Çarşamba günü Fenerbahçe MTK maçı 2-0 bitmeden epey önce saat 17:00 gibi Serdar’dan kısa mesaj geldi “Geldim” Eyvah dedim, benden önce gitmiş Profilo’ya. Neyseki Metin ve Harun oradaymışlar. Serdar‘ı buyur etmişler. Bir dediğini iki etmemişler. Etohum için bu toplantılara başladığımızda ilginin bu kadar kısa sürede bu aşamaya geleceğini planladık desem çok doğru olmaz. 17:30′a kadar etohum toplantısına katılmayı taahüt edenler teker düşmeye başladılar. Toplandığımız mekan açıldığından beri böyle bir kalabalık görmemiştir diye düşünüyorum. Bu cafenin adını bundan sonra yazmamaya çalışıyorum, çünkü toplantı sonrasında bizlere ayıp ettiler, bu sebeple de acil olarak başka bir toplantı alanı arıyoruz. Bu konuya yazı sonunda detaylı değineyim istiyorum.
Bu fotoğraf hakkındaki yorumlar için
Cep telefonu saatlerimiz 17:30 olduğu andan itibaren Kuzuloğlu sabırsızlanmaya başladı, o vakte kadar henüz 25-30 kişi gelmişti. (Dikkat edin “Kuzuloğlu” Kuzuluoğlu değil) Serdar saat 20:00 de teknosohbet.tv için çekimleri olacağı için fazla bağırmadan oturduğu koltuktan bizi bilgilendirmeye ve eğlendirmeye başladı. Anlatımına ilk arayı verdiğinde ve kendi saatine baktığında aralıksız 1 saat konuşmuştu. 1 saat zarfında 50-60 kişi doluşmuş ayakta sessizce onu duymaya çalışan büyük bir internet topluluğu oluşmuştu. Hatta alışveriş merkezindekiler ne oluyor burada böyle diye geçerken dönüp dönğ bakıyorlardı.
Televidyon.com 1 sene önce temelleri atılan bir internet televizyonu iş modeli. Yurtdışında revision 3.0 ‘u daha önce ziyaret ettiyseniz, model bir şekilde bu ıraksamış. Serdar ve Timur 1 sene öncesinde teknosohbet.tv ‘yi dışardan bir yapımcı firmadan destek alarak başlattılar. Teknosohbet.tv’de Serdar Kuzuloğlu ve Timur Sırt teknolojinin her konusu üzerine 10-15 dk lık samimi çekimler yapıp bunu internet izleyicileri ile düzenli olarak paylaştılar. Timur Sırt Sabah gazetesi teknoloji editörü, Serdar Kuzuloğlu Radikal gazetesi teknoloji editörü. Her ikisininde televizyon, radyo deneyimi önceden olduğu için bu yaptıkları onlara leblebi çekirdek gelmiş olmalı ki, teknosohbet.tv ‘yi Serdar MYK-Medya haline getiriyor. Timur hala teknosohbet.tv’de Serdar’la beraber program yapmaya devam ediyor. Bir de Milliyet Gazetesinden Şükrü Andaç bu projeye yardımcı oluyor.
Bu üç arkadaş uzunca bir süre basın içinde olduklarından dolayı birbirlerini çok yakından tanıyorlar. Teknoloji konusuyla ilgili olduklarından yıl içinde beraber bir çok seyahat yapıyorlar. Bu yolcukların birinde teknosohbet.tv fikri ortaya çıkıyor. Serdar Kuzuloğlu teknoloji tv kapanmadan önce bu kanalda program yapmış olmalarından ötürü televizyon konusunda program yapma istekerli tekrar yeşeriyor. Fakat herhangi bir televizyon kanalında teknoloji programı yapmak kolay değil keza seyredilme oranları bu tür programların düşük ve sponsor bulmak şart. Bu tür programlar için aylık 30-40.000 USD lık sponsor olmadan programlara başlamak epey güç. Serdar’ın deyişi ile o dünya Seda Sayan’ların, Latif Doğan‘ların alemi. Dolayısıyla Serdar, Tümur ve Şükrü klasik televizyon kanalarında teknosohbet tarzı bir programın yapmak epey zor olduğunu biliyorlar. Aslında bu sebeple web üzerinde tv açmaya karar veriyor.
İnternet üzerinde televizyon için çekimleri el kameraları ile yapmaya başlarlar, ancak bu gözüktüğü kadar kolay olmuyor. El kameraları ile istedikleri kaliteyi yakalayamıyorlar, videoyu çektikten sonra işin montajı ve diğer işleri epey zor. Televizyonda çekim yaptıktan sonra ekibe “iyi çalışmalar hadi çocuklar” dersiniz sonra da çıkar gidersiniz diyor Serdar. Tabi kendi çekimini yapınca bir de bunun arka planı ile uğraşmak gerekiyor ki en zor tarafı bu. Montaj sırasında yavaş çekimde insan kendisini seyretmek zorunda kalınca bayılmak içten bile değil diye anlattı Kuzuloğlu, defalarca aynı kareyi izlemek sıkıcı olsa gerek. İşte profesyonel olarak montajın gerekliliğini farketmeleri de belki bu aşamada oluyor. Teknosohbet.tv için kendi küçük stüdyolarını kuruyorlar. Yeşil arkanı planın rengini yakalamak için boyacılarla uğraşıyorlar, ışıklandırma, ofis düzeni vb hepsi tek tek sorun oluyor. Bunların hepsini aşmaya çalışıyorlar.
Serdar MYK Medya’yı kuruyor (Timur ve Şükrü onu destekliyor) ama sadece işten artan zamanlarında ofise uğruyorlar. Tüm zamanlarını bugüne kadar ilk işlerine veriyorlar, profeyonel bir ekip kuruyorlar, bu ekip teknosohbet.tv ‘yi yönetiyor. Serdar bu arada 1 Ağustos itibariyle Doğan Holding’deki işinden ayrılıp sadece MYK-Medya’ya odaklanma kararı alıyor. Bunu da toplantıda herkesle paylaştı. Teknosohbet.tv için kurdukları stüdyo sadece bir çekim için olmamalı diye düşünüyorlar, kendi içeriğini oluşturabilecek, süreklilik sağlamayı taahüt eden herkese bu kapıyı açıyorlar. İşte iş modeli buradan itibaren çalışmaya başlıyor. Televidyon.com bu iş modeli ile açılıyor. Teknosohbet.tv televidyon.com’un içinde bir kanal oluyor. Webrazzi.tv, dandun.tv, kafakafaya diğer ilk kanallar oluyor.

Serdar televidyon.com’da bundan sonra yemek, sinema, müzik vb alanlarda kendi içeriğini oluşturacak yeni kanalların açılacağını duyurdu, hatta tüm Türkiye’den kendi kanalını oluşturmak isteyenlere özel olarak “bende yaparım” sayfasından basvuruları aldıklarını söyledi.
Serdar samimi ve hoş sohbetini bitirdiğinde saatler 7′i geçmiş gibiydi. Kendi adıma Serdar’ın bu hoş anlatımından çok memnun kaldım, sessiz sakin 1,5 - 2 saat onu dinlemek çok zevkli oldu. Televidyon’nun hikayesini bizlerle paylaştığı için çok teşekkür ederim.
Bu toplantıda ilk defa bir farklı fotoğraf makinası kullandık, daha önce kullandığımız standart kameralarda ışık problemi vardı, fotoğrafalar karanlık çıkıyordu. Bizde profesyonel bir kamera getirdik bu sefer ama çekimler biraz buğulu çıkmış. Bunları flickr, facebook üzerine yükledik. Tag’ler çoktan eklenmiş. Şekip bizlere topluluk kurmak için mixxt.com‘da çok yardımcı oldu. Kısa sürede etohum’un sayfasını mixxt‘e uyguladı. Etkinlikleri her kanaldan duyurmaya çalışıyoruz. Mixxt’e de mutlaka göz atmanızı öneriyorum.
Son 2 toplantıyı yapmış olduğumuz mekan Schiller maalesef çok gürültülü bir buzlu kahve yapılmaya başlandığında konuğu dinlemek çok zor. Yeni alternatif bir yer arıyoruz. Aradığımız yerin özellikleri
1. Samimi olacak, kurumsal olmaması tercih sebebi
2. Merkezi bir yer olacak, herkesin kolay ulaşabilmesi için
3. Sessiz bir dinleme alanı olacak, toplantı, eğitim salonu vb olabilir
4. Çay, kahve vb self servis ikramları olacak
Etohum toplantılarının yerini değiştirmek istiyoruz, önericeğiniz yer olursa çok seviniriz.


Selamlar.. Oncelikle cok guzel bir toplantı oldu. Serdar’ın ağzına bunu organize edenlerin emeğine sağlık. Yer konusunda Akatlardaki Tribeca’nın bulunduğu villanın ust katını oneriyorum. Ust katı hep boş ve sessiz. Yeterince kalabalık alabilecektir diye dusunuyorum ama gidip bir koltukları saymak lazım. Tribeca olduğu için çay, kahve ve diğer şeyler konusunda da sorun yasanmayacaktır diye dusunuyorum.
Çok keyifli bir buluşmaydı. Webde video konusunda niş bir nokta yakaladığını düşünüyorum televidyon’un. Fakat soru olarak ta yönelttiğim üzere, bu alanda mutlaka rekabet oluşacaktır hem de çok kısa bir zaman içerisinde (internettelevizyonu gibi) Serdar Kuzuloğlu amaçlarının program yapanların da gelirden pay aldığı bir noktaya ulaşmak olduğunu söyledi fakat ben bunun daha baştan bu şekilde organize edilmesi gerektiğine inananlardanım. Yani kendi deyimi ile “çaycı” bile maaşını alırken, kanalı oluşturan, içeriği yaratanların sadece böyle bir organizyonda amatör ruhla yer almak ile yetinmeleri bana çok mantıklı gelmiyor. eksisozluk haricinde de bu “geliri olusturanlarla geliri paylasmama” mantığını başarabilmiş birileri yok. Televidyonun zaten bunu istediğini ifade etti Kuzuloğlu ama dediğim gibi çok sayfam bir modelle bu baştan itibaren böyle olmalı. Öteki türlü arkadan gelenler sadece bu farkla bile bu kaliteli oluşum için ciddi bir tehdit olacaklardır.
Video içerik, türk insanına nokta atıştır bence. Wordpress aylarca kapalı kaldı, üretici bir kitle haricinde umursayan bile olmadı ama youtube her kapatılıp açıldığında haber dalga dalga yayılıyor, milyonlarca küfür bir yerlere ulaşıyor.
Video içerik için bedava altyapı sunan yabancı oluşumlar da mevcut ama yerel sıcaklık tabi ki bunlarda olmayacaktır. Bu sebeple bu alanda rekabet te yine yerel oyuncularla olacaktır. Erken start almış televidyonun başarılı olmasını istiyor ve bir gün gerçek bir kanal sahibi de olacakları gününü de görmeyi diliyorum.
Önder Bey’in eleştirilerine katılıyorum. Program yapacaklar ile ilgili kuralların tam olarak ortaya konması gerekiyor. Zira kafalarda çok soru işaretleri var? Örneğin program yapımcıları neye göre ücret alacaklar? Sabit bir ücret mi olacak? Yoksa izlenme oranlarına göre artan bir ücret mi var? Yapımcılar ile bir sözleşme yapılacak mı? Yapılan programların yayın hakları kime kalacak? Soruları çoğaltmak mümkün. Bence Televidyon’da “Ben de Yapsam” ekranı açılmadan önce bunların açıkça duyurulması gerekirdi.
Serdar Bey toplantıda hem hedef kitleye hem de potansiyel programcılara önemli bir şablon ortaya koydu. Sürekli marjinalliğin, televizyon karşıtı olmanın altını çizdi. Zaten bir kitleyi organize etmenin en güzel yollarından biri kitleyi belirli bir eksende “taraftar” haline getirmektir. Evet hepimiz televizyon dünyasının bir keçi boynuzu olduğunu biliyoruz. İçerik çok fazla ama elek üstünde kalanlar çok az. Bu anlamda “Televidyon” felsefesini benimsiyoruz. Fakat toplantıdan aklıma takılan bir şeyler var. Serdar Bey hem marjinal içeriğe bile kapılarını açabileceklerini söylüyor hem de izlenme oranlarından bahsediyor. Kesinlikle bu konunun açıklığa kavuşturulması gerekiyor. Başlayan bir programın rating almadığı gerekçesiyle yayından kaldırılmaması gerekiyor. Eğer böyle bir şey olursa Televidyon kendi idam sehpasının çivilerini çakmaya başlamış demektir.
Toplantıda memleket sathında zaten yeterince gelişmemiş olan kişisel video blog fikrinin yadırgandığı gibi bir izlenim de edindim. Halbuki nasıl büyük televizyonların yanında yerel küçük televizyonlar bir zenginliği ifade ediyorsa küçük kişisel video blogların da Televidyon gibi mecralar yanında ayrı bir yeri olması gerekli. Zira büyük video sitelerinde kurumsal yapımların yanı sıra kişisel videoların da önemli izlenme oranlarına ulaşığını, gündem oluşturduğunu görmezlikten gelmemek gerekiyor.
Televidyon projesi sektöre ilk girmesi ve alanında ciddi bir yatırıma sahne olması ile dikkat çekiyor. Başında da medyanın içinden gelen, işi bilen kişilerin olması geleceğinin parlak olacağına dair bir his veriyor. Fakat bazı noktalara da dikkat etmesi gerektiğini ifade etmek lazım. Bu arada 1 saat gibi bir sürede bizleri sıkmadan, hoş üslubuyla güzel şeyler konuşan Serdar Kuzuloğlu’na çok teşekkürler…
[...] toplantılarına Serdar Kuzuloğlu vasıtasıyla öz be öz Televidyon’umuzu da konuk eden eTohum, haftalık girişimci-kitle buluşturma toplantılarına devam ediyor. Bu seferki parlak [...]
Taksim > Asmalımescid > Şimdi…
Katıldığım ilk e-tohum toplantısının bu kadar kalabalık olacağını sanmazdım. Çok keyifliydi, şimdiden nasıl yapsam da her çarşamba akşamüstümü boşaltsam diye kafa yoruyorum…
Birkaç mekan önerim var…
Beyoğlu, İstiklal Caddesindeki “Cafe Frappe” bir kaç şirket etkinliğimizi yaptığımız samimi ve sıcak bir yer. Ancak max. 40 kişi kaldırır, bir anlamda da mekanı kapamış oluruz. Sahibi, daha önce yine İstiklal Cad. üzerindeki Cafe Krepen’İn yaratıcısı, bu tip önerilere ve etkinliklere sıcak bakacağını düşünüyorum.
Harbiye-Taksim arasında “Polo Pastanesi - Cafe” dört katlı, yeşillikler içinde bir bahçe katı ve klimalı sessiz üst katları ve çok iyi servisi var. Özellikle öğlen saatlerinde kalabalık olduğundan akşamüstü saatlerinde bahçesi de üst katları da çok sakin olur, her sayıda kişiyi kaldırır diye düşünüyorum.
Son olarak da cafe olmayan ancak salon, projektör, kahve otomatı ile gerektiğinde ihtiyacımızı rahatlıkla karşılayabilecek “Fototrek Fotograf Eigiyim Merkezi” var. İstiklal Cad. Mısır Apt.manında. Bu tüp düzenli ve sürekli toplantılara sıcak bakarlar mı bilmiyorum ama oturma düzeni, tahta, projeksiyon vb. de olduğundan özel toplantılarda değerlendirilebilir belki. (Bu arada adamlara danışmadan yazıyorum buraya, yarın arar konuşur daha net bilgi de veririm…
Tekrar elinize sağlık; kolay gelsin.
böyle havalarda kapalı yerlere tıkılmaktansa moda çay bahçelerini öneririm…kapasite sorunu olmayan, trafik problemi az olan, ulaşımı kolay bir yer… ferah fikirlerin ferah mekanlara ihtiyacı vardır…