Kategori: Genel

Birçok girişimci için kariyerleri boyunca başarılı bir işe başlamak ve onu yürütmek yeterince zordur. Fakat birden fazla işi başlatan, yürüten ve çoğunlukla satan seri girişimci için yeni bir işe başlama heyecanı, sadece bir kez yaşanmayacak kadar cezbedicidir.

Bu girişimciler, bir işi en temelinden alıp büyütme konusunda uzmanlaşmış oldukları için var olan girişimcilere ve girişimci olmak isteyenlere aktarabilecekleri birçok tecrübeleri vardır. İster sahip olduğunuz işe odaklanmak isteyin, ister gelecekte birkaç şirket kurma hayallerine sahip olun, yazımızda sizi başarıya götürecek 13 seri girişimcinin önerilerini bulacaksınız.

Hannibal BALDWIN , SiteZeus’un Kurucularından ve Şirketin CEO’su (Eski Şirketi-Baldwin Beach Capital)

‘’Bana kalırsa istikrarlı girişimciliğin sırrı…doldurulmaya değer ticari açığı iyi tanımlayıp anlayabilmek, açığı çözecek sistem tabanlı teknoloji veya tasarım ve stratejik hızla baş edebilecek ticari ve finansal zekadır.’’

 Steve GEFTER, IDDS Group Yönetim Müdürü (Eski Şirketi-TSG Management)

‘’Seri girişimcilerin, başka hiç kimseye benzemeyen bir zihniyetleri vardır; Doping almış girişimcilerdir onlar. ‘Bunu halledebiliriz.’ düsturu en önemli özellikleridir. Bir işe başlamak ekonomik, duygusal ve fiziksel açıdan birçok şeye mal olabilir. Bir iş kurmak için ‘Hadi kolları sıvayalım’ zihniyeti gerekirken, beş ya da on tanesini kurmanın nasıl olabileceğini hayal edin. Bu cesarete ya sahipsinizdir, ya da değilsinizdir; ve en başarılı seri girişimciler işte bu cesarete sahiptir.’’

Devaraj Southworth , Thirstie’nin CEO’su. (Eski şirketleri-Tailfin Ventures, iThinklabs, 30Seven Design)

‘’Çok küçük yaşlardan itibaren, büyük babamı kendi işi olan Gotham Düğme Fabrikası’nı kurarken izledim. İşini ve işini kurarken ona yardım eden insanları severdi. Aklımda en çok kalan şey, daima daha iyisini başarmak için çabalamasıydı. Bir girişimcinin işinin çok kolay olmadığını ve başarı şansının çok düşük olduğunu biliyordum ama aynı zamanda bunun istediğim ve denemek zorunda olduğum yol olduğunu da biliyordum. Herkes muhteşem bir fikre sahip olabilir ancak onu gerçeğe dönüştürüp yürütebilmek, başarı ve başarısızlık arasındaki farkı belirler. İnanılmaz derecede çok çalıştığınız, vizyonunuza bağlı kaldığınız ve doğru ekibi yarattığınız zaman her girişimci için her şey mümkündür. ‘’

Georgianna Oliver, Package Concierge Kurucu ve CEO’su (Daha önce multifamily konut sektöründe iki iş kurup sattı.)

‘’Bağlantılarınızdan yararlanın. İlişki ağınız size değerli katkılarda bulunabilir, finansal olarak katkıda bulunabilir ve en önemlisi gerçekçi, tecrübeye dayanan tavsiyeler verebilir. Ben multifamily konut işinde eski işverenlerim, iş arkadaşlarım, müdürlerim ve diğer sözü geçen kişilerle bağlantılarımı halen devam ettiriyorum ve şu anda bile onların verdiği fikirler ve öneriler doğrultusunda iş yapıyorum. ‘’

David Goldin, Capify Başkanı ve CEO’su (Eski AmeriMerchant. Önceki şirketi-Media Connection Of New York eş kurucusu.)

‘’Daima işinizi nasıl geliştirip büyütebileceğinizi düşünmelisiniz çünkü rakipleriniz de aynı şeyi yapıyor. Kaybetmek gibi bir seçeneğiniz olmadığını ve stresli bir duruma düştüğünüzde kurtulabilecek yolları arayıp engelleri aşmanız gerektiğini unutmayın. Girşimci olmak kolay olsaydı, herkes olabilirdi. En iyi girişimci, esnek olan ve düştüğü her türlü zorluktan sıyrılıp çıkabilendir.’’

Charles Michael Yim, Breathometer CEO’su (Eski şirketleri- Chatterfly, ProBuddy)

‘’Genç yaşta fark ettim ki denemeye devam etmeli, kendimi zorlamalı ve yeni şeyler tecrübe etmeliydim. İyi bir dinleyici olmam da çok işime yaradı ve güvendiğim insanlardan dönüt almayı ve rehberlik edinmeyi öğrendim. Breathometer’le birlikte, daima takip etmeyi arzuladığım insanlara- Mark Cuban, Richard Branson ve bu büyük liderlerin etrafını kuşatan harika insanlara ulaşım imkanı elde ettim.’’

 Dane Atkinson, SumAll.com CEO’su (Eski şirketleri- Sense/Net, YourDay.com, YourStuff.com, IEnsure.com)

‘’Bir düzine şirketin CEO’luğunu yürüttüm ve bunların çoğu da küçük işletmelerin hizmetindeydi. Keşke bu işin tek bir püf noktası olsaydı, ama birkaç cümlelik bir tavsiye ver derseniz ekibinizi akıllıca kurun, yapılan işi takdir edin ve mümkün olduğunca işlerine müdahale etmeyi bırakın. Ancak kendi bakış açınıza sadık kalın çünkü en ufak değişiklik tüm gidişatı etkileyebilir.’’

Scott Tannen, Boll&Branch Ceo’su. (Eski Şirketleri- red5 Capital, Funtank)

‘’ Hepimizin en çok stresli ve ultra ciddi olan insanların en başarılı olduğunu düşünmek gibi bir eğilimi var. Oysa benim tecrübelerime göre bunun neredeyse tam zıttı doğru. Büyük liderler, diğer insanlara daha iyisini yapabilmeleri için ilham verir.Korku ve öfkeyle bir başarı imparatorluğu kurabilirsiniz ama şatonuz iskambil kağıtlarından kurulmuştur aslında. Daima geniş açıdan bakmak ve sakin kalmak sizi daha ulaşılabilir kılar. Ciddileşmeniz gerektiğinde tutumunuzdaki değişiklik ekibinizin işe dört elle sarılması için harika bir sözsüz uyarı olacaktır. Ancak çokça gülümsemeye çalışın- bu size hem kendinizi iyi hissettirecek hem de insanların daha fazla etrafınızda olmak istemesini sağlayacaktır.’’

Ben Wong, Bindo Pazarlama Bölümü Başkan Yardımcısı (Eski Şirketleri- Versed, NiaSolvo, KCL Investment Club)

‘’Yeni bir kurmaktan ve her şeyi –süreci, takımı ve ürünü sıfırdan kurmaktan daha heyecan verici hiçbir şey yoktur. Beni en çok çeken şey yeni şeyler öğrenmektir ve kendi işinizi kurduğunuzda öğrenebileceklerinizin sınırı yoktur. Başlangıçların sürükleyici doğasını, kendi hatalarını yapabilme özgürlüğünü ve onlardan ders çıkarma sorumluluğunu korkutucu ama aynı zamanda çok heyecan verici buluyorum. Asla pes etmeyen bir kişiliğe sahip olmalısınız. Bilinmeyen bir alanda dolaşmaktan ve yeni şeyler öğrenmekten korkmamalısınız.’’

Ellen Rubin, ClearSky Data CEO’su (Eski Şirketleri-CloudSwitch, Netezza)

‘’Sağlam bir yönetici takımı kurup yola koyulun. Güçlü partnerler güçlü organizasyonlar doğurur. Ekibiniz mühendislikten satış pazarlamaya her katmanda donanımlı bireylerden oluşmalı. Takımınızı zeka derinliği ve organizasyon becerisi katmak için en iyi ve en parlak olanlardan seçin.’’

Jason Hogg, B2R CEO’su ve Cornell Üniversitesi Johnson İdarecilik Okulu’nda Okutman (Eski Şirketleri-HangIt, Revolution Money)

‘’Seri girişimcilik entelektüel merakı doğurur. Ben bunu yeniliğe karşı yaratıcılık olarak değerlendiriyorum, yenilik var olan düşüncelerin geliştirilmesiyken yaratıcılık yeni bir başlangıçtır. Toplumsal beklentiler sürekli değişiyor ve teknoloji günden güne gelişiyor. Bununla birlikte, yeni talepleri bu teknolojik değişikliklerle karşılarken bir açık oluşmakta. Çalışanlar bu değişiklikleri çabuk karşılamada sorun yaşıyorlar çünkü yasal prosedürle var olan müşteri tabanlarına hizmet etmek için tasarlanan sabit sistemlerle uğraşıyorlar. Oysa seri girişimciler yaratıcılığa odaklanıp Pazar ihtiyacını karşılamak üzere bu teknolojileri yeni çözümler üretmekte kullanabiliyor.’’

Beerud Sheth, Teamchat/Webaroo Eş-kurucu ve CEO’su (Eski Şirketi-Elance)

İlk girişimimden sonra, başlangıç yolculuğunun inişli çıkışlı duygusal doğasında çalkalanmayı bir kenara bıraktım. Başlangıçta iyiler daha iyi, kötüler daha fenadır- bu duygusal gelgitler sizi çılgına çevirebilir. Sakin kalmayı, sabit durmayı ve sürecin tamamına odaklanabilmeyi öğrendim.’’

Stephen Bradley, AuthorBee CEO’su (Öncesinde birçok başarılı medya işletmesinin kurulmasına yardımcı oldu.)

Bir olasılıktan yola çıkıp hayalinizin kendi başına nefes alıp veren yepyeni bir şeye dönüşmesi hem heyecan verici hem tatmin edicidir. Ancak her seferinde tek bir işe girişin. Her şeyinizle o işin içinde olmalısınız. Birden fazla iş kurmak için yola çıkmadım- bir iş kurmak için yola çıktım. Herhangi bir sebeple, artık yeni bir şeye başlama zamanı geldiğini düşünebilirsiniz ama o zamana kadar tüm dikkatinizi yaptığınız işe harcamalısınız. Aynı zamanda başarısızlığa da hazır olmalısınız. Bir işte başarılı olmanız, sonraki seferlerde de mutlaka başarılı olacağınız anlamına gelmez. Esnek olmalı ve sonundaki ödül kadar süreçten de zevk almayı bilmelisiniz.’’

Yukarıda adı geçen her girişimci şu anki şirketinin kurucusu veya eş-kurucusudur ve eski şirketlerinin de kurucusu veyahut kurucu üyesidir.

. Yazının orjinali için; http://www.businessnewsdaily.com/8125-successful-serial-entrepreneurs.html.

 

 

 

 

“Çalışanlarım başarılı olmak için ihtiyaçları olanlara sahipler mi?” Doğru kaynakları onlara sunuyor muyum? Doğru teknolojiyi kullanıyor muyum?”. Yeni bir iş kuran bir girişimci olarak, başarıya giden yol cevaplardan çok sorulardan geçer. Şansınıza iş arkadaşlarınızdan, mentorlardan ve sizin durumunuzda daha önce bulunmuş diğer profesyonellerden öğrenebilirsiniz. Zamanınıza ve bir kaç taktiğe odaklanarak, hız kazanmak ve işinizi başarıya giden yola sokmak kesinlikle mümkün. Başarılı bir girişimci olmak için aşağıdaki 5 taktiği okuyun.

  1. Akıllıca çalışın

Cümlenin arkasındaki asıl anlam “akıllıca çalışın, çok çalışmayın”dır. Her şey verimlilikle alakalı. İşiniz büyüyor çünkü doğru insanları işe aldınız, fakat onların yeteneklerini en iyi şekilde kullanıyor musunuz? Çalışanlarınız sizin en değerli kaynağınız, dolayısıyla alışık olmadığınız problemleri kendi başınıza çözmeye çalışmak yerine iş arkadaşlarınızdan yardım isteyin. İşleri tekrar etmekten kaçının ve o işleri en iyi şekilde halledebilecek kişilerin o görevleri yapmasını sağlayın.

Gündelik olarak küçük işlere kendinizi kaptırmanız oldukça kolaydır fakat akıllıca çalışmak aynı zamanda sizin ve şirketiniz için en önemli olan işleri önceliklendirmektir. Harcadığınız zamana oranla size getirisi az olan işlerle zamanınızı harcamayın. Öncelikli ve getirisi yüksek olan projelerinizi belirleyin, zaman düzenlemesini yapın böylece takımınız özellikle o projeler üzerinde çalışabilir ve onlara odaklanabilir.

  1. Daha fazla uyuyun

Günde sadece 4 saat uyuyarak CEO olmak işinizi yürütmenin tek yolu gibi görünebilir. Her şeyden sonra, daha fazla çalışmak daha çok şey başarmak demektir, değil mi? Yanlış. Ulusal Nörolojik Bozuluklar Derneği “Az uyku bizi yavaşlatır ve bir sonraki güne odaklanmamızı zorlaştırır” şeklinde bu durumu belirtmiştir.

MicKinsey & Company tarafından yapılan bir araştırmaya göre iş sahiplerinin yüzde 43 ü haftada en az 4 gece yeterince uyuyamadıklarını söylemişlerdir. Uykusuzluk sizin liderlik yeteneğinizi etkiler. BMC Neuroscience a göre liderlikle ilişkili olan fonksiyonlarınızın bir çoğu alın kortexinden gelir ve bu bölge uyku eksikliğinde düzgün çalışmamaktadır.

  1. Networkünüzü büyütün

Pazarınız ne olursa olsun veya kendinizi 10 yıl içerisinde nerede görüyor olursanız olun, genişleme potansiyeliniz networkünüzle sınırlıdır. Her ne kadar kişisel network etkinliklerine katılmak önemli olsa da, bir iş yürütürken o etkinliklere katılmanız her zaman mümkün olmayabilir. Şansınıza, sosyal medya ve online topluluklar ile networkünüzün yerel topluluğunuzun sınırları aşması daha önce hiç olmadığı kadar kolay. Yerel bir etkinlik yok mu? Bunun yerine Twitter konuşmasına veya webinarlara katılabilirsiniz. Diğer katılımcılarla yapacağınız online tartışmalar, başka hiç bir şekilde tanışamayacağınız kişilerle tanışmanızı sağlayabilir. Ek olarak, online varlığınız arama motoru optimizasyonunuzu arttırabilir ve endüstride sizi düşünce önderi konumuna getirebilir.

  1. Ara verin

FastCoDesing a göre 1940 lardan beri çalışmalar iş gücü için ara vermenin çok önemli olduğunu göstermektedir. Health.com a göre ne yazık ki, eğer şirket liderleri bu alışkanlığı gündelik hayatlarında uygulamazlarsa, çalışanlar da kendilerinin ara veremeyeceğini düşünürler. Gün boyunca aktif olarak hareket edeceğiniz aralar vermeyi düşünün – yürüyüşe çıkmak gibi- ve çalışanlarınızı da aynısını yapmaları için cesaretlendirin.

  1. Mobil olun ve gökyüzüne bakın

9 dan 5 e kadar sadece ofis duvarları arasında çalışmak sadee faks makinelerinin yapacağı şey olacaktır. Bir iş büyütmek yeni müşterilerle tanışmak, ticaret etkinliklerine gitmek ve dünyanın her yerinden ortaklarla çalışmak anlamına gelmektedir. Çalışanlarınıza mobil çalışma imkanı vermek onların işinizin büyümesine yardım ederken her yerden çalışmaya devam edebilecekleri anlamına gelir. Şuanda, küçük işletme sahiplerinin yaklaşık yarısı operasyonlarını yürütmek için akıllı telefonlarını birinci araç olarak kullanmaktadır.

Uluslararası Data Topluluğu’na göre 2020 de mobil iş gücünün yüzde 105.4 büyümesi beklenmektedir (o zamanki Birleşik Devletler iş gücünün yüzde 72 sinden fazlası). Mobil iş gücü büyüdükçe, küçük işletmeler daha fazla cloud sistemine kayacaklardır. Cloud sistemine adapte olmuş küçük işletme sayısı 2015 te yüzde 37 yken bu oranın 2020 de yüzde 78 olması bekleniyor.

Kaynak: https://www.entrepreneur.com/article/275142

Meşgul olmak artık bir onur meselesi. Genel düşünceye göre eğer super meşgul değilseniz, önemli değilsiniz veya çok çalışmıyorsunuz. Gerçekte ise meşgul olmak sizi daha az verimli hale getiriyor.

Aşırı meşgul bir insanı düşündüğümüzde, çalan bir telefonu, e-posta selini, büyük ve yanında sürekli şekilde devam eden küçük projelerle dolu bir takvimi düşünürüz. Böyle bir durum kaçınılmaz bir şekilde aynı anda birden fazla işi yapmaya ve bölünmeye yol açıyor ki bunlar da üretkenliği öldüren durumlar.

Michigan Üniversitesi’nden David Meyer, birden fazla işi aynı anda yapmaya çalıştığınızda harcadığınız zamanın o işleri ayrı ayrı yaparak harcayacağınız süreden yüzde 25 daha fazla olduğunu gösteren bir çalışma yayınladı.

“Birden fazla işi aynı anda yapmaya çalışmak sizi yavaşlatır, hata yapma olasılığınızı arttırır “ diyor Meyer. “Karmaşa ve bölünmeler bizim bilgileri işleme yeteneğimiz için oldukça kötü durumlar.”

Microsoft bu fenomeni çalışanları üzerinde denemek istedi ve epostalar, aramalar veya diğer mesajlarla işleri bölünen çalışanlarının asıl görevlerine dönmelerinin ortalama 15 dakika aldığını hesapladı. Çalışanlar 15 dakikalarını onları bölen mesajlarla harcamadılar; bu bölünmeler onları sadece zevk için Web de gezinmek gibi diğer aktivitelere yönlendirdi.

Çalışmayı yürüten Microsoft araştırma görevlisi Eric Horvitz “ İnsanların ilgilerinin nasıl bu kadar kolay dağıldığına ve onların işe dönmesinin bu kadar uzun süre almasına çok şaşırdım. Eğer bu Microsoft için kötüyse diğer şirketler için de kötüdür” diyor.

Bölünmenin de ötesinde, meşgul olmak üretkenliği azaltır çünkü beynimiz aynı anda iki şeye odaklanmamıza izin vermez. Aynı anda iki farklı işi yapmaya çalıştığınızda, beyniniz her iki işi de başarılı bir şekilde yapacak kadar iyi performans göstermez. Vanderbult Universitesi’nde Rene Marois ve arkadaşları tarafından yürütülen bir çalışmada MRI lar kullanılarak bu tıkanıklık gözlenmiştir.

Marois, “Beynimizin yapabileceğinden daha fazlasını yapabileceği izlenimine kapılmışız” şeklinde konuyu açıklamıştır.

Daha fazlasını yapmak olarak düşündüğümüz bu konsepte beyinlerimiz fiziksel olarak buna uygun olmasa da çok aşığız. Ne düşündüğümüzden bağımsız olarak, bir defada tek bir işe odaklanacak şekilde programlarımızı yaptığımızda en üretken halimizi yaşıyoruz.

Eğer benim farkındalık hakkında geçenlerde yayınlanan makalemi okursanız, farkındalık için egzersiz yapmak odaklanma ve konsantre olma becerinizi arttırır çünkü beynimizin ACC adı verilen bölümünün yoğunluğu artar. Anlaşıldığı üzere, aynı anda birden fazla işi yapmak beynin bu kritik bölümünde tersi bir etki yaratmaktadır. Sussex Üniversitesi’nden araştırmacılar insanların birden fazla işi yaparken harcadıkları zamanı beyinlerinin MRI ları ile karşılaştırdılar. Birden fazla işi aynı anda yapan insanların beynin ACC kısmının daha az yoğun olduğunu gözlemlediler. Bu da aynı anda birden fazla işi yaparak sürekli meşgulseniz beyninizi daha az verimli olmaya zorluyorsunuz anlamına geliyor.

Hepimiz dikkatimiz dağıldığında işleri başarılı bir şekilde bitirme güçlüğünü yaşarken bu bulgulara çok şaşırdığınızdan şüpheliyim. Neden bunu yapmaya devam ediyoruz?

Chicago Üniversitesi’nden araştırmacılar bu soruya da cevap buldular. Meşgul olmanın bir başarı göstergesi olduğunu ve sıkı çalışmanın aslında hiç bir şey yapmama korkusundan kaynaklandığını buldular. Yakınlarda yapılan bir çalışmaya göre boş kalmaktan hoşlanmamak nedeniyle meşgul olmak insanların üretkenliklerine ne kadar zarar verirse verin yine de bunu yapmaya devam ettiklerini ortaya koydu.

Araştırmacılar yanı zamanda meşgul olmayı tembelliğimiz ve başarısızlık korkumuzdan saklanmak için kullandığımızı buldular. Değerli vaktimizi gerekli veya önemli olmayan şeyler yaparak harcıyoruz çünkü meşgul olmak bizi daha üretken hissettiriyor. Örneğin, bitirmeniz gereken büyük bir proje olduğu halde acil olmayan e maillere cevap vermek gibi. Zor ama korkularınızdan saklanmak için önemsiz işler yaptığınızda bunu farketmek durumundasınız.

Hepsini toplamak gerekirse

Her ne kadar bizim üretkenliğimize zarar verse de doğal olarak meşgul olma eğilimimiz var. Aslında en iyi performansınızı yavaşladığınız zaman gösteriyorsunuz. Yavaşlamazsanız sonuçları ağır olabilir.

 

Kaynak: http://www.forbes.com/sites/travisbradberry/2016/03/29/how-being-busy-makes-you-unproductive/#659179435269

Girişimcilik dünyasına girmeye hazırsanız aklınızda tutmanız gereken bazı ipuçları bulunuyor. Bu yazımızda sizlere girişimcilik uzmanlarının deneyimlerinden yola çıkarak “yeni girişimcilere” bir klavuz derledik. Yeni bir işe girişecek kişilerin mutlaka dikkat etmeleri ve sorgulamaları gereken noktalar.

Başkalarının hatalarından ders alın:

Başarılı olma yolunda küçük kar payı olan işleri takip etmek yerine, başarısızlıkla sonuçlanan işler üstüne çalışın. Hustle Branding firmasının kurucularından olan MJ Gottlieb’e göre bu şekilde çalışma yapmak başarılı olma şansınızı arttıracaktır. Çünkü birçok şirket hüsranla sonuçlanan yolda benzer hatalar yapmıştır. Ona göre başarının sırrı aynı hatayı kendin de yapmadan önce başkalarının yaptığı hatalardan ders çıkarma tevazusunu göstermektir.

İstediğinizin bu olduğundan emin olun:

Girişimcilik çok fazla çalışma gerektirdiği için doğru ve istediğiniz iş olduğundan emin olun. Bu sözler Anti-Aging Games LLC ceosu Elizabeth Amini’ye atitir. Çünkü girişimde bulunmak bulunmak uzun vadeli ve süreklililk isteyen bir iştir. İşinizi hayata geçirmek için sabırlı olmanız gerekir.

Unutmayın, büyük girişimcilerin çoğu onları motive edecek ve başarıya götürecek işleri bulmadan önce birçok defa başarısız olmuşlardır.

Problemleri çözün:

Kaliforniya Üniversitesi, Berkeley Haas İşletme Okulu’nda girişimcilik ve yenilik üzerine öğretim görevlisi olan Ajay Bam’a göre girişimciler herzaman için bir problemin çözümünü aramaktansa çözülebilecek problemlerin peşinde olmalıdırlar.

Başka bir deyişle çözüm arayan bir problemle işe başlanmamalıdır.

Hırslı olun:

Pace Üniversitesinde yönetim ve girişimcilik alanında klinik çalışmalar yapan Profesör Bruce Bachenheimer’a göre başarılı girişimcileri motive eden unsur, başarılı olmaya duyulan ihtiyaç ve anlamlı bir fark yaratmak için istektir. Başarılı girişimcilerin en önemli ortak özellikleri, tutku ve sabırdır, ama bu özellikler kibir ve inatla karıştırılmamalıdır.

Daha önce işi yapmış olan kişilerden tavsiye alın:

Anti-Aging Games LLC ceosu Elizabeth Amini, yeni girişimcilerin, başarılı olan iş sahiplerinden kendilerine rehber bulmalarının en az kitap okumak kadar faydalı olduğunu belirtiliyor. Amini, “bunun için işinde hayran duyduğunuz insanlarla temasa geçerek tanışın. İşinizin başarıya gitmesinde çok önemli faydalarını göreceksiniz” diyor.

Evden çalışmak harika. ‘Mesai’ saatlerimin yaklaşık %99’unu home ofisimde çalışarak ve haftanın birkaç saatini şirketimizin yönetim kurulundaki ekibimi ziyaret ederek harcıyorum. Fakat bazıları için bu durum tam bir kargaşadır.

Bununla beraber, bazen işinizde patlama yaratmak ve neredeyse hiç zaman harcamadan harika çalışmak için gereken tek şey evdeki çalışma ortamını mümkün olduğunca verimli hale getirmektir.

İster küçük bir online iş yürütüyor olun, ister bloglar ve podcasting yoluyla markanızı yaratmaya çalışıyor olun veya uzaktan geleneksel bir işletmeyi yürütün, bence home Office çalışmanın faydaları sonsuz; ancak bir girişimcinin kafeden kafeye veya işe sürüklenmeden çalışmaması için özellikle belirtmek istediğim bazı sebepler var. Şöyle ki;

-Ailenizle çok daha fazla zaman geçirebilirsiniz.

– Daha sessiz ve sakin bir atmosfere sahip olursunuz.

– İşe gidiş geliş zahmetinden tamamen kurtulursunuz.

– Gün içinde çalışmanızı bölecek etkenleri asgariye indirebilirsiniz.

– İş hayatı-özel hayat dengesini çok daha sağlıklı bir şekilde kurabilirsiniz.

Kendi home-ofisimi yaratırken kullandığım bazı tüyoları sizlerle paylaşmak istiyorum.

DOĞAL BİR IŞIK

Daha sağlıklı olmak isterseniz mutlaka pencereli bir odada çalışın. Çalışma ortamında bulunan doğal aydınlatma üretkenliği tetikler ve baş ağrısı, gözlerde yanma gibi şikayetlerin ortaya çıkmasını önler.

AYAKTA ÇALIŞABİLECEĞİNİZ BİR MASA

Evden çalışmak masa başı, hareketsiz bir yaşam sürmeniz gerektiği anlamına gelmez. Araştırmalar, ayakta çalışmanın üretkenliği arttırdığı kadar metabolizmayı da hızlandırdığını gösteriyor.

ÇALIŞMA ALANI

Sizi işinizden alıkoyabilecek, dikkat dağıtacak etmenlerden uzak bir köşe seçerek burayı çalışma alanınız haline getirin ki işinize odaklanabilesiniz. Bu aynı zamanda hayatınızı bölümlere ayırabilmenizi, böylece işiniz bitince iş ortamından kolayca sıyrılabilmenizi sağlar.

BİTKİLER

Ofisinizi bitkilerle canlandırın. Yapılan birçok araştırma çalışma ortamında bitkilerin olmasının stres seviyesini düşürürken yaratıcılığı ve ortama olan ilgiyi arttırdığını gösteriyor.

DİNLEME LİSTESİ

Müzik, özellikle rutin bir işiniz varsa üretkenliği arttırmaya ve odaklanmaya yardımcı olur. Sizi havaya sokan müzikleri bulup listeleyin. Eğer müziğin çok dikkat dağıtıcı olduğunu düşünüyorsanız gürültü geçirmeyen kulaklıkları deneyebilirsiniz.

BİR İŞ PLANI HAZIRLAYIN

Nasıl bir günlük rutin sizin en verimli şekilde çalışmanızı sağlar, öncelikle bunu belirlemelisiniz. İşin püf noktası, planlanmadan hiçbir iş yapılmaz. O yüzden mutlaka çalışma saatlerinizi planlayın.

SINIRLAR KOYUN

Home ofis, ailenizle daha çok vakit geçirmek için muhteşem bir fırsattır ancak aynı zamanda belli sınırlamalar getirmenizi gerektirir. Aile bireylerini iş saatlerinizle ilgili önceden bilgilendirin ki gereksiz bölünmelerden kaçınabilesiniz.

DIŞARI ÇIKIN

Evinizde tüm imkanlara sahip olsanız da, bazen dışarı çıkıp bir kahve içmek ya da yürüyüş yapmak tekrar motive olmanızın anahtarı olabilir.

ORGANİZASYON

Çalışma alanınızı derli toplu tutmak, sizi gereksiz bir dağınıklık içinde boğulmaktan kurtarır. Bütün ofis belgelerinizi ve dökümanlarınızı organize edip kaldırın. Kolayca ulaşabilmek için etiketlemeyi unutmayın!

EKİPMANINIZI HAZIR TUTUN

Çalışırken gerekebilecek ekipmanların eksiksiz ve hazır bulunduğundan emin olun. İhtiyacınız olduğu anda çöken bir bilgisayar veya bozuk bir yazıcı size epey vakit kaybettirir.

Ayakta çalışabileceğiniz çalışma masasının yanında-ki bence bir girişimci olarak sağlığınızı korumanın en önemli yolu budur- biraz açmak istediğim iki konu var: sınır belirleme ve müzik listesi.

SINIR ÇİZME

Bu konuyu yeterince vurgulayamadığımı düşünüyorum. Evde çalışırken, tek yaptığım şey, evde çalışmaktır. Ailem bunu bilir(!) Özellikle 6 yaşındaki oğlumun çalışma saatlerimi lego oynamak için bozmaktan daha çok sevdiği bir şey yok gibi. Beni yanlış anlamayın, yani elbette Legolarla oynamayı severim. Ancak bir uzay gemisi yapmanın veya savaş alanı kurmanın bir zamanı var; işimi kurmaya çalışmanın da öyle ve kesinlikle iş saatim bunun için, legolar için değil.

Aileniz etraftayken işinizi düzgün yapmanın tek yolu çalışma saatlerini sıkı tutmaktır. Mesela ben, pazartesiden perşembeye, 12-5 arası çalışırım (Birkaç ay içinde saatlerim kreşten ilkokula geçecek olan oğlumla beraber değişecek.) çünkü en küçük çocuğum bu saatler arasında okulunda. Bu, o yokken tamamen odaklanabilmemi sağlıyor. İşi benimle beraber yürüten karım Erz, bazen ofiste benimle beraberdir, bazense oturma odasından hoşuna ne gidiyorsa onun üstüne (benim hiç dahil olmadığım oldukça girift bir karar verme şeklidir.) çalışır.

Telefon görüşmeleri yapmam gerekirse akşam 9’dan, yani oğlum uyuduktan sonra yaparım. Mesai saatleri dışında olur da home ofisimde olursam çalışmamı herhangi bir sebeple bölebilirler. Evdeki temel çalışma şekli budur ve gayet düzgün işler.

MÜZİĞİ TETİKLEYİCİ OLARAK KULLANMAK

Yıllarca, çalışırken tekrar ve tekrar yaptığım tek bir şey var, o da müzik dinlemek. Ancak sözlü müziği tercih etmiyorum çünkü dikkatimi dağıtıyor. Cazdan klasik müziğe kadar her şeyi denedim, ama benim için en uygunu son birkaç yıldır özellikle ambient müzik. iTunes’ta hazırladığım birkaç liste var. Farklı bir şeyler dinlemek istersem [email protected] tercih ediyorum.

Arka planda çalan müzik, beni teşvik ediyor. Çalıştığım konunun üzerinde daha fazla odaklanma yarayıp düşüncelerimi daha iyi kontrol edebilmemi sağlıyor. Tuhaf gelebilir ama mutlaka denemelisiniz, bende çok işe yarıyor gerçekten de.

Kaynak: http://www.chrisducker.com/productive-home-office/

Bir şirket kurduğunuzda, iyi günleriniz olduğu kadar kötü günleriniz de olacak. Kurucu takımınızın birleşmiş bir güç olarak bu zorluklara göğüs germeye hazır olduğundan ve bu zorluklardan daha da güçlenerek çıkabileceklerinden emin olmak zorundasınız. Doğru kişileri bulmak ve durdurulamaz birtakım yaratmak hiç de kolay değil. Denenmiş ve işe yarayan bir formül olmasa da, doğru eş kurucuları bulmak ve güçlü bir ortaklık kurmak için 3 adım:

  1. Çözdüğünüz probleme duyulan heyecanı önceliklendirin

Gerçek bir problemi çözmeye karşı olan heyecan sizin zor günlerinizi geçirmenizi sağlatacaktır. Eş kurucularınızla beraber bu yaklaşıma sahip olmak takımınızı güçlendirecek ve sağlam bir şirket kültürünün temellerini atacaktır. Her startupın başarısız olma şansı yüksektir ve birleşmiş bir güç olarak heyecanın yokluğu bu olasılığı daha da arttıracaktır.

Kurucu takımınızın dışarıya belli ettiği tutku aynı zamanda diğer insanlara sizin misyonunuza inanmak ve büyümenize yatırım yapmak için ilham verecektir. Tutku güçlüdür – takımınızla beraber ileriki işe alımlarınız, müşterileriniz ve yatırımcılar için önemlidir. Örneğin, bir yıl kadar önce müşteri hizmetlerini iyileştirmeye ilgili olduğumu farkettim ve bu ilgim beni bu problem üzerine çalışan bir seri şirketi kurmaya yöneltti. Aynı problemle uğraşan girişimcilere fon sağlıyorum çünkü bu probleme ve bu problemi çözmeye çalışan insanlara inanıyorum.

  1. Tek başına olmak zordur dolayısıyla uyumlu bir takıma yatırım yapın

En azından bir tane eş kurucu bulmak akla hayale sığmayacak kadar yararlıdır. Sadece tek bir insanın bir şirketi sıfırdan kuracak yeteneklere sahip olmasının imkansızlığından dolayı değil aynı zamanda yol arkadaşlığının yeri doldurulamazdır. Aranızdaki kimyanın uyuştuğuna emin olun, ardından bıkıp usanmadan iletişim kurun. Kurucu takımınızın vizyonunuz ve neleri feda etmeye gönüllü olduğunuz konularında aynı düşünceye sahip olduğundan emin olun.

Girişimcilik duygusal olarak (ve bazen de fiziksel olarak) yorucudur, karşılaştığınız zorlukları anlayacak ve kötü zamanlarınızda size yardımcı olabilecek birine sahip olmak sizin için işleri kolaylaştıracaktır. Benim düşünceme göre ideal takım 2 veya 3 kişiden oluşmalıdır. Daha kalabalık takımlarda, farklı kişilikleri yönetmek zor olabilir. Bir kere doğru takıma sahip olduğunuzda, boşlukları doldurmak için size tavsiye verecek kişiler bulmak amacıyla networkünüze başvurun.

  1. Tamamlayıcı yetenekleri arayın

Yeni bir girişim için gereken yetenekler elinizdeki fırsatlara bağlıdır. Güçlü ve zayıf yönlerinizi objektif bir şekilde analiz edin ve takımın geri kalanını sizin şirkete verebileceklerinizi tamamlayan kişilerden seçin. İdeal dünyada, kurucu takımınız Venn şemasına benzeyecektir – bazı yetenekler ortak kümededir fakat her kişi kendi biricik yeteneklerine sahiptir.

Örneğin, vizyoner bir lider paha biçelemezdir fakat bu liderin teknik bilgisi çok güçlü olan bir liderle olan birleşimi başarı şansını arttıracaktır. Başarılı bir prototip oluşturmak ve networkten geri bildirimler almak büyük bir başarıdır fakat teknik konular için bu yeterli olmayabilir. Eğer takımınız bu prototipi bir pazara açılma stratejisi ile birleştiremezse, ürününüzü satmak ve şirketinizin değerini ortaya çıkarmak zor olabilir.

Bir girişimci olarak, zor zamanlar geçiriyorsunuz dolayısıyla önleminizi alın. Bir şirket kurarken zorluklarla karşılacağınız kesin, bu nedenle doğru kurucu takımın desteği sizin için fark yaratabilir. Tamamlayıcı yeteneklere, kişiliğe ve tutkuya sahip olan insanları seçerek, şirketinizi misyonunu geliştirmesi için hazır hale getiriyor olacaksınız – ve startupın inişli çıkışlı dünyasında yolunuzu bulmanıza yardım edecek bir ortaklıkta.

 

Kaynak: http://mashable.com/2016/03/23/startup-founding-team/#zMQnVj4XCsqR

Bir iş kurmak için oldukça heyecanlısınız. Belki bir fikriniz var veya sadece işinizi kurmak ve onu büyütmek fikrinden zevk alıyorsunuz. Şu anki işinizi bırakmak veya bir süre kişisel kazanç elde etmeden yaşamak gibi bazı riskleri almaya gönüllüsünüz. Fakat bir şey sizi durduruyor: Çok fazla paraya sahip değilsiniz.

İlk bakışta bu büyük bir problem gibi görünebilir, fakat kişisel sermayenizin olmaması hayallerinizin peşinden koşmanıza engel olmamalı. Aslında eğer ne yaptığınızı biliyorsanız, neredeyse hiç kişisel sermayeniz olmadan bir iş kurmak ve onu büyütmek mümkün.

Bir iş neden paraya ihtiyaç duyar?

Öncelikle, neden bir işin paraya ihtiyaç duyduğuna bakalım. İş kurmak için herkesten eşit miktarda startup ücreti alınmıyor, bu nedenle farklı iş kolları farklı ihtiyaçlara sahip. Şirketinizi alternatif yollardan finanse etme yöntemleri üzerine düşünmeye başlamadan önce, ne kadar paraya ihtiyacınız olduğunu tahmin etmek önemlidir.

Aşağıdaki konuları göz önünde bulundurun:

Lisanslar ve izinler: Bölgenize bağlı olarak, özel izinlere ve faaliyet göstermek için kayıt yaptırmaya ihtiyacınız olabilir.

Tedarik: Ham madde mi alıyorsunuz? Bilgisayarlara ve/veya diğer cihazlara mı ihtiyacınız var?

Ekipman: Özelleşmiş makineler veya yazılımlara mı ihtiyacınız var?

Ofis alanı: Bu oldukça büyük bir gider; internet ve diğer kullanım giderlerini göz ardı edemezsiniz.

Kuruluşlar, üyelikler: Aylık olarak hangi yayınlara üye olacaksınız?

Operasyon giderleri: En ince ayrıntısına kadar bütün giderleri listeleyin, pazarlamayı unutmayın.

Yasal giderler: İş geliştirme süreciniz boyunca bir avukattan danışmanlık hizmeti alacak mısınız?

Çalışanlar ve kontratlılar: Eğer tek başınıza işi yürütemiyorsanız, maaşlı kişiler çalıştırmanız gerekecek.

Bu aşamadan sonra, daha az sermaye ile işinizi başlatmak için önünüzde 2 ana yol var: masrafınızı azaltmak veya dış kaynaklardan gelen sermayenizi arttırmak. Bunun için 3 farklı seçeneğiniz var:

Seçenek 1: İhtiyaçlarınızı azaltın

İlk seçeneğiniz işinizi yukarıdaki maddelere daha az ihtiyaç duyar hale getirmek. Örneğin, kişisel eğitmenlerin çalıştığı bir şirket kurmak istiyorsanız, çalışan giderlerinizi en başta sadece kendiniz şirket için çalışarak azaltabilirsiniz. Ofis alanına ihtiyacınız olmadığı sürece, evden çalışabilirsiniz. Daha ucuz tedarikçiler veya üretmesi çok pahalı ürünlerinizi üretmeyi bırakarak da bu işi gerçekleştirebilirsiniz.

Fakat kaçamayacağınız bazı giderler var. Her şeyden kıssanız bile lisanslar ve yasal giderlere müdahale edemezsiniz. SBA’ye göre, birçok küçük işletme 3000 dolar ve ev-bazlı iş modelleri 1000 dolar civarı sermayelerle kurulabilir.

Seçenek 2: Parça parça büyüme

İkinci seçeneğiniz, işiniz için ısınma turu düşüncesini içeriyor. Bir anda bütün iş modelini uygulamaya koymaktansa, temel fonksiyonlarla işe başlayacaksınız. Bir blog veya niş bir hizmetle piyasaya girebilirsiniz, böylece bir başlangıç yapmak için daha dar bir alan, müşteri ve karınız olur. Serbest meslek çalışan biri olarak işe başlarsanız, bazı büyük başlangıç masraflarından kurtulabilirsiniz (ve daha basit vergi hesaplamalarının tadını çıkarabilirsiniz).

Bir kere gelir elde etmeye başladığınızda, kendinize yatırım yapabilir ve hayal ettiğiniz işi bir kerede kurmak yerine onu parça parça inşa edebilirsiniz.

Seçenek 3: Dış kaynak

Üçüncü seçeneğiniz tamamen dış kaynaklardan fon bulmakla alakalı. Startup dünyasını farklı açılardan görme fırsatı elde ettim dolayısıyla çok fazla detaya girmeyeceğim fakat sermaye elde etmenin birçok potansiyel yolu olduğunu bilin – kendiniz çok fazla sermayeye sahip olmasınız bile. İşte birkaç potansiyel kaynak:

Arkadaşlar ve aile: Birçok kaynaktan parça parça sermaye toplama şansına sahip olsanız bile aile ve arkadaşlardan yardım olma olasılığına sırt çevirmeyin.

Melek yatırımcılar: Melek yatırımcılar daha önce işin içinde olmuş varlıklı insanlardır. Genellikle şirketin bir kısım hissesi karşılığında yatırım yaparlar ki bu da feda etmeyi düşünebileceğiniz bir şey.

Risk Sermayesi: Risk sermayecileri melek yatırımcılar gibidir fakat genellikle birkaç ortak veya organizasyon olarak çalışırlar; amaçları hali hazırda işeleyen iş modellerini büyütmektir.

Kitle fonlaması: Bu bir nedenden ötürü popüler: İyi bir fikir ve yeterli çalışma ile herhangi bir şey için fon toplayabilirsiniz.

Devlet hibeleri ve krediler: Birçok devlet kurumu küçük işletmelerin büyümesi için onlara hibe veya kredi veriyorlar.

Banka kredileri: Eğer kredi notunuz parlaksa her zaman bankadan kredi alabilirsiniz.

Bu üç seçenekten biriyle, kişisel yatırımınızı neredeyse sıfıra indirebilrsiniz. Bu başka şeylerden fedakarlık etmek anlamına gelebilir, küçük adımlarla başlamak, ortaklar almak veya borç almak gibi fakat iş fikrinize inanıyorsanız bu kayıpların hiçbiri size engel olmamalı. Sermaye aşılması büyük bir engel fakat hata yapmazsanız, kesinlikle aşılabilir.

 

Kaynak: https://www.entrepreneur.com/article/271446

Yatırımcılar genellikle bizim detaylı inceleme sürecimizi ve bir startupta neye baktığımızı soruyorlar. Yakınlarda detaylı inceleme bulgularımızın bir kısmını yatırımcılarla paylaşmaya başladık. Her ne kadar detaylı inceleme özet raporumuz sürecimize dair bazı kapsıyor olsa da, sürecin bütününü yansıtmıyor. Detaylı incelemenin önemli bir kısmı güvenlik nedeniyle gizli kalmalı.

SeedInvest’te geçirdiğim 6 ay içerisinde, 30’dan fazla şirket için detaylı inceleme yaptım. Bu şirketlerin hepsi bizim ön eleme komitemizi geçmişti. Başka bir deyişle, bu şirketlerin hepsi bariz bir problemleri olup olmadığının kontrol edildiği testi geçmişlerdi. Detaylı incelemeye giren bir şirketin saklayacak hiçbir şeyi olmadığını düşünebilirsiniz. Fakat bu aslında çok az karşılaşılan bir durum.

Analiz ettiğim şirketlerin neredeyse yarısı, para işlemi tamamlanmadan önce açıklanması veya düzeltilmesi gereken en az bir kayda değer kusura sahiptirler (gelir, müşteriler, ortaklar, ürün, takım, ilerleme planı, kurumsal yapı, finansal tarihçe, değerlendirme gibi…). Genellikle bir şirket bizim platformumuzda faaliyete geçmeden önce bizim bulgularımıza dayanarak finansal raundlarını değiştirmeye karar verir. Fakat bazen benim bulgularım o kadar büyük olur ki anlaşma iptal edilir.

Gördüğüm hataların büyük bir kısmı kötü niyetli olmaktan kaynaklanmayan ve kurucunun avukatlardan, muhasebecilerden ve mentorlardan daha önce şirketi oluşturma aşamasında daha dikkatli tavsiyeler alsaydı çözebileceği sorunlar olur.

Detaylı inceleme yaptığım 35 şirketin 7’si ile olan anlaşma iptal edildi. İşte anlaşmanın detaylı inceleme aşamasında iptal olduğu bazı örnekler:

Startup 1

İlk düşünce: Şirket 4 kişilik bir ekipten oluşuyor.

Detaylı İnceleme Bulgusu: Şirket evden çalışan bir elemana sahip. Diğer takım elemanları günlük başka işlere sahipler, hisse dağıtımı yok, tazmin edilemez, büyümek için sağlam bir plan yok.

İlk düşünce: Şirket 1000 adet müşteriye sahip.

Detaylı İnceleme Bulgusu: Şirket 1000 adet E-Posta adresi toplamış, müşteriye sahip değil. Özel beta testine katılan sadece 75 kullanıcıları var.

Startup 2

İlk düşünce: Şirket finansal raunddan kazanacakları paranın 3’te biri ile eski bir krediyi ödemeyi planlıyor. Ardından üretimlerine fon yaratmak için yeni bir kredi almak istiyorlar.

Detaylı İnceleme Bulgusu: Şirket krediye daha başvurmamış. Kredinin kabul olup olmayacağını görmek için bankaya kredi başvurusu yapmalarını istedim – şirket reddetti.

İlk Düşünce: Şirketin bütün satışlarından elde ettiği marj oranı % 30-35

Detaylı İnceleme Bulgusu: 2014’teki bütün satışlardan elde ettiği marj oranı % 10.

Startup 3

İlk Düşünce: Şirket ön değerlendirme raundunda 9.5 M dolarlık fon topladı ve bunun yatırımcılar için adil olduğunu iddia ediyor.

Detaylı İnceleme Bulgusu: 2012’de şirket toplamda 7.4 M dolar topladı ve 2014’teki finansal verileriyle oynadı. O yılda gelir 10 M doların altındaydı.

İlk Düşünce: Toplanılan para, ürün geliştirme için harcandı.

Detaylı İnceleme Bulgusu: Toplanılan paranın büyük bir kısmı seyahat, eğlence, kira, maaşlar ve kurucular için olan diğer harcamalarda kullanıldı.

Startup 4

İlk Düşünce: Şirket, 10 M dolarlık ön değerlendirme sonucunda 6 M dolar fon topladı.

Detaylı İnceleme Bulgusu: Şirket 5 M dolar ön değerlendirme sonucunda 6 M dolarlık fon topladı. 2008’de 5.2 M dolarlık gelir elde etti ve 2013’te finansal verileriyle oynadı.

İlk Düşünce: Şirketin geleneksel bir CEO ve yönetim ekibi yapısı var.

Detaylı İnceleme Bulgusu: Yönetim ekibi şirketin hisselerinin yüzde 1’den daha azını temsil ediyor. CEO kurucu değil, hatta şirketin çalışanı bile değil.

SeedInvest’te yatırımcılarımıza sunduğumuz şirketlerin oldukça iyi muayene edilmiş olduğunu söylemeyi severiz. Şirketlerimizin oldukça iyi muayene edilmiş olarak değerlendirilmesi için geçirdikleri süreç ne bizim için ne de şirket için küçük ve önemsiz değil. Bu her ne kadar SeedInvest’te daha az şirketin listelenmesine sebep olsa da, bu arkasında durabildiğimiz ve yatırımcılarımız için beklenmedik şekilde sonuçlanacak yatırımlardan koruyan bir liste.

 

Kaynak: https://www.seedinvest.com/blog/raising-capital/due-diligence-findings

Şirket kültürü iş seçimi sürecinde gittikçe daha fazla rol oynuyor. Birkaç yıl önce, ofisteki pin pong masalarına göre şirketin iyi olarak değerlendirilmesi trendi başladı. Şimdilerlerde, bu algı çok daha yükseldi: Google, ofis saunalarına sahip, Basecamp dünyanın her yerinden uzakta çalışma imkanı veriyor ve Yahoo şirket spor salonu, plaj voleybolu ve basketbol sahalarına sahip.

Fakat problem bu olanakların şirket kültürü ile karıştırılmasından kaynaklanıyor. Her şirketin kalbinde, değerler, inanışlar ve başarıyı garantilemek için iyi anlaşılması gereken hedefler bulunuyor. Bir girişimci olarak, şirketimin başarıya ulaşmasına yardım eden bazı deneyimlerim:

  1. Çalışanlarınızın dahil olmak isteyeceği ve dahil olması gereken bir şirket vizyonu yaratın

Bir lider olarak, iş hedefleri büyüme stratejisi ve organizasyonunuzda düzenleyici kurallar olarak çalışan değerleri içeren bir şirket vizyonu oluşturmak sizin görevinizdir. Motivate Design’da, herkesin içselleştirmesi ve oluşturması gereken iki kuralımız var.

Kural 1: Karar verirken elinizden gelenin en iyisini yapın.

Kural 2: Kural 1’i her zaman kullanın. Bu vizyon işler çığrından çıktığında veya bir şeyler düzgün gitmediğinde çalışanlarınızın her zaman kullanabilecekleri bir şeydir. Ne yapıyor olursanız olun, bu ilkeleri sürekli referans göstermek onlara olan bağlılığı arttıracaktır. Bu ilkeleri içselleştirmiş birini gördüğünüzde ona pozitif geri dönüş yapın.

  1. Çalışanlarınızın ne zaman ve nasıl şirket hakkındaki gelişmelerden haberdar olacağı konusunda açık parametreler belirleyin

İş kararlarını alırken onların ne kadarını çalışanlarınızla paylaşacağınız size kalmış bir durumdur. Sağlıklı bir şirket kültürünü oluşturmek için, çalışanlarınızın bu bilgilerin ne kadarını nasıl öğrenebileceklerini açıkca belirtin. Kimse neler olup bittiğini dedikodu gazetesinden duymak istemez, çünkü bu durum şirketin dedikodu kazanına dönmesine yol açabilir. Her çeyrekte yayınlanan raporlar, Slack veya haftalık toplantılarla son gelişmelerden haberdar olma fırsatını çalışanlarınız takdir edecektir. Aynı zamanda bu hassas konularda sorular sormak veya bazı açıklamalar yapmak için gereken güven ortamını sağlayacaktır. Bu toplantıları çalışan kararları (kim ayrılıyor/katılıyor ve neden), pozisyon değişimleri (yeni teklifler ve hizmetler) güncel pazar trendleri ve gelecek aktivitelerden çalışanlarınızı haberdar etmek için kullanın.

  1. Şirketin nerede olduğunu ve nereye gitmek istediğini açıkça belirtebilen çalışanlar seçin

Bu seçim özellikle startuplar ve büyüme aşamasında olan şirketler için çok önemlidir. Durumlar değişebilir ve değişecektir de. Bu normaldır. Bir lider /girişimci olarak siz bile bu durumu korkutucu veya rahatsız edici bulabilirsiniz. Bu gibi durumlarda takımınızın sizi desteklemek, yardım etmek, sizi ve şirketinizi savunmak için orada olduğundan emin olun, Herkes bütün değişikliklere uyum sağlayamayabilir ve çalışan değişimi de gerekli olabilir. Bu da tamamen normaldir. Fakat çalışanlarınızla en başından beri sağlıklı iletişim kurduysanız, değişimin yarattığı olumlu havanın tadını çıkarmak onlar için daha kolay olacaktır. Bu değişimleri çalışanlarınızın beraber, yaratıcı bir ortamda çalışabildikleri çeyreklik toplantılarda gözden geçirin.

  1. Geribildirim sizin arkadaşınızdır

Şirketin lideri sizsiniz, fakat herşeyi eksiksiz yapamazsınız. Mutsuz çalışanlar düşük kaliteli işler ve düşmanca bir ortamın olmasına neden olur. Güzel bir şirket kültüründe, günlük ofis yaşamında neler olup bittiği hakkında çalışanlarınızın geribildirim verebileceği fırsatlar yaratın. Örneğin, hem özel konularda hem de genel olarak geribildirim toplayabileceğiniz aylık anketler gönderin, veya morali yükseltmeyi veya soruna dönüşmeden önce durumları açıklığa kavuşturmayı hedefleyen bir şirket kültürü oluşturun. Sağlıklı ve başarılı bir şirket kültürü oluşturmak için size verilen geribildirimleri dikkate alın ve hayata geçirin.

Bunlar, güzel şirket kültürüne sahip olmanın tek yolu değil ve pin pong masası hala güzel bir dokunuş. Fakat bu, iletişimin, kültürü oluşturmaktaki en önemli rolü üstlendiğinin kanıtıdır.

 

Kaynak: http://www.forbes.com/sites/theyec/2016/03/24/the-most-important-ingredient-for-shaping-your-startups-culture/#752ac6495798

Geçtiğimiz yıllarda, erken dönemde personel şefi işe alan teknoloji startuplarının sayısı gözle görülür şekilde arttı. Hala çok yaygın olmasa da, tanıdığım ve bir personel şefine sahip CEO’lar bu pozisyonun büyük hayranları ve şirket için önemli olduğuna inanıyorlar. Fakat, ilk dönemlerindeki bir teknoloji şirketinin CEO’su için ne zaman personel şefi alınması gerektiği konusunda çok incelikli tartışmalara rastlamadım. Veya bu rol hakkında nasıl düşünmeleri gerekiyor? Bizim portfolyo şirketlerimizden biri olan Gainsight’ın CEO’su Nich Mehta’ya ulaştım ve onun bu pozisyon hakkındaki düşüncelerini sordum. Nich, bir yıllık rotasyonel personel şefine sahip ve en sonunda bu işin fonksiyonel olacağını düşünüyor. Bu, personel şefine bakmanın ilginç bir yolu ve Gainsight için bu yaklaşık 3 yıldır işe yarayan bir model. İşte onun bu konudaki düşünceleri:

Nakul: Geçtiğimiz yıllarda, bazı CEO’ların kendileri için personel şefi işe aldıklarını gördük. Bu konu hakkında ilk ne zaman düşünmeye başladın ve motivasyonun neydi?

Nick: Bir personel şefine sahip olma düşüncesine tutkun olduğum söylenebilir. Birkaç yıl önce, eski BCG çalışanı ve Bain Capital profesyonelini (Allison Pickens) genel operasyonlar pozisyonunda çalışması için işe aldım. Allison bize o kadar katkıda bulundu ki (satış geliştirme, yeni pazarlar ve finans konularında) o çok hızlı bir şekilde Müşteri Başarı Genel Müdür yardımcılığına terfi etti. O zaman fark etmemiştim fakat Allison terfi aldığında, ben de aynı zamanda süreçteki personel şefimi kaybetmiştim. Resmi pozisyonu bu olmasa da, Allison bana CEO için çalışan çok yönlü bir insanın değerini gösterdi.

Allison terfi ettiğinden, eski Morgan Stanley çalışanı olan yatırım bankası analisti Tyler Elkington’ı bizim finansal analistimiz olarak işe aldı ve yeni görevinden dolayı Tyler hakkında da bana rapor vermek zorundaydı. Tyler’ın finans konusunda çok daha yararlı olabileceğini fark ettiğimde ona personel şefi ünvanını verdim.

Şu an 3. personel şefimizle çalışıyoruz (Allison’ı sayarsanız 4!)

Nakul: Personel şefi tam olarak ne yapıyor?

Nick: Bence personel şefinin görevi CEO’nun stratejik olarak yönetmesine yardım etmek. Herhangi bir zamanda, CEO’nun tabağında çok az sayıda stratejik öncelik bulunur. Zor olan bu kadar zorunlu e-posta ve toplantı arasında ilerleme kaydedebilmek. Bir personel şefi CEO’nun stratejik değerini arttıracak bir çarpandır. Herhangi bir zamanda, benim şefim şu konular üzerine çalışıyor olabilir:

Şirketin stratejik planlaması ve bütçeleme süreci

Önemli yönetim toplantıları düzenlemek

Kritik müşteriler veya olası toplantılara beni hazırlamak

Stratejik olarak proje yönetmek

Nakul: Şu anda 3 yıldır personel şefiniz var, bu pozisyonun olmasının size en büyük yararı neydi?

Nick: 4 farklı kişiyle çalıştığımdan, şu anda bu görevin yararına inanıyorum. Aslında şu anki personel şefim Tim Hoag ve bir öncesi Nathan St. Martin arasında boşluk vardı ve bir personel şefim olmamasının acısını hissettim. En temel düzeyde, bir personel şefim olduğunda daha paralel stratejik kararlar alabildiğimi düşünüyorum.

Nakul: Şirketin hangi aşamadayken hizmet olarak yazılım satan bir CEO personel şefi almayı düşünmelidir?

Nick: Bu sorunun cevabı büyük ihtimalle şirketten şirkete, CEO’dan CEO’ya göre değişiyordur. Fakat personel şefi almanın zamanının geldiğini gösteren bazı sinyaller:

Eğer her hafta programınız tıka basa doluysa.

Birinin üstlenmediği stratejik girişimlerin listesi giderek büyüyorsa

Stratejik girişimler birden fazla iş birimini ilgilendiriyorsa

Stratejik olarak büyüyen ve hızla değişen bir pazarda faaliyet gösteriyorsanız.

Ayrıca Nick’in şu anki ve ondan önceki iki personel şefine (Tim, Nathan ve Tyler) bu görevi nasıl algıladıkladıklarını, onları kariyer süreçlerine bu pozisyonun nasıl uyduğunu sordum, işte o cevaplar:

Nakul: CEO’nun personel şefi olmaktaki motivasyonları nelerdi?

Tim: Personel şefi olmayı özellikle iki nedenden dolayı istedim: (1) birimlerarası stratejik girişimlere liderlik etme/katılma fırsatını yakalamak 2) direk Nick için çalışmak.

Personel şefi olarak, birçok kez birimlerarası organizasyonel projelerde çalışma fırsatı elde ettim. Şimdiye kadar, bu projeler bu bütçe, çalışan başarısı, büyüme/marjin analizi, ortaklarımızla uyum, harcama girişimleri, ürün toplantıları ve yıllık konferanslarımızı kapsadı.

Daha da önemlisi, birçok kere Nick ve benim ortak arkadaşlarımızla konuştum. Genelde aldığım geri dönüşler onun çok disiplinli, sıkı çalışan, yatırımcılar karşısında işleri iyi yürütebilen, insanları cesaretlendiren, onları motive eden ve şirketinde olan biten her şey çok iyi analiz edebilen biri olduğu yönünde. Dolayısıyla şimdiye kadar beraber çalışmak, rol model olmak konularında çok iyi iş çıkardı.

Tyler: Bu pozisyon bana teklif edildiğinde, bunu oldukça hızlı büyüyen bir yazılım hizmeti şirketinin, ünü iyi olan bir CEO’sundan ders alabilme fırsatı olarak gördüm. Aynı zamanda yatırım bankasında kazandığım finans ağırlık yeteneklerimi çok hızlı bir şekilde çeşitlendirmemi ve operasyonel deneyim kazanmamı sağladı.

Nakul: Nick’e en çok hangi konuda yarar sağladığınızı düşünüyorsunuz?

Tim: Benim yukarıda saydığım girişimlerin hepsi ben olmasam da Nick’in gerçekleştireceği şeylerdi. Nick, hala olan biten herşeyi bilmek istiyor, dolayısıyla ona genelde ana hatları raporluyorum, durumlara açıklık getiriyorum. Genelde analizlerimi hayata geçirmemi sağlıyor (proje zamanının yüzde 90’ı ).

Ek olarak, Nick’i müşteri toplantılarına hazırlamak, bazı yönetim/ürün toplantılarını koordine etmek ve Nick’in bir defaya mahsus olarak yapmak istediği işler de dahil olmak üzere çeşitli program yönetim işlerini yürütüyorum.

Nathan: Personel şefi olarak üzerinde çalıştığım en büyük proje Seri D finansmanımızdı. O zaman aralığında, finansman sürecinin Nick’in katılımının çok önemli olmadığı ayaklarını yönettim. Raundun ileriki aşamaları oldukça numerik analizleri ve metrikleri içerdiğinden, Nick Gainsight’in hikayelerini anlatmaya ve yatırımcılarla toplantılar yapmaya yoğunlaşırken ben de bu isteklere cevap verdim. Yatırım takımının, bilgi odasını yönetmeye ek olarak Gainsight’ı detaylı incelemek isteyen üyeleriyle beraber çalıştım. Bunların hepsi Nick’in birçok yatırımcı ile buluşmasını, müşteriler ve satış ekibiyle o çeyrekteki hedeflerimizi yükseltmek için beraber çalışmasını sağladı.

Finansmana ek olarak, haftalık genel toplantıları ve Nick’in Area Körfezi dışına olan seyahatlerine olumlu katkılarım oldu. Haftalık genel toplantılar ve çeyreklik raporlar için görevim Nick’in bütün verileri incelemesine gerek kalmadan karar almada kullanabileceği sunumlar ve raporlar hazırlamaktı. Nick seyahat ettiğinde, o bölgede müşterileri bulunan şirketlerle çalıştım. Böylece Nick olası bütün şirketlerle görüştü ve zamanını verimli kullandı. Nick ile ilk yaptığım proje, bir konferansta Nick2in 20 şirket yöneticisiyle buluşmasını sağlamaktı. Şirketlerin birçoğu ile çalışmak o zamana kadar mümkün değildi fakat bugün baktığımızda onların birçoğu müşterimiz haline geldiler.

Bu pozisyon hangi alanlarda gelişmenizi sağladı?

Nathan: Bu pozisyon işin bütün ayaklarını ve bir CEO’nun şirketini nasıl yönettiğini görmemi sağladı. Birçok insan kariyerlerinin erken dönemlerinde benim gibi bütün bir finansman raundu görme fırsatı yakalayamıyor. Pozisyon aynı zamanda söylemem gerekenleri ifade etmek konusunda kendime olan güvenimi arttırdı, şu anda benden daha deneyimli olsalar bile onlarla fikirlerimi paylaşabilir ve hatta onlara karşı argümanlar sunabilirim. Personel şefi olmak, Gainsight’ta finans ve stratejiden daha fazlasını görmemi sağladı; şu anda birçok ekiple çok yakın çalışıyorum ve satış, müşteri başarısı ve pazarlama departmanlarıyla birkaç ay çalışma fırsatı elde ettim. Nick’e benim yerime geçecek olan kişiyi bulmasında yardım ettim ve mükemmel Pazarlama Genel Müdür yardımcımızla beraber çalıştığım başka bir role geçtim.

Genel olarak, CEO ile iyi bir ilişki kurmak güzeldir, dolayısıyla 6 ay boyunca onunla beraber çalışmak benim karşılığını alabildiğim bir deneyim oldu. Sadece Nick bile iyi bir lider olmak konusunda bana çok şey öğretti.

Tyler: Pozisyon farklı hızlı büyüyen bir teknoloji şirketinin farklı iş birimleri – satış, pazarlama, müşteri başarısı- hakkında inanılmaz bilgiler edinmemi sağladı, ayrıca onların birbirleriyle nasıl çalıştıklarını da gördüm. Aynı zamanda her zaman büyük resmi aklımda tutmamı, birimler arası düşünmem gerektiğini bana öğretti. Sadece çalıştığınız departmana odaklanmak oldukça kolaydır. En iyisi için çalışmak ve bir işi büyütmek hakkında birçok şey öğrenmek isteyen herkese bu pozisyonu tavsiye ederim.

Biz de personel şefi olan CEO’larımızdan bu pozisyon hakkında düşüncelerini ve personel şefi almayı düşünen diğer CEO’lara olan tavsiyelerini duymak isteriz.

Kaynak: