Etohum

24 Şubat 2014

Türkiye’deki girişim kültürünü geliştirmek için ne yapmalıyız?

Türkiye’deki girişim kültürünü geliştirmek için ne yapmalıyız?

Etohum’un Antalya’da bu yıl altıncısını düzenlediği Startup Turkey Girişimcilik Kampı’nda Türkiye’nin girişimci ve yatırımcı kültürünü etkileyen etmenler konuşuldu ve dünya çapından örnekler ışığında geleceğe dair ne tür adımlar atılması gerektiği tartışıldı.

Girişimcilerin, iş modellerini aktardığı ve fon desteği almak için birbiriyle yarıştığı yatırımcı sunumlarıyla başlayan Statup Turkey’nin ikinci günü, Ortadoğu, Japonya, Bulgaristan ve İran yatırım ve girişim kültürünü irdeleyen oturumlar ve paneller ile devam etti. Konferansın ilk yarısında ortak soru, girişimcilik kültürünün geliştirilmesi için neler yapılması gerektiğiydi.

“Girişimcilik topyekün mücadeledir”
İki hafta önce 100 milyon dolar karşılığında dünya mobil teknoloji devlerinden Monitise tarafından satın alınan Pozitron’un kurucusu ve Monitise MEA CEO’su Fatih İşbecer, günün ilk konuşmacılarındandı. Mobil yazılım alanında Türkiye ve dünyada birçok ilke imza atan, geliştirdiği yazılımlarla sayısız ödüle layık görülen ve MIT, Stanford gibi dünyanın en seçkin üniversitelerinde girişimcilik ve mobil teknolojiler alanında konuşmalar yapan İşbecer, bugüne kadar risk sermayedarlarından hiç yatırım almadan, ürünlerinden elde ettikleri gelirler ile ilerlediklerini belirtti. Girişimcilerin sürdürülebilir, özgün ve iyi bir iş modeli kurduklarında rekabet, danışmanlık veya yatırım ile uğraşması gerekmeyeceğinin altını çizen İşbecer, Türkiye’de lojistik ve banka sektöründe kurumsal hizmet alanında büyük potansiyel olduğunu söyledi ve sözlerini şöyle sürdürdü:

“Girişimciliğin birinci yarısını başarıyla tamamladık Türkiye’de. Girişimcilik kavramı literatüre ve kanunlara girdi, ayrı bir kariyer alternatifi olarak görülmeye başladı ve girişim arzı konusunda sıkıntı kalmadı. Şimdi ikinci bir cephede topyekün mücadele gerekiyor. Türkiye’de girişimcilik kültürünü ve ekosistemini geliştirmek istiyorsak, satın alma ve iş yapma kültürümüzü baştan aşağı değiştirmeliyiz. Ne olursa olsun, yeni girişimcileri desteklememiz lazım. Bizim en büyük dezavantajımız, Türkiye’de yıllarca başarılı işlere imza atmış genç girişimcilerin kapıdaki bekçiyi bile geçemiyor olması. Girişimciler birbirine destek olmalı ve birbirinden hizmet almalı. Türkiye ise, yatırımcılar ve tüm kurumları ile birlikte, 2023 devlet hedefleri kapsamında orta gelir tuzağından kurtulmak istiyorsa, alternatif modelleri desteklemelidir.”

“Tüm ödemelerimizi kartsız ve mobil yapacağımız günler gelecek”
Mastercard Ödeme Sistemleri Güneydoğu Avrupa Genel Müdürü Mete Güney ise, Türkiye’nin girişimcilik ekosisteminde önemli bir yer tutan e-ticaret ve ödeme sistemleri hakkında konuştu. 90′lı yıllarda dünyaya gelen, internet ile nefes alan ve alışveriş yapmayı seven yeni neslin artık asıl hedef tüketici kitlesi olduğunu vurgulayan Güney, yakın zamanda birbirine bağlı cihazlar üzerinden kartsız ödeme günlerinin geleceğine inandığını ve online-offline perakendeyi entegre ve tutarlı ödeme sistemleriyle destekleyen girişimcilerin ekosistemde iz bırakacağını belirtti.

“Özümüze döndük ve yüzümüzü girişimcilere çevirdik” 
Paypal’ın girişimci ve yazılımcı ekosisteminden sorumlu olan Orkun Saitoğlu ise, Türkiye’de e-ticarete verilen önemin çok önemli olduğunu ama girişimcilik kültürünü oturtmak için teknolojiye ve teknoloji firmalarına da aynı desteğin sağlanması gerektiğini söyledi. PayPal Türkiye’nin özüne dönerek bundan böyle yeniden girişimcilere destek olacağını belirten Saitoğlu, 190 ülkede 26 para birimi ile çalışan PayPal’ın yeni çıkardığı girişimci destek paketi “Blueprint”in tanıtımını yaparak, girişimcilere mentorluk desteğinin yanı sıra uluslararası bağlantıların kurulması için de yardımcı olacaklarını dile getirdi.

“Japonya-Türkiye dostluğu girişim ekosistemini güçlendirebilir”
Japonya, ABD, Hindistan, Güneydoğu Asya ve Avrupa arasındaki online ticaret hakkında deneyime sahip olan Netprice Başkanı ve Grup CEO’su Teruhide Sato, 1999′dan bu yana 83 şirkete, 2013′te de 24 şirkete yatırım yaptıklarını belirtti. Bu şirketler arasında EasyPay ve Akakce.com gibi Türk şirketlerinin de olduğunu söyleyen Sato, ekosistemin gelişimini etkileyen en önemli unsurlardan birinin nüfus ve demografi olduğuna dikkat çekti. Türkiye’nin kalabalık nüfusunu iyi değerlendirmesi gerektiğini söyleyen Sato, hükümetler düzeyinde Japonya ve Türkiye dostluğuna gönderme yaptı ve yakın gelecekte Türkiye’deki girişim ve yatırımcılarla işbirliği halinde olmak istediklerini belirtti.

“M-ticaret ile beslenen demo-şehirler inşa edin”
Sato’dan sonra sözü, 1980′lerden bu yana kazanan iş stratejilerini yakından inceleyen, geleneksel düşünce yapılarını ve eski hiyerarşileri altüst eden yönetim yaklaşımları üzerine danışmanlık hizmeti veren yazar ve Place Invest AB’nın sahibi Christer Asplund aldı. Asplund, bir ülkede girişimcilik kültürünün geliştirilmesi için cesur kararlar almak gerektiğine dikkat çekti. Skype ve Spotify kurucularını kahramana dönüştürerek küresel girişimler yarattıklarının altını çizen Asplund, yetenek yönetiminin ve iş ağı oluşturmak için düzenlenebilecek özel etkinliklerin önemine değinirken son olarak katılımcılara şu tavsiyeyi sundu: “Şehrinizi mobil ticaret ile beslenen bir mekana dönüştürebilirsiniz. Yeni geliştirilen mobil uygulamaları geniş kitlelere ve turistlere yayabileceğiniz bir demo-şehir inşa etmekle başlayabilirsiniz.”

Finlandiya Appcampus’te koçluk hizmeti veren ve yatırım yapılabilir projeleri yöneten Toni Perämäki ise, İskandinav’daki örneklerden yola çıkarak Helsinki’deki hızlandırıcıların ne durumda olduğuna dair bilgi verdi. Potansiyel ekipleri bulmak ve ekosistemi güçlendirecek ortak etkinlikler düzenlemek için Startup Turkey’ye geldiğini belirten Perämäki, özellikle mobil yazılımlar geliştiren girişimciler ile ilgilendiklerini vurguladı.

“Fatih Projesi ile kendi Silikon Vadinizi yaratın”
İnternet reklamcılığı ve reklam teknolojileri şirketlerine danışmanlık yapan, bugüne kadar 680 şirkete fon sağlayan San Fransico çıkışlı 500 Startups’ın kurucusu Marvin Liao da Silikon Vadisi’nin bir hayal olmadığını, fakat ikinci bir Silikon Vadisi’ni yerelde kurmanın daha önemli olduğunu belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: “Bugün girişimcilik kültürünü ve ekosistemini etkileyen birçok faktör var. Pazarın büyüklüğünden teknolojik altyapıya, yasal düzenlemelerden melek yatırımcılar ve risk sermayedarlarının kesintisiz desteğine birçok etken bu kültürü oluşturmaya engel oluyor olabilir. Fakat bunu aşmanın bir yolu, İsrail’den ICQ, Estonya’dan Skype ve Rusya’dan Yandex’in yaptığı gibi, büyük çıkışlar gerçekleştiren şirketlerin kendi ülkesindeki girişim ve yatırım ortamına destek olmasından ve bu kültürün büyümesine katkıda bulunmasından geçer. Fatih Projesi de şu anda sizin için eğitim alanındaki en yakın fırsatlardan biri olabilir.”

Yorumlar (1)

murat 31 Temmuz 2014

umarım ülkemiz için yararlı olur bu tür etkinliklerin düzenlenmesi.

Yorum Yaz