğu içindekaçıyorlar. Ancak sistem bunun üzerine kurgulandı. Artık dünya avrupadaki gibi özellikle sertifikalı uzmanlar tarafından şirketin denetim fikri ağırlık kazandı. Denetlenecek olan husus finansal tablolar yıllık faaliyet raporu hangi ölçülere göre standartlara ve gerçeğe. Amaç dürüst resim verme bir bağımsız denetçi, bağımsız denetim dışında sadece vergi danışmanlığı ve vergi denetimi yapabilecek. Danışmanlık veya işlem denetimi gibi faaliyetlerde bulunamayacak. Nasıl verimli sonuç alınabilir? Verimli sonuç almanın yegane yöntemi şirketin kendi kendini düzgün denetlemesi ve işletmesi. İşlem denetimi bahsettiğimiz 9 işlemde geçerli. Bunlar özel bir denetçi raporu alınmadan bugün nasıl sermaye artırımı yapmak için yeminli mali müşavirden anonim şirkete rapor alıyoruz sermaye ödendi diye bukez işlem denetçisi devreye giriyor anonim şirkette kuruluşta yenilikler var yönetim örgütünün yapılanmasına işleyişte yenilikler var, sorumlulukta yenilikler var bunlara ana hatlarıyla değinmek istiyorum müsadenizle. Sizlere girişim ruhu yüksek katılımcılar olarak bir fırsat alanı sunmak istiyorum. İnternet sitesi kurmak dışında, yeni bir alanda bahsetmek istiyorum. Kuruluşta halka arz. Çok önemli bir model. Tasarıda açıklanan bu modeli bizim işletmelerimiz kullanabilecek mi? Bir şirket halka açılmak istiyorsa sermaye  piyasası kurumu aracılığıyla izahname ve sirküler yayınlar hisselerini, tahvillerini menkul kıymetlerini satışa sunar ve bu yöntemle satış gerçekleşir. Eğer bu yöntemle 250 ortağa ulaşırsak halka açık bir anonim ortaklık oluruz. Yeni sistem şunu getiriyor. Kuruluşta şirketi halka arz edebiliriz. Peki bu bize hangi fırsat alanını yaratıyor?  Yeni bir şirket kuruyoruz. Şirketimiz zaten iyi durumda, ama yeni bir proje yarattık belki yeni bir şirketle bu işi yürütmek çok daha yararlı olacak. E-tohum ekibinden 100 binlira girişim sermayesi sağladık bu şirketi kurmamız için 2 milyonliraya ihtiyacımız var. Halka duyurduk projemiz çok değerli bir proje sermaye piyasası aracılığıyla bunu halka duyuracağız, projeyi her yönüyle açıklamak zorunda değiliz. Dürüstçe açıklamamız yeter. 100 bin lirayı 8 kişi sağlasın, 2 milyona ihtiyacımız var. 1.handikap: Halka açıldıktan sonra 2 milyonu halk ödemezse orta vadede siz ödeyeceksiniz fakat projenize güveniyorsanız halka açtınız projeyi halk bu işe 10 milyon lira verdi hisseleri sundunuz öyle bir talep geldiki bide ön talep öyle bir kesin talep geldiki 10 milyon lira para toplanacak. Kuracağımız şirketin adı A4 şirketi. Halktan gelen 10 milyonliraının 2 milyonu A4 şirketine gidiyor. 8 milyon lirası kuruculara.

–          Halkın parası düşmüyormu %80 oranında değer kaybetmiyor mu?

–          Bunun ayrıntıları düzenlenmedi ama bi şekilde kurulan şirketin değerinden bu karşılanıyor.

–          Bunu imkb de mi halka arz ediyor

–          Evet imkb üzerinden ve bu birincil piyasa işlemi. Geçmiş üç sene karı aranmadan.

–          Konyada bir çok holding makbuz karşılığında şirketi halka arz ettiler. Fakat denetim çok sıkıntılı olduğu için bu şirketlere devlet el koydu halk parasını almadı şirket parasını almadı o para devletin kasasına girdi. Halk ışık görürse 2 milyon 10 milyon olur. Ve 8 milyon boşa gider.

–          Boşa gitmeyecek 10 milyon değeri olacak ama öyle değerli bir projeki o para 20-30 milyonu bulacak.

–          Peki şirketler projelerini halka hayalle satabilirler. Bunun denetimi hangi kriterlerle yapılabilir?

–          Bunun denetimi sermaye piyasası kurulunun kriterlerine göre yapılacak. O projenin yerindeliği hiç tartışmaya açılmayacak. Tek tartışmaya açılacak olan doğru kurgulanıp kurgulanmadığı. Yoksa o projenin 10 edip etmeyeceği üzerinde durulmayacak.o birazda halkın girdiği risk olarak ortaya çıkıyor.

–          Burda sistem biraz fazla güvene dayalı olmuyor mu? Bir fizik sorununu çözmüşlerdi. Ben hikayemi anlattım evet sorunu çözdü dediler sonra ben 5 milyon diye çıktık 100 milyon topladım. Ortaklara ödeniyor ve 95 milyon yok oluyor. O para ya ortaya çıkmazsa?

–          Bu riski gözeten halk buna katılacak çokta büyük bir risk. Belki benim örneğimde abartılı. 2 isteriz 3 toplarız. Değeri 7 dir.  7 için 1 in gitmesini önemsemeyebiliriz.

–          2 milyonu temin edemezsek eğer biz mi ödeyeceğiz?

–          Sermayenin korunması çerçevesindeki yaptırımlar yani sermayenin tahüdünü yerine getirmeyen ortaklar şiretten çıkarılır o ölçüde var. Onun dışında yok.

Kuruluştaki yapıya şöyle bir göz atalım aşağı yukarı böyle bir durumla karşı karşıyayız. İzninizle hızlanıcam biraz sonra birkaç yapıyı göstericem sonra serbest bir şekil de soruları alıcam. Esas sözleşme, çok önemli bişey yeni şirket kurarken internet sitesi koyabileceğiz, alan adı koyabileceğiz, internet sitesi içeriği duruma göre eğer bifikri mülkiyet hakkına vücut verecekse onu koyabileceğiz geniş imkanlar bize tanınıyor. Bu arada ayni sermaye yani para dışında sermaye koyduğumuz zaman bu sermaye bir yere tescilli ise marka, patent, taşınmaz, araba gibi ilgili sicillere baştan beyanlarda bulunuyoruz. Bunlar teknik ayrıntılar.

1-Yönetim kurulu bir kişiden oluşabilecek. Onu kurul demeyeceğiz ona yönetim organı diyeceğiz.

2-tüzel kişi üretim organında üye olabilecek. Yönetim kurulu üyesi olabilecek. Şirketin temsilcilerinin en azından bir tanesinin Türk vatandaşı olması zorunlu. İmtiyaz yine düzenlendi. Tek kişilik yönetim organı kurabiliriz. Yine tek başına yöneticidir ve şirketi temsil edebilir. İkinci alternatif, bi kısmı executive diğer kısmı non-executive olan yöneticilerden olulabilir.3. alternatif altında icra kurulu kurabiliriz. İki üyesi insan üçüncü üyesi bir anonim şirketi olabilir. Anonim şirket tek başına sorumluluğa tabi. Kendi mal varlığıyla sorumluluğu aslında sınırlı olmasına rağmen. Onun temsilcisi Selçuk Açıkgöz yönetim kurulu üyesi sıfatını kazanmıyor. Sadece orada yönetim kurulu üyesinin temsilcisi sıfatıyla oy kullanmasına imkan tanıyor. Yine bizim eskiden olduğu gibi stratejik ortaklıklar yine geçerli. A ve B grubu şirket kuruyorlar. A nın 3 temsilcisi B nin 2 temsilcisi yönetim kurulunda yer alabiliyor. Eskiden bu yana büyük bir değişiklik yok ama yeni imkanlar buna katılıyor. Yeter sayılar kolaylaştırıldı. Yarıdan bir fazla gibi garip düzenlemeler terk edildi. Artık çoğunlukla yönetim kurulunda karar alınacak. 5 kişide 3 kişi toplanacak. 3 kişiden 2 kişinin olumlu oyuyla karar alınabilecek. Yeterli sayıları ağırlaştırabilirizi, veto hakları tanıyabiliriz, dolaştırma yoluyla karar alma var. Önemli hususa değinelim yöneticiler şirkete kesinlikle borçlanmayacak ben yönetici olarak, yönetim kurulu üyesi olarak şirkete borçlanırsam şirketin alacaklısı Canan Hanım doğrudan gelip o parayı benden talep edebilecek.  Doğrudan bir talep hakkı yöneticilerin sorumluluğu bu yönden ağırlaştırılıyor.            Bide yöneticilerin sorumluluğuna ilişkin örnek verelim. Bununda akılda kalması lazım. 553. Maddede hiç kimse kontrolü dışında kalan zararlardan sorumlu tutulamaz. Artık teşkilat yönetmeliğine hakim bakacak kim sorumlu bu işlemi kim gerçekleştirdi? Kime sorumluluğu yükleyebilirim. Buna farklılaştırılmış teselsül deniyor.  S şirketi ak fıratta 60 dönümlük arazi aldı burda alışveriş ve iş merkezi yapacak sonra anlaşılıyor ki planlanan proje gerçekleştirilemez kısmen yapılabiliyor. Çünkü imar planı engel, gecikmeler var, kredi borçları gecikti, büyük zararlara uğrandı, O bir ciddi ortak gitti 800 bin liralık zarar davası açtı. Yönetim kuruluna ve genel müdüre. Hakim nasıl karar verir?

1-Hakim zararı tespit edecek zarar 600 bin lira tutarındadır.

2-sorumlu olmayanları tespit edecek. İcra yetkileri olmayan y4 ve y5 sorumlu değildir. Dava redddildi.

3-icrai yetkileri bulunmakla birlikte söz konusu proje için görevlendirmeyen y1 de dava dışında.

Peki diğerlerine ne olacak?

Y2,Y3 ve G sorumlu. Y2 600 bin liralık zararın tamamından sorumlu. Y3 ve Y2 müteselsilen 320 bin liralık zarardan sorumlular. Y2,Y3 ve G müteselsilen 180 bin liralık zarardan sorumlular.        Bu şu demek:

Ben davacı olarak eğer Y2den tahsis edebilirsem 600 ün tamamını alırım. Y2 döner Y3 ten 160 binlira alır G den ise 60 bin lira alır. Kalanına kendi katlanır. Y3 ten tahsis edebilirsem 320 yi alabilirim. Y2 den 160 bin lirasını alabilir. G’den ise 60 bin lirasını alabilir. Yok G den alırsam 180 bin liranın 60 ını Y2 den 60 ını Y3 ten alır. 60 ınıda kendisi öder. Çok güzel adaletli bir yapı.                 Çünkü hakim araştırdı bu işi g, Y2, Y3 yürüttü G nin biraz daha az dahli var sonradan devreye girmiş ama özel yükümlülüğünü ihlal etmiş iyi incelememiş Y2,Y3 şirketi zarara sokmuşlar temel soru şu, bu İsviçreden alındı bu İsviçre de çatır çatır tartışılıyor. Asıl sorun şu! Bu denkleme nasıl varacağız? Sorumlulukları nasıl ayrıştıracağız temel sorun burada kendini gösteriyor. Pay sahipliği haklarına değinelim genel kurul elektronik yollarla yapılabilecek organlar katılacak yeterli sayılarda yenilikler var. Genel kurulun yapılışına bir göz atalım telekonferans yoluyla toplantı var, yönetim kurul üyelerinden en az biri bağımsız denetçi  işlem denetçisi katılabilecek. Genel kurul modern yöntemlerle çağırılacak. Oy hakkı yeniden düzenleniyor. Birkimli oy denen bişey getiriliyor. Şunu vurguluyalım bin oyun var 5 üye seçiliyor. Şunu yapabilcem. Esas sözleşmede hüküm varsa y1,y2,y3,y4,y5 aday 1000*5=5000 oyu y1 e kulanıyorum.  Diğerlerine oy kullanmıyorum bu yönteme başvurup güç birleştirip bir kişiyi yönetim kuruluna seçtirebileceğiz. Genel kurulda pay sahibinin temsilcisi anlamında toplamda tam 5 temsilcinin devreye girmesi söz konusu.  Pay sahibinin önündeki bütün engeller kaldırılıyor. Pay sahipliği değerinde önemli bir değişikliğe değiniğim bireysel haklar güçlendiriliyor, temel çıkış noktası genel kurul öncesindeki inceleme hakları, genel kurul sırasındaki bilgi alma hakları ve azınlık hakları daha çok devreye sokuluyor lafta kalmıyor çok önemli bir azınlık hakkı var onunla sözlerimi bitiriyim. Bir şirkette azınlık pay sahibiyiz yatırım yaptık. Şirket yıllardır kar dağıtmıyor sürekli zarara yol açan yöneticiler yeniden seçiliyor. Pay sahipliği haklarını hep dava açarak kullanmak zorundayım yeni bir hak tanındı şirketin haklı sebeple fesini talep edebiliyorum.  Azınlıksam bu davayı açabiliyorum mahkeme şuna karar veriyor  şirketi kapatmamaya çalışıyor mahkeme çünkü kapatmak son karar, son çare onun için yerine mesela                  benim hisselerimin şirket tarafından satın alınmasına karar verebiliyor. Ben sözlerimi burada noktalıyorum daha bir çok müessese var ama sorularınız varsa memnuniyetle ele almaya çalışacağım.

-Türk ortaklığı konusunda Türk ve Türk vatandaşı olma Türkiye de oturma konusu?

-yabancı ortak konusunda hiçbir sorun yok %99 yabancı ortak olabilir. %100 de olabilir yalnızca temsil edebilecek bir Türk’e ihtiyaç var.

-şirket satış konusunda bir fark var mı?

-evet. Şirket hissesini satın aldık bir yerden, hukuki veya ekonomik ayıp var. Satın aldığımız değerin çok altında. 6 ayda bunu talep edebiliyorduk. 2 yıla çıkarıldı. Ve 1530. Madde geldi. Çok büyük markete satış yapan küçük esnafın korunması için faiz hükümleri getirildi.

-limitedde şu anda örneğin noterden bütün işlemleri geçirmek gerekiyordu. Anonim şirkette genellikle daha serbestti bunda bir değişiklik var mı?

-değişiklik yok yine aynı şekilde.

-limited de ortakların sorumlulukları değişiyor mu? Ortakların sorumlulukları daha yüksekti anonim şirketten.

-vergi sorumlulukları değişmiyor devam ediyor. Sermaye tahaüttüyle sorumlular prensipte. Bide şirketin niteliğine göre esas sözleşmeye ortaklara borçlar yüklenme imkanı tanındı.(limitedde) Örneğin: dondurma şirketi kuruyoruz 5 süt üreciticisi. Her ay 1 ton süt satma parasını almak kaydıyla yükümlülüğü bize getirilebilir o tür tahaütleri artık esas sözleşmeye koyabiliyoruz bir de şirket batarsa sermaye tahaütümüz kadar para koyma diye ek ödeme yükümlülüğü var onlar ön görüldü.

-deminki örnekte de olduğu gibi bir kişi şirket kurabildiği gibi bir şirkette sadece başka ortağı olmadan başka bir şirket kurabiliyor mu?

-kurabiliyor.  Çünkü oda ortak oluyor. Yani şirket küçük şirketler kurup onlar üzerinden de işlem yapabiliyor.

-a şirketi gidip b şirketini kuruyor ve buranın tek ortağı olarak görev yapabiliyor.

-şirket kendi hisselerini geri alabiliyor mu?

-bütün hisselerini kendi elinde toplayamaz. Bir kısım hisselerini alabiliyor bugüne kadar çok ciddi sınırlamalar vardı  329. Madde de yeni sistemde yönetim kurulunda 18 aydan son anda 5 yıla çıkarıldı. Uzun sürelerle yetki verilebiliyor şirketin menfaatinin gerektiği durumlarda genel kurul yetki vermeden de kendi hisselerini satın alabiliyor. Çabucak elden çıkarmak kaydıyla.ve onun oy hakları donuyor.

-Anonim şirket ortakları bu hisseleri 2 sene elinde tutarsa devir vergiden muhaftı bunda değişiklik var mı?

-mali mevzuata dokunmada hiçbir değişiklik yok şuanda.

-limited şirketi anonime çevirmede epey bir zorluk vardır. Deveye hendek atlatmaktan zordu. Bu aynı duruyor mu?

-biraz daha kolaylaştı.tamamen değiştirmede teşvik ediliyor. Konvektif konvaktif limited den anonime doğru geçiş olabildiğince kolaylaştırıldı. Şu yönden zorlaştı bugüne kadar mali müşavir bir rapor hazırlıyordu bazı ortaklar kurulu kararı alınıyordu. Ondan sonra mahkemeye başvurup özvarlık tespiti yapılıp genel kurulca tastik edilip tescil ediliyordu. Birde işlem denetçisi eklendi. Ama daha kolay daha akıcı bir sistemle.

-limited şirket birleşmelerinde sermaye payları oranında mı sorumluluk duyulacak aktif payların büyüklüğüncemi?

-evet vergi borçları acısından birleşme öncesinde yapılan borçlar anlamında herkes birinci limited şirketinin ortskları birleşme anından öncesi borçlardan sorumlu 2.leri kendi şirketlerinin vergi borçlarından bütün hepsi birden birleşme sonrası yeni şirketin borçlarından sorumludur.

teşekküler

 

Günaydın herkese ben Ebru Tuygun Deloitte’ un kurumsal pazarlama yöneticisiyim aynı zamanda Deloitte’ un en hızlı teknoloji firmalarını belirlediği uluslararası program olan Deloitte teknoloji fest 50 nin Türkiye koordinatoruyum. Bugün konumuz Türk Ticaret Kanunu Burak beyin belirttiği yükümlülükler var ama aynı zamanda fırsatlarıda getiriyor. Özellikle internet firmaları için size ne gibi fırsatlar getirdiğini Anlam Altay hocamız anlatıyor olacak. Çok kısa anlam altay hocamızdan bahsetmek istiyorum.

Anlam Altay hocamız deloydun hukuk danışmanıdır, kendisi aynı zamanda Galatasaray üniversitesinde hukuk fakültesinde türk ticaret kanunu üzerinede dersler vermektetir. deloyd akademide de türk ticaret kanunu üzerine eğitimler vermektedir. Bugün kısa bir sunumumuz var aslında kanunlar çünkü  çok büyük kanun bir sürü yenilikler getiriyor. Kanunlarla iligili daha fazla bilgi edinmek isterseniz deloyd akademi eğitimlerindende faydalanabilirsiniz aynı zamanda verginet.net internet sitesinden de gelişmelerden bahsediyor oluyoruz oradan da gelişmeleri izleyebilirsiniz. Iphone da da aplikasyonumuz var  verginet.net aplikasyonu ordan da takip edebilirsiniz, sözü anlam beye bırakıyorum teşekkürler.

ANLAMBEY: Çok teşekkür ediyorum hepinize, hepinizi sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum. evet 499 gün kaldı belki uzun gözüküyor 500 günlerin bazen çok uzaklarda kafdagının arkasında gözüktügünü biliyoruz. ancak bir sürece girildi. 2005 subatında ilk defa ticaret kanunu tasarısı kamu oyuna açıklandıgında karsımıza yep yeni bir metin cıktı. hukukcu olarak cok sasırdık.

Çünkü modern bir kanun tasarısı bekliyorduk ama bizi irkilten bazı yeniliklerle karşı karşıya geldik bunu olumlu anlamda söylüyorum. kurumsal yönetim kurallarının halka açık ananonim ortaklıklar için biçilmiş bir kaftan oldugunu düşünürken gördükki yeni sistemde kapalı ananoim şirketler ve limited şirketler şeffaflaştırılıyor. neden böyle bir yontem benimsendi.

Modern bir kanuna gereksinim vardı bu kanunu yaparken iki yontemden birini tercih edecekti ticaret kanunu komisyonu. kanunlar çok kaba bir yaklaşımla iki ayrı anlayış birbirinin yerine geçebilir. birinci anlayış toplumun ekonomik düzenin şirketlerin tacirlerin seviyesini ölçersiniz sosyolojik araştırmalarla ve o seviyeye uygun bir kanun yaparsınız. çünkü daha yüksek daha kapsamlı daha ağır yükler getiren bir kanun yaparsanız uygulamama tehlikesi baş gösterebilir.

Diğer bir yaklaşım yüksek eşik belirleyen bir kanun yaparsınız değim yerindeyse topluma ekonomik düzene şirketlere kurumlara 5 gomlek üstün bir kanun ve seviyeyi oraya çekmeye çalışırsınız. 2. anlayıs benimsendi yani yüksek anlayış benimseyen yüksek bir eşik meydan okuması ortaya koyan bir kanunla karşı karşıya geldik. bunu soylerken asla bizim kendi kapasitemizi toplum olarak birey olarak küçümseme eyleminde değilim. mutlaka çok çok iyi şeyler başarabilen bir toplumuz ancak niyet çok onemli sizler son derece inovatif bir alanda yer alıyorsunuz. ve buna yakından tanık oluyorsunuz.

Haksız rekabetin hüküm sürdüğü bireylerin şirketlerin yerine birbirlerini taklit ettiği bir yapıyla karşı karşıyayız. belki siz bu yapının çok dışındaki yüzde 1 in binde 1 in içindesiniz. bu yapının ama karsısında kitleler halinde sirketini  bakkal sistemine göre yürüten dışarıya açmayan kapalı bir şekilde yürüten ve işlemlerini değim yerindeyse kılıfına uyduran bir yapıyla karşı karşıyayız. bu yapıyı nasıl çözebilirdik? ağır yaptırımla çözebilirdik. ama yaptırım her zaman beraberinde olumlu sonuclar getirmiyor.

Bunu uygulayabilecek miyiz? uyguladıgınız zaman acaba sirketler bundan ders alıp yada işletmeler dogru bir yone kendilerini sevk edebilecekler mi bütün soru burda odaklanıyor bizim bu iki saatlik konusmamızda burak hocanın soyledigi gibi kapsamlı bir slaytlar düzenimiz var bunların hepsini modamo yapmicaz. ve sizleri hukuk diliyle yaptırımların sözlügüyle deyim yerindeyse fazla yormak istemiyorum biraz daha önümüze cıkan fırsatlar üzerinde durmaya gayret edecegim. çalışma tarzı olarak bölünmeye cok acıgım. dilediginiz zaman bölebirsniz mutlaka soru cevab bolumunu beklememiz gerekmiyor. o konuyu biraz daha tartısmaya acıp geliştirebilirz beraber.

Temel cıkıs noktamız 499 gün kaldı. 499 gün sonra bambaşska bir sirket yönetiyor olacagız. ya da yonetmezsekte yavaş yavaş ticaret sisteminin dışında kalacagız. burası için kuskusuz ki sirketi cok daha onceden yeniden yapılandırmak. gereken kosullara uyum saglamak söz konusu olacak. göz atalım sisteme hep beraber 11 ocak 2011 günü yeni türk ticaret kanunu tbmm den geçti. bu slaytların 2-3 gün önce hazırlandıgı sıralarda. henüz cumhurbaşkanlıgı bünyesinde onay bekliyordu.

kanun evet 14 subat pazartesi günü cumhurbaşkanı tarafından onaylandı tatbikat kanunuyla beraber ve yasalaştı.yürürlük konusunda biraz daha farklı durumlar var en erken 2012 de yürürlüğe girecek ama elimizde yeni bir türk ticaret kanunu duruyor. bugünkü sunumumuzda temel olarak noktamız şirketimiz hissedarlarımız steakholders dedigimiz menfaat sahipleri bütün bunlar üzerinde nasıl bir etki yaratacak kanun buraya odaklanmaya gayret edecegiz. sunuma baslamadan once yeni ticaret kanunun etkileyecegi sirketler profiline göz atalım ve bunun yaratacagı bu çarpıcı etkiyi tespit etmeye calısalım.

en asagıda limited şirketler var bunların çok büyük bir kesimi uyuyan şirketler. bunların aktivite halinde olmadıgını vergi odemedigini herhangi bir ticari işlem içerisinde bulunmadıgını tespit ediyor ticaret bakanlıgı. yine bir grp limited şirketleri içinde cok onemli bir grup iki ortak tarafından kurulupta ortakların birbiriyle küstügü ortaklıklar eger iki kişilik bir lmt. sir. kurarsanız mevcut düzende ve ortaklar arasında ciddi bir anlaşmazlık baş gösterirse kilitlenme kacınılmaz.

evet şirketi çogunluk pay sahibi yönetebilir ama en küçük bir pay devri yapacagı zaman en küçük bir esas sözleşme değişikligi alacagı zaman goruyoruzki bu kararın öbür ortaga takılma tehlikesi ortaya çıkıyor. hemen altta aktif şirketler var. limited şirketler içinde yine ciddi bir kesimde aktif oldugunu görüyoruz. orta kesitimiz anonim şirketlerden oluşuyor. bir çoğu aile şirketi olan yada tek ortağını kegemonyasında olan kapalı anonim şirketlerimiz var. bunların çok küçük bir kısmı veya karşısındaki çok küçük bir oran halka açık anonim şirketler, halka acık anonim şirket demek en az 250 ortagı olan şirket demek. ve halktan finanse olan şirket demek belki bir defa finanse olur halka arzla belki bir kaç defa halka arz yapar ama prensipte 250 ortak vardır ve o anonim şirket artık takip edilmelidir. kendi haline bırakılamaz kamunun aydınlatılması ilkesi bunun güvencesini oluşturur.

halka acık sirketler içinde bir küçük kesitte bizim çok önemsediğimiz borsa şirketleri neden önemsiyoruz çünkü günde binlerce onbinlerce işleme konu oluyorlar.  ve hakikaten de kamunun menfaatini yakından ilgilendiriyorlar. amaç nedir?anonim şirkete 1600 lere bakalım hep küçük komendalarla şahıs şirketleriyle roma imparatorlugunda denizlerin aşılması için suriyeye, babiloyaya, ticaret yapabilmek için kurulan küçük birliktelikleri görüyoruz ortak girişimleri görüyoruz. ama ne zamanki hollandalılar üzernden anonim şirketler filizlenmeye basladı hep su soylem dillendirlir oldu anonoim sirkette kücük sermayeler bir araya gelecek havuz yapılacak bankalardada aynı şey soylenir sanayinin birikimine sunulacak harika. ama anonim şirketini boyle kullanabilmemiz için çok efektif çalışan bir hale getirmemiz lazım.

çünkü ben bugün bir anonim şirkete gidip %5 le  %10 la ortak oldugum zaman söz sahibi olabiliyormuyum hayır. benim bundan bir yarar elde etmem kar saglamam tamamen çogunlugun insafına kalmış bir durumda. sistem bunu değiştiriyor. artık shareholder value dedigimiz pay sahipligi değerini cok ciddi bir anlamda yükselten yapıyla karşı karşıya gelecegiz. hemen tepede hala gerçek kişi olarak kendi ticari faaliyetini yürüten bireyler kooperatifler ve az sayıda şahıs şirketlerini görüyoruz.

şu profilde en üstteki ücgeni bir keanra bırakalım. bunlar çünkü bizim aslında pramidin alt kısımlarına evrilmesini istedigimiz yapılar      amaç hep sermaye şirketi kurulsun hem birey kendini rahat hissetsin hemde muhatabı herkesin muhatabı seffaf bir yapı kurulsun. tahmininz nasıl olur en alttaki mavi kesit ve ortadaki yeşil kesit kaç şirket olabilir?

-türkiyedemi?

-evet türkiyede. bugün sermaye şirketleri 15.02 salı günü en yetkili resmi agazın acıkladıgına gore 807 bin adet. yani ülkemizde limited ve anonim şirketlerin toplamı. bunlardan 91.bini anonim şirket. kalan 716 bin limited şirket. bu oranlarla nasıl baş edeceğiz. öyle bir yapı geliyorki sistemde değerli arkadaslar sermaye sirketiini seffaf eskinin değimiyle camdan cepleri olan denetlenen ay sahiplerinin haklarına rivayet eden efektif bir yapıya çevireceğiz. 807 bin sirketle bunu başarabilecekmiyiz? bu biraz güç gözüküyor. umudumuz var hukukcular hemen ikiye ayrıldı.

2005 te tasarı yayınlandıgında ben tasarıya olumlu bakanlardandım. hala olumlu bakıyorum elbette hukukcular bir araya geldigimizde eleştirdigimiz bazı noktalar var ama 50 ayrı yetkin hukucu birer kanun yapsa 50 ayrı kanun cıkar hakikaten hikmet sami türk hocanın ön ayak oldugu, ünal tekinalp hocanın komisyon başkanlıgını yaptıgı türk ticaret kanunu komisyonu büyük bir iş başardı. çünkü şunu memnuniyetle soyleyebilirim avrupa birligine entegrasyon sürecinde ortaklar hukuku faslımız var daha acılmadı. acıldıgı anda kapanacak. bizim lehimize. yani türkiye bu kanunla avrupa birligi entegrasyon sürecinde ortaklıklar hukuku faslının gereklerini yerine getirdi önünede geçti. bu çok önemli bir atılım. neden onemli bir atılım?

1- sadece avrupa birliginin dayatmasıyla kendi gerçegimiz dışında bir kanun yapmak söz konusu olmadı. kendi değerlerimizden gerçeklerimizden hareketle bir kanun yapıldıgı kanaatine varıyoruz çünkü baktıgımızda büyük atatürkün 1926 da zemin hazırladıgı türk ticaret kanunu 57 de hitlerden kaçarak ülkemize gelerek 15 yıla aşkın büyük hizmetler veren “hirshin” hazırladıgı  türk ticaret kanunu çöpe atılmadı. burdaki birikimler yeni bir kanuna dönüştü. bakıyoruz ticari işletmede %30 kıymetli evrakta %5 sigorta ve deniz ticaretinde %70 değişiklikler var. yeni bir taşıma hukuku geldi.

şirketler hukukindeki değişim oranı hukuki anlamda %95 olarak ifade ediliyor komisyon tarafından bu bir devrim gerçek anlamda fakat bu devrim sağlam bir hukuk alt yapısının üzerine kuruldu. umuyoruz ki başaraıyla uygulanacak nasıl uygulanabilir?     girişimciler şirketler hukukcular teknotlarlar yöneticiler mali müşavirler ve elbette devlet işbirliği yapacak ve buradan verimli sonuclar cıkarılacak. özellikle internet şirketleri açısından çok cazip fırsatları bahşeden kanunla karsı karsıyayız ona onemle temas etmeye çalışacagım.ana hedeflerimiz:
şirketleri evrensel normla tanıştırarak çağdaş bir seviyeye çıkarmak. avrupa birligi hukukuna entegrasyon ve bunu yaparken kendi hukuki alt yapımızı kurmak ticaret ve ekonomi düzenine yön verecek nitelikte bir kanun, çerçeve kanun  neden çerçeve kanun? ticaret hukuku dediğimiz zaman artık ucu olmayan bir hukuk sistemi ile karşı karsıyayız. ben üniversiteye girdiğimde üc dort kücük alanın birleşiminden oluşan bir alandı. ticari işletme şirketler kıymetli evrak dediğiniz zaman üzerine bir sermaye piyasası eklediginiz zaman yeterli oluyordu. yanına banka rekabet hukuku fikri sınaı mülküyet hakları eklendi uluslararası ticaret eklendi.

artık ticaret hukukcusundan değilde bu modüllerden  herhangi birinin hukukcusu olarak anılmak gerekiyor. en onemli faktorlerden bitanesi yeni sistem uzmanlıga ve profesyonellige büyük onem veriyor. onun iz düşümlerine goz atacagız. kanunun 1-07-2012 de yürürlüge girecegini belirtelim. önümüzde 499 gün var kanunun önemli parametrelerinden muhasebe standartları 1-01-2013 te yürürlüge girecek. ve denetim de 2011-2012 yi de kapsayacak sekilde 01.01.13 ten itibaren basliyacak. acılıs blancoları ufrs ye göre yapılacak. ve bunu yaparken  11-12 ye ilişkin düzeltmeler gerçekleştirilecek.

bagımsız denetim kurulsu devreye girecek 1 ocak 2013 ten itibaren. ve son anda  tobb talebi üzerine önemli bir yürürlük farkı oluştu internet sitesinin kurulması şirketlere zorunlu tutuldu.  zaten tasarı zorunlu tutuyordu kanunlaşmadan once. fakat 1 temmuz 2012 de yürürlüge girecekti. tobbun talebi ile vakit alması nedeniyle 1 temmuz 2013 tarihine ertelendi. burada onemle vurguayalım belki bu calısmanın onemli saptamalarından birisi  sizlerce onnceden bilinen bir faktor 1 temmuz 2013 tarihinden itibaren her sermaye şirketinin internet site olmak zorunda. yok mu? var. 5-10-50000 şirketin var.

750000 şirketin yok. peki internet sitesi olan şirketlerin durumu ne? en iyi şirketten en zayıfına kadar ele alalım. yada internet sitesi en zengin olanından en hafif olanına dogru donelim. bu yelpazede su anda hiçbir sirketin internet sitesinin içeriği ticaret kanuna uyum acısından istenilen seviyede değil. bu anlamda internet sitesi şirketlerine, internet şirketlerine, cok ciddi bir alan doguyor. bu alan asla internet sitesi yapmaktan ibaret bir alan değil. son derece interaktif katılımcı hareketli dinamik bir alan. internet sitesi şirketi çok kuşkusuzki güzel bir internet sitesi kurgulayacak ama bu internet sitesinin işlevselligide internet sitesi şirketinin çok önemli katkılarından biri olucak. hukukcu ile işbirligi yapılacak, içerigini hukukcu yonlendirecek. arada mutlaka hukukcuların bir cok faaliyetini mali müşavirler yürütür onlar devreye girecekler finansal faktorlerde.

ilerleyen slaytlarda ele alacagız. 1524. madde de veb sitesinin içerigi a dan k bendine kadar sayılıyor kapmsamlı bir band war ve soyle bir yasak getiriliyor ilerleyen maddelerde. bir sermaye şirketinin internet sitesi olmazsa 600 gün hapiz cezası biraz abartılı. veya bunun karşılıgında adli para cezası verilecek. internet sitesi olupta gereken güncellemeyi yapmayan şirketlere 300 gün hapis cezası veya bunun karsılıgında adli para cezası kesilecek. takip edilir mi? kim takip edecek? sanayi ticaret bakanlıgı takip edecek. bagımsız denetim kurulusu raporlarında bunu bildirecek, böyle bir etkileşim var. bu alan cok oneml bir alan ne olursa olsun. cokta rekabete acılacak bir alan bir cok kimsenin de henüz farkında olmadıgı bir alan.  bugünkü bir calısmada buyrun efendim!!

-ne içerecek web sitesinde?

ANLAMBEY: bir şirketin yonetim kurulu yapısı, ödenmiş sermayesi, finansal tabloları, yıllık faaliyet raporu, bağımsız denetçinin verdiği rapor, pay sahiplerine aktarılması gereken bilgiler yada bazı pay sahiplerince sorulupta diğer pay sahiplerinin haberdar olmadıgı bilgiler. bunun otesinde kamunun aydınlanmasına ilişkin tebliğlerde kullanılacak olan bilgiler bayağ kapsamlı bir şekilde sayılmış. süreklide onu tazelemek gerekecek. önemli bir ihtiyaçla karşı karşıyayız. efendim bu çalışmadan geriye neler kalsın hiç olmazsa diye kendimize sorarsak şu yargı cümleleriyle karşı karşıya kalıyoruz.
1-cooperate governance geliyor. bütün sermaye şirketleri tüm parametreleriyle adil yönetilen şeffaf  hesap verebilir ve sorumlu işletmelere dönüşüyor.
2-şeffaflıgı ne temin ediyor uluslararası finansal raporlarlama standartları ve bunu inceliyecek olan bagımsız denetim bide bunu işlem denetimi tamamlıyor.
3-pay sahipligi olmanın degeri yükseliyor.
4-şirketlerin kurulusu ve yeniden yapılanması güçleniyor. artık uyuyan şirketler var dedik  pramidimizde bu uyuyan şirketlerin bir kısmı birleşecek bir kısmı bölünecek bir kısmı kapatılacak bazıları bir şirketler toplulugunun parcası haline dönüşecek. oldukca dinamik bir alan sistem de şunu soyluyor. ne yaparsan yap ama şirketini atıl halden kurtar ve hareketli hale geçir ona bir işlendik kazandır yargısını içeriyor. limited şirketler cok onemseniyor. bugün ülkemizde 5bin lirayta kurulan şirketlerle karşı karşıyayız. bu dürüst bir girişimci için iyi bir imkandır. ve bunu alıp yürütüp milyon dolarlara götüren işletmeler var. onlara saygımız sonsuz.  bide soyle bir kitle var. 5000 liraya şirketi kuruyor. 1250 lirasını oduyor 3750 lirası bi kenarda kalıyor.  o 1250 lirayı odeyip şirket kurduktan sonra bankaya gidiyor.  o banka ona müstakbel bir kıredi borçlusu gibi bakıyor çek defterini veriyor 20 tane çek yapragı var içinde bir iki çekini ödüyor sonra piyasayı dolandırıyor. böyle 100binlerce şirket var.

karşılıksız çek meselesi hala çözülemedi. çünkü banka kredi borçlusuna ihtiyaç duyuyor. herkese kredi veriyor. oysa durum boyle olmamalı bu bakış acısından bir değişiklik geldi. 5000 lira yerine 25000 liralık asgari sermaye geliyor. 1 temmuz 2012 den sonra şirketlerimizin limited olanlarının sermayesini 5000 liradan 25 binliraya cıkaracagız. son bir  saptama holding diye uygulamada anılan şirketler toplulugu bambaşka bir düzene kavuşturuluyor. ilerde ve  ya bugün yeniden yapılanmalarla eğer bir şirketler toplulugu olusturuyorsak ve bunu oluşturacaksak hakim şirketin ciddi sorumluluk altında oldugunu belirtelim. burada sizlere sundugumuz calısmayı deloyd olarak kısa bir vade de internet sitesinden kamuya sunacagız.

çeşitli web cast lerle duyuracagız. aynı amanda yürütülen bir kitap çalışması var. bilinçli olarak kanunun olgunlaşması bunula ilgili yürütülen tartışmaların belirli bir seviyeye gelmesi hedeflendi. bu yapı üzerinden hareket ettiğimizde 7 tane inceleme alanımız var. bunların hepsiyle ayrıntıları ile sizi rahatsız etmeyecegim ama kısa vadede internet sitesinden yayınlanacak olan bu slaytlarla ve dagıtılacak olan sayısız kitapla ticaret kanunun nüvesini bizzlere neler getirdigini sizlere sunmaya takdim etmeye çalışacagız bakalım şirketlerde ne değişti.

şeffaflık var sermaye korunacak, işletme konusu dışında işlem yapma yasağı kaldırılıyor yani şirketimize esas sözleşmesinde sütun sütun yazıyoruz mobilyacılık internet sitesi işletme bunu yapanlar var, gıda inşaat malesef ticaret sicilinin beklentileri bu yonde olduğu için böyle saçma bir  uygulama geliştirildi. ve bu konular dışında kalan işlemler şuanda geçersiz sayılıyor. bu sistem terket ediliyor. yeni sistemde bir şirketin yaptıgı her işlem geçerli ehliyet alanına girsin ve ya girmesin. anonimler açısından bir istisna var o da şuan da bizim inceleme alanımız değil. Birleşme ve bölünmeler yeniden düzenleniyor.

bölünmeler ilk defa ticaret kanununa giriyor. tek kişilik şirket kurma imkanımız var. şuan da bir şirketiniz var yeni bir şirket kurmak istiyorsunuz tek başınıza yada o şirketinizin ortak olacağı şekilde, yeni şirketi kurgulama olanagına sahipsiniz. bagımsız denetim geliyor. şirketlerin için de anonimlerde murakıplar vardır, denetçiler genel kurul tarafından seçilen ülkemizde yarım sayfalık yıllık faaliyer raporları bir sayfalık denetim raporları düzenlenir. nasıl oluyorsa bunların içeriginde hersene tekrar kopyaları vardır. bu sistemde terk ediliyor artık bütün şirketler bağımsız denetim şirketleri tarafından denetlenecek.

şeffaflıgına ve yonetsel finansal saydamlıgın unsurlarına bir goz atalım beraber. yönetim kurulu  yada limited şirkette müdürler kurulu. çok rahat bir şekilde toplanacak rahat bir şekilde karar alınacak. özenli sadık porfesyonel yonetici tarafından yönetilicek. ben girişimci olarak şirketimi yonetemeyecekmiyim? yonetebilecem. bir değişiklik yok.  ancak kuracagım yonetim yapısının sorumlulugu profesyonellige gore biçimlenecek. şirkette bir sürü yönetici var yönetim kurulu kurduk altında müdürler pazarlama muhasebe insan kaynakları müdürleri icra  kurulu uluşturduk bunların hepsini bir teşkilat yönetmeliginde düzenliyecegiz.

dışardan şirkete bakan yada sizi bir internet şirketi sahibi olarak muhatabınızın size borcunu ödeyip ödemediğini nasıl inceliceksiniz ona nasıl güveniceksiniz?  artık o şirket sizin incelemenize açılıyor. Bunun için ticaret sicilinden onun  teşkilat yönetmeliğine bakacaksınız kimin yetkili olup olmadığını ne işlemleri yapabileceğini saptayabileceksiniz.

Yöneticilerin sorumluluğu çok akıcı bir şekilde ve akılcı bir şekilde düzenlendi. Artık profesyonel yonetici haksız yere sorumlu tutulmayacak. Yönetici olmakta teşvik ediliyor. Yetki ve görev tanımlamalarının yer aldığı yerin teşkilat yönergesi olduğundan söz ettik. Kamuyu nasıl aydınlatacağız? Web sitesi ile zengin bir içerik sürekli güncellenecek ve güncellemeyene ciddi yaptırımlar gelecek. Finansal şeffaflıgın temel parametresi temel kaynagı aracı finansal tablolar olacak. Şirketler tek düzen hesabına göre tuttukları hesapları tamamen bir kenara bırakıcaklar artık ticari muhasebe ve vergi muhasebesi ayrımı ortadan kalkıyor.

En sevindirici olay dünyanın hiçbir yerinde olmayan vergi muhasebesi sistemi bizde uygulanıyordu bu sistem terk ediliyor artık gerçekten bir ticari muhasebe olacak. Neye göre? Dünyada geçerli olan finansal muhasebe standartlarına göre. Sermaye piyasası kanunun yürürlüğe girdiği dönemde bir türkiye muhasebe standartları kurulu oluşturuldu. Standartları komisyon oluşturduğunda yayınlamaya başladılar. Artık bunlara standart diyeceğim yormamak için. Açılımı şu: uluslararası finansal raporlama ve denetleme standartlarına uyarlanmış türkiye muhasebe standartları. Bu standartlar egemen olacak.
1-tabloları standarda uygun tutacağız
2-gerçeğe uygun tutacağız
2 tane parametremiz var .
İsterse şirket borca batık olsun hiç önemli değil bubir yaptırım getirmez beraberinde. Dürüstçe şirketin fotoğrafını yansıtmamız gerekiyor . şeffaf ve izlenebilir bir yapı kuracağız. Yönetsel şeffaflığı nasıl sağlayacağız? Yönetim kurulu değerli arkadaşlar her sene yıllık faaliyet raporunu kapsamlı bir şekilde düzenleyecek şirketin mevcut durumu ne? Mali durumu nasıl seyrediyor? Hangi projeleri gerçeleştirdi? Ne zararlara uğradı?ne karlar elde etti? Şirketi kuşatan riskler nelerdir? Bunları yaparken bazı mali bilgilere yer verecek o mali bilgileri finansal tablolardan devşirecek. Bunun böyle  yapılacağını kim denetleyecek? Şirket içindeki denetçi genel kurul tarafından yönetim kurulundan beraber seçiliyor. Onun bu hususun güvencesi olması ihtimali yok.

Bugün üülkemizde ilkokul mezunu olmayan hatta okuma yazma bilmeyen birisi bile anonim şirkete denetçi seçilebilir. Bu sistemin sonucu görüldü. Kanun yazar denetçi napar? Şirkete sürekli baskın düzenler kasayı inceler. Defterlere bakar yönetim kuruluna soru sorar. Şu işlemlerden nasıl sorun doğdu?. Eminim ki böyle oluyor. Kesinlikle uygulanmayan bir sistem. Bunun üzerinede bağımsız denetim sistemi devreye sokuluyor. Ölçülerden söz ettik bağımsız denetçinin şirket üzerinde bir vesaiti yok her sene yeniden seçiliyor. Bir yıllığına seçiyorsunuz.  Ertesi sene başka bir denetçi seçebilirsiniz. Veya aynı denetçi ile çalışabilirsiniz. Ama denetimin sonuçlarının etkilerini beraber ele alacağız arka arkaya denetçinin seçilmesinde herhangi bir sakınca görülmüyor. Bağımsız denetim yıllık denetim raporunda denetleyecek ve diyecekki şirkete halka açıksa zaten kendiliğinden kurulması zorunlu kapalı bir şirketse.

EY şirket senin ciddi risklerle karşı karşıya gelmen söz konusu bu riskleri takip etmen ve kendini bu risklere karşı koruman gerekiyor. Hemen risklerin erken teşhisi komitesi kur. Bu komite yönetim kurulu üyelerinden oluşabilir. Üye olmayanlardan oluşabilir. Amaç şirketin kendi kendini denetleyebilmesi.  Limitedlerde ve anonimlerde  bunun kurulması söz konusu. Devam edelim. Tamamlayıcı bir denetime ihtiyaç var. Bağımsız denetçi şirketin hesaplarını denetler fakat değerli arkadaslar oyle işlemler vardırki bu işlemleri ayrıca denetlenmesi gerekir. Bağımsız denetçiye bu yetkiye vermiyor sistem objektif başka bir kişiye tain edicez işlem denetçisine.

Şirketi kurarken , birleştirirken, bölerken,sermaye artırırken azaltırken, menkul kıymet çıkarırken . lmited şirkette ek ödeme yükümlülüklerini iade ederken v.s. 9 halde işlem denetçisi de rapor veriyor. O rapor olmadan artık biz işlemleri ticaret siciline kaydettiremeyeceğiz. Böyle bir yenilik var yapı boyle. Bu yapı kimin hizmetine sunuluyor ? şirketin.

  • Limited şirketleri  için standartlar daha çok yükseltiliyor. Ama anonim şirketleri içinde daha önce bir anonim şirketi kurmak için 5 kişi daha büyük bir sermaye gerekiyordu şimdi sanırım bir kişi gerekiyor. Ordada bir kolaylaşma mı söz konusu?
  • Kuruluş açısından mı?
  • Evet.
  • Evet bir kişiyle şirketi kurabileceksiniz hatta bir kişiyle şirketi yönetebileceksiniz. Limited de de ananoimdede bu boyle. Büyük bir kolaylık sağlanıyor bu anlamda. Sizce yarar sağlar mı bu?
  • İyi bişey heralde konuyu tam bilmiyorum ama. Neden boyle yaptılar?
  • Şundan dolayıdır; hukuta saman adam dedigimiz bir figür var limited şirketlerde bir kişi şirket kurmak istediği zaman mutlaka yanına birisini almak zorunda kalıyor anonimde de 4 kişiyi almak zorunda kalıyor. Bunların bir çoğu sadece imza atarak devreye giren fazla şirket hakkında söz sahibi olmayan kimseler gerçeğe de uygun değil 5 kişinin gözükmesi. Dedilerki biz bunu gerçekle özdeşleştirelim. İnsanlara girişimlerde yüklenecekleri riskleri sınırlandırma imkanı verelim dediler. Avrupadaki gibi tek ortaklı şirkete gidildi.
  • -belki yeri değil ama bir sorum var..bizde şirket kurmak zor bir süreç galiba haftalar sürüyor ama avrupada gidip 1 günde halledebiliyorsunuz. Türkiyede neden yavaş?
  • Türkiyede anonim yada limited şirketi kurarken gereken belgeler çok hızlı hazırlandığı takdir de 10-20 gün arasında kurulması söz konusu.fakat yine burdaki katılımcılar açısından fırsat yaratan bir alana değinme imkanı bana tanıdınız çok sağolun. Yeni sistemde henüz bununla ilgili bir düzenleme yok kanun yan düzenlemelerle tamamlanacak. Elektronik şirket kuruluşu geliyor. Buda internet sitelerine yeni bir imkan veriyor.bu çok tartışmalara yol açtı Cumartesi noterler birliğinin bir toplantısına katıldım. Noterler bu konuda çok tepkili. Çünkü noter devreden çıkartılıyor onlar diyorki şirket kurma iradesini biz tespit ediyoruz bu irade nasıl saptanıcak? Sistem şöyle olacak. Kişiler beraber ana sözleşme hazırlayacaklar, altlarına elektronik imza atacaklar ve kep denen bir sistem kuruluyor. Kayıtlı elektronik posta sistemi adı altında. Bu güvenli bir posta sistemi. Onun üzerinden ticaret siciline bildirim yapacaklar ve şirketin kurulması olacak. Tabiki bunu biz kendimiz yapamayacağız. Gelip sizin şirketlerinizden yapacağız. Buda bir imkan elektronik danışmanlık olacak şirketlere diye tahmin ediyorum.  Ve bu olasılıklarda da yine şirket kurmanın içeriği hazırsa muhtemelen bir günde şirket kurulabilecek.
  • Limited şirketlerin finansal tablolarını herkese açması durumu söz konusu. Ben yeni girişim olarak şirketimi kurdum ama görüyorum ki bir sene boyunca zarar edeceğim çok yeni bir şirketim ve zarar ettiğimi web sitemden insanlar görecek. Yeni müşteri geldiği zaman finansal tablolarıma bakıp bu şirket zarar ediyor seneye belkide bu firmayı bulamayacağım diye düşünerek benle çalışmamak isteyebilir.
  • Hukuk bunu sorun olarak görmüyor. Sistemimizde bu ilk tablodaki aktif şirketleri kastediyorum o aktif şirketleri %80-%85 i teknik iflas dediğimiz durumda yani borca batıklıktan duruma kurtarmaya kadar olan yelpazede bir oraya bir buraya gidiyor. Şirketler karlı göstermenin yolunu bulacak. Futbol kulüplerinde görüyoruz. İki şirket kuruyorlar şirketlerden bir tanesi zararlı işlemleri yükleniyor sürekli zararda. Makyaj şirketi sürekli karlı işlemleri üstleniyor sürekli karlı.
  • Benim korkumda bağımsız denetçiler şu anki muhasebecilere dönerse eğer, şuanda en iyi muhasebeci en az vergi çıkartan muhasebeci.bu durumda karda gösteren bağımsız denetçi de en iyi bağımsız denetçi olacak.
  • Çok haklısınız meşhur bir fıkra vardır. Hukukçuları ve muhasebecileri anlatan.çokta iyi fıkra anlatamam ama durumu özetliyor . bir iş adamı hukukçusunu çağırmış 2+2 kaç eder demiş. Hukuçu herzamanki gibi üst üste koyarsanız bir anlam ifade etmez alt alta koyup çıkarırsanız 0 eder yanyana koyup toplarsanız 4 eder  duruma göre değişir demiş hiçbir doyurucu yanıt verememiş. Muhasebeci soruyu duyduğu zaman kapıyı örtmüş pencereleri kapatmış ve demişki efendim siz kaç etmesini istersiniz? Bu bir gerçek! Çok haklısınız bunun çözümü var ama kanunda. Oda şu eğer bir meslek mensubu meslek kurallarını ihlal edecek olursa ağır yaptırımlara tabi olacak bağımsız denetçi. Bunlar kimler? Önceden de sormuştunuz hemen paylaşayım. Bağımsız denetim kuruluşu olacak. Yeminli mavi müşavir yada serbest mali müşavir olacak. O rakamlarıda size sunayım. Bugün ülkemizde 3000 yeminli mali müşavir var. 1800 ü aktif, 1200 emekli olmuş. 70000 serbest muhasebeci mali müşavir var. Ve bunlar dışındada bu kategoride olmayan muhasebeciler var. 70000 de bildiğim kadarıyla %30 u pasif durumda %70 i aktif durumda. Bunların hepsi şuanda türmob tarafından çeşitli kurumlar tarafından ciddi eğitimlerden geçiriliyor. Ama bunlar çok komplime eğitimler. Kısa 3 haftalık 6 haftalık bilemediniz 3 ile 6 aylık eğitimler. Ama bi yanda da bugün sermaye piyasası kuruluşlarını denetleyen bağımsız denetim kuruluşları varki onların bünyesinde çalışan yeminli mali müşavirler servest muhasebeci mali müşavirler zaten ufrs kuralları biliyor. Bu giderek geniş kitleye yayılacak. Hukukçularda şöyle bir durum var. 2002 yılında 1-2 yıl içinde medeni kanun iş kanun ceza kanunu icra-iflas kanunu değişince 400 yargıcımız adalet bakanlığına bir dilekçe vererek şu gerekçeyle emekliliğe ayrıldılar: Yeni çıkan kanunlar! Bunlara adaptasyon güçlüğü, yeni sistemde de bu yeni kurallara adapte olamayan bir çok mali müşavir bu görevi yapamayacak. Ama işaret ettiğiniz durum sosyolojik olarak çok doğru. Önemli bir kesimi ben bunu biliyorum diye yapmaya devam edecek. Ve şirketler kendi menfaatlerine uygun denetçiyi bulmaya çalışacaklar. Bunuda kim denetleyecek? Kamu gözetim kurumunun kurulması düşünülüyor bunun için. Kanun tasarısı mecliste umuyorum ki bu husus denetlenir dediğiniz gibi eğer öyle bakkal hesabı kılıfına uyduracak şekilde yürürse kanun hiçbir amaca ulaşmayacak.
  • Bu sene içersinde kobi zirvesindeydim orda şöyle bir istatistik paylaşıldı. Avrupadaki kobi şirketlerinin normal ticaret içerisindeki yüzdesi %30 seviyesindeydi. Yani türkiyeye kıyasla küçük işletmeler ekonominin içersinde varlar. Türkiyede ki küçük işletmelerin işleri dahada zorlaştırıyor devlet strateji olarak daha az şirket ama daha güçlü şirketleri hedefleniyor. Bununda sebebi sistem kaynaklarını daha dogru kullanılması. Yani şuan bir şirketin danışman istihdamı ve bir çok departman oluşturması çok zor. Ama birleşerek  bu mümkün hale gelecek. Oda aslında sermayenin güçlü etkisi anlamına geliyor. Küçük işletmeler için zor bir dönem bana göre.
  • Büyük maliyetler ortaya çıkacak ciddi yaptırımlar yeni bir sayfa açılıyor  yeni yükümlülükler geliyor beraberinde. Birleşme akılcı gözüküyor. Çünkü sistem daha güçlü aktörler oluşturmayı hedefliyor. Bunun insafsız ve haksız bir yönüde var. Dürüst olmak isteyen küçük işletmelerde var. Onların muhafaza edilmesi ve desteklenmesi gerekiyor. Bir destek şu onların tabi olacağı muhasebe standartları biraz daha makul ve akılcı şekilde belirlenecek sistemde 3 e ayrılıyor küçük orta büyük sermayeli şirketler diye.  Küçük ve ortalara uygulanacak muhasebe ve denetim şeyleri biraz daha insaflı ve makul olacak. Kapsamıda daha dar belirlenecek. Sistem hep şirketleri birleştirmeye yönlendiriyor.
  • Ticaret kanunu devamı gibi bir soru olacak. Şimdi modern ülkelerden bazı yönlerde ilerde gibi gözüküyoruz. İnternet teknoloji şirketlerini düşünüyorum amerikayı düşünüyorum orda kuruluş sermayelerini bildiğim kadarıyla düşürmeye çalışıyorlar. Ve beyana dayalı güvene dayalı bir sistem var. Türkiyede damga vuruluyor mühür veriliyor matbaanın saati yazılıyor. Amerikada bir kağıt parçasına 30$ a sana bir şey sattım diyosunuz. Orda yakalarsam çok ağır cezalar var ve şeffaflık derecesi     mesela halka açık olmayan şirketin finansal tabloları görünmüyor ama çok daha başarılı bir ticari sistem var gibi görünüyor. Türkiyede ki bu giden sistemin arkadasların dediği gibi oturmuş bir anlamda  ciddiyet getiriyor ama ben modern dünyada en azından amerikada başka bir sisteminde olduğunu düşünüyorum.
  • İngilterede 10 sterline şahıs şirketi kurmak mümkün. Companies house gidip kaydettirip bunu kurmak mümkün Amerikada da düşük bir fiyatla mümkün. Bir mali müşavir atama yükümlülüğünüz bile yok.  Normal standart internette dolaşan şirket sözleşmesini basıp altına imza atıp harcı yatırıp şirketi kurabiliyorsunuz. Ve siz çok güzel vurguladınız demokratik ülkelerde amerikayı kastetmiyorum isveçi ele alalım japonyayı ele alalım sistem şudur. Devlet çok kuvvetlidir, insan haklarına saygılıdır, yakaladımı tokadı patlatır. Hiç farketmez. İhlal eden tarafı ağır cezalandırır ama insan haklarına saygılıdır. Ordaki sistemde yakalayacak olan unsurlar çok kuvvetli.  İhbar anlayışı var vatandaş avrupada yan dairede karton kutuları doğru çöp kutusuna atmayan adamı gidip ihbar ediyor. Bizde ihbar etsek dayak yeriz. Mekanizmalar devreye girmiyor. 911 e bir şikayette bulunursunuz saat 10 dan sonra çamaşır makinasını  çalıştıran komşunuzu şikayet ettiniz polis gelir onu uyarır.bizde bunu yaptığınız zaman polis bizi kovalar. Bizde yaptırımın  iyi uygulanamayacağı iyi bilidiği için işi baştan sıkı tutulamaya gidildi. Sosyolojik açıdan bu çok tartışılır bişey.
  • Finansal tabloların açıklanması konusunda hukuken böyle bakılmıyor dediniz.halka açık olmayan bir şirketin finansal tabloları neden açıklansın?  Bu diğer gelişmiş ülkelerde de böyle mi?
  • Avrupada yaklaşım böyle ingiltere de ve amerika da böyle değil. Bizde hukukçular olarak bir çok şeyin şeffaf olmasını çok mantıklı bulduk. Ama finansal tabloların şeffaflığının ortaklar arasında olmalı.muhataplara duyurulması çok doğru olmayacak sadece şunu söyleyebilirim görüşünüzün kökenindeki kaygıya tamamen katılıyorum. Şirket kendini açmış olacak. Belki şirket az zarardadır şuanda ama çok iyi bir şirket kısa zamanda toparlanabilir yada bütün işleri dürüst yapıyor neden  finansal tabloları yayımlayarak dez avantajlı duruma düşülsün? Kanunu bu yönde inanın bende eleştiriyorum.sadece kanunun buna cevabı şu. Eğer bütün işletmeler yada piyasada aktif olan işletmelerin tamamı finansal tablolarını bu şekilde ilan ederse herkesin bu durumda olduğu görülecek. Ve şirketin zararda olması gibi durumlar onunla ticari ilişki kurulması için bir kaygı noktası olmayacak zaten insanların tahmin ettiği hususlariyice açığa çıkmış olacak. Kanun böyle cevap veriyor ben bu cevabın tatminkar olmadığı konusunda size katılıyorum.
  • Herkes aynı konumda olacak dolayısıyla aynı konumda olan herkes zaten zararda görünüyor olacak sizin dezavantajınız çok göze çarpmayacak diye değerlendiriliyor oysa ki bu yeni kurulan şirketler içn bu şekilde olmuş olacak. Mesela o kritik eşiği birkaç sene önce kurulmuş  ve kritik eşiği geçmiş olan şirketler belki zarardan yukarıya doğru geçmiş olacaklar biz daha başarılı bir iş yapacak olsak bile  yeni kurulduğumuz için ve daha o eşiği aşmadığımız için yeni kurulduğumuzdan dezavantajlı durumda kalmış olacağız.
  • Kesinlikle katılıyorum. Bugüne kadar çok kapalıydık  kapalılığı abartmıştık. Yeni sistemde de şeffaflığı abartıyoruz.
  • Bu sistemde kobilerin sınıflandırması nelere göre yapılıyor?

1-yıl içinde ortalama çalışan sayısı
2-zararlar düşüldükten sonraki aktif büyüklüğü
3-son 12 ay içerisindeki satışlar toplamı.

  • Şirketin yaşı çok önemli bir parametre. Nasıl bir çocuğun 5 yaşına kadar ki bakımıyla 20 yaşındaki bir insanın ihtiyaçları nasıl farklıysa bütün hikayede bundan kaynaklanıyor.yaş farklarına rağmen uygulanacak vergiler, bütün bu kanunların hepsini aslında ölçeklendirilmesi gerekiyor. Vergi oranlarında bir ölçeklendirilme getirilecek mi? İngilterede irlandada şirketlerin büyümesi için o dönemlerdeki vergi ölçekleri çok farklı Türkiye de de böyle bir şey olacak mı?
  • Türkiye de bu düzenlemeler konusunda mali mevzuatı ticaret kanunu henüz etkilemiyor. Maliyenin resmi açıklamalara göre türk ticaret kanunun gereklerini yerine getirmek için hertürlü düzenlemeyi hazır olduğunu açıkladığını görüyoruz. Ama bunlar içinde acaba şirket yaşlarına göre bir vergi dilimlemesi farklılaştırılması yaratacak mı? O konuda kamu oyuna sunulan bir bilgi yok.
  • Peki sizce yaş bir parametre olarak tanımlamada alınmalı mı? Yani eklenebilir bi yapı mı?
  • Yapılması lazım. Yani eğer biz girişimi teşvik edeceksek     sistem olarak yani sistem sadece mevcut sistemdeki şirketlerin hepsini aktif aktörler haline getirmekle yetinmemeli. Yeni girişimlerede imkan tanımalı rekabeti açıyor ve sert bir rekabete mağruz bırakıyor yeni işletmeleri hiç olmazsa startup döneminde hiç olmazsa ilk üç yıl için çok daha makul uygulamalar getirilmeli ben buna katılıyorum. Bütün bu sistem neye hizmet ediyor dedik? Şirketin ana kararlarını yönetim kurulu dışında kim verecek genel kurul. Ben pay sahibi olarak genel kurulda insiyatifimi kullanabiliyorum. Onun dışında şirketten dahi içeri sokulmayabilirim. Çok önemli bişey. Bu yüzden de genel kurul benim için kritik bir alan hangi anlamda kritik bir alan benim oy hakkımı kullanacağım anlamında. Neye göre kullanacağım. Finansal tablolara göre, bağımsız denetim raporlarına göre oy kullanacağı, pay sahibinin bilgi alma hakları güçlendiriliyor. Üreticinin bilgi alma hakları güçlendiriliyor.

 

  •  Artık uzmanlardan gelen bilgilerle daha sağlıklı kararlar verilebilecek birkaç uygulama alanına beraber bakalım. Bireysel şeffaflıkta bilgi toplumu hizmetleri büyük bir  ilgi kazanıcak. Yönetim kurulu daha fazla izlenebilir hale gelecek elbetteki şirketler şirket sırlarını açıklamakla yükümlü olmayacak. Fakat bir çok verilerini web siteler üzerinden 3. Kişilere açıklayacaklar. Yöneticilerin sorumluluk sistemlerine değindik. Kurumsal yönetim , sermayenin korunması, bağımsız denetçi raporunun etkilerini irdeliyeceğiz. Bu bizim için çok önem taşıyor.
  •  Belkide sizin değindiğiniz sakıncaların ne denli önemli olduğunu ortaya koyacak. Şirkette sermaya nasıl kurulacak yeni sisteme bir bakalım. Yeni bir şirket kurmak istediğimiz zaman sizlerin şirketleri var ama yeni yapılanmalarada mutlaka gideceksiniz. O bir ve arkadaşları şirket kurarken sermaye artırırken bir defa bütün ödemeleri banka üzerinden yapacaklar. O bir, üreticiler şirket kaynaklarını artık kullanamayacaklar bu bir yenilik. Hiçbir şirkette ortak ve yönetici şirketin kasasından para alıp kullanamayacak. Peki fiilen bunu engelleyebilecek miyiz? Amaç şu: bugüne kadar küçük pay sahibinin hiçbir şirkette hiçbir hakkı yoktu hakim pay sahibi akşam çıkarken kasadan gereken parayı cebine alıyor gazinoya gidiyor parayı harcıyor yada taksitlerini ödüyor. Yeni sistemde ortakların ve yöneticilerin şirketle işlem yapması şirketin bunlar için teminat vermesi, kefil olması, garanti vermesi, senet düzenlemesi söz konusu olmayacak. Ufrs tamam genel kurulda pay sahipleri şirketin gerçek durumunu görecek, mal varlığını etkileyen önemli işlemler işlem denetiminden geçecek.
  •  Risklerin erken teşhisi komitesi kurulacak. Birleşmeye ve yönelmeye göz atalım. Şirketlerin birleşmesi ve bölünmesi kolaylaştı. Şirketiniz büyüdü bundan iki tane şirket yaratmak istiyorsunuz. Bu modellerden yararlanabilirsiniz. Bugünde kurumlar vergisi kanunuda ve tebliğde var fakat çok yetersiz ticaret kanunu bunu her yönüyle düzenliyor. D Şirketinizin E ve F ye bölüyorsunuz. Hem şirketinizin yeni bir kurumsal kimliğe ihtiyacı var. Artık D ortada olsun istemiyorsunuz. E ve F yi yaratırsınız yola devam edersiniz. Tam bölünme. Kısmi bölünmede G güzel bir şirket ama bazı kapasiteleri atıl yada bazı kapasiteleri başka bünyede yürümeli ikinci yapıyı kullanabilirsiniz bölünmede kısmi bölünme yapısını kullanabilirsiniz.
  •  Nasıl şirketler birleşecek çok kısa bu tabloda görülüyor iki şirketin yönetim kurulu bir araya gelip müzakere yapacaklar, sözleşme imzalıyacaklar, birleşme raporu hazırlayacaklar alacaklıların haklarını koruyacaklar belki bunlar çok teknik hususlar ama bunların hepsi düzenlendi işlem denetiminden geçecek genel kurul tasdik edecek, ticaret siciline kayıt yapılacak. Soru olursa daha derinleştiririz memnuniyetle bazı şeyleri hızlı geçeceğim. Tek kişilik ortaklığımız nasıl kuruluyor? Hangi sistemde yararlanabiliriz tek kişilik ortaklıktan? En sağda aşağıda special workers weakers. Gözükmek istemiyoruz yada doğrudan kendi bünyemizde bir ortaklık kurmak istemiyoruz başka bir internet şirketiyle ortaklık kuracağız.  M yiz biz. M şirketine bir tane M st yi kurarız. Yani yeni bir şirket kurarız tek ortaklı. N şirketi ile beraber gider bir joint venture meydana getirebiliriz. Yada gerçek kişi yeni bir şirket kuracağız gidip kendi adımıza yeni bir şirket kurmak üzere hareket etme şansımız var. Bölünme önceden de vardı vergi usül kanunda hala var vu buna istinaden çıkartılmış bir sanayi ticaret kanunu maliye bakanlığı ortak tebliği var. Maddi hukuk düzenlenmemişti. Bölünme ne olur? Nasıl sorumluluklar doğurur? Yeni sistem bunu düzenliyor. Ve iyice açıklığa kavuşturuyor onu vurgulayalım. Tek kişilik şirketin bu kadar zengin bir uygulama alanı var. Tabi çok önemli bir soru akla geliyor. Değerli bir katılımcımız arada sordu.
  • Tek başıma şirket kuruyorum tek başıma yönetebilir miyim?  Bu şirketi kurmamın anlamı ne? Acaba şirketle ortak birbirinden nasıl ayrılacak?
  • Evet. O şirkette herhangi 1000 ortaklı şirket gibi yine bağımsız denetime tabii olacak, Yine hesaplarını düzgün tutacak, ortağı yine şirket kaynaklarına dokunamayacak. Bir defa şirkete ne kadar tahsis ettiği belli olacak şirket kasasından bişey kullanmaya kalkışırsa yaptırıma tabi olacak ona biraz sonra özellikle ortaklara uygulanan yasaklar aşamasında geleceğiz.
  • Kişi kendi kaynaklarından sorumlu. Tek kişilik şirket yine vergi borçlarından sorumlu mu evini arabasını verecek mi?
  • Anonim şirketse aynı zamanda yönetici değilse sadece ortaksa bütün sorumluluğu sınırlandırılıyor. Vergi borcu dahil olmak üzere. Anonim şirketleri, limited de de anonim yönetim kurulu üyeleri ve imza yetkilileri, limited de ise müdürler vergi borcundan sınırsız sorumlu. Sadece ortak olanlar anonimde vergi borcundan sorumlu değiller. Limited de bugüne kadar neyse yarında o olacak ticaret kanunu bişey değiştirmiyor. 1183 sayılı kanuna göre; ortaklar şirketin kamu borçlarından sermaye katılım oranında sorumludur. Örneğin şirketin 700 bin ssk ve vergi borcu var. Ve ben %40 ortağıyım. Müdürde değilim müdür olsam tamamından sorumlu olurdum. %40 ortağı olduğum için 280 binlira borçluyum.  Bağımsız denetim neler getirecek? Bağımsız denetçi kimler olabilecek? Dışardan objektif uzmanlaşmış ihtisaslaşmış kişilerin bu görevi yerine getireceğini belirtelim. Üç kategori meslek mensubu bu görevi yerine getirecek. Yeminli mali müşavir, serbest muhasebeci mali müşavir, bağımsız denetim kuruluşu. Şirketler çıkarılacak bir tebliğ ile küçük,orta,büyük sermaye şirketlerine ayrılacak başta kanunda bu kıstaslar getirilmişti kanundan çıkarıldı şimdi tebliğ ile getirilecek. Bu Cuma günü de 18-19-20 sapancada ticaret bakanının yönetiminde 2. Düzenleme toplantısı başlıyor akademisyenler meslek mensupları alan uzmanları toplanıyorlar tebliğlerin hazırlanmasına hızla başlanıyor ki önümüzdeki 14 aylık dönemde bunlar yetişebilsin diye. Bu tebliğler içinde dedimki bir tanesi küçük,orta,büyükleri birbirinden ayıracak kriterlerle küçük ve orta işletmeleri yeminli mali müşavirler ve serbest mali müşavirler denetleyebilecek, yine bağımsız denetim kuruluşları denetleyebilecek. Büyükleri sadece bağımsız denetim kuruluşları denetleyebilecek sadece şuankilere açık değil bu alan mevcut durumda  da yeminli mali müşavirler sertifikasyon ve lisans almak suretiyle bağımsız denetim kuruluşlarını meydana getirebilecekler. Sistem şöyle kurgulanmış bağımsız denetimci bir yıllığına seçiliyor. Kim seçiyor? Yönetim kurulunun önerisi üzerine genel kurul. Ben sizlere bugünkü çalışma açısından önem taşıyan bir hususun şimdiden altını çizeyim. Bağımsız denetim yapılıyor da ne oluyor? Bağımsız denetimin sonuçları şöyle bir  etki yaratıyor. Dört tür etki çıkıyor.

1-olumlu rapor
2-sınırlı olumlu rapor(şartlı)
3-olumsuz rapor
4-ret
Olumlu rapor:şirketin mali tabloları ve yıllık faaliyet raporu standartlara ve gerçeğe uygundur.sadece olumlu rapordan beklenen sonuçları alabileceğiz. Sınırlı olumlu rapor: genel olarak standartlara ve gerçeğe uygundur fakat bazı konularda eksiklikler vardır. Olumsuz rapor: standartlara veya gerçeğe aykırıdır. Ret(kaçınma yazısı): ben denetçi olarak bu şirketi denetleyemiyorum. Bana bilgiler belgeler sunulmuyor, belgeler denetlemeye elverişli değil, standartlara göre tutulmamış, kesinlikle inceleme yapamıyorum. 4 tür rapor verilmesi lazım. Kanun hiç beklenmedik bir düzen getirdi. Bağımsız denetçiden olumlu rapor alınamazsa ne olur? Yönetim kurulu, genel kurul toplantı yapmakla çağırıyor. Genel kurul toplandığı anda yönetim kurulu iflas etmiş sayılıyor genel kurul yeni bir yönetim kurulu seçecek aynı yönetim kurulunu seçebilir. Ve yeni yönetim kuruluna şu görevi verecek: Derhal düzgün tablo hazırla ve bunu denetimden geçirt olumlu rapor al ve bunu bana sun. Olumlu rapor alınana kadar genel kurul  mali konularda karar alma yeteneğini yitiriyor. Genel kurul tabloları tasdik edemiyor, yöneticileri ibra edemiyor, kar dağıtımına karar veremiyor, sermaye artırımı, azaltımına karar veremiyor, yatırım kararları, yedek akçeler üzerine tasarruf kararları alamıyor. Bütün sistem mali açıdan kilitleniyor. Oldukça katı ve çarpıcı bir etki. Mutlaka yararları var dezavantajları var. Bu sorunu aşmak için 2 tane yöntem var.
1-her şirket kendi kendini denetleyecek. Bir iç denetim yapısı oluşturacak. Öyle bir sistem oluşturacak ki finansal tablolara uygun tablolar düzenleyecek üstelik gerçekten de ayrılmayacak. Herşey gerçeğe uygun düzenli bir şekilde ortaya konacak. Kendi iç denetiminden geçecek. İç denetim diyecek ki artık finansal tabloları denetimden geçirmeye hazırsın. Denetimden yamuk rapor gelmez olumlu rapor gelir. Bu raddeye gelindiği zaman bağımsız denetçinin şirket üzerinde hiçbir olumsuz etkisi olamaz.
2-birde ara yöntem var. Ne zaman raporlar denetlenecek? 31-12-2011 veya dönemi kapattık. 30-06-2011 hemen finansal tabloları hazırlıyoruz genel kurul toplayana kadar finansal tabloları denetçinin denetiminden geçireceğiz. Denetçi geldi hesapları inceliyor. Dediki şu kalemler standartlara uygun değil, şu kalemler gerçeğe uygun değil. Biz bunları gerçeğe uygun olarak düzeltirsek, bunu düzeltmemiz meşru hukuka uygun çünkü daha kesinleşmedi bu tablolar. Genel kurul nezninde olumlu bir denetçi raporuyla genel kurula katılmaya hak kazanacağız. Çünkü denetçi ile şirket arasında, yönetim arasında bu tür bir dirsek teması meşru kabul ediliyor. Görüş ayrılığı çıkarsa 397. Maddeye göre mahkemeye başvuracak kimin dediğinin doğru olduğunu mahkeme tain edecek ordan devam edilecek. o yüzden hızlı mahkemelere ihtiyacımız var. Sistemin yerine getirilmesi için ihtisas mahkemelerinin oluşumu kaçınılmaz bir ihtiyaç olarak gözüküyor. Çünkü mevcut ticaret mahkemelerinin iş yükü zaten ağır.

  • Tek kişilik bir anonim şirket sahibi sonuçta hem genel kurulda tek kişi olarak hem yönetim kurulunda tek kişi olarak duruyor. Bağımsız denetçiden de düzgün bir rapor alamadığı zaman şirket noluyor?
  • Çok haklısınız bunun sonucu kanunda düzenlenmiyor. Bir şirket bir türlü bağımsız denetçiden olumlu rapor alamıyor buna rağmen mali kararları alıyor. Kimsede bunların geçersizliğini ileri sürmüyor karlar dağıtılıyor, uygulamalar yapılıyor, bunun yaptırımı kanunda sadece adli para cezası ile öngörülmüş. Acaba bu şirketin kapatılması yol açabilir mi? Sana ticaret bakanlığının fesih davası açması düşünülebilir mi? Düşünülebilir di ama kanunda şimdilik bununla ilgili bişey yok. Yani şirketlere kapatma yaptırımı henüz getirilmemiş. Bağımsız denetimin böyle çarpıcı bir etkiye sahip olması çok dikkat çekici, yadırganabilir. Ancak şirket kendi kendini denetlerse, denetimin de denetimi gerçekleştirilebilirse başarıya ulaşılabilecek değerli arkadaşlarımdan şöyle yaklaşımlar geldi %100 katılıyorum. Bir şirketin bağımsız denetim yapması finansal tablolarını şeffaflaştırması, bunlar ağır maliyetler gerektirecek. Şirketi muhattapları karşısında zor duruma düşürebilicek bunlar hiç cazip değil. Bunlar doğrudur. Dürüst işletmeler içinde geçerlidir. İşletmeler sadece hile yapmak için bağımsız denetimden kaçmıyorlar. Bunun ağır maliyetleri ağır kırtasiyesi olduğu içindekaçıyorlar. Ancak sistem bunun üzerine kurgulandı. Artık dünya avrupadaki gibi özellikle sertifikalı uzmanlar tarafından şirketin denetim fikri ağırlık kazandı. Denetlenecek olan husus finansal tablolar yıllık faaliyet raporu hangi ölçülere göre standartlara ve gerçeğe. Amaç dürüst resim verme bir bağımsız denetçi, bağımsız denetim dışında sadece vergi danışmanlığı ve vergi denetimi yapabilecek. Danışmanlık veya işlem denetimi gibi faaliyetlerde bulunamayacak. Nasıl verimli sonuç alınabilir? Verimli sonuç almanın yegane yöntemi şirketin kendi kendini düzgün denetlemesi ve işletmesi. İşlem denetimi bahsettiğimiz 9 işlemde geçerli. Bunlar özel bir denetçi raporu alınmadan bugün nasıl sermaye artırımı yapmak için yeminli mali müşavirden anonim şirkete rapor alıyoruz sermaye ödendi diye bukez işlem denetçisi devreye giriyor anonim şirkette kuruluşta yenilikler var yönetim örgütünün yapılanmasına işleyişte yenilikler var, sorumlulukta yenilikler var bunlara ana hatlarıyla değinmek istiyorum müsadenizle. Sizlere girişim ruhu yüksek katılımcılar olarak bir fırsat alanı sunmak istiyorum. İnternet sitesi kurmak dışında, yeni bir alanda bahsetmek istiyorum. Kuruluşta halka arz. Çok önemli bir model. Tasarıda açıklanan bu modeli bizim işletmelerimiz kullanabilecek mi? Bir şirket halka açılmak istiyorsa sermaye  piyasası kurumu aracılığıyla izahname ve sirküler yayınlar hisselerini, tahvillerini menkul kıymetlerini satışa sunar ve bu yöntemle satış gerçekleşir. Eğer bu yöntemle 250 ortağa ulaşırsak halka açık bir anonim ortaklık oluruz. Yeni sistem şunu getiriyor. Kuruluşta şirketi halka arz edebiliriz. Peki bu bize hangi fırsat alanını yaratıyor?  Yeni bir şirket kuruyoruz. Şirketimiz zaten iyi durumda, ama yeni bir proje yarattık belki yeni bir şirketle bu işi yürütmek çok daha yararlı olacak. E-tohum ekibinden 100 binlira girişim sermayesi sağladık bu şirketi kurmamız için 2 milyonliraya ihtiyacımız var. Halka duyurduk projemiz çok değerli bir proje sermaye piyasası aracılığıyla bunu halka duyuracağız, projeyi her yönüyle açıklamak zorunda değiliz. Dürüstçe açıklamamız yeter. 100 bin lirayı 8 kişi sağlasın, 2 milyona ihtiyacımız var. 1.handikap: Halka açıldıktan sonra 2 milyonu halk ödemezse orta vadede siz ödeyeceksiniz fakat projenize güveniyorsanız halka açtınız projeyi halk bu işe 10 milyon lira verdi hisseleri sundunuz öyle bir talep geldiki bide ön talep öyle bir kesin talep geldiki 10 milyon lira para toplanacak. Kuracağımız şirketin adı A4 şirketi. Halktan gelen 10 milyonliraının 2 milyonu A4 şirketine gidiyor. 8 milyon lirası kuruculara.
  • Halkın parası düşmüyormu %80 oranında değer kaybetmiyor mu?
  • Bunun ayrıntıları düzenlenmedi ama bi şekilde kurulan şirketin değerinden bu karşılanıyor.
  • Bunu imkb de mi halka arz ediyor
  • Evet imkb üzerinden ve bu birincil piyasa işlemi. Geçmiş üç sene karı aranmadan.
  • Konyada bir çok holding makbuz karşılığında şirketi halka arz ettiler. Fakat denetim çok sıkıntılı olduğu için bu şirketlere devlet el koydu halk parasını almadı şirket parasını almadı o para devletin kasasına girdi. Halk ışık görürse 2 milyon 10 milyon olur. Ve 8 milyon boşa gider.
  • Boşa gitmeyecek 10 milyon değeri olacak ama öyle değerli bir projeki o para 20-30 milyonu bulacak.
  • Peki şirketler projelerini halka hayalle satabilirler. Bunun denetimi hangi kriterlerle yapılabilir?
  • Bunun denetimi sermaye piyasası kurulunun kriterlerine göre yapılacak. O projenin yerindeliği hiç tartışmaya açılmayacak. Tek tartışmaya açılacak olan doğru kurgulanıp kurgulanmadığı. Yoksa o projenin 10 edip etmeyeceği üzerinde durulmayacak.o birazda halkın girdiği risk olarak ortaya çıkıyor.
  • Burda sistem biraz fazla güvene dayalı olmuyor mu? Bir fizik sorununu çözmüşlerdi. Ben hikayemi anlattım evet sorunu çözdü dediler sonra ben 5 milyon diye çıktık 100 milyon topladım. Ortaklara ödeniyor ve 95 milyon yok oluyor. O para ya ortaya çıkmazsa?
  • Bu riski gözeten halk buna katılacak çokta büyük bir risk. Belki benim örneğimde abartılı. 2 isteriz 3 toplarız. Değeri 7 dir.  7 için 1 in gitmesini önemsemeyebiliriz.
  • 2 milyonu temin edemezsek eğer biz mi ödeyeceğiz?
  • Sermayenin korunması çerçevesindeki yaptırımlar yani sermayenin tahüdünü yerine getirmeyen ortaklar şiretten çıkarılır o ölçüde var. Onun dışında yok.

Kuruluştaki yapıya şöyle bir göz atalım aşağı yukarı böyle bir durumla karşı karşıyayız. İzninizle hızlanıcam biraz sonra birkaç yapıyı göstericem sonra serbest bir şekil de soruları alıcam.

Esas sözleşme, çok önemli bişey yeni şirket kurarken internet sitesi koyabileceğiz, alan adı koyabileceğiz, internet sitesi içeriği duruma göre eğer bifikri mülkiyet hakkına vücut verecekse onu koyabileceğiz geniş imkanlar bize tanınıyor. Bu arada ayni sermaye yani para dışında sermaye koyduğumuz zaman bu sermaye bir yere tescilli ise marka, patent, taşınmaz, araba gibi ilgili sicillere baştan beyanlarda bulunuyoruz. Bunlar teknik ayrıntılar.
1-Yönetim kurulu bir kişiden oluşabilecek. Onu kurul demeyeceğiz ona yönetim organı diyeceğiz.
2-tüzel kişi üretim organında üye olabilecek. Yönetim kurulu üyesi olabilecek. Şirketin temsilcilerinin en azından bir tanesinin Türk vatandaşı olması zorunlu. İmtiyaz yine düzenlendi. Tek kişilik yönetim organı kurabiliriz. Yine tek başına yöneticidir ve şirketi temsil edebilir. İkinci alternatif, bi kısmı executive diğer kısmı non-executive olan yöneticilerden olulabilir.3. alternatif altında icra kurulu kurabiliriz. İki üyesi insan üçüncü üyesi bir anonim şirketi olabilir. Anonim şirket tek başına sorumluluğa tabi. Kendi mal varlığıyla sorumluluğu aslında sınırlı olmasına rağmen. Onun temsilcisi Selçuk Açıkgöz yönetim kurulu üyesi sıfatını kazanmıyor. Sadece orada yönetim kurulu üyesinin temsilcisi sıfatıyla oy kullanmasına imkan tanıyor. Yine bizim eskiden olduğu gibi stratejik ortaklıklar yine geçerli. A ve B grubu şirket kuruyorlar. A nın 3 temsilcisi B nin 2 temsilcisi yönetim kurulunda yer alabiliyor. Eskiden bu yana büyük bir değişiklik yok ama yeni imkanlar buna katılıyor. Yeter sayılar kolaylaştırıldı. Yarıdan bir fazla gibi garip düzenlemeler terk edildi. Artık çoğunlukla yönetim kurulunda karar alınacak.

5 kişide 3 kişi toplanacak. 3 kişiden 2 kişinin olumlu oyuyla karar alınabilecek. Yeterli sayıları ağırlaştırabilirizi, veto hakları tanıyabiliriz, dolaştırma yoluyla karar alma var. Önemli hususa değinelim yöneticiler şirkete kesinlikle borçlanmayacak ben yönetici olarak, yönetim kurulu üyesi olarak şirkete borçlanırsam şirketin alacaklısı Canan Hanım doğrudan gelip o parayı benden talep edebilecek.  Doğrudan bir talep hakkı yöneticilerin sorumluluğu bu yönden ağırlaştırılıyor.     Bide yöneticilerin sorumluluğuna ilişkin örnek verelim. Bununda akılda kalması lazım. 553. Maddede hiç kimse kontrolü dışında kalan zararlardan sorumlu tutulamaz.

Artık teşkilat yönetmeliğine hakim bakacak kim sorumlu bu işlemi kim gerçekleştirdi? Kime sorumluluğu yükleyebilirim. Buna farklılaştırılmış teselsül deniyor.  S şirketi ak fıratta 60 dönümlük arazi aldı burda alışveriş ve iş merkezi yapacak sonra anlaşılıyor ki planlanan proje gerçekleştirilemez kısmen yapılabiliyor. Çünkü imar planı engel, gecikmeler var, kredi borçları gecikti, büyük zararlara uğrandı, O bir ciddi ortak gitti 800 bin liralık zarar davası açtı. Yönetim kuruluna ve genel müdüre. Hakim nasıl karar verir?
1-Hakim zararı tespit edecek zarar 600 bin lira tutarındadır.
2-sorumlu olmayanları tespit edecek. İcra yetkileri olmayan y4 ve y5 sorumlu değildir. Dava redddildi.
3-icrai yetkileri bulunmakla birlikte söz konusu proje için görevlendirmeyen y1 de dava dışında.
Peki diğerlerine ne olacak?
Y2,Y3 ve G sorumlu. Y2 600 bin liralık zararın tamamından sorumlu. Y3 ve Y2 müteselsilen 320 bin liralık zarardan sorumlular. Y2,Y3 ve G müteselsilen 180 bin liralık zarardan sorumlular.     Bu şu demek:
Ben davacı olarak eğer Y2den tahsis edebilirsem 600 ün tamamını alırım. Y2 döner Y3 ten 160 binlira alır G den ise 60 bin lira alır. Kalanına kendi katlanır. Y3 ten tahsis edebilirsem 320 yi alabilirim. Y2 den 160 bin lirasını alabilir. G’den ise 60 bin lirasını alabilir. Yok G den alırsam 180 bin liranın 60 ını Y2 den 60 ını Y3 ten alır. 60 ınıda kendisi öder. Çok güzel adaletli bir yapı.     Çünkü hakim araştırdı bu işi g, Y2, Y3 yürüttü G nin biraz daha az dahli var sonradan devreye girmiş ama özel yükümlülüğünü ihlal etmiş iyi incelememiş Y2,Y3 şirketi zarara sokmuşlar temel soru şu, bu İsviçreden alındı bu İsviçre de çatır çatır tartışılıyor.

Asıl sorun şu! Bu denkleme nasıl varacağız? Sorumlulukları nasıl ayrıştıracağız temel sorun burada kendini gösteriyor. Pay sahipliği haklarına değinelim genel kurul elektronik yollarla yapılabilecek organlar katılacak yeterli sayılarda yenilikler var. Genel kurulun yapılışına bir göz atalım telekonferans yoluyla toplantı var, yönetim kurul üyelerinden en az biri bağımsız denetçi  işlem denetçisi katılabilecek. Genel kurul modern yöntemlerle çağırılacak. Oy hakkı yeniden düzenleniyor. Birkimli oy denen bişey getiriliyor. Şunu vurguluyalım bin oyun var 5 üye seçiliyor. Şunu yapabilcem.

Esas sözleşmede hüküm varsa y1,y2,y3,y4,y5 aday 1000*5=5000 oyu y1 e kulanıyorum.  Diğerlerine oy kullanmıyorum bu yönteme başvurup güç birleştirip bir kişiyi yönetim kuruluna seçtirebileceğiz. Genel kurulda pay sahibinin temsilcisi anlamında toplamda tam 5 temsilcinin devreye girmesi söz konusu.  Pay sahibinin önündeki bütün engeller kaldırılıyor. Pay sahipliği değerinde önemli bir değişikliğe değiniğim bireysel haklar güçlendiriliyor, temel çıkış noktası genel kurul öncesindeki inceleme hakları, genel kurul sırasındaki bilgi alma hakları ve azınlık hakları daha çok devreye sokuluyor lafta kalmıyor çok önemli bir azınlık hakkı var onunla sözlerimi bitiriyim.

Bir şirkette azınlık pay sahibiyiz yatırım yaptık. Şirket yıllardır kar dağıtmıyor sürekli zarara yol açan yöneticiler yeniden seçiliyor. Pay sahipliği haklarını hep dava açarak kullanmak zorundayım yeni bir hak tanındı şirketin haklı sebeple fesini talep edebiliyorum.  Azınlıksam bu davayı açabiliyorum mahkeme şuna karar veriyor  şirketi kapatmamaya çalışıyor mahkeme çünkü kapatmak son karar, son çare onun için yerine mesela      benim hisselerimin şirket tarafından satın alınmasına karar verebiliyor. Ben sözlerimi burada noktalıyorum daha bir çok müessese var ama sorularınız varsa memnuniyetle ele almaya çalışacağım.

-Türk ortaklığı konusunda Türk ve Türk vatandaşı olma Türkiye de oturma konusu?

-yabancı ortak konusunda hiçbir sorun yok %99 yabancı ortak olabilir. %100 de olabilir yalnızca temsil edebilecek bir Türk’e ihtiyaç var.

-şirket satış konusunda bir fark var mı?

-evet. Şirket hissesini satın aldık bir yerden, hukuki veya ekonomik ayıp var. Satın aldığımız değerin çok altında. 6 ayda bunu talep edebiliyorduk. 2 yıla çıkarıldı. Ve 1530. Madde geldi. Çok büyük markete satış yapan küçük esnafın korunması için faiz hükümleri getirildi.

-limitedde şu anda örneğin noterden bütün işlemleri geçirmek gerekiyordu. Anonim şirkette genellikle daha serbestti bunda bir değişiklik var mı?

-değişiklik yok yine aynı şekilde.

-limited de ortakların sorumlulukları değişiyor mu? Ortakların sorumlulukları daha yüksekti anonim şirketten.

-vergi sorumlulukları değişmiyor devam ediyor. Sermaye tahaüttüyle sorumlular prensipte. Bide şirketin niteliğine göre esas sözleşmeye ortaklara borçlar yüklenme imkanı tanındı.(limitedde) Örneğin: dondurma şirketi kuruyoruz 5 süt üreciticisi. Her ay 1 ton süt satma parasını almak kaydıyla yükümlülüğü bize getirilebilir o tür tahaütleri artık esas sözleşmeye koyabiliyoruz bir de şirket batarsa sermaye tahaütümüz kadar para koyma diye ek ödeme yükümlülüğü var onlar ön görüldü.

-deminki örnekte de olduğu gibi bir kişi şirket kurabildiği gibi bir şirkette sadece başka ortağı olmadan başka bir şirket kurabiliyor mu?

-kurabiliyor.  Çünkü oda ortak oluyor. Yani şirket küçük şirketler kurup onlar üzerinden de işlem yapabiliyor.
-a şirketi gidip b şirketini kuruyor ve buranın tek ortağı olarak görev yapabiliyor.
-şirket kendi hisselerini geri alabiliyor mu?
-bütün hisselerini kendi elinde toplayamaz. Bir kısım hisselerini alabiliyor bugüne kadar çok ciddi sınırlamalar vardı  329. Madde de yeni sistemde yönetim kurulunda 18 aydan son anda 5 yıla çıkarıldı. Uzun sürelerle yetki verilebiliyor şirketin menfaatinin gerektiği durumlarda genel kurul yetki vermeden de kendi hisselerini satın alabiliyor. Çabucak elden çıkarmak kaydıyla.ve onun oy hakları donuyor.

-Anonim şirket ortakları bu hisseleri 2 sene elinde tutarsa devir vergiden muhaftı bunda değişiklik var mı?

-mali mevzuata dokunmada hiçbir değişiklik yok şuanda.

-limited şirketi anonime çevirmede epey bir zorluk vardır. Deveye hendek atlatmaktan zordu. Bu aynı duruyor mu?

-biraz daha kolaylaştı.tamamen değiştirmede teşvik ediliyor. Konvektif konvaktif limited den anonime doğru geçiş olabildiğince kolaylaştırıldı. Şu yönden zorlaştı bugüne kadar mali müşavir bir rapor hazırlıyordu bazı ortaklar kurulu kararı alınıyordu. Ondan sonra mahkemeye başvurup özvarlık tespiti yapılıp genel kurulca tastik edilip tescil ediliyordu. Birde işlem denetçisi eklendi. Ama daha kolay daha akıcı bir sistemle.

-limited şirket birleşmelerinde sermaye payları oranında mı sorumluluk duyulacak aktif payların büyüklüğüncemi?

-evet vergi borçları acısından birleşme öncesinde yapılan borçlar anlamında herkes birinci limited şirketinin ortskları birleşme anından öncesi borçlardan sorumlu 2.leri kendi şirketlerinin vergi borçlarından bütün hepsi birden birleşme sonrası yeni şirketin borçlarından sorumludur.
teşekküler

İlkan Gökyılmaz: Evet. Burak böyle bir değişiklik yapalım dedi. Yapalım. Maç seyretmek isteyenler olabilir. Bizimde zaten işimiz maçlar olduğu için bizim içinde herhalde iyi olacak. Sabahtan beri gördüğünüz sunumlardan biraz daha farklı bir sunum yapacağız. Açıkçası sunumu da çok da fazla kullanmayacağız. Biraz daha sohbet havasında olacak diyebilirim. Biraz izlediklerimizden farklı olacak. Sabahtan beri ben de buradayım. İşte önce yeni Türk ticaret kanununu dinledik. Ondan sonra, gene işte banka, PayPal, farklı farklı şeyler… Yatırımcılık vesaire… Biz biraz daha size kendi kişisel tecrübelerimizi anlatacağız. Kendimizden biraz bahsedeceğiz. Emre’yle beraber.

Emre Uğurlu: Ben oturuyorum şimdi.

İlkan Gökyılmaz: Oturabilirsin istersen. Arada girersin de. Biraz daha farklı bir şey yapmaya çalışacağız hızlıca. Ondan sonra da belki sorularınızla biraz olayı açmaya çalışırız. Öncelikle tebrik etmek istiyorum bütün Etohum 40 girişimcilerini. Gerçekten çok güzel bir şeyin yoluna daha yeni çıktınız diye düşünüyorum. Hani güzel, zorlu; ama güzel bir hayatın başlangıcı olarak düşünebiliriz. O yüzden hepinizi öncelikle tebrik ediyorum. Aynı zamanda da çok şanlı olduğunuzu düşünüyorum. Çünkü bizim yola çıktığımız zaman çok fazla şansını bulamadığımız şeyleri de Etohum ortamında bulacaksınız. Ben yaklaşık 2 yıldır Burak’ın yaptıklarını takip ediyorum. Çok güzel şeyler yapıyor. Biz de bu yıl başında zaten Etohum sponsorları arasına katıldık. Çok, mutlulukla diyebilirim. Dolayısıyla inşaallah bundan sonra da sık sık birlikte olacağız. Nasıl bir minik plan yaptık? Aslında burada Mart ayında da bir Etohum sunumu yapmıştık. Onun biraz güncellenmiş hali diyebilirim.

Biraz daha hızlandırıcaz ki; sabahtan beri zaten üst üste sunumlar dinleniyor. Son sürpriz sunumda bu oldu bugün. Biz bir sunum yapmıştık geçen yıl başında, Türkiye’de gerçekleşen bir yatırım zirvesi diyelim, NuBridge Summit’te. Onun bi üzerinden gideceğiz. Hani bizim yaptığımız doğru demek değil ama biz kendimizi nasıl anlatmıştık biraz ondan bahsedeceğiz. Belki sizler de faydalanırsınız.O sunumdan sonra yatırım aldık mı? Hayır. Ama çeşitli görüşmeler yapıyoruz. O sunuma bir bakacağız. Neler yaptık? Ona bir bakabiliriz. Ben biraz kendimden bahsedeceğim. Kendi kişisel notlarımdan bahsedeceğim. Bu 10 yıllık süreçte diyelim. 10 yıllık bir girişimcilik geçmişi var.

Emre ortağım. Aynı zamanda 25 yıllık arkadaşım. Ondan sonra da beraberce… O belki biraz farklı şeyler anlatacak. Çünkü ikimizin hem farklı eğitimleri hem farklı backgroundları hem de farklı işe bakışları var. Dolayısıyla ona da hemen sözü hızlıca vermek istiyorum. Çevirmekle bile uğraşmadım. Bu, hani bizim yaptığımız, yurt dışı ekiplere de yaptığımız sunumdan bir örnekti. Hızlıca kendi işimizi nasıl hemen anlatıyoruz? Umarım çoğunuz biliyordur… Geriye geleyim.

“Kaç kişi sporx.com’u biliyor?” yoklamamı yapmadım. Sporx.com’u daha önce hiç duymamış olanlar?.. Bir kişi gördüm. İki kişi gördüm. Peki, diğerlerinin duymuş olmasına sevindim. Mümkün olduğunca biz de kullanmasanız bile, spor meraklısı olmasa bile insanlar, duymuş olmalarına çalışıyoruz diyeyim son yıllarda. Türkiye’nin en büyük spor sitelerinden birini yapıyoruz. Aslında bir spor grubu. Şimdi biraz sonra bahsedeceğim 5 tane siteden oluşan, 24 saat güncellenen, içinde birçok sadece spor haberi değil, spor uygulamalarının da olduğu büyük bir internet-medya işi yapıyoruz diyebilirim.

Şanslı bir alandayız. Türkiye’nin en büyük dikey alanı olduğunu biz düşünüyoruz içimizde. Sadece biz değil; yaklaşık 10 tane çok büyük ve ciddi bu işi yapan ekip var. Bazıları çok büyük yayın holdinglerinin parçası, bazıları bağımsız bizim gibi. İşte Maçkolik de hem arkadaşlarımız hem Etohum sponsorlarından. Ondan başka… Fanatik var; Fotomaç var; HTSpor var; NTV var; varoğlu var diyebiliriz. Biz de bunların arasında var olmayı başardık. Sporx 2005 yılından beri var ve sürekli de büyütüyoruz. Geçen ayın Google Analytics figürleri 5 milyon civarı unique visitor, 120 milyon civarı da aylık pcu’umuz var. Demin dediğim gibi aslında sporx tek bir site değil bizim için artık. 5 tane spor işimiz var.

Sporx, karakartal, webaslan, süperfb ve en son da geçen yıl açtığımız bi r video sitemiz var. Sadece premium spor videolarından oluşan. Yani user generated olmayan, 7-8 milyon aralığında video stream eden bir tv sitemiz de var artık diyelim, aynı markayı kullandığımız. Bunları koymuşuz. Bugünün rakamları. Hala Alexa’ya güveniyorsak işte belki en genel şey olduğu için. Türkiye’deki en çok ziyaret edilen bugün kırk beşinci. Burada 30’la 50 arasında oynuyoruz. Spor işi tamamen sezonsal bir iş. Fenerbahçe, Galatasaray iyiyse iyiyiz vesaire gibi şeyler de çok etken. İşte 2009’a kadar olan var.

Geçen senenin sunumu olduğu için. Sürekli bir unique visitorda artış var. Bunlar aylık ortalamalar. Pcu da keza öyle. 2010’da daha da arttı rakamlar tabi. Bunu okumayacağım tek tek ama kendimizi nasıl anlattığımızı tamamen belki Türkiye’ye çok yakın olmayan insanlara sadece sporx’i değil biraz Türk spor ve Türk internet marketini de bu şekilde anlatmıştık. Sonradan sunumu isteyen herkesle paylaşabilirim. Zten gizli bir şey yok. Hani hem Türkiye’den hem internetten hem spordan özet 10-15 dakikada nasıl bahsettiğimizi belki burada görüyorsunuz. Çeşitli şeylerden bahsetmiştik. Bu sunumdan hızlıca gidiyorum. Sporx’in özelliklerinden güçlerinden bahsetmiştik o toplantıda gene. İşte farklı platformlardan sporx’e girilebiliyor. Mobil vesaire. İçerik tabiki en büyük gücümüz. Ana işimiz içerik. Çok farklı, özel bir şey değil.

Spor medyası. 24 saat gerçekten çalışıyoruz son 3-4 yıldır. Tüm spor haberleri anında yayınlanıyor. Video çok büyük. Zaten artık gittiğimiz her yerde dinliyorsunuz. İşte dün İstanbul’daydık Webrazzi gündem toplantısında. Orada da Nokta Grubu. İzlesene’nin sahibi biliyorsunuz. 2011’in daha da video yılı olacağını Türkiye’de zaten bahsettiler. Biz de öyle görüyoruz ve 2006’dan beri video alanında, videonun spor alanında diyeyim birçok şey yapıyoruz. Proje bizim için çok önemli bir farklılık. Herkes aynı spor haberlerini veriyor ama sporx’in en büyük farkı kullananlar bilir, çeşitli farklı projeler yapıyoruz.

Hem reklam verenler, markalar için hem son kullanıcı için. Sadece spor haberi değil; spor uygulamalarına da yer veriyoruz. Hız tabiki zaten en önemli faktör. Artık mobil de hayatımızdayken. Burada biraz daha onların detayına gelmiştim. Çok farklı mesela sadece futbol değil; tüm işte branşlardan çok derin içerik yapıyoruz vs. vs. diye. Farklı platformlardan kastımız; iPhone, Android, iPad’e özel şeyler yapmak… Belki işte artık tivibu’nun Iptv’si hayatımızda. Onlarla bir şeyler yapacağız vesaire ve her platformda yer almak, yeni çıkacak Türkiye’de yurt dışında çıkan akıllı televizyonların içinde içerikçi olarak yer almak.

Bunların hepsini şu anda halihazırda yapıyor durumdayız ve birçok farklı platform çıkıyor. Hepsine bir şekilde yetişmeye ve içerik sağlamaya, spor içeriği sağlamaya çalışıyoruz. Ama hani yaptığımız her şey şey değil. Standart şeyler değil. Orada project designdan kastımız oydu. Farklı eklentilere göre tailor-made işler de yapmaya çalışıyoruz. Özellikle reklam verenler için tabi ki. Bundan bahsedelim. Girişimciler için en önemli.  Bu da sizin için biraz farklı.. biz buradaki farklı şirketlerden biriyiz diyelim. Ana modeli reklam olan çok fazla şey dinlemiyorsunuz. Çok kolay bir şey de değil. Girecekler için önceden söylemiş olalım.

Ama aynı zamanda dünyadaki de en büyük ciroların döndüğü bir sektör. Medya ve reklam. Bizim de gelirimizin çok önemli bir bölümü reklam ve her geçen yıl artıyor. Onun dışında ama bir kaç tane tabi revenue sourceumuz var. Mobil bunlardan biri. Üç operatöre de spor içeriği sağlıyoruz. İşte Avea lig paketi var. Belki biliyorsunuzdur. Spor videoları anında cebinize geliyor maçlardan sonra. Onun tüm altyapısını, içeriğini, tüm operasyonunu seslendirmesini biz yapıyoruz. Örneğin; Turkcell’in canlı anlatımı vesaire. Ndan başka content aggregationdan kastımız farklı partilere içerik ve teknik sevisler de satıyoruz. Yani örneğin; işte somut bir örnek: Adidas’ın Türkiye’deki micro siteleri, Adidas’ın iPhone applicationı, desktop applicationları… Hepisinin yazılımını ve günlük spor feedlerinin sağlanmasını sporx yapıyor.

Emre Uğurlu: Hatta daha ötesi Adidas’ın Türkiye’de bir websitesi yok. Yani adidas.com.tr yazarsanız adidas’ın global sitesine yönlenirsiniz. Adidas yapacağı bütün iletişimleri sporx’in altındaki sporx.com/adidas adresinden yapıyor. Yani dergiye de ilan verse, outdoora da ilan verse bütün contact adresi olarak sporx adresini veriyor. Bu bizim için çok büyük bir referans. Bu kadar büyük bir global marka sporx’in altından bütün iletişimi sağlayabiliyor. Sadece söyledikelrine ek olarakda bunu söylemiş olayım İlkay.

İlkan Gökyılmaz: Evet. Doğru.

Emre Uğurlu: Belki Galatasaray, sesli söylememiz lazım. Galatasaray kulubünün resmi websitesinin bütün altyapısını biz yapıyoruz. Hostingi, survingi, işte içerik yönetim sistemi. Yani aslında ne sadece bir medya şirketiyiz ne sadece teknoloji şirketiyiz. Spor medyasını iyi bilen bir teknoloji şirketiyiz diyebiliriz.
İlkan Gökyılmaz: Evet. Bu hep dışarıda da kullandığımız bir şey. O da en büyük avantajlarımızdan biri. Büyük markaların bizle çalışmasının ana nedeni; hem sporu biliyoruz hem teknolojiyi biliyoruz. İkisini birden tek kanaldan çözmek istedğimde; işte Avea gibi Galatasaray gibi büyük kuruluışlara yıllardır çözüm sunabiliyoruz. Sonra nasıl devam etmişim? Gene detayına girip okumayacağım. Dediğim gibi kendimizi gene böyle, üç işimizi anlatmışız: reklamı, mobili ve content aggregationı. Üçünü ayrı ayrı, birlikte büyütmeye çalışıyoruz. Ondan başka bu da bir savımız.

Artık spor ve sporx o kadar büyük kisadece spor severlere hitap etmiyor. Çok büyük bir kitle video da seyrediyor; haber de alıyor bizden. Mobilde çok büyük bir kitle var. Çok büyük bir genç kitlemiz var. Çok büyük bir oyunsever var. Çok büyük işte yarışmalara katılan bir kitle var. Dolayısıyla “Sporx more than sports” demişiz orada. Sadece sporsevere hitap etmediğimizi göstermek için. Orada bunu detaylandırmışız gene. Videosu vesairesi. Ve gençler arasında en çok ziyaret edilen sitelerden bir tanesi olması. Ondan sonra biraz gelicekten bahsetmişiz gene bu 2010’un başlarında hani neler bekliyor bizi gelecekten? Hem kendimiz için hem hem Türk internet pazarı için. İşte 3G o zamanlar daha çok yeniydi.

Altı ay gibiydi. Onun etkisini gerçekten gördük. Hani somut bir örnek vereyim. Ocak 2010-Ocak 2011 mobil rakamımız pcu ve unique visitor bakımından yaklaşık %100 arttı. Yani burada bizim sağladığımız içerikten çok, aletlerin çoğalması ucuzlaması, 3G’nin operatörlerde ucuzlaması. Yani 19 liraya bildiğim kadarıyla bir paket alınabiliyor aylık. Mobil trafikler bir yıl içinde %100 arttı. Mobil reklam diye birşey hayatımıza girdi.

Oradan da henüz çok büyük olmasa da kazançlarımız var. Ondan başka tabi işte bizim için en önemli şeylerden biri o da bizim biraz belki değiiişik yönümüz. Trafiğimizin ciddi bir bölümü yurtdışından geliyor. Yurtdışında yaşayan Türklerin sporu takibinden. Aynı şey belki Hürriyet, Millyet gibi haber veren siteler için de geçerli.

Dolayısıyla her bakımdan iyi bir gelecek hepimizi bekliyor diye her yerde duyuyorsunuz zaten. Orada böyle sunumu bitirmişim. Şimdi biraz bugünkü konuşacaklarımıza gelelim. Bu sadece sporx’i biraz hızlıca anlatmak ve sporx kendini nasıl anlatıyor herkeseyi göstermek içindi. Ben biraz kendimden bahsedeyim. ’93 İstanbul Erkek, ’98 Boğaziçi Bilgisayar. Ondan sonra hatta belki herşeyin yolu bu oldu. Biraz hayat, tesadüfler. ‘98’deki bitirme projemiz. Daha web çok çok yeni bir şey. Daha NetScape vs. vardı diye hatırlıyorum. Bizim projemiz ise web-based email yazmaktı. Yani hotmail yapmak vs. gibi bir şeydi. Yaptık   da.

Ama pek kullanmadık ondan sonra tabi. Bir wem-based email projesi yaptık. Star Trek hayranı arkadaşlarımızdan dolayı Trek Mail adını vermiştik. Biks Grup da baş harflerimiz. Dört kişi. Ondan sonra oradaki, o Biks grupdaki 3 arkadaş, daha doğrusu iki arkadaş ve dışardan bir arkadaşla beraber bir şirket kurduk. Daha üniversitede okurken o da çok önemli. Belki farklı bir şeye değinmem burda gene gerekli. Burak’ın heralde 29 Ocak’taki organizasyonunda da çoğunuz vardınız. Zaten orada etohum 40 açıklandı. KOSGEB başkan yardımcısıydı sanırım. Bende ilk KOSGEB’de başladım bu işe. ’98 yılında diye hatırlıyorum. Boğaziçi Üniversitesi’ndeki KOSGEB’de 20 m2’lik bir odada başladık. Üç ortak oalrak bir limited şirket kurmuştuk. Ve o aslında bugüngü, bütün ileriye doğru gidişatı sağladı diyebilirim. Dolayısıyla o imkanları kullanmanızı tavsiye ederim. KOSGEB’de çok cüzzi bir katılım payı ödeyerek başlamıştık diye hatırlıyorum. İlk kredimizi onlardan aldık. Faizsiz üç yıl sonra mı ne geri ödedik diye hatırlıyorum. Çok iyi hatırlıyorum 4 milyar gibi bir paraydı. İlk makinalarımızı, ofis tefrişatı diyelim, onalarla aldık ve ondan sonra KOSGEB’den ayrılırken iki yıl sonra o parayı geri ödedik. Dolayısıyla KOSGEB gibi imkanları değerlendirmenizi öneriyorum.

Özellikle hala üniversitede olanlar için çok büyük bir imkan. Çünkü ben hem üniversiteden çıkıp hemen yan binadaki ofisimize gidebiliyorduk. Ondan sonra biraz daha hayat gene tesadüfler. ’98’deki ilk müsterimiz aslında şimdi beraber çalıştığımız kişi oldu diyebiliriz. 99’da ilk şirketi kurmuşuz pardon. Ondan sonra ilk müşterimizle dediğim gibi, bugünkü şirketi kurduk 2000’de. VE 2000’den sonra spor işine, spor-,nternet işine girmiş olduk. 2002’ye kadar ben sadece IT ile ilgileniyordum. 2003’ten sonra da bir 16 ay askerlik maceram var. Bilgisayar mühendisi olarak. Askerlik dönüşü, ondan sonra tüm ekibin…

O zamanlar çok ufak bir ekibimiz vardı tabi. 5-6 kişiydik hala 2003’de diyelim. Esas büyük kararı diyelim, yani 2000-2005 zaten bir büçük yılı askerlikle geçen bir dönem. Esas patlamayı 2005’ten sonra yaptık diyebilirim. Burda da ana kararımız, hani doğru zamanda belki doğru şeyi yapmak. Bir main-stream sports portal yapmak oldu. Süperspor adında bir portal yaptık o zaman, 2005’te. Direk ilk ayından itibaren çok büyüdü. Bu işi yapan sadece bildiğim bie yer vardı. Ajansspor. Sporla ilgili genel şey yapan… Biz ikinciydik belki diyebilirim. Ve Süperspor’la başladık. Ondan sonra 2007’de adını değiştirdik. Birey lansman yaptık, logosunu değiştirdik, stratejimizi değiştirdik vesaire diyelim. Ekibi büyütmeye başladık. 2007’de bugün bildiğiniz rengiyle logosuyla sporx haline geldi. 2 kişi başlamıştık 200 yılında. Şu anda 32 full-time, yaklaşık bir 50-60 da part-time çalışanlarla bayağı ekibi büyüttük.
Benim girişimcilik üzerine personel notlarım diyebiliriz. Kendi hayatımdan da tabi. Herkes sizi garipsiyor böyle bir şeye karar verdiğinizde veya böyle şeyler yaptığınızda. Ben herhalde 5-6 yıl ne yaptığımı herkese anlatmakta özellikle anneme babama anlatmakta zorluk çektim. Bugün de tam tersi; babam artı kgelip “Vay oğlum. Sporx neymiş? Herkesten duyuyorum.” vs. demeye başladı, son bir iki yıldır diyelim. Çok iyi bir eğitim almışsınız. Bir çoğunuzda tahminimce çok iyi eğitim aldınız. İşte Boğaziçi bilgisayar mezunusun. Zaten yarısı yurtdışına gidiyor. Geriye kalan yarısı da, o zamanlar çok popüler, bankalarda çalışmaktı.

Bir üniversite mezunu birkaç bin dolarla bankalarda başlayabiliyordu. Benim hiç bir zaman istediğim bir şey değildi. Her zaman kafamda, kendimiz ait bir şey yapma fikri vardı diyebilirim. Farklı bir şey yapma… Bunları ODTU’nün bir sunumundan aldım aslında. Beraberce bakabiliriz. Zaten çok yerde görüyorsunuzdur böyle şeyler ama gerçekten zor bir yol hepiniz için. Hepimiz için diyelim. 10 yıl sonrasına baktığımızda, bir şirket kurulduktan 10 yıl sonrasına baktığımızda %10’u sadece geride oluyor. %90’ı yok. Bunun nedenleri gene ODTU’nün araştırmasından: Yönetim deneyiminin sınırlılığı denmiş. Finasman tabi kıtlığı.

Sadece belki finansman değil; insan kaynakları kıtlığı olabilir. Vakit kıtlığı olabilir. Sadece bu işe konsantre olmamak. Başka bir işte maaşlı çalışıyorken girişim yapmaya çalışmak… Bunlar hep belki kaynak kıtlığına sokabileceğimiz şeyler. Ve tabi networking. Yeterince güçlü ilişkilere sahip olamama. Bizim de belki başlangıçta çektiğimiz çok büyük sıkıntıydı. Şu anda sizin için etohum ortamının bu konuda da çok büyük bir faydası olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla umarım hepimiz, hepiniz bu %10’un içinde oluruz bu arada, şirketleriniz yaşamaya devam eder. Gene kendi notlarıma devam edeyim. Güzelliği nedir bu işin? Hiç canınız sıkılmayacak. Benim girmem aslında ve bugünde devam etmemim ve hala çok sıkı çalışmamızın nedeni o.

Bir günümüzün bir günümüze uymaması. Her zaman farklı sorun larla karşılaşıp o sorunları çözmenin de zevki. Artık şirketin başında da olunca sorunlar çok farklı tabi. Birazdan ona da değineceğim. Artık sadece aldığınız eğitimle, yaptığınız işle ilgili değil; herşeyi çözmek zorundasınız. 2 kat fazla çalışacaksınız değişim. Bu da şöyle; iki hayat yaşadım uzun bir süre. Giderek şimdi tabi düzeliyor diyelim işler oturdukça ama bir; günlük operasyon, ikincisi; işi geliştimek. Bir; zaten günlük işiniz var.

Yazılımcıysanı kod yazıyorsunuz bütün gün veya başka şeyler yapıyorsunuz. Diğeri ise; işi geliştirmek. Yoksa hani onu da düşünmezseniz, bir memur gibi size söyleneni yapma şansınız yok. Dolayısıyla işi geliştirmek için de ayrıca çalışmak gerekiyor. Bu da mesaiden sonra haftasonu veya geceleri oluyor diyelim. Zor günler de olacak; iyi günler de olacak. Tabiki buna hazırlıklı olmak lazım. Yaşça çok büyük sounlar olduğu günler de olacak her alanda. Bunlara hazırlıklı olmak lazım.ama işler iyi gidiyorsa zaten iyi günlerin sayısı giderek artacak.
Burda biraz, bunu belki açıklamam lazım. Profesyonelliğe tabiki güveniyoruz. Şu anda bizde birçok danışmanla vesaire avukatla, mali vüşavirle vs. ile tabiki çalışıyoruz ama hiç bir zaman tamamen her şeyi “Ya ben hiçbir şeyi düşünmeyeyim. Nasılsa onlar halleder.” Olayının tam çalıştığını görmedim diyeyim. Sizde eğer bir sözleşme üzerinde şirketiniz çalışıyorsa, avukat kadar kafa yormanız lazım. Avukat bakar; nasılsa olablecek şeyleri düşünmüştür değil.

Onlar tabiki bizim görmediğimiz, düşünmediğimiz, aklımıza gelmeyen; hukuki, kanuni şeylere bakıyolar diyelim ama benim gördüğüm, esas sözleşmenin anlamı olan şeyleri sizin zaten avukata anlatmanız gerekiyor. Hukukla ilgili örnek verirsem:Finansçı değiliz ama oradan da anlamak zorundayız. Teknolojik backgroundınız yoksa oradan da bir şekilde anlamak lazım. Yazılımcınız var tabiki ama anlamanız lazım. Ve tabiki en önemlisi insan yönetimi. Bir kişi başlayıp, onu nasıl, herşeyi tek başınıza yapamayacaksınız, “Nasıl 5 olacaksınız?”, “Nasıl 10?”, “Nasıl 30?” ve büyüdüğünüzde bunu nasıl yönetceksiniz? Veya bugünkü işte bir gittigidiyor haline geldiğinizde 150 kişiyi nasıl yönetceksiniz? Bizim seviyemizde hala çok kolay değil ama çok zor da değil.

30 kişi ile 35 kişi ile ben hala birebir ilgilenebiliyorum diyelim ama bir 100 olursak öyle bir şansımız olmayacak tabi ki. Gene benzer şeyler. Kendinizi hem günlük operasyondan soyutlamanız lazım, arada bir de olsa. Çünkü öbür türlü işi geliştirme şansınız yok. Bunun içinde ama önce işi oturtup, her şeyi düzgün yapıp; işi iyi adamlara, iyi ortaklara, iyi profesyonellere delege etmemiz lazım. Ve burdada öğrenilecek şey, kendi adıma da, bir noktada “Dur” demek. Bazı şeyler %100 olmasa da veya siz kendiniz o işi daha iyi yapacağınızı düşünüyorsunuz ama bırakın %90 iyi olsun ama başkası yapsın. Siz daha değerli başka işler yapın o zamanda.

Ve tabiki siz işin nasıl yapılmasını istediğinizi anlatın, kontrol edin ama işi kendiniz yapmayın. Ben artık mümkün olduğunca yapmamam gereken şeyleri yapmamaya çalışıyorum. Her zaman başarılı olamasak da tabiki diyelim. Yani denilen şeyler… Dün gene belki dün herkes tabi buraya geldi çoğunuz ama dün gene webrazzi gündem toplantısında da söylenenler; çok uçuk, çılgın bir fikir geliştirmeye bence çok gerek yok. Artı birçok kişini fikri de Türkiye’nin bunun için ekstra zorlukları olan bir ülke olduğu. Hani San Francisco’da yaşamıyoruz. Dolayısıyla daha önemli olan şey; bir projeye stick etmek, istikralı disiplinli çalışmak. Yoksa “Çok çılgın bir fikir bulmalıyım.” Diye uğraşmaya bence belki çok gerek yok.

Bulursanız ne güzel ama iyi bir fikir bulup kötü bir execution yaparsanız gene başarı yok. Kötü veya ortalama bir fikriniz bile olsa, iyi iş yapacaktır diye düşünüyorum. Yani çünkü zaten başarıya giden şeylere bakarsanız, hepsi ya yapılmış şeyler ya da çok basit fikirler, çok basit insan ihtiyaçlarının sadece iyi yapılmış halleri diye düşünüyorum.
Bu tabi çok önemli. Her şeyi ilk yapmaya çalışma. İlk yaparsanız, ikinci de olabilirsiniz ama ilk yapmaya çalışırsanız, en azından bir farkınız olursa yaptığınız şeyde işiniz çok daha kolay oluyor. Burada biraz bizim şirket içi terimlerimizden biri. Bazen tartışıyoruz. Kervan yolda düzülür mü düzülmez mi? Bir noktaya kadar sizi tatmin ettikten sonra hemen piyasaya çıkmak hemen başlamak lazım. Ondan sonra da yolda düzeltmeler. Çünkü özellikle bizim yazılımla ilgili işlerde… Hiçbir zaman bitmiyor. Yeter dediğiniz anda çıkıp, ondan sonra yolda düzeltmek, yolda düzeltmek lazım diye düşünüyorum. Ama tabi ki çalışmayan bir şeyle yola çıkmak anlamına gelmez.
Gene benim kendi şeylerim. Yarışınız her zaman bence kendinizle olsun. Ama tabi ki piyasayı izlemek önemli; ama bizim yapmaya çalıştığımız her yıl bir önceki yıldan daha farklı, daha büyük işler yapmak. Daha çok kazanmaya çalışmak da tabi bunu bir parçası. Tabi burada gene, büyük ortağımızın bir lafıdır. “Ayda bir satmaya çalışmayalım”. Yani olmayacak bir işi de harika fikir diye yapmaya çalışmıyoruz. İhtiyaç var mı? İnsanlar bunu ister mi? Buna para öder mi? Veya buraya gelir mi, bu siteyi ziyaret eder mi? Bizim alanımızda diye düşünelim. Kendimiz kullanmayacağımız bir şeyle çıkmıyoruz.

Evet tam böyle “Ya süper olurdu şunu da yapsaydık” diyoruz bazen ama bizim yeterli çalışıyor dediğimiz zaman yola çıkıyoruz. Ama bizim şirketteki 3-5 kişiden geçmiyorsa onu zaten halka sunmuyoruz diyelim. Her şeye açık olun, paralel iş yapmayı öğrenin. Bu, birçok şeyi aynı anda yapmanız gerekecek girişimci olarak. Özellikle yeni şirket kuracak insanlar olarak.
Bu birazcık gene dilemma. Zaten bunu iki farklı kişinin yapmasında fayda var. Birazdan Emre’yle ondan da bahsedeceğiz. İkisi de bence doğru. Bazen içe kapanıp çok deli gibi projeniz üzerine de odaklanıp çalışmak lazım. Ama onu paraya, kara, ciroya dönüştürmek içinde networking ve ilişkiler çok önemli. Türkiye’de özellikle bazı alanlarda çok önemli. Dolayısıyla ikisi de doğru. belki farklı zamanlarda lazım. Veya şanlıysanız farklı iki ortağın bunları yapması bence çok başarılı şeyler yaratıyor. Birçok Türkiye’de başarılı olmuş ki çoğu arkadaşımız. Aynı yaşlarda zaten herkes işte.

Yemeksepeti’ne bakarsanız, Melih de Nevzat da benim okul arkadaşlarım. Nevzat sınıf arkadaşım. Nevzat çok iyi bir yönetici, çok iyi bir fikir adamı diyelim ama yanındaki Melih belki çoğunuz daha az tanıyorsunuz. Melih de okulumuzun en parlak teknik adamlarından biriydi. En başarılı yazılım dehalarımızdan biriydi biz okurken okulda. Bütün arkadaki sistemde de Melih’in kodları vardı. Son Yemeksepeti değişimine kadar. Üçüncü bir arkadaşları daha vardı, yeni üniversite ortamlarından, Cem… O da bütün dış satışı, dış satış organizasyonunu kuran. Yemeksepeti’ni anlatır gibi oldum ama bire bir onlarla yaşadığım için 10 yıl her şeyi, biraz oradan anlattım. Dolayısıyla üç ortak, üç farklı konuya focus olup, çok güzel bir şey yaptılar. Hepimiz de her gün kullanıyoruz.
Burada zaten, şimdi bundan bahsettim. Ortaklık, farklı kişiler, farklı sorumluluklar… bence mümkünse yola farklı kişiliklerde ortaklara farklı sorumluluklar yükleyerek çıkmak lazım. Çok iyi bir yazılımcıdan çok iyi bir pazarlamacı veya çok iyi dış ilişkileri olan bir insan yaratmaya çalışmak yerine, farklı farklı adamlar… İşte GittiGidiyor’da mesela önde gördüğümüz üç ortak; ama arkada gene çok iyi bir yazılım partnerleri var vesaire. Aslında büyük 5 ortak var. Dolayısıyla bunu yapabiliyorsanız, çok tavsiye ederim. Güvendiğiniz insanlarla yola çıkabilirsiniz ya da yolda onlarla buluşabilirsiniz.

Girişimci olarak evet… Aynı zamanda, hele ekip büyüdükçe lidersiniz. Ekibi motive etmeniz lazım. Her şey sizden bekleniyor. Sizin suratınızdaki bir belki, nasıl söyleyeyim, bir pesimist görüntü bile bütün ekibin motivasyonunu kırabilir. Dolayısıyla herkesi motive etmekte ki ben bu sadece şey değil; ben buna psikologluk da diyorum. Yani bir şekilde herkes size olabilir olmalı. Gelip sorunlarını rahat rahat söyleyebilmeli. On altı aylık uzun askerlik hayatımda duyduğum bir şeydi. Korkulur değil; saygı duyulan lider olmaya çalışmak… bu da hani özel bir formülü yok. Bir şekilde herkesten belki daha fazla çalışarak, hepsinden önce işe gelip, daha sonra çıkarak. İşin başında olun ama çalışanlarınıza, ortaklarınıza güvenin demişim. Bu da hep gene aynı mealde tekrarladığım bir şey. Hani her şeyi bir şekilde çeşitli periyotlarda kontrol etseniz de insanlara güvenmek bir noktadan sonra şart. Verim alamıyorsanız zaten o kişilerle çalışmamanız lazım.
Son sılaytım diye hatırlıyorum. Konsantrasyon çok önemli. Gene burada da o dünkü webrazzi gündem toplantısından örnek vereyim. Dün İstanbul’da. Yemeksepeti Nevzat gene. Düşünün ulaştığı başarıyı, her anlamda. Ama hala diyor ki: “Bütün zamanımın neredeyse tamamını oraya veriyorum. Başka şeyler düşünmüyorum.”. şimdi biz bazen burada yeni etohum, yeni arkadaşlarla da konuşuyoruz. Aynı anda iki proje yapmaya çalışanlar bile var. Tek kişi. Ben bunu kesinlikle tavsiye etmiyorum. Özellikle bir kişi birden çok şeyi ana işi yapmamalı bence. Tamamen oturup, oturtup profesyonellere belki delege edene kadar. O da yıllar demek. Dolayısıyla aynı anda iki işi yapmak bence çok tehlikeli bütün işler için de. Mümkünse tek iş. Hatta mümkünse oku vs. de olmamalı. Profesyonel iş zaten olmamalı. 9.00-18.00 bir yerde çalışıp, akşamları bir proje yapayım çok zor. Olmaz mı? Olur. Hayatta her şey olabilir ama bence daha zor bir yöntem. Ve sizi de çok daha fazla tabi yoracak bir yöntem. Biz hala mesela ana işimiz, bütün vaktimiz sporx’e gidiyor. Yeni şeyleri yavaş yavaş denemeye başlasak da. Yeni şeyleri denerken de sadece kendimiz yola çıkmıyoruz. Zaten o işi yapan birileriyle beraber yapmaya çalışıyoruz diyeyim.
Pazarlamaya, networkinge önem vermek tabi. Siz yapmayacaksanız yapan birini bulun demişim. Bunu biraz sonra Emre anlatacak. Kendisi orada. Bu, deminki söylediğim şeyi tekrarlamışım aslında. Bir adım önde başlarsınız diye. Farklı uzmanlıkları olan ortaklarla. Benim söyleyebileceğim şey; bankalarla, finans dünyasıyla. Biz birçok şey yaptığımız halde halen bizim için bile çoğu zaman bir bankadan kredi almak çok kolay değil.

Demin zaten Garanti Bankası’ndan arkadaşımızda bahsetti. Türkiye standartları dünya standartlarının bir buçuk katı diye. Sizden istenen şeyler, kişisel evinizin ipoteği, arabanızın ne olduğu vs. Bankalar sizi gerçekten yoruyor. Mecbursanız alacaksınız ama mecbur değilseniz çok fazla güvenmeyin. Özellikle hızlı olacağına güvenmeyin derim. Biz daha çok artık özellikle son yıllarda tamamen kendi kaynaklarımızla  büyütmeye çalışıyoruz. Nakit akışına çok dikkat edin. Bu hala bizi zorlayan bir şey. Büyüdükçe daha da zor oluyor. Çünkü hani kağıt üzerinde belki paranız var ama paranın kasaya girmesi başka bir şey.

Özellikle bizim gibi reklam sektöründe vadelerle çalışıyorsanız. Büyüdükçe daha büyük sorununuz olacak. 30 kişi oldukça , 40 kişi oldukça… Dolayısıyla buna da dikkat edin. Gün be gün takip etmenizi öneriyorum. En kötü ihtimalle hafta be hafta diyelim. En büyük motivasyon bence hiçbir zaman şey olmasın. Onu da ne yazık ki bazen duyuyoruz. En büyük motivasyonu bir an önce abi şirketi kuralım. Güzel bir plan yapalım. 2 yılda 3 yılda çıkarız vs. Büyük veya hemen hızlı paralar kazanırız. Bizim öyle olmadı. En büyük motivasyonumuz başarı ve istihdam yaratmak. Şu anda bizim spor-internet işimizden bile yaklaşık 100 kişi ekmek yiyor. Para zaten arkasından geliyor diye düşünüyorum. Başarı ve istihdam olduktan sonra. Diyerek sözü arkadaşım ve ortağım Emre’ye bırakıyorum.

Emre Uğurlu: Aslında buda senin sunumun bir parçasıydı sanırım.

İlkan Gökyılmaz: Ama bunu bu sefer ben yapmayayım.

Emre Uğurlu: İstersen gel oturalım o zaman. Hem de soruları cevaplarız.

İlkan Gökyılmaz: Tamam

Emre Uğurlu: Aslında bu İlkan’ında… Sen devam ettirirsen, ben de biraz kendimi tanıtayım. Sınıf arkadaşıyız biz İlkan’la. Aslında sporx bir spor sitesi. Spor networkü. Onu kuran kişi, ilk baştan beri başında olan kişi İlkan. İlkan’ın sporun s’siyle alakası yoktur. Biz lisede maç yaparken bir kişi eksik olduğumuzda almazdık. Iki olursa anca alırdık ki yani şey olmasın diye. Futbolun kaç kişiyle oynandığını bir kaç yıldır biliyor. Çok eski arkadaşız.

O yüzden rahat konuşuyorum ama bir yandan da iyi oluyor. Dışarıdan bakan bir göze de ihtiyaç var. Biz İstanbul Erkek’de yatılı okuduk. Beraber uzun uzun yıllar. Boğaziçi’nde de beraberdik. İlkan Boğaziçi’nde bilgisayar müh. okudu. Ben kimya müh. okudum. Buradan ilerleyeyim şöyle İlkan. Daha sonra işte bir MBA yaptım. İşletme-İktisat üstünde. Daha sonra pazarlama doktorası İstanbul Üniversitesi’nde. Halı, perde, telefon…

Bunlar hep geçmişte yaptığım işlerle alakalı şeyler. İlkan biraz daha böyle hikaye haline getirmiş. Başka sektörlerde çalıştım. İhracat alanında uzun süre çalıştım. Daha sonrada daha ilginç bir kariyerimde pat var. Kısa bir süre Ankara’ya gittim. Ankara’da hükümetle çalıştım. Bir süre bakan danışmanlığı yaptım. Alakasız işler. Şimdi hem pazarlamayla ilgili şeyler yaptığım için hem de… bu arada bende İlkan’ın tam tersi bir profilim.

Bir dinleyici: Hastasıdır.
Emre Uğurlu: Spor hastası. İşte kendisi hem yapan farklı dallarda hem takip eden bir insanım. İşte pazarlamayla ilgili de bazı şeyler yaptığımız için İlkan’la sık sık bir araya geliyoruz. Onlar o dönemde işi kurmuşlar. Ufak ufak büyüyor. Klasik internet geyiğini yapıyoruz. Abi siteye 3 milyon kişi giriyor. Her birinden 1 dolar alsak şu kadar almamız lazım. Nasıl alırız? Falan. Ya sen neye para verirsin? Bana onu soruyor o zamanlarda. Bir şey söyleyeceksen söyle.

İlkan Gökyılmaz: Doğru doğru.

Emre Uğurlu: bunları konuşuyoruz falan. Dedim ki böyle değil. Öyle olmayabilir. Şöyle şöyle olabilir. Ondan sonra ara ara konuşuyorduk böyle. En sonundan “Çok biliyorsan gel kendin yap.” dedi. Bende çok bilmiyorum ama gelelim beraber yaparız belki dedim. İşte 2005’te yavaş yavaş gelip gitmeye başladım. 2006’da da bir araya geldik. 2006 yılından beri ben de içerideyim. İlkan’ın demin altını bir kaç kere çizdiği konu, aslında benim belki de girmem sebep oldu. Farklı özelliklerde insanların olması bir girişimde en önemli şeylerden biri bence de. İlkan çok iyi bir yönetici. İşte finans, insan kaynakları vs. tarzı ilerde harika. Yazılım konusu zaten uzmanlığı. Belki söylediği, kendisi açık açık söylemedi.

İşte dışarıda hem pazarlamayla hem networkingle hem dış ilişkilerle ilgilenecek; işte o kadar iyi bir ürün ürettikten sonra o üründen parayı nasıl kazanacağını belki farklı yöntemlerle yapabilecek birine de ihtiyaç olduğunu düşünüyordu. Bir neler yaptık? Bizim ana gelir kalemimiz İlkan’ın da söylediği gibi reklam.  Orada medya planlama ajansları, reklam ajansları, müşteriler vs. Ben öyle diyorum. İlkan kurucu ortak, ben büyütücü ortağım. Büyütücü lafı da hoş değil bizim sektörde çok fazla ama yani biz, o kısmında ben de işin içine girdim. Ben yani şirketle ilgili çok fazla şey anlatmayacağım belki soru sorduğunuz zaman cevaplayalım.

İlkan söyledi. Birkaç tane aldığım not var. Onları söyleyeyim. Mutlaka, şu anda özellikle Etohum 15’e, Etohum 40’a girmiş arkadaşlar çok heyecanlılardır. Güzel bir heyecan. İşte bir grubun arasından seçildiniz. İşte burada bir kampa geliyorsunuz. Gene İlkan’ın söylediği gibi neredeyse aslında 2 yıllık bir MBA’da aklınızda kalacak sayıda bilgiyi burada duyup gideceksiniz belki. O heyecanınızı kaybetmeyin arkadaşlar.bir numaralı şey o bence. İnsanların bilgisi olabiliyor. Ilgisi olabiliyor ama heyecanı pompalayamıyorsunuz. Yani çalışanlarınıza özellikle…

Siz heyecanınızı kaybetmeyin. Birini işe alacaksanız da mutlaka heyecanlı birilerini alın. Heyecandan kastım; panik yapan değil ama yani o işle ilgili tutku duyan heyecan duyan insanlar olsun. Her eleman sizi temsil ediyor. Onu unutmayın. Eğer direkt son kullanıcıya bir şey sattığınız işiniz varsa telefona çıkan adamdan sizin pazarlama müdürünüz varsa ona, en basit insan bile sizin şirketinizi temsil ediyor. Sizin sahip olduğunuz özelliklere sahip olamayabilir o kişi ama sizin sahip olduğunuz bakış açısına sahip olmasına dikkat edin derim. Empati kurun mutlaka.

Kendi kullanmayacağın ürünü satma diye yazdık onu ama sadece ürünle ilgili olarak değil; hem çalışanlarınızla ilgili hem servis verdiğiniz insanlarla ilgili. Siz olsaydınız ne yapardınız? Mutlaka onu düşünün. Biz sporx’i büyütürken de, ki bunun altını bir daha çizmek lazım belki. Sporx aslından birçok kişinin yaptığı işe benzer bir işi yapıyor. Ajanslardan, haber kaynaklarından gelen haberleri derleyip, düzenleyip, farklı bakış açılarını koyup veren bir site. Ve rakiplerimize bakarsanız aslında; hızlıca saysak Ntvspor, Doğuş grubu, ligtv-Kara Mehmet, Fanatik.com.tr-Doğan, işte HTspor-Ciner Grubu, Fotomaç-Turkuaz Grubu… Aslında hepsi koca koca gruplar ama sporx diye bir site var ve hala bunların %80’inin üstünde trafiği var.

Türkiye’nin her zaman ilk 50’sinde. Hatta Google’ı, Facebook’u çıkarırsanız; Türkiye’nin ilk 25-30 sitesinin arasında. Bunun sebebi bizim tek işimizin ve ana heyecan duyduğumuz iişimizin bu olması. Demin saydığım grupların her birinin koca koca işlerinin içinde, “Ya birde internet olsun. Birde şunu da yapalım” dedikleri işler. Ama bizim bunla yatıp kaltığımız, bunu düşündüğümüz, her şeyi bunayönelik yaptığımız için survive ettiğimiz belki de survive etmenin ötesinde. O gruptaki, spor sitelerinin arasındaki iyi sitelerden biri olmamızı sağlamasındaki zaten ana şey bu. Dolayısıyla marka algınızın iyi oturmasına çok dikkat edin. Belki dediğim gibi 2006’ya geldiğimizde biz, sporx’in iyi rakamları vardı; ama hem son kullanıcıdaki hem de müşterideki algıya yatırım yapmak gerekiyordu. Bugün yaptığımız birçok hareketi aslında biz sonuçta aldığımız ürünle değil sadece, o markanın bizde yarattığı algıyla yapıyoruz. Sizin sitenizin ya da yaptığınız projenin, işin işmi duyulduğu anda oluşan algı en önemli şey. Sattığınızın çok fazla önemi yok. Önemsiz demeyeyim ama en az isminizde onun kadar önemli.
İlkan Gökyılmaz: Kendisi pazarlamacı biliyorsunuz.

Emre Uğurlu: Dolayısıyla o algının oluşmasına çok dikkat edin. Olumsuz başlarsa olumsuz gidebilir. Yaptığınız bütün yatırımlar eğer direkt kullanıcıyla iş yapıyorsanız kullanıcı nezdinde, aracılarla yapıyorsanız onlarla. Bizim gibi reklam odaklı işler yapıyorsanız reklamverenlerle, sağlam bir algı üzerinden gitsin. Işi ve sektörü mutlaka ki seviyorsanız yapıyorsunuz. Belki burada kötü bir örnek olacak bu İlkan. İşi seven kişilerle yapın. Aslında demin onu söyledim.

İlkan’ın belki spordan hoşlanmaması bazen dışarda durup farklı bakış açısıyla bakmasını sağlıyor ama ben genel olarak, artık bizde insan kaynağımızı ona göre seçiyoruz. Grafiker alacaksak spora meraklı, yazılımcı alacaksak spora meraklı insanlar seçiyoruz ki işini yaparken sevdiği bir işi de yapsın. Yeme-içmeyle bişey yapıyorsanız iyi yemek yiyen birini, çok farklı şeyler birini alın. Modayla ilgili bir şey yapıyorsanız takip eden birini alın. Bunu her konuda söylüyorum. Sadece yönetici bazında değil. Bence bu çok önemli bir şey. Sevin, siz sevin, onlar sevsin. Bir yandan da sevilin aslında.

Piyasadaki insanlar ya da son kullanıcı içinde aynı şeyi söylemek lazım. Siz iyi bir iş yapsanız dahi sizi kişi olarak sevmezlerse çok fazla şansınız yok. Bugün büyük ihtimalle Etohum’a seçilirken bile eğer Burak size “Ya bu çocuk cinsin teki kıl oldum.” dese almazdı büyük ihtimalle. Ortaya bile çıkarmazdı. Büyük ihtimalle buray gelen adamların her biri düzgün adamlar, efendi adamlar, sevilen adamlar, iyi ilişkiye girebilen adamlar. Dolayısıyla o çok önemli birşey bence. Yani bütün piyasada var olduğunuz sürece de sevilin yani. Insan olarak da adınız duyulduğunda “Aa evet onlar mı?” desin insanlar. Bence çok kapıyı açacaktır size.

Burak Büyükdemir: Bütün sırrı ifşa ettin yani burda.
Altını çizdim tekrar. Dinamizm çok önemli. O büyük şirketlerle bizim yarışmamızın belki kapışmamızın ana sebebi odu belki. Dinamik olmamız… Karar alma aşamasında da. Bir şeyin doğru olduğuna yönetim olarak karar verdiğimizde çok hızlı uygulayabiliyoruz ve uyguluyoruz da. O dinamizmi hiç bir zaman kaybetmemeniz lazım. Büyüseniz dahi, kurumsallaşsanız dahi dinamizmi kaybetmeyin bence. Connectionlar tabi. Networkingi artık söylemeye gerek yok.

Zaten piyasaya belki de çoğunuz Etohum’la çıkacaksınız. Zaten bir networkü bir connection ağını kullanarak çıkıyorsunuz. Ama işe girdikten sonra da o kadar çok önemli ki. Demin söylediğim gibi yani. O sevme sevilmeyle alakalı da. Ne kadar çok insan tanırsanız o kadar çok farklı alternatif yaratırsınız kendinize. Işler çok çok daha kolaylaşır. O yüzden ona da dikkat edin. Sabahki konuşmalardan birinde, işte %51’ini mi satsak? Daha mı az satsak? vs..

Ben o konuda çok paranoyak olmayın diyorum. Rahat olun. Biri size yatırım yapacaksa o adam en az sizin kadar, parayı verecekse en az sizin kadar o işin başında olmasını istiyordur. Sadece “Çoğunluğu bende kalsın, şöyle olsun, benim işim olsun” vs. 1-2 milyon dolarlık bir işin %90’ına sahip olmaktansa, 20 m,ilyon dolarlık bir işin %30’una sahip olmayı gözünüzün öneüne getirin mutlaka. Karşınızdaki insan düzgün şeyler koyuyorsa işin içine, orada çok böyle Türk usulü “Küçük olsun bende kalsın” diye düşünmeyin bence. Ve tabi hani klasik şeyler. Yani zaten hiç sihirli bir formül yok. Benzer şeyleri söylüyoruz hepimiz. Mutalak ki bir farkı olsun. Yaptığınız işte yani hani “Fark yaratın. Fark yaratın.” Çok altını çizmeyeceğim ama niye insanlar sizle birşey yapsın? Hem insan olarak hem iş olarak. Ona kendinizi ikna edin, ondan sonra insanları ikna edin.

Yaptığınız, yarattığınız fark ne? Onun kafanızı yastığa koyduğunuzda sizde farkında olun ki insanlarda onu net hissedebilsinler. Ve tabiki belki son olarak da onu söyleyebilirim. Dünyadaki örnekler de nedir? Mutlaka ki her biriniz yaptığınız işlerde incelemişsinizdir ama sık sık inceleyin. Yani işe başladıktan sonrada. Hiç yoktan çıkan projeler çok fazla yok. Biz bunu da çok yaptık. Belki benim ilk işte 2006’da girdikten sonra çok uzun süre ben Türkiye’ye de gelmedim. Hakkaten orda da belki şanslıydım. Ortaklarım, büyük ortağımızda, İlkan’da bana o güveni gösterdiler. Hakkaten dünyada da insanlar neler yapıyor? Biz neler getirirsek Türkiye’de farklılaşırız? Bunun önemini gördük. Dünyadaki örnekleri de sık takip edin derim. Ana hatlarıyla İlkan’ın söylediği girişimcilik notlarına ekleyebileceğim şeyler bunlar. İlkan söyleceğin bir şey yoksa?.. Soru cevap…
İlkan Gökyılmaz: Soru cevap yapabiliriz. Zaten herkes yoruldu diye düşünüyorum.

Emre Uğurlu: Merak ettiğiniz şeyler varsa hakketen içtenlikle cevap verebiliriz. Biz bu arada Pazar gününe kadar da buradayız. Her türlü sohbette edebiliriz. Belki son bir iki cümlede genel, bundan sonrası için neler yapacağız söyleyebiliriz. 2011 yılından artık bizde satış konusunda bir sales networkle anlaştık. Reklam satışımızı dışarı çıkardık. Bunun ana sebebi şu: Maximum grubu olarak yani sporx network olarak bizde artık yeni projelere ve yeni yatırımlara başladık. Burda hem kendi içimizde yarattığmız birkaç tane proje var. Hem sporun farklı mecralarında, duyacakasınız çok yakında, yer alacağız. Spor dışında, onlineda yaptığımız, satın alma var. Yakın zamanda o da ortaya çıkacak.

Onun dışında da hem sizin gibi genç arkadaşlarla hem farklı kaynaklardan bize ulaşan arkadaşlarla neler yapabileceğimizi düşünecek aşamadayız. Bugüne kadarki ana konsörnümüz (concern), sporx’i hak ettiği yere getirip hak ettiği geliri almaktı. Orada en azından bir seviyeye ulaştık. Tabiki çalışmaya devam ediyoruz ama 2011 yılında biraz daha yeni proje, dışarıda neler yapacağız? Neler yapabiliriz? Bu konuda biraz daha açık olacağız. Onunda altını çizmiş olayım Burak’cığım.

Burak Büyükdemir: Tüm konuşma sonunda Zeynep uyumuş sanırım.

Emre Uğurlu: Uyudu herhalde. Benim 4 aylık kızımda arkada dinliyor beni. O da burda. Benim sesime alışık. T-shirtün üstünde “Girişimci olunmaz girişimci doğulur” yazıyor. Etohum t-shirtü var. Doğru, yaptırdık. O doğru bence. Gerçekten de buradaki insanların hepsi öyledir. Çok zor bir şeydir. Sonradan… Çünkü onun hem kişisel sebepleri var Burak. Girişimci olunmaz girişimci doğulur” yani o girişimci özelliklerine sahip olmak lazım. İkincisi de profesyonel hayata girdikten sonra girişimciliğe çıkmak çok kolay bir şey değil. Aramızda yapanlar var yani biliyorum. Etohumda katılan her arkadaşı da inceledik, baktık. Var öyle insanlarda ama onlarda mutlaka zaten girişimci doğmuşlarda hayatın çarkına kendilerini kaptırmışlar. O yüzden girişimci doğulu bence de.

Burak Büyükdemir: Evet. Sorular varmış Hasan’dan.

Dinleyici: Merhaba. Hasan Yaşar. Süperspor’dan sporx’e geçiş yapıldı. Sunumda bahsetmediniz ama yanlış hatırlamıyorsam; fenerbahce.com, galatasaray.com, besiktas.com gibi üç siteden de geçiş yapıldı. Bu geçişlerin sebebini ve geçişte yaşadığınız zorlukları merak ediyorum. Özellikle zorluk kısmını.
İlkan Gökyılmaz:Tamam anlatayım ben. Aslında biraz. En başlangıcı bu işin nasıl doğdu dersek. ’97 yılında ana ortağımız Hakan Çarmıklı’nın 2 domain almasıyla bizim hikayemiz başlıyor. Fenerbahce.com ve galatasaray.com. Hikayede şöyle: Amerika’da yaşıyor uzun yıllar. Abi domain diye bir şey var diye bir arkadaşı söylüyor ona. Hemen neyi deniyor? Çarmıklı.com, boş, alıyor. Hakançarmıklı.com, boş, alıyor. O da iyi Galatasayarlıdır. Galatasaray.com üçüncü denediği şey, boş, alıyor. Sonra fenerbahçe.com. sonra beşiktaş.com’u deniyor ama onu alamıyor.

Çünkü başka bir Türk Amerika’da yaşayan almış onu. Ama o adam galatasaray.com’u ve fenerbahçe.com’u almamış. Bayağı dar görüşlüymüş diyeyim. Neyse. Biz galatasaray.com ve fenerbahçe.com’la başlıyoruz. Sene ’98 de. O domainlerle başlıyoruz. İşte bunlar taraftar siteleri olarak yaşıyor bir süre. Sonra tabi doainlerle ilgili Galatasaray ve Fenerbahçe ismini kullandığımız için kulüplerle, çeşitli tabi aramızda sorunlar arise etmeye başlıyor. Ondan sonra biz yavaş bir geçiş süreciyle Galatasaray.com’u Galatasaray kulübüne devrettik ve webaslan ismini kullandık ama bu geçişi yaklaşık 3 yıl içine yaydık. 3 yıl içinde %5-10 gibi bir trafik kaybettiğimizi hatırlıyorum o dönemde. Çok smooth bir geçiş yapabildik. Artı onu biraz avantaja da belki çevirdik. Hiçbir zaman kulübü tam karşımıza almayarak diyelim. Şu anda hali hazırda son 3 senedir, Galatasaray kulübünün tüm internet operasyonunu biz yönetiyoruz. Bir şekilde o domaini vermemiz gereken noktada oraya verdik diyelim. Ve oradan, şimdi çok daha büyük bir iş yapıyoruz Galatasaray kulübüyle beraber. Fenerbahçe.com’da da benzer bir durumumuz var.
Emre Uğurlu: Ama hala mesela Fenerbahce.com yazarsanız süperfb’ye yöneliyor. Onlarla da yani gene smotth bir geçiş var. Biz bir gün vermemiz gerekecek diye superfb’yi şimdiden hazır hale getirdik. Süperspor-sporx’deki biraz daha farklı. Aslında basit sebepler vardı. Süperspor diye bir televizyon kanalı vardı. Hürriyet gazetesinin spor ekinin adı süperspor. Yani unique bir isim değil. Her yerde kullanılan bir isimdi. Artı mesela oturduğunuz yerden şuradaki roll-upa bakın. En net ve rahat gözüken neredeyse sporx belki. Çünkü bizde statlara reklam verdik. Süperspor çok uzun. Gözükmüyor. Okunmuyor. O ilk benimde geldiğim dönemlerde.

İlkan Gökyılmaz: Ben biraz ufak ekliyim. Belki çok ufak bir şey gibi gözüküyor ama biz statlara reklam vererek de iyi bir marka algısı yaratmaya başlamıştık 2006-2007’de. En büyük sorunlarımızda biri gerçekten “süperspor” kelimesinin hatta “.com” uzunluğu ve kısa akılda kalacak, unique, markalaşabileceğimiz, gerekirse ilerde belki merchandising yapabileceğimiz, bize özel bir marka yaratmak istedik. Ve bir re-lansman da yapmak istedik. Rengiyle, logosuyla. Sporxi geçişi de biraz öyle oldu.

Emre Uğurlu: Onda hiç neredeyse problem yaşamadık. Orada tamamen işte logo, kurumsal bütün detaylar, renkler vs. orada sanki yeniden bir site yaratıp, işte yeni yüzümüzle vs. yayındayız diye 2007’de yaptık. Orada hiçbir problem yaşamadık hatta tam tersi daha dinamik, daha hızlı büyümeye davam etti arkasından.

Dinleyici: Yılmaz Avcı. Gelir modeli reklama dayalı bir iş yapıyorsunuz. Yayıncısınız. Ciddi emek gerektiren bir iş. Bunun zorluklarını konuşsak herhalde bayağı bir zaman harcamamız gerekir. Ve bu işi de outsource ettiğinizi söylediniz. Kendi içinizde bir reklam departmanı kurmadınız. Medya planlama şirketlerine kendiniz gitmiyorsunuz. Anladığım kadarıyla. Doğru mu anladım bilmiyorum.

Emre Uğurlu: Son 10 gündür. Evet.

Dinleyici: Risk alma değil mi bu? Alternatif bir gelir modeli hayaliniz mi var? Reklamdan bir şeylere doğru dönüş mü olacak? Yoksa…

Emre Uğurlu: Çok güzel soru. Belki 3 ay konuşsaydık Yılmaz, aynı şeyi bizde söylüyorduk. Bir kere 2006 yılından sonra, vardı bir reklam departmanı, yeniden bir reklam departmanı kurduk. Onunda başında ben vardım zaten. Ve 2011 başına kadar tamamen biz sattık. Ve kendi departmanımız, kendi projelerimiz. Bütün medya planlama ajanslarıyla bire bir görüşerek… hatta medya planlama ajanslarının ötesinde büyük reklam verenlerle; aklına gelecek şeyler; Turkcell, Ülker, Nike, Adidas, bizim için de, Vodafone, Avea, Türk-Telekom grubu… Direkt müşterilerle, medya planlama ajanslarıyla beraber görüşerek biz sattık tamamen.

Orada şöyle bir şey var. Ana gelir kalemimizi hiçbir zaman dışarıya vermek istemedik. Demin senin söylediğin şeyin altını biz de yıllarca çizdik. Bir yere getirdikten sonra reklamda artık ondan sonra senin şirket olarak yapabileceğin güç bitiyor. Ondan sonra networkün gücüne ihtiyacın oluyor. Mesela bizi satan networkün içinde işte Habertürk de var. Maçkolik, ligtv vs. de onun içinde. Biz öyle bir seviyede bunu yaptık ki. Zaten mesela çift bir yılda yaptık. Niye çift yıllar, spor eventlerinin olduğu yıllar. Dünya kupası, olimpiyatlar vs. orada gelirler daha fazla oluyor. Onun sonunda yaptık. Artık bizim yapabileceğimizi maksimuma getirdikten sonra network efektinden yararlanmak için öyle bir geçiş yaptık.
Burak Büyükdemir: Bu maksimum ne kadar?
Ve tahmin edersin ki orada bizim yapabileceğimizden daha fazlasının garantisini aldıkta yaptık. Öyle söyleyeyim. Ama virgülü de koyayım. Dediğim gibi diğer gelir modellerine artı diğer projelere önem vermek istiyoruz biraz da. Çok zor bir iş. Aynen söylediğin gibi sürekli content üretmek gerek… 32 kişi hatta şu anda 34-35’i bile geçtik.

Bunun 15-16’sı sadece içerik üretenler. 24 saat çalışıyorlar. Yani Nba’de gece 3’te bir maç biterse bizim sitede hemen update ediliyor. Ya da haftasonları bizim en yoğun, en zor zamanlarımız. Çünkü maç günleri vs. çok emek-yoğun bir iş ama dediğim gibi bir yere getirdik. Artık bundan sonra biraz o yükü üzerimizden alıp, başka yeni projelerle, şirketin totaline baktığında yeni gelir kalemler, yaratmak için yaptık bütün bunları.
Dinleyici: Teşekkürler.
Emre Uğurlu: Rica ederim. Ama yani burada galiba projelerde çok fazla öyle bir şey yoktu. Content üreten reklam odaklı çalışan ama bence start-up zamanında reklam odaklı çalışıyorsanız %100 kendiniz satmalısınız. Bir start-upın piyasada tanınıp artık belli… Çünkü networkün içinde kaybolma riskinizde var. Eğer küçükseniz zaten kaybolacaksınız orada.

Ama siz, kendi ürününüzü hiç kimse sizin kadar iyi satamaz. Dolayısıyla start-up seviyesinde, yaptığınız işlerde içinde reklam modeli varsa yıllarca, işte bizim için bu belki 2005’ten 2011’e kadar, altı yıl doldu. Kendiniz satmanız %100 daha yararlı olur. Kimse sizin kadar iyi bilmiyor işi, projeyi. Kimse sizin kadar iyi satamayacaktır. O yüzden ilk yılla için dışarı vermeyi ben de tavsiye etmiyorum.

Burak Büyükdemir: Network hangisiydi?

Emre Uğurlu: Netbook. Netbook Medya’ya verdik. Yani çok gelişti. Şöyle söyleyeyim: Belki Netbook’a vermiş olmasaydık burada olmayabilirdik şu an. Reklam satışlarıyla da ilgileniyor olabilirdik. Dolayısıyla işte şimdi artık başka şeyleride bunun yanına eklemek için. Mobil. Mobil de aynı şekilde. Mobil işte bir gelir kalemi. O da yine networklerden birinde satılıyor.
Dinleyici: Yani sektörde çok duymadığımız bie şeyi söylediniz aslında laf arasında. Bir garanti vermekten… çok büyük şu an adını veremeyeceğim bir grubun o zaman bir planlamasıyla ilgili yine bir networlkle konuşuyorduk. O da bilinen ve büyük bir network.

Emre Uğurlu: İsim ver rahat ol ya. Burda 30 kişiyiz.

Dinleyici: Isim veremeyeceğim. İki tarafında ismini veremeyeceğim. Çünkü o zaman o görevdeydim. Yani bir garanti verme konusunda çok mesafeli duruluyordu.

Burak Büyükdemir: Bu garanti standart oldu mu? Artık sektör standardı…

Emre Uğurlu: Artık oturmaya başladı. Bir büyüklükteyseniz… Şöyle söyleyeyim: bizim oradaki örneğimizde biraz şeydi. Kızımızı istiyorlar bizden. Kızımızı istiyorlar, istiyorlar, istiyorlar. Vermiyoruz, vermiyoruz… Ama yani mutluluğu için de bir yerde vermek zorundayız. Ama yani karşılığınıda vermeleri gerekir.

Burak Büyükdemir: Başlık parası…

Emre Uğurlu: Sadece bizim için değil. Ben daha onu daha 20 yıl sonra falan yaşayacağım herhalde. Daha da zor olacak da. Artık veriliyor. Öyle söyleyeyim sana. Belli bir büyüklükteyseniz. Küçük bir sitenin, küçükten kastımda sadece start-up değil; orta seviyeli 20-30 milyon page-impression yapan bir siteyseniz yine alamayabilirsiniz. Ama markanız o networkün içinde girdiğinde o networke sadece trafik olarak değil; ismende katkı yapacaksa size onu vermek zorundalar. Bizimki de öyle olmuştur yani. Sporx’i aldık demek bile Netbook için, bunu onlarla da konuşabilirim, çok çok önemli bir atılım oldu.

İlkan Gökyılmaz: Artı bir de üçüncü bir şey. Trafik zaten önemli. Isim önemli. Birde zaten geçen yılki finansal performansımıza göre o garanti veriliyor. O garanti yani durup dururken aldığımız bir şey değil. Zaten bu garanti artık son bir-iki yılda birçok büyük sitenin konuştuğu bir şey.
Burak Büyükdemir: Evet. Yemek öncesi herkesde… Hasan’ın son sorusu var.

Dinleyici: Maksimum.net’ten hiç bahsedilmedi. Bir ara yoğun bir şekilde maksimum.com pardon. Maksimum.com’la uğraşıyordunuz…

İlkan Gökyılmaz: Biz aslında başka projeler de yaptık tabiki burda başarılı olanlar anlatılıyor her zaman.

Emre Uğurlu: Saysana bir iki tane.

İlkan Gökyılmaz: Mesela belki, aramızda hala bazen hayıflanıyoruz diyelim. 2000’senesinde bir sitemiz vardı. Kırmızıbeyaz. Belki hatırlar bazıları. Süperkupon.com diye bir site belki hatırlayanlar vardır.

Burak Büyükdemir: Ilk kupon işini biz başlattık…

İlkan Gökyılmaz: Ilk kupon işini biz yaptık.

Emre Uğurlu: Grupanya’nın büyük büyük dedesiyiz.

İlkan Gökyılmaz: Aynen. Bugünkü modellere benzeyen bir şeydi. Hepinizin belki hayallerini süsleyen grup alışveriş veya private shopping sitelerinin bir örneğiydi. Süperkupon, yurtdışındaki couponing sitelardan özendiğimiz bir şeydi. Bunu 2000-2001’de yaptık diye hatırlıyorum. Yaptığımız şeyde şuydu: Çeşitli firmalarla görüştük. Çok büyük indirimler vs. alındı. İnternet üzerinden kuponları print ediyordunuz. Ve ondan sonra o dükkana götürüp kullanabiliyordunuz. Birçok sebepten belki bugün aartık site aramızda yok.
Burak Büyükdemir: Zamanlama…
Emre Uğurlu: Ana sebep o. Şimdi maksimum.com. Asıl soruya da cevap verelimde. Ana şeylerden biride o. Hepimizin bildiği şey ama bazı insanlar yaşayarak görüyor. Bizim içinde öyleydi. Sadece o da değil yani birkaç tane daha farklı proje. Sporx’in spor malzemeleri satan zamanı da vardı. Ama e-ticaret nerdeyse yoktu Türkiye’de. O yüzden her projenin zamanlaması da çok önemli. Maksimum.com da bizim genel bir portalimizdi. Maksimum.com.

İçinde haberler, hava durumu, finans, işte vs. hepsinin olduğu bir genel portaldi. Ama onu yönetmek çok kolay değil. Ve biz sporda devam edince o konsantrasyon kelimesini kendi içimizde de konuştuk. Çok emek harcayıp az dönüş alabildiğimiz genel portaldense, daha az emekle görece olarak ona, iyi dönüş aldığımız spor işine tek başına konsantre olmak istedik. Sporu farklı alanlarda, farklı mecralarda, mobilde vs. yapmaya yöneldik. Dolayısıyla maksimum.com projesini de aslında çok yeni. 2010 yılı içinde sonlandırdık.

Emre Uğurlu: Grupanya’nın büyük büyük dedesiyiz.
İlkan Gökyılmaz: 2010 yılı içinde o kararı alıp kapadık. Belki o da önemli bir şey. Bazen radikal bir karar alıp bazı işlere son varmek de gerekiyor. Tamamen ortamı değerlendirerek vs. O işi layıkıyla yapmak için nasıl bir ekip ve nasıl para harcamakla da ilgili. Emre bey buralardaydı ama şimdi değil. Mynet’in, Hürriyet’in, HaberTürk’ün, Milliyet’in vs.nin olduğu bir ortamda artık bu saatten sonra yeni bir portal veya tamamen he konuda en iyi içeriği üreteceğim diye bir şirket yapmanızı tavsiye etmem. Çünkü benim hesaplarıma göre 100 kişinin üzerinde bir şirket olmalı bu. Bu da çok kolay değil. Maksimum.com’dan o yüzden doğru noktada vazgeçtiğimizi düşünüyoruz.

Burak Büyükdemir: Son soruyu almadan önce, var mı soru? Arkada el kalktı. Tamam. İlkan ve Emre’ye çok teşekkür ediyorum. Çok teşekkürler.
İlkan Gökyılmaz: Rica ederiz.
Emre Uğurlu:.Biz de çok teşekkür ederiz bizi davet ettiğin için.

Merhaba herkese Burak’ın da belirttiği gibi ben bugün bir girişimcilik hikayesi anlatmaya geldim buraya. Sesim iyi geliyor mu? Çok kısa bir kendi öz geçmişimden bahsediyim. Ben 64 doğumluyum. İstanbul Alman Lisesi’ni bitirdikten sonra yurt dışında Amerika’da endüstri mühendisliği okudum daha sonra da okuldan hemen sonra iş hayatına atıldım.

Tabi endüstri mühendisliği olarak düşündüğünüz zaman o yıllarda daha çok imalat, danışmanlık bu tarz alanlarda aslında endüstri mühendislierinin sektörü vardır. Fakat Amerika’da bir parça çalışmak istediğim için iş bulmaya çalışıyordum. Tabi vize calışma vizesi problemdi. Herkes size iş teklif etmiyordu. İşte okula gelen bir şirket mülakattan sonra bana iş teklifinden bulundu bu da tesis yönetimi yapan bir firmaydı. Pek de fazla alternatifim olmadığı için tek iş teklifi olması dolayısıyla o işi kabul ettim ve 3-4 yıl Amerika’da tesis yönetim işinde çalıştım. Tesis yönetim nedir? Tesis yönetim herhangi bir bina, alan, fabrika, okul vs gibi alanların hizmetlerini sunuyorsunuz işte temizlik, güvenlik, teknik bakım gibi tabi ki bunun için de yöneticilik vasfınız önemli, teknik donanımınız önemli.

80li yılların sonlarıydı enteresan bir alandı. Bu deneyimden sonra Türkiye’ye dönmeye karar verdim ve 90 sonunda Türkiye’ye döndüm. Türkiye’ye döndüğümde daha Türkiye’de tesis yönetim kelimesi dahi yoktu İngilizce’de facility management dediğimiz terim pek Türkiye’de yoktu. İşte Türkiye’ye döndüm ben böyle bir işe giricem. Benim babam da sanayici, fabrikaları var, onun için ticaret bir ham made almak bir şey imal etmek ve bunu satmak. Gelip de işte ya ben böyle bir işe giricem  dediğim zaman suratıma baktı ya sen hangi dünyadan geliyorsun. Endüstri mühendisliği okudun 4 lisan konuşuyorsun falan filan.

Hani temizlikçi mi olucan dedi. Dedim o da bir iş. Suratıma baktı böyle biraz endişe ile ve peki dedi. Zaten pek sermaye ihtiyacı olan bir iş de değil. Hele o yıllarda hiç değil. Dolayısıyla şirketi kurdum ve işe başliycam güya bir ufak ofis tuttum. Bir sekreterim vardı. Daha doğrusu aslında ilk Türkiye’ye geldiğimde yeni kurulmuş gene Alarko’nun şirketinde bir süre aslında bu işi yaptım. Fakat daha sonra hemen akabinde ayrıldım. Kendi şirketimi kurdum tabi ilk 6 ay bilgisayarın karşısında oturup o zaman tabi Packman mi vardı tam hatırlamıyorum ama günlerimiz öyle geçiyordu üç beş yere teklif veriyorduk. Bir yerlerden bir şeyler olmasını bekliyorduk. Derken ilk iş oldu, ikinci iş oldu, üçüncü iş oldu tabi şirketin sermaye yapısı yok kuryeliği de yapıyorum, işte akşam bilmem nerde bir sitede anten ayarlarını yapıyoruz gece 1’de. Bu şekilde bir iş hayatına girişim oldu.
Bu süreçte tabi değişik maceralar da yaşıyorsunuz. İşte bir ortaklıklar oluyor. Yanınıza birisini alıyorsunuz. olmuyor anlaşamıyorsun. Değişik maceralar geçiyor Ama bu esnada da yavaş yavaş şirket büyümeye başladı. Şirketi büyütürken en önemli şey şu. Bugün sizler de çoğunuz internet işinde bazen bazılarınızla sohbet ederken ne iş yapıyorsunuz dediğim zaman, işte biraz anlatmak zor olabiliyor. Karşınızdaki kişi sizinle aynı frekansta değilse anlaması zor olabiliyor.

Bizim işte o zaman böyleydi. Çünkü işte baktığınız zaman Türkiye’de yapılaşma alışveriş merkezleri olsun büyük siteler olsun gökdelenler olsun 90 sonrasında başladı. Dolayısıyla 90 yılına kadar böyle bir ihtiyaç yoktu piyasada ve biz işte böyle bir iş kurduk bunu yapmaya çalışıyoruz dediğimizde. Öncelikle müşterimizi eğitmemiz gerekiyordu.

Çünkü çoğu müşterimiz bizden ne istemesi gerektiğinin bilincinde değildi. Bunu anlatıyorduk insanlara işin detaylarını bizden alabilecekleri hizmetleri, bununla nereye kendilerini götürebileceklerinini anlatırken. Yavaş yavaş tabi yapılaşma ve inşaatların da büyümesiyle birlikte sektör oluşmaya başladı. Ben şirlketimi ilk kurarken tesis yönetim firması olarak kurdum. Yani tesis yönetim derken çoklu hizmet birkaç hizmeti bir arada verebilen bir firma olarak düşünün.

İşte bundan evvel Türkiye’ye baktığınız zaman temizlik firmaları güvenlik firmaları vardı ama bunlar çoğunlukla sermaya yapısı olmayan şirket sahiplerinin eğitim düzeylerinin pek yükek olmadığı. İnsan çalıştırma kuralları ve genel anlayışının o firmalarda pek görülmediği firmalardan bahsediyoruz. Dolayısıyla o tarz bir dönemde daha batılı vizyon diyelim, yani her anlayışıyla birlikte hizmet vermeye çalışan bir firma olarak ilerlemeye çalışıyorsunuz. Bu anlamda tabi süreçte epey bir zorluklar yaşandı.

Derken sanırım ben şirketi 92 yılında kurmuştum 2002 yılında başka bir yerel firma ile birleştirme kararı aldık. Daha doğrusu yerel firma dediğimde bir Amerikan firmasının master frachizeını almış bir temizlik firmasıysdı ağırlıklı olarak onların farklı bir müşteri kitlesi vardı benim farklı bir müşteri kitlem vardı. Böyle bir birleşmeden bir sinerji ayakaliycağımızı düşündük ve 2002’nin başında şirketlermizi birleştirdik. O noktaya geldiğimizde benim 800’e yakın bir çalışanım vardı.

Öbür şirketin de aşağı yuları 2500’e yakın bir çalışanı vardı. benim şirketin adı Proser’di o zaman. Öbür şirket de Service Master diye bir firmaydı ve tabiki daha bu arada da 2001 ekonomik krizini yaşıyoruz işte bakalar faizler uçmuş durumda doğru yerde olmanında bir şansını yakaladım çünkü aslında ticarette gerçekten şans %50 ve müşterinizi doğru seçtiğiniz taktirde ki o da çok önemli bir şey özellikle bizim tarz işlerde nakit akışının önemi çok fazla sermaye yapısı olmayıp aslında müşterinin parasıyla iş çeviriyoruz ve 2002’den itibaren çok ciddi bir büyüme yakaladık.

Yani Türkiye’nin kride olduğu yıllarda bankalara bağımlı olmadığımızdan dolayı ve çoğu müşteri portföyümüzün de aslında iyi seçilmiş bir müşteri kitlesinden oluşmasından dolayı da şirketin genel akışı ve tüm performansı o yıllarda aldı gitti. tabi ki bizim iki şirket birleşirken en önemli belirtmem gereken şu: vizyonlarımız da ortaktı. Karşımdaki de bir entraprenuer gruptu onlar da belirli bir yapıda şirketlerini büyütüp gelmişti. onlar da 95’te kurulmuş 95’ten 2002’ye gelen süreçte 2500 kişilik bir çalışan kitlesine ulaşmışlardı. Hedefimiz de zaten şirketleri birleştiriken bir şekilde bir gün ya halka açmak ya bir yabancı ortak almak bu vizyonla zaten ilk günden itibaren şirketin tüm alt yapısını işte defterlerinden tutun çalışma prensibini vizyonunu hep oluşturduk.

Şimdi ben size tabi ana hikayemi anlatıyorum ama bu hikayemin yanında da farklı daha ufak girişimlerimiz de var. Gerek bizim gerek işte birleşmiş olduğum ortaklarımın. Onlar da arada paralel olarak bu işimizle beraber yürüyen işler. Ben aynı zamanda 90 gene 94 yılında İstanbul’da 2 tane alakart restorant açtım.

Yani çok alakasız bir şey, 93 yılında açtığımda daha İstanbul’da hiç bir alakart restoran yokken Cihangir’de ki Cihangir de gene o zaman İstanbul’un riskli mahallelerinden biri olmasına rağmen müthiş manzarası olan Susam diye bir alagart restoran açtım. Niye derseniz herhalde sadece hobi olarak diyebilirim. Böyle bir işe girdik. Tabi orada bir ortağım vardı o işle ilgilenen. İşte ondan sonra ikinci biri eklendi vs. İşte böyle bir yandan yürüyen iş olarak devam ediyordu.

Ben gene ana yola döniyim. İşte hizmet işiyle nasıl gidiyoruzç Hişzmet işi güzel gidiyor tabi ki Türkiye’nin büyümesinin de çok etkisi var. Bu arada da yabancı firmalar Türkiye’ye gelmeye başlıyor ISS bu konudaki dünyanın en büyük firması Danimarka’lı ve sürelkli Türkiye’ye geliyor gidiyor duruyoruz rakip firmalarla görüşüyor. Satın alma ihtimalleri için 3 yıl boyunca 3 veya 4 yıl boyunca Türkiye’de sürekli firmalarla görüşüyor ve en sonunda bizim kapımızı çalıyor çünkü o ara biz 6000 kişiye yükselmişiz ve işte temizlik güvenlik, teknik bakım hizmetleri veren bir firmayız. ISS’de görüşmelerimiz başladı ve çok kısa bir sürede de gerçekten yol aldık. Ha bu yol almamızdaki en önemli faktörlerden biri de biraz evvel bahsettim baştan iki firmaya da vermiş olduğumu vizyondu. Bir gün bu firmaları bir dünya devine veya bir halka açmaya her zaman gideceğimiz için tüm alt yapısını tüm şeffaflığını her zaman dikkate derek oluşturduk.

Dolayısıyla ISS’le oturduğumuz noktada dodiligace yani tüm defterlerin audit edilme işlemi 3-4 hafta gibi çok kısa süred etamamlandı. çünkü ne söylediysek önlerine koyduğumuzda birebir örtüşüyordu ki sanırım Türkiye’deki en önemli dikkat edilmesi gereken konulardan biri o. Ve biz bu aşamada pek bir danışman da kullanmadan şirketimizi ISS’e sattık, çoğunluk hissesini sattık. Kendimiz de içerde hissedar olarak ve aynı zamanda da ortak olarak işi yönetmeye devam ettik. Tabi bu aşamada bu bana ayrı bir tecrübe verdi ki şirket satmak kolay bir şey değil hele ki karşınızda bir dünya devi varsa ve siz de sonuçta kendinize göre bir noktadan başlayıp bir yere geliyorsunuz. Adam karşınızda avukatlar vs bir sürü tecrübeli insanlarla geliyor.

O noktaya kadar ISS karşımıza geldiğinde şöyle bir referansla geliyor 2000 yılından itibaren haftada ortalama iki şirket satın almış bir gruptan bahsediyoruz dünyada. 2000’den 2009’a kadar 750 tane firma satın almışlar. Büyümelerinin büyük bir payı burdan geliyor ve bizde bir Türk firması olarak karşılarındıyız. Tabi biz de bu arada biz de ISS’e… atladığım bir konu var. gelmeden evvel biz kendi şirketlerimizi birleştirdikten sonra iki tane lokal firma daha satın aldık. kendi gücümüzle ve böyle bir dörtlü grubu birleştirip tamamen o şekilde pastayı ISS’in önüne koyduk. Ve bu aşamada da 2005 yılında satış işlemi gerçekleşti bununla birlikte dünyanın en büyük firması bize ortak oldu.

Tabi bi o güne kadar siz bir girişimcisiniz kendi şirketinizi bildiğiniz şekilde yönetmişsiniz. Bundan sonra ne olacak diye düşünüyorsunuz. Snaırım burada en önemli konu ISS’in bir Danimarka firması veya bir Avrupa firması olması. Çünkü bir Amerika’lı firma olduğu taktirde Amerika’lıların bu konudaki yaklaşımı şok farklı. yani kendi kalıpları ve kendi iş yapma tarzlarını mutlaka ülkelere empoze etmeye çalışıyorlar.

Ve dolayısıyla benim de  bugün gördüğüm kadarıyla çok fazla bu tarz dünyaya yayılmış Amerikan firması görmezsiniz en azından yayılıp da sonra gene Amerika’ya geri çekilmiştir ana sebebi de alsında bu kalıpları Amerikalılar oturtmaya çalışır halbuki Avrupalılar biraz bu konuda daha flexibledır özellikle kültürlerine baktığınız zaman İskandinav ülkeleri iş yapma tarzı çok farklıdır. Güney Avrupada İtalya, Fransa vs baktığınız zaman farklı insanlar farklı kültürlerle görüşürsünüz.

Dolayısıyla tüm bu şeylerden yola çıkarak ISS’in ana modeli şu her ülked ebir kendine platfrom firma seçiyor bu platform firmada da o ülke içindeki büyümesini gerçekleştiriyor. hem organik olaraj hem şirket satın alama yoluyla fakat sırrı şurada yapmış. Genelde satın aldığı firmaların kurucularını mutlaka içerde tutuyor. Gerekli motivasyonu hem maddi, hem manevi sağlayarak entreprenuer girişimci olan bu ymneticileri profesyoneller eçeviriyor ve aslında çok güzel bir mekanizma çalıştırıyor. Çünkü aslında girişimcilik ruhunu kendi profesyonel yapısı içinde devam ettiriyor. Bunu yaparken tabi ki her ülkenin kendi kültürünü kendi iş yapma şeklini kendi insanını doğru şekilde algılıyor o sistemleri çok fazla değiştirmeye yeltenmiyor ve bana göre tutturdukları işin sırrı da burada.

ISS’le birlikte onların o satın alma stratejisi ile beraber 2005’ten itibaren 2009’un başlarına kadar Yani 2008’deki ana krizden sonra biliyorsunuz tüm dünya piyasaları sarsıldıktan sonra bir finansman, finansmanın maliyetleri yüksekti biz eskisi kadar ucuz değildi ve her şirket olduğu gibi ISS’de bundan etkilendi 2009’un başına kadar 10 tane lokal firmayı biz satın aldık. Bunu yaparen neydi amaçlar işte birincisi rakibi yok etmek ikincisi portföy genişletmek üçüncüsü de yapmadığımız ama normalde tesis yönetimi kapsamında sayılan işere de girmek istiyorduk. Biraz önce de söylediğim gibi biz ağırlıklı temizlik, güvenlik, teknik bakım hizmeti veren bir firmaydık bir ilaçlama firmamız vardı. İlaçlama diyince haşare kontrolden bahsediyorum.

Bunun yanında catering bizim hizmetimizde önemli endüstriyel yemek üretimi dediğimiz önemli bir işti. Dolayısıyla 2008 yılında Sardunya Catering’i satın alarak o alana girdik. 2007 yılında çağrı merkezi alanına girdik CMC adıyla hizmet veren. Bugün şuan Türkiye’nin Global Bilgi’den sonra ikinci büyük çağrı merkezi olan CMC’yi satın aldım. 2007’den bu yana CMC’nin boyutunu üçe katladık. Şuanda malatya’da 2009’da yeni kurmuş olduğumuz çağrı merkeziyle birlikte İstanbul’da iki ayrı locationda  lokasyonda çalışan bir çağrı merkesimiz var ve tabiki unun yanında diğer güvenlik temizlik gibi hizmet veren firmaları da toplayarak bu günkü bboyutlarımzıa geldik.

Biraz sonra size ISS’in tarihçesini biraz daha detaylı vericem. Bunu yanında arada biraz evvel bahsetmiş olduğum lokantalar işi vardı ve onu 2002’de kapattık daha sonra bu arada benim gene girişimci olan diğer ortaklarımın kurmuş olduğu bir eğitim kurumu var İstanbul’da faliyet gösteren Açı diye ilk öğretim ve lise olmak üzere bir okul var. Biz daha sonra bu ortaklarımla beraber İstanbul’da gene faliyet gösteren Yüz Yıl Işıl okulunu satın alarak o noktada ben de ortak olarak okullara girdikten sonra diğer taraftan yine girişimci olarak böyle bir ilk öğretim alanında yani yuvadan başlayıp liseye giden şuan da 1700 talebesi olan bir özel okulun da ayrıca yönetimindeyiz sahibiyiz. Bir de gene 2005 yılında bu yemek işinden bir türlü kopamadım sanırım insanın içinde oldu mu şey yapamıyor. Çaybeka diye bir Türkiye’de ilk begal cafeshoplardan biri olan zinciri satın aldık o da şuanda aşağı yukarı Ankara ve İstanbul olmak üzere 8 tane lokasyonda faaliyeti olan bir zincir olarak devam ediyor bunu da bir şekilde yandan büyütmeye çalıştığımız bir şirketimiz var. Tabi özetle gördüğünüz gibi buradaki amaç biraz da değişik sepetlerde bir şeyler verebilmek çünkü hizmet 2000li yılların her zaman algılanan en önemli sektörüydü.

Ben üniversiteden mezun olduğum zaman bana söylenen şuydu ne kadar deneren dene sonuçta dünya bir teknolojiye doğru gidiyor. Bu teknolojide de artık her şey insan gücünü azaltma üstüne aslında bir şeye gidiyoruz. Dünyada ki şeyler. Tüm işte fabrikalara baktığınız zaman veya herhangi bir şeye baktığınız zaman. Bugün sizlerin içind eolduğu sektöre baktığımız zaman önemli olan bunda herkeste bir üretkenlik var ama bu üretkenliği en minimum costlarla yapmaya çalışmaya çalışıyoruz. Dolayısıyla bir şekilde dükkanlar kapanıyor internete dönüyor alışveriş. Dolayısıyla mallar daha ucuz satılabiliyor vs. Biz bu olayın insan gücünü doldurmaya çalışuyoruz. Çünkü sonuçta dünyada da biliyorsunuzişsizlik oranları çok önemli seviyelere geldi dolayısyla da işimiz tabi kolay değil. İnsanla uğraşmak aslında yapmış olduğumuz en zor ilerden biri.

Ama önemli olan be hep şunu söylüyorum çok basit bir işin çok basit insanlarla en iyi şekilde yapmaya çalışıyorsunuz. Dolayısıyla kendi içinizden insan yetiştirmek aldığımız işte en amvi yaka hiç eğitimi olmayan kişileri yetiştirerek bugün çok değişik kademelerde üst yönetici durumunda olan arkadaşlarımız var. Bunları tamamaen kendi iç bünyemizde işte tecrübelendirerek, eğiterek ve o şansı tanıyarak insanlara bir noktaya geliyoruz. Bugünkü baktığımız zaman Türkiye’de gerçekten eşi olmayan bir noktaya geldik 23.000 çalışanımzı var. Türkiye’de. Böyle bir grubu yöenetmek için dahi aradığınız ara yönetici veya üst yönetiici posizyonundaki insanları dahi bulmakta bazen çok zorlanıyorsunuz.

Çünkü bizim işimizin aslında yaptığımız işin %50’si tamamen insan ilişkilerine dayalı bir iş yapıyoruz. Müşterimizi yönetmek çalışanımızı yönetmek ve yöneticimizi yönetmek. Bu üç ayak tamamen o ilişkileri doğru kurmakla başlıyor. Sermaye know-how vs hepsi aslında bundan sonra geliyor. Dolayısıyla bu yola çıktık ISS’le.

Size bir parça ISS’i anlatmak istiyorum. Eski bir ISS CEO’muz vardı ISS için şu lafı kullanıyordu. “The best hidden secret.” Gerçekten kimsenin duymadığı bilmediği aslında bir iş yapıyorduz. Aslında çoğunuz günlük yaşamınzda mutlaka benim bir elemanıma bir yerlerinizde hepiniz rastlıyorsunuzdur. Ya bir alışveriş merkezinde ya bir hava alanında ya bir hastanede ya bir okulda. Bizim yaptığımız yemeği yiyosunuz yani aslında hepinizin hayatında yer alan ama çoğunuzun farkında olmadığı bir firmayız. ISS, 1901 yılında kurulmuş. Biraz evvel de söylediğimi hatorşarsanız ben 1990’da Türkiye’ye geldiğimde tesis yönetimi diye bir şeyden bahsettiğimde insanlar suratıma bakıyodu ne demek istiyorsun diye.

Ben o zamanlar onu anlatmaya çalışıyordum ama 1901 yılında Danimarka’da kurulmuş. O zamanlar ilk önce temizlik olarak başlamış daha sonra yıllar geçtikçe değişik alanlaa da girmiş. 77’de halka açılmış ve 96’da dünyanıne n büyük temizlik firması olmuş. 2005 yılında bizim Türkiye’ye giridği aynı yılda ISS Goldman Sacks ve EQT diye bir İskandinav fon tarafından özlleştirilmiş. yani %100’ünü borsadan topamış bu iki fon ve bu güne kadar da bu iki grubun sahipliğinde devam ediyor. Fakat önümüzdeki bir ay içerisinde de bu grup tekrar ISS’i halka açıcak. Dolayısıyla tekrar bir zaman içerisinde de sanırım %100’ünü bir halka açmak üzere halka açık firma haline gelecek ISS.  Şuanda 53 ülkede 530.000 çalışanı var.

Dünyanın 4. en büyük işvereni. 10 milyar Euro gibi bir cirosu var ve en tanınmış konusundaki firmalardan biri haline geldi. Türkiye burada gördüğünüz gibi şuan faaliyet gösterdiği tüm bu ülkelerde ISS kendi %100 hissedar olarak bulunuyor. Sadece Türkiye’de bizleri nedense çok sevdi halen ortak olarak devam ediyor tutmaya veya bilmiyorum Türkiye’de mi ürküyo onu da bilemiyorum. Aslıda her zaman şunu söylüyorlar biz bir şirket satın almadık. Biz bir yönetim atın aldık. Onların bakış açısı bu yani biz dolayısyla da yaklaşım tarzları tabi ki biraz evvel bahsettiğim gibi kültür de çok nemli. Danimarkalılarla iş yapmak aslında çok keyfli bir şey. Çok düzgün çok etik çok dürüst çalışan insanlar dolayıyla doğru frekansı bulduğunuz zaman da gerek ortak gerek profesyonel olarak çalışmak zor olmuyor.

Tabi bir girişimci olarak ben bu noktada çok şey öğrendim hani daha farklı sistemli çalışmayı raporlama düzeni, terminli çalışmayı zamanında iş bitirmeyi günlere ve saatlere uymak. Bütün bunlar bizima slında alışık olmadığımız şeyler. Genelde işte bir aylık bütç raporu çıkıcaksa 25’inde de çıkabilir 30’unda da çıkabilir. Önemli değil. Bazen 2 ay sonra da çıkabilir. Öyle bir şey yok ayın 3’ünde     tüm doneleri veriyorsunuz ve ayın 11’inde 53 ülkenin tüm detaylı raporunu ellerinde her ay görüyorlar. Tabi bu boyutlarda o iç diziplini ve o başarıyı ancak bu şekilde yakalıyorsunuz. Çünkü şirketinizi iyi takip etmeniz ve tüm doneleri gününde anında görebilmeniz gerekiyor ki. Doğru düzeltici faaliyetleri de aynı şekilde yapabilesiniz. Geç kalmadan.

Dediğim gibi Türkiye’de Service Master ve Proser’in birleşmesiyle birlikte başladık ve daha sonbra da 23.000 kişilik bir aile de diyebiliriz aslında. Biz eskiden kendi şirketimizi pazarlarken biz bir butik firmayız iyi bir hizmet veriyoruz ama butiğiz diyorduk. Tabi bu boyutlara gelince bu butik anlayışını malesef koruyamıyorsunuz. Ama bunu korumak için de tüm eforumuzu sarf ediyoruz. Ben hep şunu söylüyorum ben bu işi yönetirken bin kişilik bir firma yönetmek başka bir şeydi beşbin kişilik başka bir şeydi sekiz bin… Ben hayatımda 23.000 kişilik bir firma yönetmedim öğrenmeye çalışıyorum, yakalamaya çalışıyorum, kendimi sürekli yenilemeye çalışıyorum, organizasyonumu sürekli yenilemeye çalışıyorum. Gerçekten her bir adımda farklı bir boyuta geliyorsunuz yani hayal etmediğiniz. Şirkerimi kurduğumda bir gün bana dedi ki.

Sence 50 milyon dolar ciroyu yakalar mısın dediği zaman güldüm. Ama tabi her şey biraz da hayal etmekle başlıyor ve insnamakla başlıyor. Dolayısıyla şirketi sattığımzı zaman 70 milyon lira olan ciroyu şu gün 500 milyona taşımış durumdayız. Ha tabi ki bir Batı Avrupa ülkesi olsaydık bu çalışan adedimizle aşağı yukarı 1 milyar Euro ciro yapmış olmamız gerekirdi o ayrı mesele agari ücretin limitlerinden dolayı kaynaklanan bir şey ama sonuçta bizim o günkü… ilk şirketi kurduğum günden bu güne geldiğim zaman ki hayallerimize baktığınız zaman gerçekten şimdi biz üç yıldır bunu nasıl 1 milyar yaparız hayalini yapıyoruz. Tabi ki o 1 milyarı aslında biz 2007’de hayal etmeye başladık arada şu son iki üç yılki dalgalanmalar biraz yavaşlattı ama halen o hayalimiz var. Olmayacak bir şey değil. Şu önemli ISS dünyanın en büyük firması olmasına rağmen pazar payı %1 dünyada bu sektörde. Bizim Türkiye’deki pazar payımız %3. Yani çok sonsuz potansiyeli olan bir iş.

Çok irili ufaklı bir çok firmanın bulunduğu bir iş. Ha biz şuanda kamuyla hiç iş yapmıyoruz. Hiç bir zaman yapmadık. Çünkü kamu sektörü bizim vizyonumuzun çok uzağında olan bir yer dolayısıyla şuanda uzak duruyoruz. Ama şuanda inanıyoruz o da bir gün bizim vizyonumuza paralel bir noktaya gelecek. O zaman işte hayal ettiğimiz yerin çok üstünde bir noktaya geleceğimizi düşünüyoruz.

Biraz da asıl bugün geldiğimiz noktadan bahsetmek istiyorum. Dünyanın geldiği nokta IFS dediğimiz Integrated Facility Services. Sonuçta herşey kendini yenilediği gibi tabi ki hizmetin de farklı mekanizmaları oluşmaya başladı. Bu mekanizmalar insanları daha iyi ve daha bilinçli ve bilgili kullanma üzerine kurulu. Bugün şöyle bir örnek vereyim size mesela İsviçre’deki bir futbol stadyumunun güvenliğini yapana dam geceleyin hiç işi gücü yok. Orda oturuyor. Önünde kamera sistemi var işte elektronik sistemi var. Bir tane de böyle bir aleti var tüm elektronik sisteminin uyarılarının verdiği.

Geceleyin o adam temizlik makinesinin üzerine de oturup yerleri de silebiliyor. Boş oturacağına en azından herhangi bir uyarı geldiği zaman elektronik sistemden anınd aona cevap verebiliyor. Dolayısıyla biraz multitasking dediğimiz biraz kişilere farklı eğitimleri vererek hem onların gelir düzeyini biraz daha yukarı çekme hem de müşteriye daha ekonomik paketler sunma bazında yeni modeller gelişti. Tabi Türkiye’de bunları oturtmakta zorlanıyoruz. Çünkü Türkiye’de de belli kalıplar var kırılması gereken. işte 20 yıldan bu güne kadar insanları eğitip müşterikeri eğitip bir noktaya getirdik biraz da eski alışkanlıkar var onları kırmak da kolay değil. Dolayısıyla bu IFS dediğimzi konsepti şuanda mesela çok yabancı firmalar.

Türkiye’ye gelen çok yabanı firma olduğu için onlarla çalışıyoruz. örneğin bir HP bugün dünyadaki tüm tüm dünyadaki tüm hizmetini tek bir kontratla ISS’e vermiş durumda. Yani temizliği, güvenliği, cateringi üçüncü partiden alacağı herhangi bir hizmeti, aklına gelebilecek herhangi bir hizmeti tek bir kontratta ISS’e vermiş durumda. Dünya bu modelin üstüne gidiyor. Hem toplu alım avantajını sağlıyor hem de standardizasyon peşinde koşuyor.

İşte Microsoft, Philip Morris bunun gibi bir çok firmayla biz bu şekild eçalışıyoruz Citibank gibi. Bu tabi hem bizim de uluslararası olma avantajımızla Türkiye’de bize bazı avantajlar sağlıyor. Aynı zamanda tabiki bu firmalara sunmuş olduğumuz hizmet modelleri de Türk firmalarını örnek alıyor. Türk firmaları da adapta etmeye başladı. Dolayısıyla da o dediğimiz belirli standartları yakalama yolunda da epey adım atmaya başladık.

Genel olarak burda tam olarak okunmuyor ama burada tüm alt kırılımlarıyla vermiş olduğumuz hizmetleri görebiliyorsunuz. Çok fazla detay var. Yani baktığınız zaman tek bir hizmet verebilecek firmaya göre gerçekten komplike. Teknik bakım ayrı bir olay, haşare kontrol ayrı bir olay, yemek işi ayrı bir olay. İşte bunların standardizasyonu eğitimi uygulaması yenilemesi vs gibi ama genel olarak hizmet yani hizmet çağımızın olayı bitirmeden ISSle alakalı bu da IIS’in en son uyguladığı stratejisi. Biraz evvel şunu söyledim; biz basit bir işi basit insanlarla yapıyoruz ve bu meyandada geçmişte çok basit statejilerimiz vardı. Bir ciro hedefi vardı veya belli bir standardı yakalam hedefi vardı fakat artık müşterinin de daha üst seviyede beklentileri olduğu için bu startejide value chain dediğimiz yani bir birini tamamlayan aslınd abir stratejiden bahsediyoruz.

Yani hizmetiniz her türlü hizmetiniz mecvut olacak. bunun için hazır bir ekibiniz olaca. Bu ekibi geliştirmiş olacaksınız ve aynı zamanda motive ve istekli bir ekip olacak. bununla birlikte müşterinize bir hizmet değeri sunacaksınız. Bu hizmet değerinden     müşteri memnun kalacak ama bu memnuniyeti sizin de algılamanız lazım. Dolayısıyla mutlaka müşteriyle o bağlantıda data feedbacklerini doğru alacaksınız. Müşteri deneyimini algılayıp işte bunu büyümenize kullanıp aynı zamanda şirket alımlarını da yan faktör olarak kullanıp böyle bir aslında mevcudiyetimizin devamından bahsediyoruz ve bunun biraz daha sistematik bir şekilde hayata geçirmek.

Genel olarak burada diyeceklerim ISS ile alakalı bunlar. Şunu söylemek istiyorum. Bir girişimci olarak bir çok konuda hepimiz hayatımızda bazı adımlar atıyoruz bu adımları atarken şu çok önemli. ben kendimde hep bunu gördüm. Yaptığımız işi tutkuyla yapmak. Sanırım en önemli şey bu çünkü içimizde o tutku olmadığı sürece gerçekten başarıyı yakalamamız söz konusu olamaz. yaptığımız şeye inanmamız inandığımız şeyi de yapmamız gerekiyor.

Mutlaka her şeyin bir başlangıcında zor aşamalar oluyor. Ben de gökten zembille inmedim. Dediğim gibi bu işin en başında teknisyenle beraber çatı katlarında anten ayarı da yaptım. Ama önemli olan şu katma değeri yaratabilmek ve bu değeri çok farklı noktalara getirebileceğimize inanmamız lazım. Biraz evvel yemekte konuşuyorduk. Dediler ki biz Google’la veya Facebook’la nasıl baş edicez. Bu adamlar Google’ı aldığın zaman er yere adım atabiliyor. biz burda bir girişimizim olsa bile onun bazen yaptığı adımlar bizim tüm adımlarımızı bir kerede yok edebiliyor. Doğrue debiliyuro ama Google’da sonuçta bir hayalle başladı. Bir projeyle başladı. Dolayısıyla ben bu konudaki duruşumda şunu söylüyorum: pes etmemek lazım sizler burada hepiniz burada olduğuna göre hepinizin zaten o girişimcilik ruhuna inandığınızı ve o yüzden burada bulunduğunuzu görüyorum. Herkes burda benden bir şey almaya geldi. Ben de kısa bir şekilde bu son 20 yıldaki yaşamış olduğum tecrübemi size biraz aktarmak istedim. Bunun dışında da herhangi bir sorunuz varsa onları da almaya hazırım.

Soru: Yılmaz abi benim sorum şey. Hizmet sektörünün, karşılıklı ticaretin bir toplumun gelişmişlik düzeyini gösteren en önemli gösterge olduğunu düşünüyorum açıkcası. Burda Türkiye’nin çarpan kalite puanının her yıl ilerleyip ilerlemediğini soruyorum. Yani 25.000 kişiyle yaprığınız cironun hangi oranda arttığını. Bir de bunun dünya ülkeleri ile kıyaslarsak büyüme ivmemiz positif yönde mi yani hizmet sektörünün siz büyük bir firmasısınız ve  u alanda sizin vericeğiniz datanın sektrün geneliyle ilgili, hizmet sektörünün geneliyle ilgili çok iyi bir data olacağını düşünüyorum.

Cevap: Evet şöyle söyliyim şimdi 2005 yılında ISS Türkiye’ye girmek isterken size şey dedim 3-4 tane 3-4 yıl boyunca başka firmalarla görüştü çünkü sebep şuydu. Yönetim kurulu Türkiye’ye büyük bir yatırımla girmeye çekiniyordu ve daha ufak firmalarla görüşüyordu tabi ama ufak firmalarda hiç bir zaman arzuladığını bulamadı. SEO’da inatla büyük bir firmayla girmek istiyordu ve en sonunda bzie geldiler. Biz aslında onların son kapılarıydık işin komiği ve biz de bunu çokgüzel algıladık. onlar da bizi aldıladı da güzel bir oyun oynadık orada. Biz o oyundna çok karlı çıktık doğru oynadığımız için oyunu. Şimdi niye Türkiye çünkü Türkiye’de baktığın zaman Avrupa’ya göre çok genç bir nüfus var ve büyüme oranları büyüme olduğu zaman büyük büyüme oranları yani büyük zigzagları olmasına rağmen sonuçta yinede ciddi anlamda büyüme potansiyeli olan bir ülke o yüzden özellikle hizmet sektöründe Türkiye yıldız ülkelerden biri.

Şuanda hizmet verdiğim ISS olarak 53 ülke bununaşağı yukarı Avrupa’nın tamamı. Kuzey Amerika, Güney Amerika, Asya bi orda doğruda yani Arap ülkelerinde vs o ülkelerin çoğunda yok ISS Çin işte Avosytalya vs her yerde var. Böylece sana ordan bir örnekleme yapabilirsem şunu söyliyim zaten Batı Avrupada ciddi anlamda büyüme durmuşd urumda. Nüfusunda durmasıyla birlikte genel büyüme de durmuş. Özellikle son 2-3 yılda da negatif bizim sektörde de özellikle öyle. Biz Türkiye olarak şuanda ISS’in yıldızlarından biriyiz cioda 16.yız çalışan adedinde 6. büyük ülkeyiz. Karlılıkta da ki bahsettiğim karlılıklar 6 ila 8 arasında değişen kar oranları, çok büyük kar oranlarından bahsetmiyoruz gene üst ülkelerden biriyiz ve dolayısıyla o büyüme ve o potansiyel aslında Türkiye’ye güzel bir değer veriyor ama Türkiye’de mesela ne büyük problem şu.

Bizim işte sözleşmeler bir yıllık. Dünya standardında 3 ile 5 yıllıktır. Dolayısıyla bir şirket satın almasına gittiğin zaman, çarpan konuştuğun zaman karşında ortalama 1- 1.5 yıllık bir portföy var. Onun devamlılığının garantisi yok. Çarpanlarda biraz Türkiye riski olması itibariyle o düşebiliyor. Şimdi ben tabi bir taraftan şirketimi sattım bir taraftan da 10 tane satın alma yaprım ve bunların hep içinde şahsen bulundum. Dolayısıyla MNA konusunda da hem cidid anlamda hem pzarlık olsun hem sözleşme hazırlaması tamamen ayrı bir tecrübem oluştu. Yani hiç hayatımda olmayan bir şeyken bu böyle bir de şeyim oluştu.

Ama o değerlerle baktığınız zaman şuanda bir çok gelişmiş ülke Batı Avrupa veya Doğu Avrupa’da hatta olmakla birlikte onların çok üstünde bir noktadayız. Hem büyüme potansiyelimizden dolayı. Hem de ülkenin gelişimi ve bu sektörün de Türkiye’de yeni olması ve hizmet de baktığınız zaman aslında Türkiye’de son 20 yılda çok ciddi anlamda bir yol kat etti tüm alanlarda. Bilmiuyorum cevabını evrebildim mi?

Soru: Aslında verdiniz teşekkürler ama bir küçük şey var. Yani 25.000’e yakın çalışan 500.000 çalışanın yirmide biri ama hem çalışan sayısı ve elde ettiği gelir arasındaki o sayısal fark arazıyor mu aslında. Sormak istediğims oru oydu. Yavaş yavaş o ikisi dengeleniyor mu?

Cevap: Evet.

Sorunun devamı: Türkiye’deki bu satın alma gücü refah gücü, hizmete iyi para ödeme gücü artıyor mu? Artış eğiliminde mi?

Cevap: Şöyle o baktığın zaman Türkiye son 20 yıldır onu söylüyorum aslında biz şanssız bir jenerasyonuz en azından ben diyim siz belki benden biraz daha genç olabilirsiniz ama ben 91 yılında Türkiye’ye dönüp iş hayatına atılmış bir kişi olarak her türlü krizi, yaşadık. iki üç tane komşuda savaş yaşadık. gece gecede yani obergihtda 5000 6000 % 5000 6000lerin faizlerin döndüğü ortamları gördük. Hep %80-90-100 enflasyonist bir ortamdan bugünkü hayatımıza geldik. Dolayısıyla aslında böyle bir jenerasyon olarak bakarsan aslında bir çok şeyi gördük ve bu tabi bize çok farklı meziyetler de kazandırdı.

Bugün bir çok enternasyonel firmada Türk yöneticilerin olmasındaki en ana sebeplerden biri bu tecrübeyi yaşamış olmaları. 2008 krizinde Batı Avrupa’daki benim CEO’m dahil olmak üzere hayatlarında yaşamadığı şeyler gördüler ki biz bunları yaladık yuttuk diyebilirim. Şimdi dolayısıyla tabi Türkiye’de bu zigzagarla birlikte o dediğim değerler d einiyor çıkıyor. Yani herkes çok tecrübeli ekonomi bir anda daraldığı anda herkes kendi kemerini hemen sıkma kabiliyetine hemen sahip. Tabi bu da o zaman bizim işimizi ciddi anlamda etkiliyor.

Ama şu var hizmette işinin tamamen durması söz konusu değil çünkü sana… temizlik güvenlik ya da elektiriğin olmadan soğutman ısıtman olmadan yaşayamazsın ama bu da ene yapılıyır standart düşürülebiliyor o zaman da od ediğim sıkıntı yaşanabiliyor. Benim bugün en çok mücadele ettiğim merdiven altı tabir ettiğimiz firmalar. Yani unfair compatition. Sigortasız adam çalıştırıyor. Açıktan maaş ödüyor. Falan fila yani. Bu tarz maliyet düşürücü ve gayri yasal olan yollarla çalıyor. Karşımızdaki müşteri iyi gününde o da bunlardan uzaklaşmak istiyor. Ama ben şunu da görüyorum.

Karşımda müşteri bir alışveriş merkezi veya işte bir hastane adamın geliri düşünce çaresi yok. Çaresizlikten işte o zaman o bizim rakiplere dönmek zorund akalabilşyor. O zaman o standartları malesef o zigzaglar halinde gidiyor. İyi zamanda çalışanın eline de daha iyi bir para geçiyor standardını yükseltebiliyorsun bunu yükelttiğin zaman personel sirkülasyonuna azalıyor. Dolayısıyla aslında daha da iyi bir hizmet alıyor müşteri ama bunları bazen anlatmakta çok zorlanıyoruz. Yani insanlar zannediyor ki asgari ücretli bir işci ile onun %50 veya 80 üstündeki bir işci arasında bir fark yoktur diye düşünüyor.

Bu öyle değil çünkü insan sirkülasyonu azaldığı zaman kadronda tecrübelenmiş işçi oluyor. Şimdi bizim boyuttaki firmalar, bzi kıdem tazminatına önem vermiyoruz bizim için kıdem tazminatı bilaçoda bir rakam. Çoğu firma için öyle değil onlar için bu ciddi büyük. O yüzden gerektiğinde kendisi yolluyor personeli şey yapıyor. O da hizmet standardını mutlaka düşürüyor.

Soru: Ben bir şey sorucaktım. ilk girişiminizden daha sonra bir çok farklı girişim yapmışsınız Susam ve şey gibi ve girşimcilikte fokuslanmanın ne kadar önemli olduğunu biliyoruz. Benim sorum bunu kişisel seviyede bir çok dalda girişim yapmanıza rağmen nasıl yönetebildiniz onu merak ettim.

Cevap: Aslında şöyle yani bizim enteresan şey diyebilirim yani hani bir bu da belki şans özllikle diğer ortaklarım onların tamamı böyle bir liseden gelen hepsi San Joseph’li bu San Joseph’lilerin bir huyu var. Hepsi birbirini acayip kolluyor. Bayılıyorlar birbirlerini kollamaya ve ordan çıkanlar böyle bir klip oluşturmuşlar ve benim mesela üç ortağım vardı üçü de San Joseph’den sınıf arkadaşı hayata beraber atılmışlar. İnşaatla başlamışlar falan filan.

O ekolde mesela hep birilerini yanlarına almışlar ve her bir işte de bir şey var okulda mesela bir kaç yıl büyük geliyor ama Sorbone’da mastır yapmış eğitim konusunda tecrübeli bir arkadaşımızı ortak olarak okulun başına koyduk. O orayı götürüyor ama biz aramızda bir görev paylaşımı yapıyoruz işte servis işiydi ağırlıklı bendedir ve bir ortağımda o COO olarak devam yani tüm operasyonu götürür. İşte okul işind ebir ortağımız zamanının %40’ını bir yere 40’ını bir yere paylaştırarak gider. Bu aslında doğru organizasyonu ve doğru yapıyı. Ama mesela Trybeka dedim onda biz bir ara şey yaptık zamansızlıktan ve ilgilenememekten olduğu yerde kaldı.

Bunun da farkındaydık ne yaptık işte gene böyle bir profesyonellikten sıkılmış bu defa entrapreeurlüğe dönmek isteyen bir arkadaşı bulduk gene şey. Onu bu işe monte ettik. Para koydu ortak oldu ve profesyonel olarak şimdi bu işi alıp götürsün diye yani sonuçta problemi algılayıp ona uygun sonucu mutlaka koyarsanız o bir şekilde yürüyor veya dediğim gibi Trybeka iş para kaybetmiyordu olduğu yerd ekendini çeviren bir iş ama sonuçta biraz daha katma değer biraz daha üretmek istiyorsan onu biraz daha alıp bir yere götürmen lazım. Onun için de o organizasyonu… zaten bizim işimiz yani dediğim gibi ana işimiz artık şeye döndü ben bir yönetici olarak yaptığım işin aslı insnaları doğru yere alıp doğru yere sürekli onu yapıyorum.

Yani genel müdür onun altındaki yapıyı. Biz bugün 3 kişilik bir eliple 2 şer bin kişilik grupları yönetiyoruz. 3er kişi yani o 3 kişi müşterisinden çalışanına yöneticisine kadar tüm o ekibi yönetiyor. Bu şekildeki çünkü Avrupa’daki karlılıllarımız olsa zaten o zaman çok rahat bir merkez olur ama bizde bu şekilde onun cambazlığını yapmak zorundayız hayatta. Ama sonuçta dediğim gibi doğru ekibi ve doğru yöneterek ve konsantrasyon yani arada tabi o değişik girişimlerini de mutlaka ölçmen lazım. Yani her şey bir kere doğru ölçümlemeyle başlıyor. Şunu söyliyim size yeni bir lokasyon açıcaksam diyelim ki bir cafe Trybeka açıcam.

Biz genelde şunu yapıyoruz. Gidiceğimiz bölgeye bir adam yolluyoruz. o adamın etraftaki muadil dükkanlara giren çıkan insanları saydırtıyoruz günlük olarak ve aşağı yukarı oartalama cirolarını o şekilde hesaplıyoruz. Ama o yolaldığımız adama da güvenmiyoruz. O yolladığımız adamında doğru saydığını bazen algılamak için onun haberi olmadan arkasından bir adam daha gönderiyoruz. Aynı yerde ikisi de saydırtıyoruz ve ondan sonra rakkamları kompaylıyoruz. Çünkü ben o adamın sözüyle ondan sonra oraya kalkıp bilmem kaç yüz bin lira yatırım yapıcam. Bu.

Soru: ISS’den önce size stratejik ortak olarak değil de sırf yatırımcı olarak biri geldi mi? Değerlendirdiniz mi? Bir de şeyi sorucaktım çok kısa bir süre içerisinde  aslında ortaklık yapınız çok farklı şekillerde değiştiği zaman… mesela ilk başta tek başınız başladınız işe sonra birden fazla ortakla işe devam ettiniz sonra da biri sizi satın aldığı için %100 olmasa bile birine report etme şeyine durumuna geldiniz ordaki değişimi nasıl sağladınız bir zorluk yaşadınız mı?

Cevap: Evet şmyle 92’den 2002’ye aslında daha çok yanlız bir ortaklık gibi diyebilirim yani ilk 10 yılı öyle geçen 2002’den sonra da işte o gelişmeler yaşandı. Şunu söyelmeme lazım tekrar, aslında 92’den 2002’ye mesela kötü tecrübelerim de oldu yani ufak ortaklarım vardı şirketteki. Bunlarla değişik sebeplerden dolayı belki benim fazla iyimser olmamdan dolayı veya bazen diğer tarafa bakmamdan dolayı çok fazla istismar edildim diyebilirim. Dolayısıyla zor gün… her zaman böyle yukarı çıkış olmadı. Tabi ki krizler vs bizi de etkiledi. Paramızı alamayıp müşteriden, %180’le %150 ile %160’la banka kredileri kullanıp karaları kazanmazken ama işçinin parasını ödemek zorund aolduğun günleri de geçirdik dolayısıyla o zamnalar da oldu ama genel olarak baktığın zaman 2002’den sonra yukarı bir şey oldu. Niye? O

birleşme kararı aldığım kişiler de doğru kişiler çıktı. İşin entersanı o kişiler 96 yılında da bana gelmişti birleşelim diye ben o zaman kabul etmedim. Değişik sebeplerim vardı ama 2002’de doğru zamandı doğru şekilde o şeyi kurduk kafalarımız çok uyuşuyordu. Daha sonra işte     yabancılar geldikten sonra ilk başta biraz zorluk çektim yani özellikle bir ara işte daha iç kendi bünyemiz, daha ufak bir şirketiz, işte bugün CFO’muz var ne biliyim bussiness controller var o var bu var bir sürü üst kadrolar var o zaman bunlar yoktu.

Hatta CFO’m bile yoktu CFO’luğu d aben yapıyordum. Sürekli bir raporar istiyorlar bi doneler istiyorlar. O ilk bir ara gerçekten zor bir aşama. Ama ondan sonra dengeyi oturttuktan sonra gerçekten öğrendiğini hissediyorsun orda ya ben özgürdüm şidmi birilerine hesap veriyorum mantığındna çok bak ben burda da bir şeyler öğrenebilirim burdan örenmeye çalışiyim mantığını koyduğun zaman o o kadar seni rahatsız etmiyor ve gerçekten de ya çok şey öğreniyorsun.

Soru: Çağrı merkezinin İstanbul’da iki lokasyonu var bir de Malatya’da var. Niçin Malatya’da var. Niçin Malatya. Belki duymadınız arkadaşınız şey dedi çağrı merkezi hem istanbul’da iki lokasyonda hem Malatya’da şöyle biliyorsunuz önce Erzurum’da başlayan ve daha sonra Anadolu’ya bir şey yapan bir çağrı merkez akımı oldu. Biz İstanbul’da 1500’e yakın bir çalışanımız vardı ve tabi ki istanbul sonuçta bir metropol olarak maliyetleri daha yüksek olan bir yer. Gerek aslında soyal sorumluluk bazında biraz ordan da yola çıkarak Anadolu’da bir iş kaynağı yaratmak amacıyla böyle bir araştırmaya başladık 16-17 tane il araştırdık. Bu araştrmaları yaparken. Üniversite, üniversitenin boyu hava alanı olup olmadığı organize sanayi mesafesi teşvik olup olmadığı telekom altyapısı vs gibi bir çok kriterlerden yola çıkarak ve tabi en önemlisi başka bir çağrı merkezi olup olmamasıydı. Bir yere giderken orda biraz daha rahat bir iş kaynağı bulabilmemiz amacıyla o kriterlerden yola çıkarak aslında önce Sivas’tı bizim kararımız fakat daha sonra Sivas’a Garanti Bankası bizden evvel girince mecburen yön değiştirdik ve Malatya’da karar kıldık. Malatya’ya ilk daha girerken elimizde hiç bir iş yoktu. Yani ciddi de bir yatırımdan bahsediyorum sonuçta fakat gene orada bir şans diyelim yaver gitti ve DigiTurk komple bize geldi ve dedi ki ben sizinle Malatya’da çalışmak istiyorum dedi ve biz de hemen oranın inşaatını bitirerek Malatya’da başladık ve Malatya’da 2009’un Şubat’ında ilk faaliyetimize başladık. 2009’un Ağustos’unda 900 çalışana ulaşmıştık Malatya’da.

Şuan oranın 2. en büyük iş vereni olduk. İlk gittiğimde çok enteresan işte gençlerden oluşan ağırlıklı bir kadro var ve bunun %80’e yakını bayan %95’i üniversite mezunu ve biz bunlara işte 1.5 aylık bir eğitim veriyoruz. Daha kendi yerimiz bitmediği için çok dershane var Malatya’da o dershaneleri kullanıyoruz ve inan ben işte ilk eğitim süresince gittim dershaneleri gezdim gördüğüm yüzlerdeki enerji motivasyon istek inanılmaz. Çünkü gerçekten Anadolu’da iş ciddi anlamda bir problem.

Özellikle de sigortasını yatıran sana düzgün bir çalışma ortamı sağlayan vs tarzındaki firmalara ulaşmak daha da zor. karşında böyle inanılmaz yüzler ve inanılmaz bir motivasyon gördüm o da ayrı bir gerçekten bir keyif veriyor insana çünkü gerçekten İstanbul’da daha zor öyle bir enerjiyi alamıyorsun çalışanından. O da haklı çünkü zor gitmesi gelmesi trafği günde bir saat iki saatini yılda geçiren orda çalışan belki aldığı gelir gerçekten ona yetmeyen insana göre işte orda çok farklı bir şey var büyük bir keyif veriyor bir yatırımcı olarak. Hatta şimdi tamamen yeni bir şehir daha arıyoruz şey yapmak için.

Soru: Bir de büyük iş veren olmakla ilgili bir şey sorucam Bu kadar toplu çalışana sahip olunca. bu bir avantaja dönüşüyor mu bir süre sonunda? E mesela yani too big fail derler ya size mesela sosyal güvenlik kurumları olsun destekliyorlar mı yani herhalde kapatıp gitmenizi istemezler.

Cevap: Valla tam tersine geneld eilk sağılacak inek olarak görüyorlar seni yani bir sürekli bir denetimle uğraşıyrouz yani, şunu söyliyim benim biz gerçekten hani hep söylüyorum ISS’e satılmamızdaki en büyük faktörlerden biri bizim gerçekten her şeyde yasal olmamızdı yani sosyal haklar çalışanlar vs konusu çok önemli ve ISS’de tam bir sosyal demokrat ülkeden geldiği için bu konuda inanılmaz hassas bir şirket ve bu konuda da biraz örnek olmaya çalışıyoruz ama bana büyük avantaj devlet bazında sağlamıyor açıkçası bana göre biliyorsunuz en basit şey bugün maaşların bakadan yatırılma zorunluluğu var 2 yıl evvel çıktı bu ve bu buna uymayana da 2 yıl hapisten başlıyor cezası fakat bu yasa çıktığından beri bir tane örneği yok daha Türkiye’de.

Ne anlamda gidip denetim yapılış ve evet bu kişi bunu yapıyor ve cezası budur. Çünkü böyle bir denetim yok. Daha böyle bir yasayı kimin takipe deceği bile bilinmiyor. Çalışma Bakanı mı? SSK mı? Yani böyle bir durum, dolayısıyla ha bana nerde faydası olur bir gün belki millet vekilliğine falan aday olursam bu kadar insanın oyunu almaya çlışırım hani kendi çalışanım olarak ama onun dışında şudur nakit akışınızı çok doğru yapımıyor çünkü bizim işimizim %74’ü işçilik ve her ayın aynı tarihini biz o işçiliği vergisini SSK’sını yatırıyoruz. ister tahsilatını yap ister yapma. Dolayısıyla o dengeyi koruyabilirsne problem yok ama aksi taktirde tabi bu montanlarda çok yara alırsan tahsilatta, bu vergiler veya ödemeleri yapamaz hale gelirsen o büyük oluşumlar bu defa zarar verebiliyor.

Burak Büyüdemir: Varsa son souyu da, evet son soruyur da…

Soru: Merhaba Pami Tokköz. 500 milyon dolar ciromuz var dediniz ve Türkiye’de pazar payı olarak %3’üz dediniz. Yani yaklaşık 16.5 – 17 milyar dolara geliyor bu dediğiniz rakamlara göre bu 17 milyar doların içinde tam olarak neler var? Kamu var muhtemelen, yani muhtemelen değil 17 milyar dolar olması için kamunun olması gerekiyor. Bunun dışında bütün sitelerdeki bu tesis yönetimleri okullardaki tesis yönetimleri mi dahil veya başka hangi kalemler var? Onu sorucaktım çünkü çok büyük geldi bana yani açıkcası 17 milyar Euro tesis yönetimi başlığı altında yüksek bir sayı geldi. onu açıklarsanız sevinirim.

Cevap: Bir düzeltme yapiyim Euro demedim lira TL. Aslında şu yani malesef bununla ilgili yapılmış bir araştırma yok yani bu tarz doneleri şuanda mesela sana şöyle bir örnek veriyim bundan 10 yıl evvel rakamlar yılı hatırlamıyorum ya 8 ya 9 yıl evvel pardon Amerika’da sadece Chicago sadece Chicago’daki temizlik marketi 2 milyar dolar.

Sadece Chicago’daki. Şimdi Türkiye’de de bu işin eskilerinden biri olarak. Az çık marketi bilerek firmaları bu güne kadar tamamen bu bizim yaptığımız bir tahminsel pzar büyüklüğü yoksa bu pazarın büyüklüğü şudur diye malesef böyle bir done yok elimizde ama educatioted guess diyebileceğimiz aşağı yukarı tenimlik, güvenlik işte teknik bakım tüm bu bizim verdiğimiz hizmetlerle alakalı pazardaki firmaların boyutlarını da az çok bidiğimiz için yaptığımız tahminsel bir boyut bu kamuyu da içine kyduk bunun. Kamu aslınd açok çok büyük. Şöyle basit bir şey söyliyim size bakın. İlaçlama yani haşare kontrol ediğimiz iş Türkiye’deki pazar payı 100 milyon lira haşare kontrol Türkiye’nin hava şartları nüfus ve nüfusunun yaşadığı şartlara baktığınız zaman aslında çok önemli bir ihtiyaç. Ama pazar payı çok komik. Bizin 70 küsür milyonluk nüfusa 100 milyon liralık bir pazar payı komedi ama biz bunu öyle alıyoruz. Normal şartlarda bunun çok rahat 500 milyon luk bir pazarı olması gerekiyor Türkiye’de.

Bunun gibi benim konuştuğum bir de pazar outcource pazar yani taşare edilmiş olan pazardan bahsediyorum. Bir de halen inhouse bu işi yapan bir çok kurum var dolayısıyla rakamlar çok da fazla abartılmış değil aslında dediğim gibi bu diğer ülkelerde ki Amerika bu işin kralı pazar olarak. 100 150 milyar dolar 200 milyar dolarlık pazardan bahsediyorlar. Türkiye’de hani 16-17 milyon lira dediğimiz zaman o kadar şey değil. Uzak değil çünkü inanılmaz şeyler var. Bugün bizim anadolu’da bir Anadolu Üniversitesi’nde bir firma tek başına 5000 kişi çalıştırabiliyor ve o firmanın ofisi bile yok. Adam çantasıyla geziyor. Devlet işi olduğu için.

Burak Büyüdemir: Çok teşekkür ederim çok güzel bir sunumdu.

Teşekkür ederim sağ olsun.

Yer: İstanbul

Tarih: 29/01/2011

Konuşmacılar: Bayram Mecit

Şirket: KOSGEB Başkan Yardımcısı

Konu:  29 Ocak 2011 Cumartesi günü Bahçeşehir Üniversitesi Fazıl Say Konferans Salonunda yapılan Etohum Girişimclik Zirvesinde Kosgeb Başkan yardımcısı Bayram Mecit’in konuşması

Yer: İstanbul

Tarih: 01/02/2011

Konuşmacılar: Alphan Manas

Şirket:

Konu:  Girişimcilik üzerine..